12 Haziran 2014 Perşembe

Kabile





Kendimi Afrika'daki yağmur ormanlarının birinde, uçsuz bucaksız bir yeşilliğin içinde bir kabilede hayal ettim ve bu kombinleri yarattım, büyük ihtimalle geçtiğimiz gün izlediğim belgeselin etkisinde kaldım :)




Sheinside şort tulum, küpe, clutch




Spagetti askılı tulum, taşlı bileklik




Filli kolye, yeşil bluz, çiçekli pantalon




Küpe, fil baskılı t-shirt, haki pantalon




Uzun elbise, küpe




Zürafa baskılı t-shirt, taşlı bileklik, jean




Desenli t-shirt, beyaz jean, bilezik




Zımbalı t-shirt, siyah şort, bilekten bağlamalı ayakkabı







 Leoparlı gözlük, mayo, bileklik




Beats by Dre | The Game Before The Game

11 Haziran 2014 Çarşamba

Los Desterrados - Tu (Sürgün) + Miradores

'Sürgündekiler'le yüzyılın şarkıları
Los Desterrados’un soul, caz, flamenko ve halk müzikleri etkili yeni albümü 'Miradores', 2009’un en iyi dünya müziği albümlerinden biri kabul ediliyor.

Londralı altılı Los Desterrados, bir önceki albümü 'Tu’da olduğu gibi Miradores’te de Sefarad kültürünün kaybolmaya yüz tutmuş parçalarını köklerine sadık kalarak yorumluyor.

Los Desterrados’un bir önceki albümü Tu’yu dünyanın önde gelen müzik dergilerinden Songlines ''zengin dokulu, titreşimli ve ritmik olarak katmanlı'', The Wire ise ''2006’nın En İyi 20 Dünya Müziği albümünden biri'' olarak değerlendirmişti. 'Miradores' de 'Tu’yu aratmayan içeriğiyle çokkültürlü sesini, flamenko ve çingene müziği ekseninde sunuyor.

Tıpkı Tu’daki gibi Miradores’te de Türkiye'nin çok sevilen ve sık sık seslendirilen parçalarına yer veriliyor. Bu anlamda 'Ben Seni Severim' (Si veriyash a la rana), 'Güller ve Dudaklar' ( Pasharo d’ermozura), 'Gül Pembe' (Por la tu puerta yo pasi) albümün öne çıkan parçaları.

Bir önceki albümde romantik bir repertuar seçen Los Desterrados, 'Miradores’te daha neşeli ve hareketli Sefarad parçalarını seslendiriyor.

'Miradores' İspanyolca, Türkçe ve UNESCO tarafından 2002 yılında kaybolan diller konsepti içerisinde korumaya alınan Ladino dilindeki vokalleri ve ud, darbuka, tef, kajun, mandolin gibi geleneksel enstrümanlarla yapılmış modern düzenlemeleriyle 2009’un en iyi dünya müziği albümlerinden biri kabul ediliyor.

Alışkanlık





Sanırım insanın hep belli alışkanlıkları oluyor ve o doğrultuda hareket ediyor. Yoksa bu güzelim parka nadiren gidiyor oluşumun başka bir açıklaması olamaz. Hele ki söz konusu benim gibi doğayı seven biriyse! Göztepe'deki Özgürlük Parkı gerçekten de şehrin bunaltıcı havasından insanı koparıyor ve birazcık soluklanmasını sağlıyor. Bundan böyle belli alışkanlıklarımı yıksam çok daha iyi olacak ;)




Parkın bu tatlı miskinlerini izleyip sakinleşmemek elde değil ki!






Parkın içinde yer alan İnteraktif Çocuk Kütüphanesi'ni canım arkadaşım Ayşe sayesinde öğrendim. Türkiye'nin ilk interaktif çocuk kütüphanesi olma özelliğini taşıyan bu kütüphane Kadıköy Belediyesi ve Kitap Okuyan Çocuklar Projesi bünyesinde 19 Mart tarihinde açılmış. 0-6 yaş grubuna hitap eden İnteraktif Çocuk Kütüphanesi'nde Türkçe ve İngilizce kitap okuma, boyama, fide dikimi, yaratıcı drama, ritmik dans gibi çeşitli etkinlikler ücretsiz olarak düzenleniyormuş. Etkinliklerin bir kısmı gönüllü veliler tarafından bir kısmı da Kadıköy Belediyesi Çocuk Sanat Merkezi dans ve tiyatro öğretmenleri tarafından sağlanıyormuş. Ben en kısa zamanda dansı bir denemek istiyorum, Niloşun hareketliliğine ancak o uyar gibi görünüyor :)




















Bütün analar kuzularını sarmalamış :)














 "Şşttt birine mi bakmıştın yeğenim?!" der gibi bakmış di mi hii hii :)








Şu aralar chunky heels denilen bu kalın tabanlı ayakkabılara takmış durumdayım. Bu ayakkabıları da Sammydress'ten aldım, açıkçası fiyatına bakınca beklentimi düşük tutmuştum ama kaba görüntüsüne rağmen o kadar rahat çıktı ki, bunun üzerine tükenmeden hemen şunu da sipariş ettim :)




Bu deri bileklik Bostanlı'ya ne zaman gitsem mutlaka uğradığım Dükkan Leyla'dan... Deri ve gümüş takıları, melekli ve baykuşlu hediyelikleri ile rengarenk bir dükkan burası... Bir sonraki İzmir seyahatimde buranın fotoğraflarını çeksem sanırım daha iyi anlatmış olurum :) Turkuaz yüzüğüm de canım arkadaşım Kristin'in koleksiyonundan...


















Böyle mışıl mışıl uyuduğumuza göre tombaklar doymuş olmalı ne güzel :)




















Bluz: H&M


Çanta: Sammydress


Ayakkabı: Sammydress


Şapka: Zara


Yüzük: Evihan


Küpe: I Am


Bileklik: Dükkan Leyla (Bostanlı/İzmir)



Monopsony

Muzika Kurdi Ya Seraye (Kürt Saray Müziği)






1. Evina Xani (Xani'nin sevdası)
2. Duri (Uzaklık)
3. Dengi (Sesli)
4. Dil (Tutsak)
5. Newroz (Nevruz)
6. Rizgari (Kurtuluş)
7. Eşa Meme (Mem'in acısı)
8.Serkeftin (Başarı)
9. Şahi (Şölen)
10. Neviye Baba (Babanın Torunu)
11. Baye Eşge (Sevda Yeli)

taşra hep hazırdır aşka....

10 Haziran 2014 Salı

Runiy Rahatlığı


Maç İzleyen Futbola İlgisiz Sevgili


Yaşam size tahmin ettiğinizden çok daha az vakit sunuyor. Hele ki benim gibi sevgili ile farklı saatlerde çalışıyorsanız Dünya Kupası boyunca futbola ilgili olsun ya da olmasın pek çok maçı beraber izlemek zorunda kalabilrsiniz. Buradan da sevgililere Bild'in derlediği biraz da benim eklediğim bazı KURULMAMASI gereken cümleleri sıralamak isterim. Normal koşullarda çevremde futbol bilgisine hayran olduğum pek çok kadın olsa da ilgisiz kalabalık için bunları yazalım..

Hizmet dediğin budur..


-Ben Robben'i Bayern'de oynuyor sanıyordum, öyle dememiş miydin?

-Bu maç çok mu önemli? (Arkasından gelecek olanı biliyoruz çünkü)

-Aaa bunun formaları çok güzel. Ben Kamerun taraftarıyım bundan sonra (Çarşıdan domates mi beğeniyorsun)

-Bir maç kaç dakika sürüyor? (Gugılı aç bak.. öğren, ezberle artık)

-Bu kim? Çok yakışıklıymış.. (Fashion TV'yi açıp ben sorsam sonu iyi bitmiyor ama)

-Hangisi Arjantin.. Sarılar mı Maviler mi? (BU seviyedeysen bilmesen de olur, bilsen ne değişecek? sorma!)

-Alt tarafı futbol... (Sakın sakın! Sakın..)

-Bir de bunun için milyonlarca euro alıyor.. (sana ne? Sen mi veriyorsun parasını?)

-Maça daha 20 dakika var. O zaman kadar başka bir şey izlesek? (Maçtan daha önemlidir o öncesindeki 20 dakika)

-Maradona oynuyor mu hala Arjantin'de ? (Buna da şükür aslında.. tanımayanı var sonuçta)

-Şimdi bunun rövanşı olacak mı? (Bilgili bilgisiz..)

-aaa gördün mü? Tükürdü! (O an çok daha başka önemli bir şey oluyor diye düşünüp içinde yaşa tükürüğü)

-Ben saydım 21 kişi.. (Sayma!)

-Diğer maçta berabere olunca bitmişti burada niye bitmedi? (Ya öğren adamadakıllı ya da hiç bulaşma)

-Niye gol değil, geçti top çizgiyi.. (Ofsayt meselesi.. )

-Oleyyyy gol olduuuuu goooooooool  (İlgilenmiyorsun, taraftarı değilsin ama illa ki ilgilendiğini görsel olarak kanıtlamak için bu sahtekarlığa gerek yok..)

Retire the Penny

My long-time readers know that I have long favored getting rid of the penny.  If you agree, you can now let the White House know via this petition.

Eleştirelim mi Övelim mi: Yunanistan



Bir futbol sever olarak Yunanistan'ın gurubunda sonuncu olarak elenmesini istiyorum. Bunun da nedeni televizyon başına oturduğumda bana "yeni" bir şey sunmayışıdır. 37 yaşındaki Karagounis, 34 yaşındaki Katsouranis keza çok beğendiğim bir forvet olsa da 34 yaşında Gekas. Solda efendim Samaras nihayet 30'a gelirken sağda Salpingidis 32. Yani üçlü orta sahası ve üçlü forvet hattının ortalaması 30 üzeri.

 Daha da önemlisi ikili blok savunma seti kurarak ezberlenmiş sistem üzerinden gidiyorlar. Elbette iki hücumcu bekini ileri çıkarıp Maniatis'i stopere çekerek 3-3-3-1 gibi farklı bir dizilim denemezse durum bu. Keyif vermiyor. Futbolsever olarak İspanya futbolu baygınlığının bir benzeri de burada var.

Ben Santos'un saha içerisindeki stratejik aklından etkilensem ve salt savunma futbolu olarak bakmasam da (Portekiz'de de vardır bu güzellik) genel kanı bu yönde.

Lakin eleştirebilir miyiz?

Sen önce dön aynaya bak adama derler..

 11 milyonluk nüfus. İstanbul'un yarısı kadar olan insandan yeter seviyede yetenek çıkmadığı gibi liglerinin durumu da çok iyi değil. Buna rağmen üst üste üç Avrupa Şampiyonası'na da katılım gösterdiler. Yani bizim dilimize pelesenk olmuş "turnuva takımı" kimliğini çok daha zor koşullar altında gerçekleştirdiler. 2004'de Avrupa Şampiyonu olduklarını bir kenara da koyalım. 2004 yılında Rehhagel'in kurduğu sistemi devam ettirme başarısını göstererek "ekol" oluşturdular. Türkiye'nin yarım yüzyıldır söyleyip de başaramadığını gerçekleştirdiler.

Teknik direktör seçimi söz konusu olduğunda 2 kez AEK'i 1 kez PAOK'u çalıştırmış Portekizli Santos'un Yunan Ligi'nde tek bir şampiyonluğu dahi olmamasına rağmen takımın başına getirerek Rehhagel'in kurduğu sistemin işlemesine sebebiyet verdiler. Bir "akıl" söz konusu nihayetinde. Strateji ve izlenilen bir yol..

Şimdi sormak gerekir; Selçuk inan mı 37 yaşındaki Karagounis mi? Nuri Şahin mi Katsouranis mi? Arda Turan mı yoksa Samaras mı? Burak Yılmaz nerede oynuyor Gekas nerede? Caner Erkin mi Holebas mı? 

 Avrupa Şampiyonası grup eleme maçlarında tek bir yenilgi dahi almadan turnuvaya katılırken Dünya Kupası'na ise sadece Bosna Hersek'e mağlup olarak Bosna ile aynı puanda olup averaj farkıyla baraj maçı oynamak zorunda kaldılar.

Avrupa ve Dünya Şampiyonası'na katılım gösterdikleri 2 eleme gurubundaki saysıız maçta sadece 1 mağlubiyetleri var. Brezilya yolculuğu esnasında elemelerde oynadığı 10 maçın 8'inde kalesinde gol görmedi. Yediği toplam 4 golün de 3'ü Bosna maçında gerçekleşti. Başarı değilse bu nedir? 5 maçı 1-0'la almak stratejik aklın göstergesidir. Oyuncuları yıldız değil, ligi kötü de bu nedir peki?

 Üstelik göze hoş gelmese ve izlemesi çok keyifli olmasa da.. bir ekolden de bahsedebiliriz sanırım..

11 milyonluk Yunanistan bu kadro gücüyle buralara geliyorsa "nasıl" geldiğinin çok da önemi yoktur. Eleştirmek istiyorsanız Brezilya'ya Almanya'ya gideceksiniz arkadaşım. İspanya'ya, Belçika'ya.. Bu kadro kalitesine rağmen hayvani yeteneklere sahip takımlar gelip yenemiyor, "iki farkı" ancak rüyalarında görüyorsa eleştirelecek olan Yunanistan mıdır?

Futbolda her yetenekli takım daha az yetenekli olan kadroya yense, keyif olur mu? Neymar'ları mı var Reus'ları mı Messi'leri mi? Bu gerçeğe rağmen galibiyet almaları başlı başına futbolun keyfinden, belirsizliğin kattığı anlamdan dolayıdır.

 Üstelik Santos Portekiz'in Bento'su gibi stratejik aklı gelişkin taktiksel açıdan donanımlı bir teknik direktör. Maçları kazanma şekli ve oyun kurgusu da kesinlikle dikkate değer ve fakat yeni bir yıldız olmadan aynı kurguyu devam ettirme zorunluluğuna sahip olduğu için biz "futbolseverler" sıkılıyoruz belki ama eleştirmeye hakkımız yok. Daha çok memleketin oraya bakıp "neden" sorusunu daha gür bir sesle sorması gerekir. Bir başarı öyküsüdür nihayetinde..

Çünkü Yunanistan  der ki.. Yeter sayıda yeteneğiniz,  Avrupa'nın dev kulüplerinde oynayan oyuncularınız olmasa dahi "başarı" kazanabilirsiniz. Bunları bahane olarak öne sürmeyin. Werder Bremen'in üçüncü forveti dahi olmayan giristayas ile Avrupa Şampiyonu olmak mümkünse futbolda her şey olabilir. Bu gerçek zaten çiviliyor seni ekran başına.



Portekizli başarılı teknik direktör Santos "genç oyuncu" konusunda cimri davranıyor. 37 yaşında üstelik maç eksiği olan Karagounis'den vazgeçmiyor. Partneri Katsouranis belki yerini Tziolis'e kaptırabilir ama 2012 şablonunda çok büyük değişimlere gitmeyecek zira Yunanistan savunmasıyla yaşayan bir takım ve burada dinamizmini kaybetmiş yaşlı oyuncular yine de "avantaj" sağlıyor taktiksel yetkinlikleri nedeniyle. Doğru yerde bulunarak etkili müdahalede bulunmaları asli faktör. Bireysel beceriden ziyade başarı için gereken takım bütünlüğü. Kompakt bir yapı oluşturduğu ölçüde başarılı olabilirler ve bu yüzden daha yetenekli değil daha takım yapan oyuncular seçiliyor.

Öte yandan kabaca Yunanistan defansını "Pasif savunma" olarak da özetleyebiliriz. Topun olduğu bölgeye kayarak topu takip edip farklı koşullara yeniden adapte olup hata ihtimalini fazlalaştırmaktan ziyade blokları sabit tutarak ana yapı korunmasına öncelik tanıyorlar. Örnek vermek gerekirse top bek ile stoper arasına geldiğinde hareket edecek olan stoperdir ve dörtlü savunma bloku şeklini bozmadan ceza sahasının içerisini korumaya devam eder. Kayma yaşamazlar, topun-adamın  ceza sahası içerisinin dışında tutulmasına özen gösterirler. Savunma önü hali hazırda stopere kayan bir içeriğe sahip.

Tam da bu savunma kurgusu nedeniyle önündeki adamı rahat bir şekilde geçen, teknik kapasitesi yüksek ve Almanların çok sevdiği o dar alanda harika işler kotaran çilingir oyuncu sayısı fazla olan Japonya Santos'un taktiği için önemli bir tehdit oluşturuyor.

Hücumda ise ilk silah Samaras. Bu oyuncunun topu saklama özelliği, diyagonal oynama becerisi ve arkasındaki hücumcu beke yer açması nedeniyle bu takımın en önemli silahı haline geldiğini söyleyebiliriz. Tarzı kötü, estetikten yoksun bir topla ilişki söz konusu ama fazlasıyla yararlı bir oyuncu.  Samaras'ın topu ön alanda tutma becerisi, ters kenardan gelen oyuncuya dahi aktarabilecek yeteneği ve saha görüşünün yanı sıra golcü olması ön alanda Yunanistan sisteminin en değerli oyuncusu oluyor.

Formsuz geldiler

Yunanistan'ın en büyük sorunu Gekas dışında yıldız oyuncularının turnuvaya formsuz gelmesi. Konstantinos Mitroglou Premier Lig'e transfer olduktan sonra sakatlık ve fit olmadığı için  sadece 3 maç yaptı..  Karagounis bu sezon 7 maça denk gelecek dakika süre alabildi. Takımın yıldızı konumunda olan Sokratis Dortmund'daki sakatlıklar nedeniyle forma giyse de her maça 11 başlayamadı.

3-3-3-1 olur mu?

Forvetten devşirme ve  kenar orta konusunda uzman Holebas ya da Tzevallas sol bek oynayacak. Bindirmeleriyle zaman zaman Salpingidis'in dahi önüne geçerek üçlü bir hücum seti oluşturan Torosidis ise sağ bek. Bu iki beki orta saha çizgisine getirip Maniatis'i stopere yerleştirip farklı bir sistemi dener mi? En azından geriye düştüğü zaman böylesine bir hücum mantığı geliştireceğini söyleyebiliriz. Bu da "farklı" bir Yunanistan izlememize sebebiyet verecektir. 

Ne yaparlar?

Pasif savunmaya karşı çok hareketli bir Kolombiya karşılaşmasından çıkacak sonucu merak ediyorum. Kapalı blok savunmaya karşı bu gibi kilitleri açacak birden fazla oyuncuya sahip Japonya'nın rakip olduğunda ortaya neler çıkacak, izleyip göreceğiz. Kadro kalitesi ve pek çok açıdan grup sonuncusu olacak gibi dursa da Santos'un stratejik aklı Yunanistan'a yine bir beklenmedik zafer yaşatabilir.

10 Haziran 2014

Nihayet güneşli bir güne uyandık.
 Çiçekli yastığın çiçekleri için sabırsızım ama şu ara yine koşturmaca var.
Ripple için renklerimi belirledim. 

Bu haftanın en büyük koşturmacası olan okuma bayramını da atlattık. Çocuklar günlerdir çalışma, prova derken epey yorulmuşlardı. Kostümleri, oyunları hepsi çok güzeldi. Karneyi dörtgözle bekliyoruz.