4 Eylül 2013 Çarşamba

4 Eylül 2013

Bugün erken saatlerde çıktık dışarı, titreme, üşüme ve akabinde ıslanma şeklinde döndük eve. Gezmeyi özlemişim, daha da gezesim var ama kuzuyla tempolar çok uymuyor.
Hava genel olarak kapalı, bir fincan ikisi birarada kahveyle gidecek en iyi hamur işi bence. Hamur işi, börek, kek ile serinletmiş olduğum aramız şu aralar yeniden ısınıyor gibi, ne kötü.
Akşama yemeğim varsa pek bir huzurlu oluyorum. Bugün de o günlerden, ıvır zıvır oyalanıyorum bende.

Hayal





 


İstanbul'da hava kapalı, ara ara yağmur çiseliyor ve ben böyle bir havada tatil fotolarını ekliyorum buraya, bir insan kendisine bu kadar işkence eder mi yahu :) Neyse hayıflanmayı bir kenara bırakıp kendimi o güzel koylarda hayal ediyim ben... İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış öyle di mi ;)




Sabah en erken uçak ile indik Dalaman havalimanına... Kahvaltı olarak annemle babam bizi çok keyifli bir yere götürdü. Akyaka'da Nadir Usta'nın Yeri'nde ördekleri besleyerek karnımızı doyurduk ve yola devam ettik.




Marmaris'i geçtik. Ve annemlerin yazlığının bulunduğu Bencik Koyu'na geldik. Müthiş bir yer burası, tabii müthişin anlamı herkese göre değişir. Benim gibi kafa dinlemeyi seven, sakinlikten yana olanlar için burası paha biçilmez ama eğlence ve aksiyonu seven, beach clublardan şaşmayanlar için de pek sıkıcı bir yer...




Baksanıza Nil de benimle aynı fikirde :) Mis gibi orman havası çok iyi geldi bizimkine, anneanneler babaanneler ve dedeler de yanında olunca pek şımardı sormayın gitsin :) 






Nil'in havuz keyfi sadece ayaklarıyla sınırlı kaldı, doktorumuz sadece deniz için izin verdi, havuzu sağlık açısından önermedi.




Bu yüzden her sabah uyanır uyanmaz denizin yolunu tuttuk biz de :) Biz derken baba kız demeliyim aslında, anne fosur fosur uyumayı tercih etti :P




Nil'in plaj terliği Mothercare'den :)




Benim mavi ayakkabılar da K7'den...


Benim tatil kombinlerim yine tek bir ayakkabı etrafında dönen kıyafetlerden yana oldu ;)




Ahhh şu zamane bebekleri! Oyuncak out - ipad & iphone in! Ne yapsak vazgeçiremiyoruz! Kaşla göz arasında yüklediğim uygulamaları siliyor, bir uygulama açıyor beğenmiyorsa parmak hemen alt tuşa gidip kapatıyor, şu aralar Talking Tom favorisi :)




Bir akşam Marmaris'e indik, yat limanında yürüyüş yaptık ve annemle babamın yıllardır vazgeçilmez mekanı Liman Restaurant'ta yemek yedik.




Marmaris'in bir yanı yıllardır hiç değişmedi bana göre; halıcılar, hediyelikçiler, restoranlar, barlar sokağı ve turistleri ile hep aynı... Ama yapılaşma yıllar içinde çok arttı tabii...




Bluzümü hatırladınız mı? Fulardan yapmıştım bunu ;)




Marina'da yürüyüş yaparken Mona Titti Art'a da bir uğradım. Sahibi Bahar Hanım çok tatlı biri, Mona Titti'de cıvıl cıvıl bir mağaza. Geçtiğimiz yıllarda sizlerle de paylaşmıştım zaten... Ama mağazada müşteriler ile ilgilenen bayan bu mağazanın rengarenk yüzüne yakışmayacak derecede mutsuz bir ifadeyle çalışıyor, sanki kapansa da bir an önce evime gitsem der gibi, sadece bir çalışan mı yoksa o da oranın ortağı mı bilmiyorum ama ne olursa olsun müşterilerine karşı güler yüzlü olması gerekiyor diye düşünüyorum...






Güler yüz demişken... Aramızda kalsın bizimki de bu aralar pek cadı oldu. 1 yaşını doldurur doldurmaz sanki karakteri değişti. Her şeye itiraz ediyor, hep kendi istedikleri olsun istiyor, birkaç ay önce bayıla bayıla yediği gıdaları (peynir, yoğurt, balık vesaire) artık ağzına sürmüyor. Bir lokma yesin diye kırk takla atıyorum desem abartmam heralde. Anaaa yandım ben yandımmm!






Bir başka gün annemler bizi Palamut Bükü'ne götürdü. Harika bir denizi var Palamut Bükü'nün, hala keşfedilmemiş olması da çok enteresan doğrusu, gerçi doğallığının bozulmaması açısından bu iyi bir şey tabii :) Deniz kenarında çeşitli yerler var, biz tesadüfen birini seçip oturduk, hem denize girdik hem de yemek yedik.




Şeeeyyy size iki şey itiraf edeceğim... Birincisi; şu 5 günde 1 kilo aldım, sebebi de işte bu ev yapımı patates kızartmaları! Çoğu yer artık dondurulmuş patates verdiği için böyle doğalını bulmuşken kendimi tutamadım ve yedim, malum bizim evde kızartma olmuyor... İkinci itirafıma gelecek olursak... Ay esas bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum :) Bebeklere sağlıklı gıdalar verilmesinden yanayım hala ve bunu elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum, sebze ve balığını buharda pişiriyorum, yoğurdunu keçi sütünden yapıyorum, çavdar ekmeği yediriyorum, esmer pirinç kullanıyorum, her ne kadar organik olduklarını iddia etseler de kavanoz mamalardan uzak duruyorum vesaire... Ama bebekler büyüdükçe tüm bunları uygulamak o kadar da kolay olmuyor maalesef! Hava alanında uçağı beklerken yanımızdaki bir anne oğlunun yediği çubuk krakerden Nil'e de verdi. Bizimki bayıldı tabii ve o gün bugündür çubuk kraker bizim kurtarıcımız oldu :P Şimdi dışarıda zorda kaldıkça Nil'i susturmak için tuzlarını ayıklayıp veriyorum :P Bu mevzuyu Klozet'ime bile yazmıştım, bebeğine çubuk kraker yediren annelere veryansın etmiştim valla o annelerden şimdi huzurlarınızda özür diliyorum hee hee :)






Bu arada artık kimse bu kız sana hiç benzemiyor diyemez, saçlarımıza bakmaları yeterli bence :) 






5 günlük bu keyifli tatil için anneannemize, dedemize ve son iki gününde bize eşlik eden babaannemize, dedemize teşekkür ederiz :)








İşte bizden tüm havadisler böyle, şimdilik hoşçakalın!


3 Eylül 2013 Salı

Ronald Coase has died

Here is the news from the University of Chicago.

Marginal Tax Rates under Obamacare

Back in 2009, I pointed out in a NY Times column that President Obama's healthcare reform would involve substantial increases in implicit marginal tax rates.  I am delighted that Casey Mulligan is now giving the issue some serious attention in two new NBER working papers (here and here).  He reports:
This paper calculates the ACA’s impact on the average reward to working among nonelderly household heads and spouses. The law increases marginal tax rates by an average of five percentage points (of employee compensation), on top of the marginal tax rates that were already present before the it went into effect....Measured in percentage points, the Affordable Care Act will, by 2015, add about twelve times more to average marginal labor income tax rates nationwide than the Massachusetts health reform added to average rates in Massachusetts following its 2006 statewide health reform.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Yazın bitmesiyle..

Bir yazı daha bitirdik, yaşadığımız yer Oakville'de yaz pek hareketki geçti, festivaller, havuzlar, göle girmeler, adaya gitmeler, neler neler!

En keyif aldığımız ise Jazz festivali oldu, 7'den 70'e herkes sandalyelerini alıp downton'a indi, toplam beş sahnede yaklaşık 40 performans oldu, ben şimdi anladım, küçücük çocuklara jazzın nasıl aşılandığını. Tüm bebeler jazz eşliğinde dans ederken anne

3 Eylül 2013

Bugün ben, Çınar ve kedi varız. Sıkıldık biraz, çok temizlik, fazla iş bünyeye iyi gelmedi.
Attık kendimizi bahçeye, çekirdek modundayım, çıt çıt çıt. Tembel, kaygısız, umarsızım, en azından öyle hissediyorum.
Ama güzelliklerde gözümden kaçmıyor. Ankara'daki rutin gezi duraklarımı özledim, en kısa sürede gidip biraz gezmeliyim.

Don't 'Fight for Fifteen'

U Chicago's Allen Sanderson opines on the minimum wage.

Addendum: And here is an interesting new contribution to the empirical literature on minimum wages.

2 Eylül 2013

Eylül ayı gelir gelmez hissettirdi hemen kendisini. Bunaltmayan sıcaklık, akşamları hafif bir serinlik, zaman zaman kapalı ve yağmur atıştırmaları. Yaz ayları dedik, yaz tatili dedik, ne çabuk gelip geçti.
Tatil bu sene pek dinlendiremedi beni, önümüzdeki günlere bakacağız artık. Spontane haftasonları, kısa seyahatler artık önüme ne çıkarsa.
Yaz sonu temizliğinin son deminde perişan biçimde işlerle boğuşurken kuzu koşa koşa geldi yanıma, "anne televizyonda izledim benim canım çok kek çekti, yaparmısınn??" Nasıl yapmam ki, derhal kolları sıvayıp geçtim mutfağa, şimdi kim uğraşacak tarifle, kitapla deyip, kararınca şeker, süt, yumurta ile karıştırıp attım kek tepsisini fırına, iki arada bir derede yapılan, çok özenilmeyen bu kek şahane bişey olmuştu, içine bol limon kabuğu ve bir ufak nişasta ile sünger gibi ve mis limon kokulu, kakaolu bir kek.
Bizimde çalışıp çalışıp acıktığımız bir vakit olunca kaç dilim yedim hatılamıyorum.

GEZİ KARİKATÜRLERİNE GÖZALTI

“Dünya Barış Günü”nde Gezi Karikatürlerine Gözaltı!

Mayıs ayında  Homur Mizah Grubu'nun Mimarlar Odası'nın bir etkinliği olarak Trabzon'da açtığı sergi belediye tarafından kaldırılmıştı. Bu olayın bir benzeri de Didim'de yaşandı; Dünya Barış Günü dolayısıyla açılan "Gezi Karikatürleri Sergisi" kaldırıldı, sergi düzenleyicileri ifadeye çağrıldı.



Beyoğlu’nda bir grup ressamın yaptığı resme postallarıyla basan polislerden sonra yine aynı gün Didim 18. Barış Şenlikleri kapsamında düzenlenen ve “Gezi” direnişini konu alan Uluslarası karikatürlerden oluşan sergi savcılık emriyle toplatıldı. Aralarında “Don Kişot” mizah dergisinin düzenlediği “DirenGezi” karikatür yarışmasında büyük ödülü kazanan Kosovalı çizer Murat Ahmeti’nin de çalışmasının da yer aldığı sergi billboardları Türk ve dünya çizerlerinin on eserinden oluşuyordu.

Karikatürler 31 Ağustos 2013 günü saat 15.00’te cadde üzerindeki reklam panolarına asıldı. Halktan yoğun ilgi gören karikatür sergisi Didim İlçe Emniyet Müdürlüğünce birkaç saat içinde indirildi. İlçede belediyenin düzenlediği 18. Didim Barış Şenlikleri sürerken, savcılık talimatıyla “Gezi Karikatür Sergisi”ni düzenleyenlerle ilgili soruşturma açıldığı öğrenildi. Sergide Carlos LATUFF (Brezilya), Erdoğan KARAYEL (Almanya), Marco De ANGELIS (İtalya), Murat AHMETİ (Kosova) ile Türkiye’den Köksal ÇİFTÇİ, Kürşat ZAMAN, Mehmet GÖLEBATMAZ, Menekşe ÇAM, Muammer OLCAY, Sait MUNZUR’un karikatürleri yer alıyordu. 

Serginin organizatörlüğünü de yapan çizer Mehmet Gölebatmaz’ın avukatı eşliğinde Didim Enmiyet Müdürlüğü’nde “Devlet büyüklerine hakaret” suçlamasıyla ifadesi alındı. Aynı zamanda avukat olan Gölebatmaz’ın (Yakalanan şahsa üstte belirtilen hakların açıkça anlatıldı) cümlesiyle başlayan tutanakta ifadesi özetle şu cümlelerden oluşuyor:

“Benim üzerime atılı olan suçlamayı kabul etmiyorum. Mesleğim avukatlık olsa da karikatüristim. Türkiye’de ve yurtdışında çalışmalarım yayınlanmakta, birçok müzede çalışmalarım bulunmaktadır. Karikatür eleştiri sanatıdır. Devlet büyüklerine kesinlikle hakaret suçu işlemedim, sadece yalakalık yapmıyorum. Sistemde eleştirilmesi gereken noktaları kendi dünya görüşüm ve sanatımla çiziyor ve sergiliyorum. Nitekim 28 Şubat “Postmodern” darbesine en sert eleştiriler getiren çizerlerden biriyim. Sözkonusu sergiyi (bir karikatür de bana ait olmak üzere) üç yabancı ve tanınmış çizer arkadaşlarım olmak üzere toplam on çalışmayla oluşturdum. Tüm organizasyonu ben yaptım. Gerçekten atılı bir suçun işlendiği düşünülüyorsa sorumluluğun tümü bana aittir. Ben darbe dönemlerinde bile ifade vermedim, soruşturma geçirmedim.”

Türk ve dünya karikatürünü buluşturan, “Don Kişot” e-mizah dergisi genel yayın yönetmeni Erdoğan Karayel de bu sergide karikatürü yer alan sanatçılardan biri. O da karikatür sanatına karşı yapılan bu eylemin şaşkınlığıyla tepkilerini şöyle dile getiriyor:
“Almanya’da bu eylemi hayal bile edemiyorum. Karikatürün bir hiciv ve yergi sanatı olduğunu kabul etmekte zorlanan bir zihniyetle yönetiliyor ülkemiz. Üstelik bu sergi uluslararası bir sergi. Büyük ödülü kazanan Kosovalı çizer Murat Ahmeti’ye bunu nasıl açıklayacağımı düşünüyorum. Aynı zamanda İtalyan çizer Marco De Angelis’e ve Brezilya’da yaşayan Filistinli aktivist çizer Carlos Latuff’a...
Bugün benim ikinci hayal kırıklığım. Bildiğiniz gibi bugün “Dünya Barış Günü”. Gezi eylemlerinin simgesi haline gelen İstiklal Caddesi’nde yerlere “Barış” resimleri yapan ressamların çalışmaları polis botlarınca çiğnendi ve tahrip edildi. Bu kare bir ibret karesi olarak tarihteki yerini aldı. Didim gibi CHP’li bir belediyenin hizmet verdiği turistik ve antik bir bölgede böyle bir olayın yaşanması utanç verici büyük bir talihsizliktir. Karikatür doğası gereği özgür ve eleştirel bir sanat dalıdır. Cumhuriyet tarihinde bu sanatın özellikle politik alanda özel bir yeri ve önemi vardır. Demokrasi “özgürlük, adalet ve hoşgörü” kavramlarıyla anlam kazanır. Bugünkü eylemden dolayı dünya karikatürcülerinden ülkem adına özür diliyorum.”

Bu arada sergide karikatürü bulunan Brezilyalı çizer Carlos Latuff da konuyla ilgili bir mesaj gönderdi.
"Başbakan Erdoğan'a pek güvenilmez. Şimon Perez ile kavga edip Davos Konferansı'nı terkettiğinde ciddi değildi.İsrail komandolarının Gazze'ye giden Mavi Marmara insani yardım gemisindeki dokuz Türk vatandaşının canını alması olayından sonra, bizzat kendisinin yeni bir yardım heyetine liderlik yapacağını söylediğinde de ciddi değildi. Kürtlerle bir yandan barışı taahhüt ettiğini söylerken, bir taraftan da Suriye'de savaşı körüklüyor. Ancak Erdoğan, bir konuda çok ciddi: Baskı!. Gezi Parkı direnişçilerine karşı acımasızca yaptığı saldırılardan sonra, şimdi de "Gezi Parkı" sergisini toplatarak gerçek yüzünü ve dönek demokrasi anlayışını deşifre etmiştir."

1 Eylül 2013 Pazar

1 Eylül 2013

Daha bir-iki yıl öncesinde kumaşlarla haşır neşir, örgü için yeni bir renk ip almadan evine dönmeyen, hobi mağazalarından çıkmayan biriyken şimdi bakıyorum kendime, hepsini atmışım bir köşeye. Bir şey denemek, yeni bir şey üretmek adına hiç birşey yapasım gelmiyor. İnsan hayatı dönemlere ayrılmış sanki, bir dönem onlarsız olamazken bir dönem hiç aklınıza gelmiyorlar.
Çocuklar gibi yaş dönümleri, gelen yeni yaşa özgü birtakım değişiklikler mi yaşıyorum acaba diye düşünüyorum.
Neyseki hala sevdiğim birşey var değişmeyen, ortamı bulunca fotoğraf çekmekten çok hoşlanıyorum hala ya da güzel kareleri izlemek hala çok keyifli benim için.
Eski alışkanlıklardan vazgeçmek zor, yapamıyor ama tamamıyla da vazgeçemiyorsunuz, üzeri örgü çiçekli bir yastık yapsam mı diye başlamıştım, bu temizlikte geçti elime, belki yaparım bilmiyorum, iplerimi elden geçirdim tekrar, sonra son bir battaniyeyle elimdeki ipleri değerlendirsem dedim, bakalım önümüzdeki günlerde göreceğiz. Kuzu birinci sınıfa başlıyor, her konuştuğum kişi şiddetle uyarıyor beni "zorr, çok zor günler seni bekliyor diye" bakalım yaşayıp göreceğiz, çok bunaldığımda yine örgüm yetişecek sanki imdadıma.
Haftasonunuz ve yeni haftanız güzel olsun....

30 Ağustos 2013 Cuma

31 Ağustos 2013

Tatil dönüşünden beri beni bekleyen ve bir türlü başlamaya cesaret edemediğim temizlik olayına nihayet giriş yaptık. Boyası, yıkanıp havalanması, camlar derken şu an pestilden halliceyim. Üstelik gündüz pırıl pırıl sildiğim caanım camlar az önce gök gürlemeleri ve akabinde düşen yağmur sayesinde bir gün bile parlak camların keyfini süremeden gitti. Bekledim bekledim sildiğim günün akşamına yağmurun yağmasına mı yanayım ne yapayım bilemiyorum..

30 Ağustos 2013



A Class Act

A profile of Stanley Fischer.

Good News from the Marketplace

It is the beginning of a new academic year, and I am pleased to report that my favorite textbooks are still selling well.

29 Ağustos 2013 Perşembe

Şike Mike








Herkese merhaba! Bir açıklama yapıp kaçacağım hemen.... En son yaptığım çekiliş ile ilgili olarak biri çekilişe katılan kişilere ablama torpil yaptığımı ima eden yorumlar gönderiyormuş. Ortadaki bilgi kirliliğini temizlemek istiyorum, ayrıca kimsenin aklında bir soru işareti kalmasını da istemiyorum. Blogumdaki çekilişleri 4 yıldır düzenliyorum, bunu okuyucularıma bir teşekkür olarak başlattım ve inanın keyif alarak yaptım hepsini. Kimini kendi imkanlarımla düzenledim (bu çanta çekilişimde olduğu gibi), kimini sponsor katkılarıyla... Ve bundaki tek amacım okuyucularımı mutlu etmekti... Hayatımda hiçbir zaman kimsenin hakkını başkasına yedirmedim, her zaman dürüstlükten ve hakkaniyetten yana oldum. Beni bilen biliyor zaten...





Şimdi bunu böyle detaylı açıklıyor olmam bile çok saçma ama yine de kimsenin aklında soru işareti kalmasını istemediğim için belirtmek istiyorum:





Çekilişe birden fazla yorum bırakan kişileri listeye sadece bir kez ekledim. Mesela yıldız twitter adresini de verdiği için 2 defa yorum bırakmış, bu yüzden yıldızı listeye iki defa dahil etmedim. Dolayısıyla 106. sıradaki kişi meleğin oyuncakları oldu.





Ablam yorumlarda Nily olarak görünmüyor çünkü o çekilişle ilgili yorumunu "Telefon" isimli postuma bırakmış.





Şimdi gelelim yorumların detaylarına:





meleğin oyuncakları21/8/13 20:13


yazılarını okuduğumda yüzümde bir gülücük beliriyor :)





Nily21/8/13 20:18


Bitaneeeeem...


Seni cok ozledim! Bu biiiiiir....


Annisin fotoya bayıldım... Bu ikiiiiiiiiiii...


Ve de cekileşe benim adımı da ativer bu sefer... Malum kuşlu muşlu nefis bir çanta...


Öperim lokumlarım....


Xoxox





Adsız21/8/13 20:44


Nil'in fotosu olmayan postlarına yorum bırakasım gelmiyor Noni'm. ^_^


SerpilK





Dolayısıyla ablam yorumu bıraktığı saat itibariyle meleğin oyuncakları ve Serpil K'nın arasında yer aldı ve 107. kişi o oldu. Dolayısıyla hediye de onun oldu. Ablam diye torpil morpil geçmiş değilim yani. Ayrıca bu çekilişler resmi olmadığı için 1. derece yakınlarım da elbette katılabilirler, buna kimsenin bir itirazı yoktur heralde! 4 yılda bir kez piyangonun aileme vurması da hemen art niyet aramayı gerektirmez. Kısacası Noni'niz şike mike (haa haaa bu iki kelimeyi yan yana çok sevdim!) yapmadı hiçbir zaman da yapmaz içiniz rahat olsun. Hepimizin üstünden bir yük kalktığına göre tatilime kaldığım yerden devam edebilirim heralde :)


Repression in China

A professor in China brings this story to my attention:
A renowned professor has confirmed online rumours that his peers will decide whether he will be expelled from China's most eminent university after he made a series of remarks in favour of free speech and constitutional governance. 
Economics professor Xia Yeliang of Peking University was told by his department that his fate would be decided by a faculty vote, he told the South China Morning Post on Monday. 
"They told me it's because of all the things I have said and written," Xia said. "They have threatened me before, but this is the first time they will vote on my expulsion."

My correspondent says that the vote will likely take place in September. He also reports that this is not an isolated incidence.  He writes, "Though you may not be aware, there is a quiet crack down currently under way in China with other professors being removed for similar offenses....I can tell you from my personal experience here, most Chinese faculty at PKU and other elite Chinese institutions having been educated at top schools in the US are appalled but are quite fearful to speak out."

Here are some questions to think about: If a professor at the prominent Peking University is fired for exercising free speech, how should professors in the United States respond?  For example, should American scholars refuse to attend conferences and give talks there?  Is there more we can do?

28 Ağustos 2013 Çarşamba

An Interview with Emily Oster

28 Ağustos 2013

Evimizin huzuruna erişmek güzel, aynı zamanda yemek, temizlik ve günlük işler gibi eski rutini yakalıyorum yavaş yavaş. Ev geniş bir temizlik istiyor, okulların açılmasına az kaldı derken koşturmaca başlıyor. Hiç birisi korkutamıyor gözümü şu yirmilik yaş dişi işkencesi kadar.
Bana dişçi yolları gözüküyor, ayaklarım gitmesede bu durumdan kaçış yok :(

27 Ağustos 2013 Salı

27 Ağustos 2013

Tatil bazen özleyip, gidipte gelmek istemediğimiz bazen de bitse de artık evime, yastığıma, kendi tabak ve bardağıma .... vs'me kavuşsam şekline bürünüyor. Bizde şöyle bir dolanıp nihayet geldik evimize. Bu yıl çok daha fazla hijyen takıntılı biri olup çıktım. Tatilimi biraz zorlaştırsa da ee ne demişler tatilin kötüsü olmaz..
Bol plaj münasebeti vardı bu yıl kuzu nedeniyle, plajda güneşlen güneşlen bir yere kadar, karizmayı boydan boya çizsede kollukları takıp attım kendimi denize.

Macroprudential Regulation

A wise column from John Cochrane.

Ben diktatöre diktatör demem, diktatör diktatör gibi olmayınca

Rahmetli Sezar diktatördü ama kaliteli adamdı. Cömertliğin, cimrilikten daha etkili bir yönetim aracı olduğunu bilenlerdendi.

Roma’nın en puşt şairi Catullus kahredici bir hicviye (1) yazıp kendisine “ibne Roma oğlanı”  (cineade Romule), “rezil, rüşvet yiyici ve kumarbaz” (impudicus et vorax et aleo) deyip, “küçük beyaz bir kumru gibi Roma’da her yatak odasına konan” (perambulabit omnium cubilia ut albulus columbus) Mamurra’nın eşcinsel sevgilisi olduğunu ima ettiğinde ne yaptı? Suetonius tarihinden (2) öğrendiğimize göre, Catullus’u evinde akşam yemeğine davet etti. Yemekte, kendisinden 16 yaş küçük olan şaire, “evladım, orta yaşlı bir politikacının götüyle neden ilgilenirsin” diye sorduğu rivayet edilir. Catullus muhtemelen o yemekten sonra “ak mısın kara mısın Caesar, bilmiyorum, beni ilgilendirmiyor da” diyen şiirini (3) yazıp diktatörün peşini bıraktı. Sonraki yıllarda Caesar’ın destekçisi oldu.

Olayın geçtiği eksi 55 yılında Caesar altı-yedi yıldan beri Roma’da iktidarın fiili sahibi durumundaydı. İmperator (başkumandan) ve Pater patriae (Atarum?) unvanlarına sahipti. Bir süre sonra damadı Pompeius tarafından iktidardan uzaklaştırıldı, bir müddet taşraya gitti. Bir darbeyle geri geldi, ömür boyu Dictator unvanını aldı. 44’te Senato’da bıçaklanarak öldürüldü.

Halen kullandığımız “diktatör” sözcüğünü meşhur eden bu zattır.

NOTLAR
(1) Carmen 29, www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=Perseus%3Atext%3A1999.02.0003%3Apoem%3D29
(2) Suetonius, Iul. 79. www.gutenberg.org/files/6400/6400-h/6400-h.htm
(3) Carmen 93.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

And the bag goes to...





Aaaa yok yooook sizin bana gareziniz var kesin! Bu ayki çekilişime maşallah 199 yorum geldi!!! Allah bereket versin arkası bol olsun da anket zamanı nerdeydiniz te be kızancıklarım :) Rahmetli büyükannem bize hep böyle derdi, nur içinde yatsın... Ay iyi ki bir ankete katıldım öyle di mi, artık dinler durursunuz beni, hala benim çok tatlı biri olduğumu düşünüyorsanız bir daha düşünün bence, bir çene bir çene takıldımı da kalıyor aynı yerde :)




Gelelim çekilişimize... 199 kişiyi excel'e tek tek girerken ceylan gözlerim çipil çipil kaldı ama o kadar güzel şeyler yazmışsınız ki bundan böyle çinliler gibi baksam da vallahi hiç umrumda değil! Hepinize çok teşekkür ederim bu içten yorumlarınız için, aslında lanet hatunun tekiyimdir pisim pistir ama bunu size pek belli etmiyorum kihh kihh :)




Şimdi gelelim sadede... Şeyyy bunu size nasıl söyliycem bilmiyorum ama vallah billah işin içinde bir hinlik yok! Beni az çok tanıdığınız için kimseye torpil geçmediğimi biliyorsunuzdur zaten... 2009 senesinden beri blogumda çekiliş düzenliyorum ve ilk defa bir tanıdığım hem de en yakınım çıktı kuradan, çantayı kazanan kişi Nily yani ablam oldu, gerçekten ben de şok oldum bu duruma, blog dünyamda bir ilk yaşıyorum şu anda! Canım ablam kuş olup yanına uçamıyorum ama sana kuşlu bir çanta gönderiyorum ve güzel günlerde kullanmanı diliyorum!


 


Bu ayın çekilişine katılan herkese tekrar teşekkür ediyorum, o güzel yorumlarınıza da tabii! Eylül ayında yine güzel bir çekiliş ile karşınızda olmayı umut ediyorum! Bugün kısa bir tatile çıkıyoruz, istikamet Marmaris, haftaya görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!