9 Ağustos 2014 Cumartesi

9 Ağustos 2014

Bazen bir oturuşta kırk tane orta motif yaparken, şimdi bitmesine bir dokuz motif kalmış ama ben bir türlü başına geçip öremedim kaç gündür.
Çevresine kalın bir çerçeve beyaz bordür geçip, kenarlarını da tığladıktan sonra nihayet bitecek.
Yuvarlaktan kareye geçen bu motifi örmek bugüne kısmetmiş, önceden çokca deneyip bir türlü beğenmemiş, hep alıştığım kare motiften sonra örmesi zor gelmişti, halbuki hiç öyle değilmiş, yuvarlaklardan kareye geçişte kenarlarına iki sıra fazla örünce düzgün kare duruşu da yakalamış oldum. Tek sıra kare ile birleştirmedeki potluklar olmadı.
Tatlı ile aramızı epey açtık, bu duruma seviniyorum. Eskiden aklıma durup dururken kek, kurabiye gelir, bende hiç üşenmeden yapardım.
Görmemişin kendi yaptığı bileklikleri olmuş, takmış durmuş :)
Tatilin büyük kısmı bitti, öyle çok yoğun bir program yapmadık ders konusunda, ara sıra yaptığımız denemeler bana fikir veriyordu ona göre bazen yoğunlaştık, bazen bıraktık. Oyun en tatlısıydı tabi.

7 Ağustos 2014 Perşembe

7 Ağustos 2014

Hava yine sıcak, bana yine rehavet çöküyor. Biraz şarj olup yeniden başlarım umarım.
Bugün karşımıza tesadüfen çıkan güzellikler. Lambaya bittim, mozaikler zaten favorim.

Wanelo








Bugünlerde yeni eğlencem Wanelo oldu, Pinterest'in bir çeşidi diyebiliriz ama ondan farkı burada gördüğünüz her şeyi satın alabiliyor olmanız, içinde birçok marka bulunuyor, istediğiniz markayı takip edebiliyorsunuz. Ben bir şey satın almasam bile beğendiğim şeyleri kaydediyorum, gözüme güzel gelen şeyleri bir çatı altında toplamak hoşuma gidiyor :) Benim Wanelo sayfama buradan bakabilirsiniz, üye olursanız da haberim olsun ki sizi takibe alıyım ay neydi o sinir slogan? Hıh buldum "TAKİBE TAKİP" kihhh kihhhh :P


Kabak










Aşağıda yazdığım konuyla ilgili bir de tavsiye de bulunmak istiyorum; eğer bir blogunuz varsa blogunuzu okuyanların IP adreslerini tespit eden bir programı (internette bununla ilgili çeşitli programlar mevcut) mutlaka blogunuza kaydetmenizi öneririm. Böylece sayfanıza kimler girmiş, saat kaçta girmiş, hangi sayfalarda gezinmiş, bulunduğu şehirden, bilgisayarlarının işletim sistemine hatta kullandıkları internet firmasına kadar birçok şeyi görebiliyorsunuz. Eğer sizin bir fotoğrafınızı kaydediyorsa bundan haberdar olabiliyorsunuz. Eğer şirket serverını kullanarak blogunuzu okuyorsa şirket adı bile ortaya çıkıyor. Uzun yıllardır blog tuttuğum ve burada birçok özel fotoğrafımı paylaştığım için ben kendimce böyle bir önlem aldım. Bu sayede birçok kişiyi tespit etme imkanım oldu. Yani biri fotoğrafınızı çalıp kullanıp sonra da bilgisayarıma virüs girmiş, bilgisayarım hacklenmiş, fotoğrafları koyan ben değilim gibi bahanelere sığınamıyor çünkü IP adresinden neyi ne zaman nerede yaptığı kabak gibi ortaya çıkıyor :) Neyse sadede geliyim; bloguma girenlerin IP numaraları daima kayıt altında tutuluyor, fotoğrafımı çalan ve kullanan kişiler hakkında hiç düşünmeden bu IP numaraları ile birlikte haklarında suç duyurusunda bulunacağımı söylemek isterim, çok tatlı görünürüm ama pisim de pistir hani benden söylemesi ;)


İnternet Hırsızlığı










Bir kişinin uyarısı sayesinde bir facebook sayfasında Nil'in ve eşimin fotoğraflarının kullanıldığını öğrendim. Site sahibi Nil'e Asya ismini vermiş maşallah kendi çocuğu ve eşiymiş gibi sayfasına koymuş, fotoğrafların altına da benim blogda yazdığım yazıları birebir alıp kendisi yazmış gibi kullanmış, birçok takipçisi de ona inanıp "Allah bağışlasın" gibi yorumlarda bulunmuş. Çok uzun yıllardan beri blog tuttuğum için benzer hırsızlıklara çok şahit oldum, yaptığım takıları taklit edenleri, çocuğumun doğumu öncesi hazırladığım bebek şekerlerinin fotoğraflarını çalıp sanki kendi yapmış gibi satmaya çalışan butik pastacıları bile gördüm. Ama işin içine ailemin fotoğrafları girince durum çok daha rahatsız edici bir hal alıyor ve orada bir dur bakalım diyor insan. Sanal ortamın iyi getirileri olduğu gibi böyle kötü götürüleri de olabiliyor ne yazık ki... Neyseki artık işler eskisi gibi yürümüyor, bir başkasına ait fotoğrafı çalıp kullanmak bu kadar basit değil, bu ciddi bir suç kapsamına giriyor. Bakın Türk Ceza Kanunu'muzun 135. maddesi bu konu hakkında ne diyor:





Kişisel verilerin kaydedilmesi 


(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye (Değişik ibare: 6526 - 21.2.2014 / m.3) “bir yıldan” üç yıla kadar hapis cezası verilir. 


 (2) Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.









Peki kişisel verileriniz internet ortamında başkaları tarafından paylaşılırsa nasıl bir tutum izlemeniz gerekiyor? Bu konuda Siber Suçlar'a başvurup fotoğraflarınızı çalanlar hakkında bir dilekçe imzalayarak adli takip sürecini başlatabilirsiniz.





Adli kurumlara başvurmadan önce aşağıdaki işlemleri yapmanız çözüm sürecini hızlandıracaktır.

1. Hesabın olduğu siteye sahte hesabı şikayet ediniz.

2. Mağdur olduğunuz suç şahsi müracaat ile adli takibi yapılacak suçlardandır.

3. Suçu anlatan bir dilekçe yazıp imzalayınız.

4. İmzaladığınız form ile


a. Suçun işlendiği yerden sorumlu polis merkez amirliğine,


b. Suçun işlendiği yerden sorumlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na,


c. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne müracaat edebilirsiniz.


İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ

SİBER SUÇLARLA MÜCADELE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ





Adres: Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Cad.) Hırka-i Şerif Mahallesi İstanbul Emniyet Müdürlüğü B blok Zeminkat




Bu konuyu detaylıca yazmak istedim ki artık fotoğraf çalıp kullanmanın bu kadar basit birşey olmadığı, özellikle 13 yaşın altında çocuk fotoğraflarının ebeveynlerinin izni dışında kullanılmasının çok daha büyük cezai yaptırımları olduğu anlaşılsın. Ayrıca bilmeyenler için söylemek isterim bir sayfayı kapatsanız bile geriye dönük olarak tüm paylaşımlarınız ortaya çıkartılıyor, IP adresinizden kimliğiniz hemen tespit edilebiliyor. Siz silseniz bile yaptığınız her şeyin kayıt altında tutulduğunu unutmayın! Bundan sonra bir blogdan özellikle de benim blogumdan fotoğraf çalmayı düşünen olursa oturup bunu bir daha düşünsün bence! Bu konuda hiç şakam yok! Ve başkasının hayatını kopyalayacağına kendine gerçek bir hayat kursun!


5 Ağustos 2014 Salı

5 Ağustos 2014

Bu örgümü kolalayarak kase yapmaya çalışmıştım ama kolalama işlemi başarısız oldu, tekrardan ütüleyip eski haline getirdim bende.
Pineapple örgüler hemen hergün çıkıyor pinterestte önüme, eskileri hatırlatan bir havası var, bir tane de ben denemek istedim.
Bahçedeki  sebzelerden yeni favori büyüyen patlıcanlar.
Sabah domates, biber ve salatalık toplayıp kahvaltı salatası yaptık. Pek birşey yiyemediğimiz şu sıcak günlerde salatalı öğünler kilolarımız içinde iyi bir seçim oluyor.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Mu







Kızımın doğum günü için bu sene sade bir akşam yemeği tercih ettik. Açıkçası Nil 2 yaşını hiç hatırlamayacağı için böyle büyük bir organizasyona kalkışmak istemedik. Ben de geçen seneki gibi evde kutlama modunda hiç değildim. Bu yüzden çekirdek ailemizi de yanımıza alıp keyifli bir akşam yemeği eşliğinde bugünü kutlamış olduk. Herkese de tavsiye ederim, tantanadan uzak, yorgunluk ve telaş olmadan, sevdiklerinizle bir arada anın tadını gerçekten çıkartabiliyorsunuz bu sayede ;)




O akşam için tercihimi yeni aldığım mavi elbiseden yana kullandım. Çok uzun bir süredir Uzakdoğu sitelerden alışveriş yapıyorum, Front Row Shop favori mağazalarım arasında yer alıyor, fiyatlar diğer sitelere nazaran biraz yüksek gibi görünse de ürün kalitesi standardın üstünde, paketlemesi bile çok özel, örneğin bu elbisem kumaş kılıf içinde geldi...




Annesinin birtanesi böyle nerelere dalmış gitmiş acaba :)




Ayakkabı tercihimi de Marks & Spencer'dan aldığım, kotla, şortla, etekle farklı şekilde kombin yapabildiğim gümüş stiletto'lardan yana kullandım.




Niloşumun ayakkabısı da gümüş rengiydi :) Anne kız pek uyumluyduk doğrusu!




O akşama dair özel olan tek şey Pelit'e yaptırdığımız bu pastaydı... Niloş Gymboree'ye gittiğinden beri oranın maskotu olan palyaçoya hayran, aslında bu palyaçonun ismi Gymbo ama Niloş ona "Mu" diyor :) Evden çıkarken eğer unuttuysa dönüp Mu'sunu alıp öyle çıkıyor. Mu ile yatıyor. Arabada Mu şarkıları dinliyor. Bana bu kadar düşkün değil valla :P Ehh hal böyle olunca da pastamız Mu esintili oldu...




Birtanecik prensesim iyi ki geldin, iyi ki bizi seçtin herşeyim, nice nice yaşlarını hep birlikte sağlıkla mutlulukla kutlayalım inşallah, seni çok ama çoooook seviyoruz!




Elbise: Frontrowshop


Ayakkabı: Marks & Spencer


Çanta: Mudo


Küpe: Diva


Niloş'un elbisesi: Carter's


Ayakkabısı: Michael Kors


Tokası: Accessorize





(4 de Agosto) (ESPAÑOL LATINO) EP.#19
- Clic en la imagen para ver o descargar el episodio -

Sheinside Çekiliş Sonucu





Sheinside çekilişi sona erdi! Vakit ayırıp çekilişe katılan tüm okuyucularıma teşekkür ederim :)




Kazanan isim 28. sırada yer alan Pınar Tatlısu Moralı oldu, kendisini tebrik ediyorum! Sevgili Pınar'dan bu linkten seçeceği 2 ürünü iletişim adresi ile birlikte bana mail olarak göndermesini rica ediyorum... 




Sponsorum Sheinside'a da bu güzel hediyeler için ayrıca teşekkür ediyorum! Eylül çekilişinde buluşmak dileğiyle!


4 Ağustos 2014

Bugün battaniyeme bir sıra daha ekledikten sonra biraz ara vereyim dedim.
Şu ara çarpı işlerine olan sevgim bana bir süre önce işlediğim matruşkayı hatırlattı, çerçeve yapmıştım ama çok da içime sinmemişti, yine epeydir denemek istediğim bir yastığı denedim bende.
Büzgüleri düşündüğüm kadar çok olmadı ama bu da aklımda olan birşeydi, denedim, bir köşede yatan matruşka şimdi daha işlevsel hale geldi, işleme dikdörtgen olduğu için yuvarlak forma kavuşması adına başka bir yuvarlak etamin parçası üzerine işlemeyi monte ettim, işlemenin üstünden geçen son makine dikişinin yamukluğu üstte kocaman bir pot yapsada ben yinede sevdim.

Bileklik

Birkaç zamandır görüyordum paylaşımlarda çok da hoşuma gidiyordu. En son lise mi, ortaokul yıllarında mı yapmıştım hatırlamıyorum ama hadi bir dene dedim kendime bakalım hatırlayabilecekmisin.
Sıra sıra düğümlemeyi unutmamışım, sonra bu ikisi çıktı ortaya. Başka desenler yapamıyorum, çok keyifli belki deneye deneye ilerletirim.

3 Ağustos 2014 Pazar

Anahtar









Filozof Eric Hoffer "Çocuklar cennetin anahtarlarıdır" demiş, ne de güzel söylemiş... Onlar bize bütün mutlulukların kapısını açıyorlar... 2 Ağustos cumartesi günü benim mutluluk anahtarım; Nil'imin doğum günüydü. 2 yıl ne kadar da hızlı geçti, kuzucuğum ne çok değişti, bu anlara geri döndüğümde şaşıyorum bu değişime! O bizi şaşırtıyor, güldürüyor, eğlendiriyor, yaramazlıklarıyla korkutuyor :) Onun her anına şahit olmak büyük bir mutluluk! Dilerim Allah isteyen herkesi çocuk sahibi yapar, ben Nil'ime çok zor sahip oldum bu yüzden bunu laf olsun diye değil, yüreğimin ta derininden hissederek diliyorum...




Nil'im benim en büyük anahtarım, onu kalbimde taşıyorum devamlı... Ama boynumda da birkaç anahtar taşıyabilirim sanırım ;)




Sizin mutluluk kapınızı açan anahtarınız ne bilmiyorum ama her ne ise onu sıkı sıkıya tutun olur mu?




Hepinize mutlu bir hafta dilerim :)




Kolye: Choies


Sulu boya resim: Canım ablamın fırçasından ;)


3 Ağustos 2014

Araya küçük işler alıp bişeyler yapmak iyi geliyor.
 Bahçemizin ilk değil ama resimlenebilmiş ilk hasadı.
Dünden beri kırk tane orta örmüşüm, şimdi o dört sırayı eklemeye çalışıyorum. Sonrasında belki bir onlu daha ekleyebilirsem bitireceğim, kenarları için oyalayıcı olsada biraz kalınca bir örgü düşünüyorum.

Wisdom from Thomas Sowell

Larry Kotlikoff's comment on Paul Krugman's debating style in my previous post reminded me of an email I received earlier this summer:

Hi Professor Mankiw,
 
I'm an entering graduate student at [withheld] and a long-time reader (reading your blog when I was in high school introduced me to and got me interested in economics). I was reading Thomas Sowell's A Conflict of Visions and stumbled upon a passage that immediately reminded me of you, and your debates with Professor Krugman. I think it accurately describes a lot of disputes I've seen among intellectuals.
 
If you're familiar with the basic premise of the book, you can skip this paragraph. If you aren't (or need a refresher) Sowell creates a spectrum of political visions. At one end, there is the unconstrained vision, which sees a more malleable human nature in which the reason of experts has great efficacy in solving society's problems. At the other end, there is the constrained vision, which sees man's reason as inherently limited to narrow fields, with the best social progress coming through less deliberate and more evolutionary means. Sowell would see you as closer to the perfectly constrained vision, and Professor Krugman as closer to the perfectly unconstrained vision.
 
Here is the passage that reminded me of your debates with him. I think you'll see what I mean:
 
Sincerity is so central to the unconstrained vision that it is not readily conceded to adversaries, who are often depicted as apologists, if not venal. It is not uncommon in this tradition to find references to their adversaries' "real" reasons, which must be "unmasked." Even where sincerity is conceded to adversaries, it is often accompanied by references to those adversaries' "blindness," "prejudice," or narrow inability to transcend the status quo. Within the unconstrained vision, sincerity is a great concession to make, while those with the constrained vision can more readily make that concession, since it means so much less to them. Nor need adversaries be depicted as stupid by those with the constrained vision, for they conceive of the social process as so complex that it is easy, even for wise and moral individuals, to be mistaken -- and dangerously so. They 'may do the worst of things without being the worst of man,' according to Burke. (pg 59-60)
 
You may have already​ seen this and had similar thoughts, but if you hadn't, I thought you would find it interesting.
 
Best,
[name withheld]

2 Ağustos 2014 Cumartesi

A Plea for Civility

From Larry Kotlikoff. A noble effort that is likely to be in vain.

2 Ağustos 2014

Epey bir ara verdikten sonra yeniden merhaba. Geçmiş bayramınızı da kutluyorum.
Sıcaklar fena insanın birşey yapası gelmiyor. Dışarı çıkamıyor evde de en serin köşelere kaçıyoruz. Şimdi dört gözle beklediğimiz şey, kendimizi serin suların kucağına atacağımız günler.
Bu arada çapraz işleme denemeleri yaptım yastıklara, battaniyeme bir sıracık ekleyebildim, internette gördüğüm dikdörgen kocaman bir şal başladım, bitince nasıl olacak merak ediyorum.
Bizim gibi sıcaktan muzdarip birisi daha varsa o da bahçedeki sebzeler. Sulama şu ara hepimizi serinleten bir olay, su savaşları eşliğinde.
Domatesler kızarıyor, fidesinde bile o enfes domates kokusu var,
Kimisi bu kadar gizlensede kaçamıyor yinede Çınar'dan.