10 Mayıs 2011 Salı

GERİYE SAYIM 7. HAFTA ve BİR TARİF: LİMONLU MİNİ CHEESECAKE

IMG_3565

Son 7 haftadayız... Tabi bu son 7 hafta varsayımı kızımızın tam da 9ay 10 günlük süreyi tamamlaması varsayımından yola çıkarak hesaplanmış bir rakam. Eğer daha erken gelmeye karar verir de aramıza katılırsa içinde bulunduğum hafta belki son 6, belki son 5 haftaya tekabül ediyor olabilir.
Genelde kız çocuklarının daha erken doğduğuna dair bir söylence var. Ne kadar doğru bekleyip göreceğiz...
Son 7 haftanın yazısına bir tarif eşlik etsin istedim. Esasında yıllar önce daha Can'a hamileyken yaptığım bu tarifi nedense o günden sonra yapmaz olmuşum. Can'ın dünyaya gelişiyle fırınımla arama mesafeler girmiş idi. Mesafeler kalktıktan sonra da bir türlü bu tarif listeye girememiş. Ta ki önceki haftaya kadar...
IMG_3548

Tarifin orjinali burada.
İşinin üstadı sevgili Zinnur'un tarifini burada Türkiye koşullarında deneyerek benim ulaştığım memnun kaldığım tarif ise şu şekilde...

Mini Cheesecakeler

Malzemeler:

Tabanı için:

-1 su bardağı dolusu rondodan çekilmiş bisküvi kırığı(Eti Burçak ya da Yulaflı iyi bir seçenek ama siz de benim gibi evde bulunan herhangi bir bisküviden de yapabilirsiniz ben ülker finger kullandım)
-50 gr eritilmiş tereyağı

Kek kısmı için:
-1,5 paket krem peynir
-1/4 cup toz şeker
-1 yemek kaşığı nişasta
-1 yumurta
- 1 paket vanilya aroması(küçük sıvı olanlardan ya da toz paketlerden)
-1 limonun kabuğu
-1-2 yemek kaşığı limon suyu(limon lezzetini daha çok almak için 2 yemek kaşığı limon suyu)

Yapılışı:

Erimiş tereyağı ile rondodan toz haline getirilmiş bisküviler karıştırılarak tereyağ bisküvilere yedirilir. Bu karışımdan birer tatlı kaşığı karışım muffin kağıdı yerleştirilmiş muffin kalıplarına pay edilir. Muffin kalıbının taban çapına eş düz tabanlı bir bardak yardımıyla karışım tabana eşit bir şekilde bastırılarak yayılır.

Krem peyniri ayrı bir kapta toz şeker ile çırpılarak üzerine yumurta, vanilya, nişasta, limon kabuğu ve suyu ilave edilir. Bu aşamadan sonra çok fazla çırpmaya gerek olmuyor. Karışımı muffin kalıplarına pay ederek önceden ısıtılmış 175 dereceli fırında cheesecakelerin üzeri hafif kızarıncaya kadar pişirin.

IMG_3555

Ve bu cheesecakeleri mümkünse bir hafta sabredip de yiyin. Tabi bu sürede buzdolabında bekleyecekler. İnanın lezzeti her geçen gün daha güzel oluyor.
Bir hafta sonrasına kalan son cheesecake in lezzeti bambaşkaydı.
Çok kolay değil ama sabredebilirseniz siz de bu lezzet ile karşılaşıp bana hak vereceksiniz
:)
Tarif, dar vakitlerde yapılabilecek pratik bir tarif. Dolabınızda her daim krem peynir bulundurun yeter. Sevgili Zinnur'un tarifte bahsettiği ama denemediğini belirttiği daha da pratik bir uygulamayı ben denedim ve vaktiniz darsa yapılabileceğini ama daha güzel bir cheesecake tabanı için benim yukarıda bahsettiğim taban tarifini uygulamanızı öneririm. Vaktiniz daha da kısıtlıysa ya da üşeniyorsanız doğrudan eti yulaflı bisküvilerden birer tane kek tabanlarına pay ederek cheesecake tabanınızı oluşturabilirsiniz. Ben 3 tanesinde bu şekilde denedim ve yerken hafif dağılma ve kısmen daha yumuşak bir taban olmasından başka bir sorun görmedim. Bu arada tarifi ilk yapışta iki ölçü yaptığımı da belirteyim. Bol kısmetlisi olan bir cheesecake oldu.

Guru arayışı.

Guru* bir konu hakkında sınırsız bilgisi olup bunu diğerlerine öğreten demektir. Yoga çalışmalarında herkesin bir Gurusu vardır, herkes bir gün kendi Guru'sunu bulur, kendi ışığına gider der hatta büyük hocalar. Aramaya gerek yoktur, ansızın karşına çıkar. Ben yogaya başladığım vakit bambaşka bir hayatım vardı, şimdiki Hocam Ersin Saran'dan ders alabilmek için tam 6 ay boyunca beklemiştim, ordaki

6 Mayıs 2011 Cuma

İyi ki doğdun Canım annem!

Bugün benim annemin doğumgünü, aslında benim de doğumgünüm, beni dünyaya getirdiği için.Her zor anımda yanımda olduğu, sırtımdan elini hiç eksik etmediğini, varlığıyla beni hep rahatlattığı, hiçbir sıkıntısını hissettirmediği, bana hep iyi olmayı öğrettiği, hayatın tüm zorluklarına rağmen beni iyi bir insan olarak yetiştirdiği için onu çok ama çok seviyorum.İyi ki doğdun Anne..iyi ki varsın! Seni

5 Mayıs 2011 Perşembe

U.S.Amaaaa!
























COŞKUN GÖLE

Bahar ne gelir ne gelmez.

Bu sene kararsız havalar, muhtemel milletin kararsızlığı ve karanlığı havalara yansıdı. Tam hah yaz geldi diyoruz, yağmur ama ne yağmur, bardaktan boşanırcasına, aman ne yağmak, gök gürültüleri şimşekler eşliğinde, Leo'nun arabasını bir koruması var, footmuff denilen, tam onu çıkarmıştık yine taktık.Ne zaman açar bu havalar? Bence bizim yüzümüz güldüğü zaman. Belli ki o da yaz, o da bir ihtimal.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Usame bin kim?


Usame bin Laden olduğu iddia edilen bir kişi 2 Mayıs 2011 sabahı Pakistan'ın Abbotabad kentinde Amerikan komandoları tarafından öldürüldü. Ya da öldürüldüğü iddia edildi.

Usame bin Ladin diye biri var mı?
1998 gibi bir tarihe kadar vardı muhtemelen. O günden bu yana yaşadığına dair bir kanıt duymadım. Yaşadığının yegâne delili bildiğim kadarıyla 2001 yılında bilinmeyen kaynaklardan dolaşıma sokulmuş olan dört veya beş tane video kasetiydi. Bu videoların Los Angeles’ta herhangi bir stüdyoda çekilmediğinden emin olamıyorum.

11 Eylül 2001 saldırılarını Usame bin Ladin mi düzenledi?
Bildiğim kadarıyla bu konudaki TEK delil UbL olduğu iddia edilen sakallı bir adamın video yoluyla suçu üstlenmesi. Saldırılara karıştığı iddia edilen kişilerin itiraflarında UbL ile şahsen karşılaştıklarına veya ondan emir aldıklarına dair bir şey yok.

Herhangi bir medeni mahkemede (hatta Türkiye’de adına “mahkeme” denilen sirk şovlarında bile) birinin video yoluyla suçu üstlenmesi delil sayılmaz. İtirafın delil değeri kazanması için mahkeme huzurunda yapılması ve çapraz sorgulamaya tabi tutulması gerekir. Yoksa herhangi bir soytarı çıkıp Karındeşen Jak’ın cinayetlerini kendisinin işlediğini iddia edebilir.

Geçen gün öldürülen kişi Usame bin Ladin miydi?
Üçüncü sınıf taşra savcısı bile bilir ki, savcı olmasa hükümet tabibi huzurunda kimlik tesbiti yapmadıkça bir kişinin ölümüne karar verilemez. Cesedi kim teşhis etti? Neden apar topar “denize attılar”? Mezarının tehlikeli olacağını düşündülerse bile (ki inandırıcı değil) denize atmadan evvel neden 24 saat bekleyip iki tane hükümet tabibine teşhis ettirmediler?

Saldırıya uğrayan ev 1 milyon dolar değerinde miydi?
Fotoğraflarda yaklaşık 170 metrekare üzerine 3 katlı bir gecekondu/apartman ve müştemilatı görülüyor. Abbotabad gayrımenkul ilanlarına baktığımızda Kakul Road üzerinde 8 yatak odalı, “exceptionally large” avlulu, “beautifully constructed” bir evin fiyatı 6 milyon rupi = 70.000 dolar civarında görünüyor. Kentte bulabildiğim en pahalı satılık ev 28 milyon rupi, yani 300.000 dolar kadar.

Haberlerde “çevresindeki evlerden 10 kat büyük” olduğu ileri sürülen evin o yöredeki tüm evlerle aşağı yukarı aynı büyüklükte olduğu GoogleEarth’te net olarak görülüyor (bkz. 34 10’ 09’’ kuzey, 73 14’ 33’’ doğu). Müştemilatları biraz daha fazla sadece.

Saldırya uğrayan ev, dünyanın en “wanted” adamının saklanabileceği bir ev mi?
Abbotabad Pakistan’ın nisbeten müreffeh ve turistik bir kenti. İlanlarda çok sayıda emekli subay, doktor, muhasebeci vb. görünüyor.

Evin bulunduğu semt 2001’den sonra imara açılmış, hali vakti yerinde, yarı-kırsal bir alan. Aynı sokakta 10-15 müstakil ev var. Birçoğu saldırıya uğrayan ev gibi takriben 1.80 yükseklikte güvenlik duvarlarıyla çevrili. 130 metre uzaklıkta çarşı olduğu anlaşılan cadde bulunuyor.

Benim fikrimce hangi bakkala sorarsanız o sokakta yaşayan bir tuhaf Arabı bilir.

*
Var bu işte bir yamuk.

22 Ağustos, aslında hepimizin cehaletinin başlangıcı.

Ne ki bu..yazmayın..konuşmayın..bilgilenmeyin..herşey yasak herşey günah..ileri demokrasi ama arap ülkeleriyle eşit düzeyde..biz de bu yakışır.Vee seçim öncesi yetmez ama evetcilere son bomba. 22 ağustos'ta 4 ceşit filtreden biri bizim, seç beğen al..Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket olarak çeşitlenen paketlerde bildiğiniz sansürler uygulanacak. Bu arada seçtiğiniz paket çercevesinde girip

3 Mayıs 2011 Salı

Benim bir projem var!

Bu aralar hem önemli kararlar alma zamanları, hem de kendim için birşeyler yapma zamanları.Aklımda bir proje vardı çok uzundur, kendi oğluma aldığım ürünleri diğer annelere kendi fikir ve tecrübelerimle sunabileceğim bir yer.Araba koltuğu mesela, piyasada onlarcası var, binlerce liralara, alırken ciddi araştırmalar yaptığımız,saatlerimizi harcadığımız. Ben araştırdım, soruşturdum, denedim ve

2 Mayıs 2011 Pazartesi

GERİYE SAYIM 8 HAFTA -YUNANİSTAN GEZİSİ

Bizde hafif bir telaş var... Daha çok gezme telaşı...

2.bebeğin gelişiyle gezmelerimize ani bir ara verecek olmanın korkusuyla son gayretle yapılan geziler geziler...

İsviçre'ye kış vakti gitmemizin sebebi de buydu, zira Haziran döneminde bu gidiş mümkün olmayacaktı, olsa benim için rahat olmayacaktı, bebeğin eli kulağında olduğu vakitler olacak idi...

Lakin İsviçre'ye kışın gitmekle kalmadık, duramadık yerimizde ve bir sınır daha geçtik geçtiğimiz ay...

DSC05082
2011-04-09 Yunanistan Selanik Kavala gezisi
6.5 aylık hamile olarak gece otobüs yolculuğu dışında pek güzel bir tatildi benim ve maailemiz için.
Tur ile gittik bu kez. Fiyatlar ekonomik, süre kısıtlı, araba ile gitmek gelmek problem olunca...
Ama görüldü ki bu güzel ülkeye arabayla da gitmek bir deniz tatili yapmak, daha yakından tanımak, o havayı solumak şart... Yetmedi iki gün, tahminimden çok öteydi bende bıraktığı etki...

Gelelim tatilin seyrine...
O gün işten gelip bavulu hazırlayıp hadi dedik gidiyoruz. Saat 23.00 civarı tur otobüsüne yerleştik. Çok gitmedik ki Can gece uykusuna daldı bile. Gözlerini sabah Yunanistan'da açacaktı...
Aynı tur şirketi ile 2 ay öncesinde bir Abant-Gölcük turuna katılmış idik. En arka koltukta bize yer vermişlerdi ve çok rahat ettik gezi boyunca. Koltuklardaki bacak mesafesi çok daha genişti, eşyalarımızı koyacak daha geniş alan vardı. Can'ın bitmek bilmez soruları pek kimseyi rahatsız etmiyordu. Önümüzde, sağımızda ve onların önünde oturan ahali de üniversite arkadaşlarım olduğundan yabancı kimselerden çekinip Can'ı hiç uyarmak zorunda kalmadık en azından:)
Bu sefer özellikle turu önceden arayıp en arka koltukta gitmek istediğimizi söyledim. İyi ki de böyle yaptık. Biz 3 koltuk aldığımız halde yanımıza da kimseyi vermemiş olmalarından sebep Can iki koltukta boylu boyunca sabaha kadar uyudu böylece rahat rahat... Boynu bir sağa bir sola düşüp de rahatsız olmadı.
Gümrükteki kontrollerde uyandırmayıp durumu görevli memurlara bildirdik. Onlar da otobüsün arkasına kadar gidip kontrol ettiler. Oysa ki biz ve diğer yolcular bu kontrolleri gece yarısı geçmişken açık havada kuyrukta bekleyerek olduk. Hem Türkiye çıkışında hem Yunanistan girişinde iki kez üstelik. Bu noktada ben müsaade isteyip ilk sıradan kontrolden geçip otobüse geri döndüm.

Yunanistan'da bizi çok ama çok güzel bir hava bekliyordu. Oysa ki o haftasonu İstanbul soğuk ve yağışlı havanın etkisi altındaydı.

Yunanistan'da ilk durağımız sabah kahvaltısında bir dinlenme tesisi oldu. Börek konusunda Yunanistan'ın da dahil olduğu Balkan ülkeleri bu işi çok iyi biliyorlar. El açması, çıtır çıtır lezzet, nefis peynir...
Türkiye'de bu lezzetle her yerde karşılaşamazsınız ama bu ülkede adım başı karşılaşıyorsunuz.
Bu esnada fotoğraf çekmek hiç aklımıza gelmemiş. Sabah mahmurluğu ve böreğin lezzeti bize herşeyi unutturmuş.

Sonrasında ilk durağımız Selanik oldu. Önce bir klise ziyareti oldu. Bu esnada bir ayin ve ekmek kutsama töreni vardı. Her cumartesi yapılan bu kutsama da insanlar ekmeklerini getirip kutsatıp geri götürüyorlar.
IMG_3150
IMG_3149

Bir diğer ilgimizi çeken ise kliseye gelen bazı hanımların dağıttığı bir yiyecek idi. Tarçın, toz şeker ve haşlanmış buğday(diş buğdayındaki gibi) karışımı idi dağıtılan. Evlerinde yapıp getirdikleri bu karışımı oradakilerden isteyenlere bardaklara pay ederek veriyorlar. Almak isteyenler yanına gidiyorlar genelde.
IMG_3159
Biz de merak edip aldık ve tadına baktık...

Sonrasında ziyaret Ata'mızın eviydi. Ancak içerdeki bir başka turist grubun olmasından sebep beklemeyip şehrin kalesine yola çıktık. En çok hoşuma giden kısımlardan biriydi. Şehrin kalabalığı ile henüz tanışmamıştık. Kale civarında yaptığımız serbest zaman gezisinde buralar çok hoşumuza gidecekti. Bir pastaneye rastladık bu esnada ve birbirinden güzel şerbetli tatlılar dikkatimizi çekti. Kendimize birşeyler seçip aldık. Can'da karamelli şekerlerden seçti kendisine. Hepsine çok normal bir fiyat ödedik. Ancak her yerde durum böyle olmayacaktı. Özellikle turların götürdüğü alışveriş mekanlarından uzak durup kendiniz bulmalısınız alışveriş yapacağınız yerleri. Fiyatlar çok farkedecek inanın.

DSC05034

Can burada bir parkta kendine arkadaş buldu hemen. Turla gitmenin kötü tarafı serbest zamanların kısıtlı olup tura geri katılma zorunluluğundan dilediğinizce vakit geçirememeniz. İyi tarafı ise kısıtlı zamanda o şehrin ünlü ya da görülmesi gereken tüm mekanlarına kısadan da olsa ziyaret imkanı sağlaması.
Selanik merkezine inip önce Ata'mızın evini gezip sonra da şehri gezmek üzere yola çıkıldı. Kısa bir şehir turundan sonra serbest zaman verildi. Ancak gördüm ki yukarılar şehre uzak yerler çok da sıcak samimi, İzmir'e çok benzeyen Selanik şehri'nin kordon boyunu anımsatan ünlü caddesindeki tüm kafeler restoranlar tıklım tıklımdı. Önce biraz dinlenmek amaçlı parklardan birinde çimlere uzandık. Güneş o kadar güzeldi ki biraz ondan kaçıp gölge bir yer aramak zorunda kaldık kendimize... Enerjimizi burada topladıktan sonra yürüyüşe başladık yeniden sahil boyunca... Genç nüfus buradaydı hep. Cumartesinin keyfini çıkarıyorlardı.

İkindiye doğru otele dönüş vardı. Can otobüste başlayan uykusuna otelde devam etti.
Otelin balkon manzarası bizi çok memnun edecekti.

IMG_3238
Can'ın uyandıktan sonra akşam yemeğimizi otelde yiyip günün son ışıklarını değerlendirmek için hemen çevrede yürüyüşe çıktık. Otel çevresi Selanik'in nezih semtlerinden biri olsa gerekti. Lüks arabalar, evler vardı, düzenli bir yerleşim. Can'ın tam istediği gibi bir oyun parkı gözümüze çarptı yürüyüş sırasında... Güneş batana dek buradaydık artık... Can'ın bisikletinin taliplileri bile çıkmıştı hemen:)

IMG_3225

Ertesi gün kahvaltıyı takiben yolculuk Kavala'ya idi... Bir başka güzel sahil kentiydi Kavala...

IMG_3345

Burada da kaleye çıktık. Turdan ayrılıp da yaptık bunu. Sonradan öğrendik ki kaleye çıkmamış otobüsün geri kalanı. Çok şey kaçırmışlardı. En keyifli ve güzel vakitleri burada geçirdik Can ile...
Yol boyunca kendimi bir Ege sahil kasabasında dolaşıyormuş gibi hissettim.
Arnavut kaldırımı yollar...
IMG_3246

Türklerden kalma cumbalı evler...
IMG_3257

Ve bu manzarayı tamamlayan kediler...
IMG_3508

Kaleye cüzi bir bedel ödeyip giriyorsunuz, bütün Kavala'yı doyasıya seyretmenin keyfini yaşıyorsunuz. Can kale girişinde verilen harita ile epey oynadı. Keyifle gezdi kaleyi...

IMG_3313IMG_3335

Kale içinde ki çimenler uğur böcekleri ile doluydu. Bol bol uğur böceği yakalayıp uçurduk parmaklarımızdan Can ile. Çok keyif aldı bu işten Can. Uğur böcekleri kadar sevilen bir başka böcek var mı acaba? Evet var, biz bulduk bir tane. O da kızımızın ismi olacak kısmetse:)
IMG_3428

Kale gezisinden sonra yine aynı keyfi alarak aşağı şehre yürüyüşe çıktık. Burada bulduğumuz bir lunapark yine Can'ı ve dolayısıyla bizi mest edecekti.

DSC05101
Kavala sahil çok daha sakin bir yer Selanik sahil boyuna göre. Daha tercih edilir bir yer böylece. Meze ve balık yemek için de çok aramanıza gerek olmadan güzel restoranlar bulabiliyorsunuz. Selanik'de durum böyle değildi.

Ve artık geri dönüş yolculuğu başladı. Kavala'dan biraz uzakta Kavala Kurabiyesi, sakız reçeli gibi yöresel ürünler alabileceğimiz bir mekanda duruldu. Diğer Türk şehirlerinden geçildi. Dedeağaç ve İskeçe vardı güzergahta... Kısa molalar verildi. Bu molalarda sadece sahil boyu gezi yapacak kadar vakit vardı.
Ve sonrasında gümrük çilesinde 1 saat... Türkiye sınırında Tekirdağ civarında yenen birşeye benzemeyen köfte, yoğurt salata karşılığında gelen hesap ile ne oluyor yahu deyişimiz... Bizimle beraber birileri daha yedi içti de onlarınkini de mi biz ödüyoruz dedirten bir hesaptı. Tesisin adını şimdi hatırlayamadığımdan buraya da yazamıyorum. Yoksa kendilerini ifşa etmeyi çok ama çok isterdim.
Ve gece 23.00da tam da kalktığımız saatte Feriköy'e varışımız.
Dolu dolu geçen bir haftasonu ertesinde bir gün de dinlenmek için olsaydı ne iyi olurdu. Maalesef yoktu, ertesi sabah kalkıldığında iş-kreş koşturmacası başlayacaktı hepimiz için...

Lastik Pabuç

Pazar günü geleneksel kahvaltımızı ettikten sonra, caddeden biraz zevzeklenelim dedik. Erenköy'de Imaginarium'a uğradık, oğlanın arkadaşı david'in doğumgününe hediye alalım diye, hemen yanında lastik pabuç açılmıştı, aklımın kaldığı bir türlü gidemediğim. Aaa dedik hemen daldık dükkana.Cumartesi bir tivit atmıştım, herkes sahilde kan ter içinde spor yapıyor bense ıhlayarak bebek arabası

29 Nisan 2011 Cuma

ÇIP ÇILGIN PROJE





Ord.Prof.Dr Akıldane Herzekar açıklıyor:

ÇIP ÇILGIN PROJE

Son günlerde kamuoyunun ilgisini toplayan “Çılgın Proje” İstanbul’un içinden Karadeniz’e bir kanal açarak ikinci bir boğaz yapılmasını hedeflemektedir. Proje açıklandığında pek çok kişi bunun aslında o kadar çılgın olmadığını, zaman zaman çeşitli kişiler tarafından gündeme getirildiğini söylediler.

Homur’un başyazarı Ord.Prof.Dr Akıldane Herzekar bu projeyi duyunca gülmeye başladı.

“Ben bu projeyi daha 7 yaşındayken tasarlamıştım, ama sonradan çok çocukça çok basit bulduğum için vazgeçtim. Aslında çok daha büyük, çılgın değil çıp çılgın bir projem var. Madem zamanı geldi açıklıyorum o vakit…”

İŞTE HERZEKAR’IN ÇIP ÇILGIN PROJESİ

ASLAN AĞZI TÜRKİYE

NASIL YAPICACAK?

Türkiye enlemesine kesilerek ortasından bir kanal açılacak; sonra iki ucu kuzeye ve güneye doğru açılarak sanki ağzını açmış bir aslan görünümüne getirilecek.

BU PROJEYLE NELER KAZANILACAK?

1-Akdeniz’e bir aslan başı gibi uzanarak (Böylece Nazım’ın kısrak başı benzetmesini de aşmış oluyoruz) düşmanları psikolojik olarak yıpratacağız. “Yaklaşanı ham yaparız!” imajı yaratacağız.

2-Sahillerimiz bir anda birkaç misli artmış olacak, böylece sahillerden alınacak oy oranları ciddi biçimde değişecek.

3-Artık “Kayseri’ye liman yaptıracağım; deniz yoksa deniz de yaptıracağım” diye nutuk atan politikacılarla kimse dalga geçemeyecek.

4-Türkiye, “Kuzey Türkiye” ve “Güney Türkiye” diye iki kısma ayrılacağından Amerika’ya biraz daha benzeyeceğiz.

5-Sahiller artacağından bir sahilden diğer sahile yapılacak köprüler de artacaktır, böylece cemaatin müteahhitlerine yeni iş imkânları bulmuş olacağız.

6-Artık biz de bir okyanusa sahip olmuş olacağız.

7- Ankaraport, Konyaport, Kayseriport, Yozgatport, Sivasport gibi yeni limanlarımız olacak. Buralara marinalar, AVM’ler yapılacak.

NOT:

Projenin patenti Akıldane Herzekar tarafından adına tescil ettirilmiştir; yürütmek isteyenleri uyarırız…



"ASLAN AĞZI TÜRKİYE" PROJESİNİN PANENTİ

28 Nisan 2011 Perşembe

Geçmişten fotoğraflar, geçmişten derken?

Canım Tugba gecen yıl tam da bu günlerde benim doğumuma girmiş, ve bu mucizenin fotoğraflarını çekmişti beni kırmayarak. Bugün o fotoğrafları ilk kez gördüm ben, gözlerim dolarak, bu mucize için tekrar tekrar ve binlerce kez şükrederek baktım tüm fotoğraflara tek tek. Tuğbacım, o kadar güzeller ki, o kadar duygulandım ki, iyi ki hemen vermemişsin fotoğrafları, o taze annelikle nu kadar anlamlı

27 Nisan 2011 Çarşamba

BPA Free...Aman Dikkat

Hamileliğimde eş dost biberonların ve plastik eşyaların özellikle BPA içermeyen olması konusunda beni sıkı uyarmıştı...alık hamile olarak anlamamış ve araştırmıştım hemen...amanın BPA denen Bisphenol A maddesi..plastiğin olmazsa olmazı.. Hemen mini bir alıntı...kaynak şurası.. " Birçok gıda ve içecek kutusunda, bazı tıbbi malzemelerde de kullanılan BPA, vücutta östrojen hormonunu taklit

Kanalistanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

Kanalistanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı,Önce hafiften bir rant dolduruyor ceplerimi,Yavaş yavaş doluyor,Eşin, dostun cepleri,Uzaklarda, çok uzaklarda,Bilinmez bir yerlerde,Kimselere söyleyemeyeceğim bir yerlerde, Kanalistanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalıKanalistanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Gemiler geçiyor, derken;Çil çil, yeşil yeşil, taşarken ceplerimden,El ayak çekiliyor memlekette

26 Nisan 2011 Salı

İyi geceler

3-6 ay arası bebelere uygun pijamalar.Konuya iyi geceler yazarsanız şahane olur.İlk mail atana gider.

Uyku zamanı

Sahibini bulduBu pijamalar bize eski meripoint, yeni kurabiyegiller'in hediyesi.3-6 aylık bebelere uygun..şapkasıda banyo sonrası süpper oluyor.İlk mail atana gider..konuya uyku zamanı yazarsanız süpper olur.

25 Nisan 2011 Pazartesi

GERİYE SAYIM 9.HAFTA, 2. Bebekte Alışveriş

2.bebek alışverişinde biraz daha bilinçli davrandığımı düşünüyorum. İlkinde de yanlış seçimler yapmış değildim aslında ama bazı şeyleri kullanıp deneyip gördükten sonra seçimler tercihler daha farklı olabiliyor.

Bir tanesi çocuk arabası…

Can için travel sistem çocuk arabası almıştık. İyiydi güzeldi ilk 6 ay bir yıl ama bir süre sonra hafif bir puset ihtiyacı oluyor. O vakit bir süre almadık. Hani 2.çocuk planlarda da hiç yoktu, olacağını bilsem alırdım mutlaka. İstediğim beğendiğim hafif puset de normal bir pusete göre epey pahalı kalıyordu. İdareten fiyatı uygun bir puset alınabilirdi, o vakit de Can artık çocuk arabasında durmamaya, kayıp inmeye başlamıştı. 2 yaşındayken ona aldığımız ebeveynin tutup itebileceği bisikleti o kadar sevdik ki çocuk arabasına binmedi hep onu istedi, hal böyleyken de çocuk arabasını artık hiç kullanamaz olduk, böylece puset işi de tarihe karıştı…

Ancak 2.çocukta hiç tereddütsüz alacaktım.

Çünkü artık arabanın bagajında Can’ın bisikleti de olduğundan yanına gelecek olan çocuk arabasının az yer kaplaması gerekiyordu…

Tek başıma iki çocukla bir yere gidecek olsam arabanın gerektiği yerde kolayca katlanıp rahatça taşınabilmesi için de hafif olması şartım vardı…

Bu iki özelliği taşıyıp çıt kırıldım bir şey de olmaması, uçakta bagaj atan görevlilerin hışmına da dayanıklı olması da gerektiğinden…dı dı dıt dı dı dıt....

Bilgisayarın tarama sonuçlarından çıkan araba resmi şudur…







e-bebek’den ve Mothercare’den bakıp stoklarda bulamayınca, biraz da fiyatından sebep İngiltere’den şu siteden sipariş ettik, haftasonu itibariyle de elimize ulaştı ama tabi arkadaşımız vasıtasıyla, site maalesef İngiltere dışına gönderim yapmıyor.




Alınan bir diğer ürün ise şudur.



Can’dayken her akşam iş dönüşü biberonları, süt sağma aparatlarını kaynatmak işkence idi. Bu aletle bu iş 8 dakikada halloluyor. Ocağı açık unuttum, aman boş bir tencere ayarlayayım derdi yok. 2. bebek sonrası da çalışmaya devam edeceğimi, biberonun büyük ihtimal yine hayatımızda olacağını göz önüne alıp sipariş verdim gitti. Berceste’nin bu konuda ki tavsiyesi de bu ürüne doğrudan gitmeme sebep oldu tabi. Ürünün Türkiye’de bulunmayışı yine arkadaşımız sayesinde sorun olmadı. Çocuk arabasıyla birlikte o da geldi. Aslında sterilizatör ile birlikte çocuk arabası geldi desek daha doğru…

Sterilizatörün güzel yanı paketin içinde 2 Avent biberon ve temizleme fırçası ile birlikte komple bir set oluşu. Avent ürünlerinde zaten fiyatlar Türkiye’de iki katı olduğu için bu işe sevindim açıkçası. Can döneminde BPA bilinci hiç yoktu bizlerde. Bütün biberonlar BPA lıydı, bir tek kullandığım Medela’nın ürününde BPA yokmuş. Bu sebepten yeniden biberon alacaktım zaten, bu biberonlar sayesinde bu sayı azalmış olacak. Belki birkaç cam biberon daha ekleyip biberon konusunu kapatırız.

Şu an halen unnado’da 60 tl civarına satılan İngiliz markası Slummberjack uyku tulumlarını sitede yarı fiyatına görünce keşke alsaymışım onlardan da dedim :(

Bu tür ürünlerin Türkiye’de yüksek fiyatlara satılması da çok vahim. Gelir seviyesi olarak en geride olan biziz EU ülkelerine kıyasla. En pahalı fiyatları da Türkiye’ye uyguluyorlar. Avrupa birliğine dahil değiliz anladıkta gümrük birliğine gireli çok oldu. Nedir bu fiyat uçukluğunun sebebi??? Nüfus desen, alım potansiyeli desen bir eksiğimiz yok bu ülkelerden, fazlamız var belki de… Bu fiyat farklarına sebep olan zinciri tamamlayan hangi halka merak ediyorum.


Beni fiyatıyla şaşırtan tek yabancı marka Unnado’da gördüğüm Thebabasling olmuştur. İngiltere’deki ünlü siteden bile çok azda olsa daha uygundu fiyatı, üstelik bir İngiliz markasıyken…

Sanırım biraz marka konumlanması var işin içinde. O dönem Türkiye’de imal edilen slingleri inceledim. Yaz günü kumaş örtüleri altında kalmak istemedim. Sade bir şey olsun benim tüm vücudumu kaplamasın dedim. Bu konuda en sadeleri Thebabasling ve Ergobaby idi. Ancak Ergobaby’nin ilk 3-4 ay kullanma imkanı yoktu. Ben ise esas bu dönem için sling istiyordum. Evdeyken bebeği benimle birlikte her yere taşımak, yemek yapmak, Can ile ilgilenmek aynı zamanda, ev süpürmek belki de… Can’da iken bu sorun oluyordu. Sürekli emzirmek ya da kucakta durmak istiyordu. Memede uyuya kalıyor, ayırıp yerine yatırdığım anda uyanıyordu. Sanırım bebekler bu dönemde anneye yakın olmak o kucakta kalmak istiyorlar. Canımın bir gün limonlu kurabiye çektiğini hatırlıyorum. Kurabiyeyi çok zor şartlar altında Can’ın ağlaması eşliğinde yapabilmiştim. Elim hamura bulanmıştı bir kere. O kadar da basit sıradandı ki tarif. Ona bile vakit yoktu… Yemek işi akşam babamız geldikten sonraya kalıyordu.

Ergobaby’nin ilk 3-4aya yönelik bir yenidoğan adaptörü var ancak yaz mevsimi için çok çok kalın bir aparat. Yaz sıcağında kullanmanın imkanı yoktu hem benim hem bebeğin rahatı için. Bu sebepten belki de geçici bir dönem için kullanacak olsam bile Thebabasling’e karar verdim. Can’da ki deneyimlerim 2. bebekte de oluşursa ürünü tepe tepe kullanırız gözüküyor.


Sling işini bebek de sever ise bir sonraki slingimiz bebeğin de ağırlık gelişimine bağlı olarak Ergobaby ya da Lillebaby olacak. The babaslingin dezavantajı ağırlığı tek omuza bindirmesi çünkü… Bebek büyüyüp ağırlaştıkça uzun yürüyüşlere çıktığımızda bize daha ergonomik bir ürün gerekecek. Bunu o dönem ihtiyaca göre temin etme niyetim var.
Lillebaby Sling

Ergobaby Sling


Ve son olarak emzirme önlüğü, Can’da iken emzirme yastığını çok geçmeden sipariş edip gerçekten büyük memnuniyetle de kullanmıştım. Bebek ufakken rahatlıkla taşınıyor ancak ilerleyen aylarda emzirme süresi de uzun olunca kollara büyük yük biniyordu. Emzirme yastığı bu işi mükemmel çözüyor.


Aynı yastığı kısmetse yine kullanmaya devam edeceğim. Emzirme önlüğünü ise daha sonraları görmüştüm internette. O vakit Can 1 yaşını geçmişti sanırım. Aslında ürüne ihtiyacım da vardı ama idare ettik almadık yine… Şimdi ise alıp hazır ettim bile. Köşe bucak aramayıp bebeği emzirebilmek istiyorum rahatça… İncecik bir ürün olması da güzel yazın sıcağında bizi bunaltmayacak… Aslında çok basit bir ürün, evinizde bile yapabilirsiniz. Ancak fiyatı da bir o kadar makul olunca ne gerek var uğraşmaya diyor insan. Uğraşmak isterseniz evinizde çeşit çeşit emzirme önlükleri yapabilirsiniz kendinize. Dikdörtgen bir kumaşa kumaş bir şerit ya da kurdela geçirmeniz bile yeterli olur sanırım.



Geriye sayımda son 9 haftayı alışveriş notlarıyla aktarmış oldum...

İlk doğumgünü şenlikleri...

Çekirdek aile ile doğumgünü kutlaması yapacağız demiştim ya..çekirdek aile Anane, Dede,Babanne, Ayse, Alara, Siso, Kero,Mete bizdeydi, artık aileden olmuş Kijotlar, Sed ve Sebo'larda...aman bizim Mini bir eğlenmek, bir kahkahalar bir sevimlilikler...başım ağrımadan ilk doğumgününü atlattık hep birlikte..gecenin ilerleyen saatlerinde parti bittiğinde hepimiz yorgun ama mutlu yataklarımıza

HOMUR NKP MİTİNGİNDE










HOMUR'UN YENİ SAYISI 24 NİSAN PAZAR GÜNÜ YAPILAN "NÜKLEER SANTRALLERE HAYIR" MİTİNGİNDE DAĞITILDI


ATAY SÖZER'den GÜNCEL

TİYATRODA YENİ EĞİLİMLER



HEM ŞİFRECİ HEM İNTİHALCİ ALİ BEY



HOMUR İZMİR TUYAP'DA

Lütfü Çakın ve Mustafa Yıldız


16. kez kapılarını açan İzmir Kitap Fuarı, karikatür sergilerine ev sahipliği yaptı. Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilciği standın da “Besleyenler ve Beslenenler” sergisi açılırken, Homur “Allianoi” sergisi ile izleyici karşısına çıktı. Her gün yüzlerce mizah severin akınına uğrayan sergiye, yerel yöneticiler, yazarlar ve sanatçılar da ziyaret etti. Portre karikatür çiziminin yanı sıra karikatür albümü, mizah dergileri ve kartpostalların da bulunduğu standa çocuk ve gençler yoğun ilgi gösterdi.


HOMUR SİLİVRİ'DE



Coşkun Göle




Herkes Homur okuyor




Muharrem Akten'den portre çizimleri





Atilla Atala


Ahmet Erkanlı'dan çocuklara karikatür dersi


22 Nisan 2011 Cuma

You rock Elton!

Bugaboo'nun kullanımı her gecen artıyor, en son benim çok sevdiğim Elton John'da gördüm..You rock Elton demeden geçemedim.Bu arada sevenlerine Elton John 5 Temmuz'da Küçük Çiftlikte. Biletler oldukça tuzlu ama gitmeye değer.

Ne zaman adam oluruz?

Bizim Kero'nun Danimarkalı bir ailesi var, geçen yıl AFS ile gittiği Danimarka'nın küçük bir köyünde evlerini ve kalplerini açan. Bu hafta onlar geldiler, Kero'yu özlemlerinden. Dün gece de bize geldiler, kısa bir kahveye. Sohbet sırasında öğrendiklerim adam olmamıza daha çok olduğunu hatırlattı bana. Bizim liderlerimiz insanımızı pirinçle, çekyatla kandırırken, millet nerelerde diye derin derin

21 Nisan 2011 Perşembe

Neee Doğumgünü mü dediniz?

Estim akıllı der annem bana..aklıma eseni yaptığımdan..çok takmadığımdan gelenek görenek..şu yaşıma geldim hala da gelenek görenek dediler mi hemen ikilerim ortamdan..bunların çeşitlemeleri var elbette,aşırı geleneksel işler, gınalar, gelin hamamları, sünnetler, salonlara tıkışılan düğünler mesela...amanın...derhal.Oğlan dünyaya geldi, sünnet birinci gün..çat..cemiyet mi...ahahaha...ben almayayım

20 Nisan 2011 Çarşamba

GERİYE SAYIM BAŞLADI -10!-

Geriye sayım…

Son 10 hafta…

Bir türlü buraya yazmaya fırsat olmadı şimdiye dek. Önce başka konular, yazılar vardı sırasını bekleyen. Onları bitirip yazmaktı isteğim ama olmuyor bitmiyor…

Ayrı bir yazı olmalıydı bu…




Baktım 10 hafta kalmış geriye, bundan iyi başlık mı olur dedim ve yazdım işte…

10 hafta kala tartı, başlangıcın 8 kg üstünde…



İlk 4 aydaki beslenme sıkıntılarımı ve 5. ayda yaşadığımız amniyosentez deneyimini saymazsak rahat bir hamilelik diyelim…

En önemli işim Can’ı kardeş fikrine alıştırmak...
Şimdilik iyi gidiyor, bir problem de gözükmüyor. Esas durum ise kardeş dünyaya geldiğinde belli olacak. Dikkat, sabır ve anlayış gerekecek bize... Okuyorum şimdi bol bol, bakalım uygulamaya döktüğümüzde durum ne olacak…

Çocuk-bebek konusu dışında da okuyorum bol bol, 10 hafta sonra vaktim olmayacak uzun bir süre muhtemelen…

Ve hazırlıklar bir taraftan…

-Yeni çocuk arabası, eskisi gezmelerimize dayanamayıp havaalanlarında, yollarda kırılıp döküldüğünden artık…

-Yeni Oto koltuğu abiye, küçüğü artık kardeşin olacak…

-Başka yeniler, Can’da alamadığım ama alsamıydım hep dediklerim… Keşke artık çok da kullanamayacağım idare edeyim demeseymişim, alsaymışım. Şimdi alıyorum...

Bir tanesi emzirme önlüğü,

Bir tanesi Sling…

İyi ki almışım ne güzel kullanıyoruz diyebilmek dileğiyle…

Geriye sayım…

10!

19 Nisan 2011 Salı

İyi ki dediğim günlerden biri.

İyi ki dediğim günlerden biri bugün..iyi ki anne olmuşum dediğim birgün..iyi ki Leo Ali'yi yapmışız dediğim.. Bugün Leo'nun doğumgünü..aramıza geldiğinin 1.yılı.Benim tüm dileğim hayatının tamamının en az ilk yılı kadar neşeli, keyifli ve sevgi dolu geçmesi, geriye kalan, para,pul, başarı, nasılsa gelir iyi olanı bulur.Şimdi müsadenizle ona özel bir not:"Seni çok seviyorum! Bilebileceğinden,