24 Temmuz 2012 Salı

Kül







Allahım küllerimden yeniden mi doğuyorum yoksa?! 168 katılım! Ağzımı yaya yaya vauwwww demek istiyorum :) Bu rakamı gördüm ya ölsem de gam yemem artık :) Afferin benim cici okuyucularıma, aynı performansı ileriki çekilişlerde de sizlerden bekliyorum ona göre ;)


Bakalım şanslı 4 okuyucum kimlermiş:




12.sırada bir bebeğinin olmasını çok isteyen çağla tosun...




44. sırada aşk, aşk, aşk diyen Ezginin Günlüğü...




82. sırada huzurla oturacağı bir yuva dileyen Sine'Mmm...




Ve 97. sırada hayatını taçlandıracağı yeni bir iş hayalleri kuran BEREN NEHİR...


Hepinizi tebrik ederim kızlar!




Tabii gönlüm sadece 4 değil tüm okuyucularımı mutlu etmekten yana... Sizlere hediyelerle ulaşamasam da dualarımın sizlerle olduğunuzu bilin ama... Allah herkesin hayallerine kavuşmasını nasip etsin!




Bugün benim için çok heyecanlı bir gün çünkü 1 senelik bir hasretten sonra güzeller güzeli yeğenlerime ve canım ablama kavuşuyorum! Akşam üstü saatlerinde İstanbul'da olacaklar! Gözüm hep saatimde, bir an önce kavuşalım istiyorum :) Allahtan kızım da uslu uslu oturdu ve onlar gelmeden doğmaya kalkmadı, ablam benim bu hamile hallerimi görebilecek diye ayrıca sevinçliyim!


Bugünün bir diğer güzel haberi ise diyetisyenimden geldi; geçen hafta dondurma ve cevizli kek yememe izin verdiği halde hiç kilo almamışım ;) Hala 77 75 kilodayım (anaaa kilomdan haberim yok, yanlışlıkla iki kilo fazla yazmışım!) ve görünen o ki haftaya bu kiloyla doğuma giriyor olacağım ;) Çok şükür ödemim yok, ayaklarım şişmedi, şekerim kontrol altına alındı, diyetin gerçekten müthiş faydasını gördüm. Gelecek haftadan itibaren emzirme dönemim için özel bir diyete geçiyorum, bilinçsizce herşeye saldırmanın, bebeğe süt olur diye tatlıları lüpletmenin hiçbir manası yok! Nasıl, artık akıllanmışım öyle di mi :)




20 Temmuz 2012 Cuma

İYİ Kİ DOĞMUŞUM/Z :)


cerceve-ipek


İpek kızımın ilk yaşını bir kez daha kutladık. Bu kez de yakın aile ve eş-dostumuz ile…

Temmuz’da doğan bir tek kızım değil. Benim doğumgünümdü aynı zamanda… Böylece partiye ortak çıktım İpek’e… Anne-kız doğumgünlerimizi birlikte kutladık.
Özel ayarlama söz konusu olmamakla birlikte ki olması mümkün değil çünkü ikisi de normal doğum ile dünyaya geldiler. Kızım annesinin burcunda olmayı, oğlum ise babasının burcunda olmayı seçtiJ Aynı güne denk gelmese de yakın tarihlerde olmayı ve aynı burçta olmayı başardık en azındanJ Böylece bir uyum yakalamayı başardık sanırım:) 
IMG_8948

Yine açık hava yine yeşillikler, bu kez evimizin karşısındaki parkta idik. Haftaiçi olduğundan piknikçiler de yoktu. Bundan sonra ev içinde doğumgünü kutlamak yok artıkJ

Tema yine cupcakeJ Bu kez pastamız da tek kişilik cupcakeler oldu.IMG_8806 


Alelacele son dakika yapabildim. Bol koşturmaca, bol ter dökülen günün ve akşamın sonunda gece 12lere kadar süren bir kutlama ile mutlu döndük evimize…

El desteğiyle kararında güzel bir menü… IMG_8769IMG_8773Kuru patlıcan ve biber dolması 
Cevizli yoğurtlu havuç salatası
Mercimek köftesi 
Yaprak Sarma 
Peynirli Börek 
Tam Buğday unuyla mayalı açma 
Brownie ve Limonlu cupcakeler 


Plastik tabak, çatal bardak kullanmadık… Mümkün olabildiğince az atık ile çevreye zarar vermedik böylece… Sonradan kullandığımız plastik su bardaklarımızı bile yıkayıp tekrar kullanmak üzere ayırdım. Bize bu fikri aşılayan arkadaşlarımıza ise bir başka mailde başka bir konu ile teşekkür edeceğim.
IMG_8802

Hediye alma faslı ise ayrı güzeldi.
Özlemişim, çocuk gibi mutluydum, sırayla hediyelerimi aldıkça… İpek’de öyleJ

Geçtiğimiz sene Can’ın kusma&ishal olması ile doğumgünüme acı hatıralar eşlik etmişti. Aklımızın ucundan geçmemişti kutlamak… 3 sene önce yine aynı durum yaşanmıştı, yine ishal, yine es geçilen doğum günü… Can sanki özellikle seçiyordu doğumgünlerimi:) 

Artık büyük beklentiler içerisindeydim bu sene doğumgünüme karşı. Nihayetinde şeytanın bacağı kırıldı. Hastalıksız sağlık sıhhat içerisinde bir doğumgünü geçirdik çok şükür…

Kızımla beraber kutladığımız doğum günümüzde önceki yılları telafi ettik…
Özlemişim doğumgünü çocuğu olmayı…

Doğumgünü sonunda herkes İpek için dilek kartlarını yazdı. Henüz okuma yazma bilmeyen abimiz Can ise Elif Ablasına yazdırdı dileklerini:)
IMG_1585

Ve benim en büyük doğumgünü hediyem kızımın bir gün önce yürümeye başlamasıydı… salonda bir koltuktan diğer koltuğa pıtır pıtır yürüyordu tüm şirinliğiyle ve gayretiyle… Her seferinde kocaman bir aferin alarak. Mucize izliyorduk biz sanki. İnanamayan gözler... Oysaki çok doğal 1 yaşındaki bir bebeğin yürümesi. Ama bize sanki dünyanın en inanılmaz olayı gibi geliyorduJ
IMG_8764




Nice güzel yaşlarımız olsun kızım, nice güzel doğumgünlerimiz olsun beraber…

İyi ki var, iyi ki katılmış hayatımıza diyoruz biz senin için babanla her gün birbirimize…

İşten eve geldiğimde beni sevinç çığlıkları ile karşılıyorsun ya tüm yorgunluk tüm stres biranda bırakıyor bedenimi ve saf sevgin doluyor her hücreme…


İyi ki doğdun, iyi ki geldin hayatımıza...
IMG_8841

19 Temmuz 2012 Perşembe

HES PROTESTOSU



SES VER!
Hidroelektrik Santral (HES)projelerine karşı olduğunu her fırsatta dile getiren karadeniz müziğinin modern temsilcisi Marsis grubu, bu doğrultu da bir farkındalık videosu hazırlanmasına öncülük etti. Grubun solisti Korhan Özyıldız tarafından hazırlanan videonun hazırlanmasında bir çok insan gönüllülük esasına dayalı olarak yer aldı.
Korhan Özyıldız bu proje ve HES’lerle ilgili görüşlerini “Sürekli olarak enerji ihtiyaçlarımızdan ve bölge halkına istihdam sağlanacağından bahsedilerek meşrulaştırılmak istenen HES projelerine karşı sesimizi her zamankinden daha fazla çıkartmamız gerekiyordu. Biz de bu bağlamda dostlarımızdan yardım istedik. Bizim böyle enerjilere ihtiyacımız yok. Doğayı ve yaşamı tahrip eden her projenin karşısında yer alacağız. Yaşadığımız coğrafyaya bu hızla zarar vermeye devam etmek kendi bindiğimiz dalı kesmekten farksız. O yüzden artık HES’lere ve yaşama zarar veren her şeye daha yüksek bir SES VER’menin zamanı geldi.” şeklinde açıklıyor.


Projede yer alan isimler ise şu şekilde; Okan Bayülgen, Gülay ,Mert Fırat, Pelin Batu, Yaşar Kurt, Cengiz Bozkurt, Erkan Can, Leman Sam, Harun Tekin, Timur Acar, Hasibe Eren, Haluk Levent, İlkay Akkaya, Aylin Aslım, Bayar Şahin, Şebnem Sönmez, Cahit Berkay, Feryal Öney, Özcan Alper, Tansel Öngel, İnan Ulaş Torun, Toprak Sağlam, Korhan Özyıldız, Nejat Yavaşoğulları, ve Vedat Yıldırım. Ayrıca filme yöre halkından Fitnet Çervatoğlu ve Musa Hindistan de yer almakta. Başköy'ün güzel çocuklarının Pixala (Arılı) Deresi'nin berrak sularının sesi ise videonun finalini oluşturuyor.


Videonun oluşmasına karşılık beklemeden katkı veren isimler ise şu şekilde; Erdem Aydın, Barış Urunlu, Serkan Gürgen, Samed Önsöz, Caner Ceyhan, Çağatay Kadı, Evren Arkman, Erim Arkman, İlker Özyıldız, Şakir Sağlam, Serkan Fidan, Onur Kavecişi, Melike Tufanyazıcı, Özgür Erdönmez , Hasan Saltık , Taner Yavuzaslan, Özcan Demirçi, Aylin Mallı, BGST, Ellipsis

İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYIN

http://youtu.be/xCSgnaXHGdg

HEIDELBERG

Almanya’nın doğa ve tarihinin iç içe olduğu, savaşlardan yara almadan kurtulmayı başarmış, Neckar nehri ile iki yakaya bölünen, yeşillere bürünmüş eski üniversite şehri.


DSC01085 


Heidelberg’i gezi planımıza alışım şu fotoğrafı görmemle olmuştu… Ve kısmetimiz oldu böyle 
bir havada bu şehri ziyaret etmek... Pırıl pırıl gökyüzü... Yemyeşil doğa...

heidelberg


Avrupa’nın en eski en uzun çarşısına sahip olmasıyla da ünlü Heidelberg. Arnavut kaldırımı taşlar sanki Beyoğlu’nun sakin bir gününde geziyor hissetmeme sebep oluyor zaman zaman…


Bu çarşı boyunca yol almak bir keyif. Ara sokaklarına girmek, arka sokaklarında yol almak, ilk kez görülen kareler,keşfedilen dükkânlar, bir kafeden yükselen piyano sesleri, ortancalar... Sahte mi diye dokunuyorum ama her seferinde şaşırıp canlı çiçekler buluyorum. Oysa Türkiye’de o kadar alışmışız ki yapay çiçeklere. Burada ise kusursuz canlı çiçekler sergileniyor her yerde… Çeşitli güzellikte ortancalar beni benden ediyor...


DSC01195


Bir tablo gibi her sokak her ev…


DSC01240DSC01146


Dekorasyon üzerine küçük butik dükkânlar, bunun yanında büyük mağazalar dikkatimi çekiyor benim… Eşim ile yollarımızı ayırıyoruz bu çarşıda. Çünkü ben saatlerimi bu dükkân ve mağazalarda geçirmek istiyorum:) Çocukları da paylaşıyoruz. Her ikimizin de dileği oluyor. O bilişim mağazalarına yol alırken ben kendimi butik dükkân ve dekor mağazalarının atmosferine bırakıyorum.


Farklı türden küçük ama özenli dükkânlar büyüleyici…
Eski köprüye yol alırken sol kolda gördüğüm elişi ürünler satan mekâna girmekten kendimi alamıyorum.
İçerisi çeşit çeşit elişi nakışlarıyla bezeli lavanta keseleri ile dolu.
Seçim yapmakta bir hayli zorlanıyorum, eşimi arayıp yardıma çağırıyorum:)
Nihayetinde kararı yine ilk seçimimden yana kullanıyorum.
Eşim dükkânın bir resmini almak istiyor ama bayan uyarıyor, foto çekimi yasak, saygı duyuyoruz.
Ben mutluyum kelebeğimle ayrılmaktan…


IMG_1583


Bir sonraki durağım olan mağazalarda ise(Butlers ve bir tane daha) İpek’in doğumgünü partisinde, blog buluşmalarımızda kullanılmak üzere malzemelerle ayrılıyorum. Envai çeşit kurdeleler, çeşitli konseptte malzemelerin bir arada satıldığı standlar müşterilere fikir veriyor.


Burası bir üniversite şehri, Almanya’nın en eski üniversitesine sahip(Kuruluş: 1386)
Tesadüfen kendimizi üniversitenin içinde buluyoruz bu ara yol yürüyüşlerinde...
Her ülkeden öğrenciyi barındırıyor. Bizdeki gibi kapılar güvenlikler yok üniversiteye girişte…


Artık geri dönüş vakti otelimize derken dönüş yolunda bizi bir grup bayan durduruyor ve bir şeyler satmak istiyorlar. Biz burun kıvırıp yolumuza devam ederken son bir hamle ile durumu izah ediyorlar. 
Bu bir gelenekmiş, evlenecek hatun sepetindeki çeşitli ıvır zıvırları(el temizleme jeli, deodorant, çocuklar için balon, prezervatif...) satıp karşılığında temsili bir para alıp bir de üstüne t-shirtüne imza almaya çalışıyor. Tabi atayım hemen diyorum ama benden değil eşimden istiyorlar imzayı. Sadece beyler imza atabilirmiş:) Eşim alışverişini yapıyor, imzasını da atıyor Silvia’nın t-shirtüne:)

DSC01259DSC01258 




T-shirtlerinde “All eyes on Silvia- Bütün gözler Silvia’da” yazıyor... Silvia'ya ömür boyu mutluluklar diliyoruz:)



DSC01260


Tatil boyunca karşılaşacağımız 2.sağanak yağışa yakalanıyoruz yürüyüşte…




Starbucks kurtarıcımız oluyor. Islanmadan atlatıyoruz yine, dışarıda deli yağmuru seyrederken kahve içmenin keyfini yaşıyoruz. İçeriye havuza düşmüşe dönen insanlar giriyor koşarak.
DSC01225


Heidelberg’e gelip de Saray’ı(Schloss)görmeden olmaz. Saraya gitmişken de Alman Eczane müzesini gezmemek olmaz, çünkü zaten Şatonun içerisinde:) Bu müzeyi gezerken turuncu kıyafetleriyle Budistler görüyorum.


DSC00736


Sarayın çoğu yıkılmış ancak sırf manzarayı buradan seyretmek için bile dolaşmaya değer… Bir hatıra fotoğrafı çektirmek için de birebir burası… Arkanızda eski şehir..


DSC00751 


Biz bu ziyarette gözümüzü karşı tepeleri kestiriyoruz, yarın ki ziyaretimiz bu tepelere olacak ve köprünün fotoğraflarını bu açıdan alacağız akşam saatlerinde...



Neckar nehri şehri boydan boya ikiye bölmekte ve şehre ait bütün resimleri süsleyen bu nehir üzerinde ki en ünlü köprü, eski köprü diye geçen ve esas ismi Carl Thedor Köprüsü, çarşının bir ucunda yer alıyor. Benim lavanta kesecim ise hemen sol tarafta bu yol üzerinde:)
DSC01191DSC01095


Heidelberg'e ilk geldiğimiz gün konaklama işini Ibishotel’de yapıyoruz. Karlsruhe de kaldığımız otelde yine aynı zincirindi ve bize şahane bir aile odası vermişlerdi. Geniş geniş kalmış idik ancak burada Heidelberg’de kaldığımız otelde bu tarz odalar olmadığını öğreniyoruz. Ve bu aşamada booking.com uygulamasını just in time kullanmanın ne kadar müthiş birşey olduğunu keşfediyoruz. Son dakika fırsatlarını yakalamak demek bu. Yani aylar öncesinden otel rezervasyonu yaptırmaya gerek yok. Son 3 otelimizi bu şekilde buluyoruz hep.
Böylece Heidelberg’de saraya çok kısa mesafede ormanların içinde, şehir manzarasına nazır, Carl Bosch müzesine 3 adım ötede,dört tarafı yeşillikler ile kaplı, bahçesinde keyifle oturduğumuz, kısacası hayran kalıp ayrılmak istemediğimiz butik otelimizi buluyoruz. Çektiğimiz bir fotoğrafın program ile yağlı boya haline çevrilmiş hali aşağıdadır…




DSC01136 


Bir tablodan çıkmış gibi burası… Kuşsesleri, kuş sesleri, kuş sesleri… 24 saat boyunca durmuyor. Rüya gibi, bu bir rüya…


Hem oteli hem şehri beğendiğimizden Heidelberg’de planladığımızdan da fazla kalıyoruz. Ayrılırken de kendi kendimize bir kart atmayı ihmal etmiyoruz… Pulları otel görevlisinden temin edip onlara postaya vermeleri için bırakıyorum. Biz Türkiye’ye döndükten 3-4 gün sonra kartımız da geliyor, ulaşıyor bize:)


IMG_1581 



Otelin kahvaltısı da kendisi gibi güzel… 8 çeşit reçel ile kahvaltı etmek şımarmak demek:) 


DSC01274


Peynirler de aynı şekilde... Daha sonra bu peynir çeşitlerini Aldi marketlerinde buluyor ve yanımızda Türkiye'ye taşıyoruz. Çok sevdik çünkü. Şu sarılı kırmızı ambalajlı Babybell kaşarlar çok şirin. 




DSC01272


Heidelberg’de bizi hayal kırıklığına uğratan tek şey Hayvanat Bahçesi oluyor. Bu tamamen göreceli bir durum olabilir. Zira o kadar güzel hayvanat bahçeleri gezdik gördük ki Almanya’da, beğeni çıtamız iyice yükseldi. Heidelberg çok güzel bir şehir olduğundan büyük bir beklenti ile gittik hayvanat bahçesine de ama hiçbir albeni yoktu. Bahçe düzeni bize göre diğer parklara göre oldukça bakımsızdı. Sabah önce markete gidip çeşit çeşit kahvaltı alışverişi yapıp gitmiştik mekâna. Ufak çaplı rahatça piknik yapabileceğimiz bir mekânı olsa kendimizi mutlu hissedeceğiz ancak böyle bir alan kesinlikle yok. Alanı hızlıca turluyoruz ancak geniş yeşil çimler yok insanların rahatça oturabileceği. Sadece kafeler ve hayvanları seyredebilecek banklar var… Biz gezginleri mutlu etmiyor bu durum. Parkı hafta içi ziyaret ediyor oluşumuzda bizi etkiliyor sanırım. Etraf sakin, sıkıcı bir hava yaratıyor hafiften bu durum. Daha önceki ziyaretlerimiz hep haftasonlarına denk gelmişti çünkü… Derken hayvan dostları ziyaret ettikçe, onların şirinliği karşısında fikrimiz yıkılıp gidiyor... DSC01054




Keçilerin saldırısına uğruyoruz:) İpek şaşkın, çantamızda yiyeceklerin kokusunu aldılar sanırım:)

DSC01048DSC01045


Gebe keçiler var ve biz minik yavruları doğmadan ellerimizle tutuyoruz, hissediyoruz:) İkiz hamileler muhtemelen… 

DSC01039


Bu ağacın içine giripte gökyüzüne baktığımızda nefis bir görüntü çıkıyor karşımıza, 

DSC00981


Sonradan fikrimiz değişse de Hayvanat bahçesinde yine de çok oyalanmayıp tepelere doğru yol alıyoruz. Zaman değerli, keşfedecek çok şey var bu şehirde daha...


Beklentimizin üstünde bir mekanla karşılaşmamız ise Heidelberg tepesinde gerçekleşiyor. Max Planc Enstitüsünün de yer aldığı tepede filozoflar yolunda manzara müthiş.

Bu tepede güneşin batışını seyrediyoruz. Baba-kız iki sevgili gibi elele tutuşmuş bekliyorlar gün batışını:)
DSC00847




Tepede bulunmaktan keyif alan sadece baba-kız değil ana-oğul burada yer alan parka gitmekten büyük keyif duyduk. Masal temalı parkları seviyorum. Her kulübede bir masal ve kukla gösterisi başlıyor. Almanca bilmeyi isterdim. Hikâyeler anlatılıyor ama hep Almanca, biz birşeyler tahmin etmeye çalışıp kuklaların hareketini izliyoruz. 
Can için mi gidiyoruz bu parklara yoksa kendimiz için mi bilemiyorum:) DSC00785DSC00776DSC00781DSC00809


Bir sonraki akşamı karşı tepelerde yapıp buradan Şatonun ve köprünün fotoğrafını çekmeyi planlıyoruz... Yeşil, ne yöne baksak yeşil, çeşit çeşit ağaçlar...


DSC01094 DSC01070


Heidelberg bizde o kadar güzel etkiler bıraktı ki burada su altı fotoğraf makinemizi ve beraberinde neyse ki başka değerli bir şey içermeyen çantamızı kaybetmiş olmaktan mutsuzluk duymadık. Eşim muhtemelen daha çok üzüldü ama ben hiç üzülemedim nedense.
Dolaştığımız yerlere bakındık sorduk ancak yok…
Bu şehrin bilinmez bir yerinde bıraktık, kaybettik ya da çalındı makinemiz…


Nihayetinde bir parçamızı bu şehirde bırakaraktan ve yıllar sonra yeniden gelme isteğiyle dolu olarak yolumuzu Ludwigsburg’a çeviriyoruz:)

Bir röportaj!



B&Wo dergisi ile bir röportaj yapmıştık, haziran ayı sayıları için, ben koşuşturmaktan bunu başarı ile atlamışım.

Bu tür keyifli işleri pek seviyorum.

Bizim ofisin burda malum Mimar Sinan Camii yapılıyor, yarın başbakan gelecekmiş diye bugünden telefon hatları bir çalışır bir çalışmaz durumda. Üst düzey güvenlik önlemleri adı altında sıradan vatandaş olarak çileli günlerimizin başlayacağı

Ağustos Ayının Çekilişi





Günaydınnn! Bildiğiniz gibi doğuma çok az bir zaman kaldı, ben her an herşey olabilir diye (fazla mı pimpirikliyim ne?!) Ağustos ayının çekilişini şimdiden yapmak istedim. Malum gelecek ay hayatımıza minik bir birey dahil olacağı için beni neler bekliyor hiçbir fikrim yok! Belki kızım çok uslu olacak (Allahım lütfen bana çekmesin benzemesin lütfeeen, aminnnnn!) ve ben yine rutin bir şekilde blogumu güncelleyebileceğim, bunu zaman gösterecek ;)


Bu ay 4 şanslı okuyucuma yaptığım cam yüzüklerden hediye edeceğim. Ama bu seferki cam yüzüklerin hepsinin ayrı bir anlamı var! Sizden istediğim en çok hayalini kurduğunuz şeyi düşünerek bir seçim yapmanız...




Eros'un oklarını artık fırlatması ve aşkı bulmanız mı?




Huzurla içinde oturacağınız bir yuva mı?




Mis gibi kokusunu içine çekeceğiniz bir bebek mi?




Yoksa kendinizi taçlandıracağınız yeni bir iş mi?


Sizin hayaliniz hangisi?




Hamişlerin duası kabul olur derler, yüzüklerimi içinizden geçen hayale tez zamanda kavuşmanızı dileyerek göndereceğim. Yanında bir de kızımın bebek şekeri de olacak, ağzınız tatlansın diye ;)


Çekiliş sonucunu gelecek hafta açıklayacağım, hadi bakalım şimdi hayalleri yazmanın vaktidir ;)