25 Ağustos 2014 Pazartesi

25 Ağustos 2014

Herkese merhaba, güzel bir tatili geride bırakıp evimize kavuştuk. Tatil ne kadar güzel olursa olsun sonunda evim güzel evim demeden edemiyor insan.
Bu yıl tercihimiz yine Ayvalıktan yanaydı. Bir kere gönül verince kolay kolay başka seçenekler yaratamıyorum, yaratsamda o keyfi ve mutluluğu yakalayamıyorum. Bugün çok ciddi şekilde biz ileride buralı olalım diyebiliyoruz. Tatil gezimize önce Cunda'dan restorasyonu yapıldıktan sonra çok merak ettiğim Taksiyarhis kilisesinden başladık. Daha önceki gelişlerimizde harabe şeklinde olan kilise şimdiki görünümüyle bizi hem çok şaşırttı hemde çok sevindirdi. Giriş kattaki şeffaf zemin ilginçti,
Müzenin ikinci katındaki oyuncaklar Çınar kadar beni de çok cezbetti,
Sokaklar her zamanki naifliği ve güzelliğiyle karşılıyordu insanı, arşınladıkça arşınladık..
Daha önceki ziyaretlerimizde zaman kalmayan Sevim ve Necdet H. Kent kitaplığını gezme fırsatımızda oldu, tırmanılan yerde muhteşem bir manzara,
Cafesinde de enfes buzz gibi limonatalar vardı. O eşsiz manzara eşliğinde, insanın kalkıp gitmek istemeyeceği türden bir yerdi.
Kitaplığın girişinde verilen bilgiye göre; eskiden burada bir şapel varmış ve büyük ihtimalle manastıra un sağlayan bir değirmene ait temel taşlar bulunup, bölgeye ve dönemin özelliklerine göre inşa edilip duvarlar tekrardan oluşturulmuş, değirmen mekanizması yokmuş şu an ofis ve mutfak olarak hizmet vererek turizme kazandırılmış Rahmi Koç tarafından.

İnişe geçilen sırada, hiçbir sokağı atlamadan görmeden geçmeyelim diyerek tekrar harekete geçtik,
Heryerde göz okşayan birşeyler vardı.
Adadan dönüş vakti gelmişti, saat başı kalkan teknelere yetişmeden önce saklızlı dondurma ve meşhur lokmadan sonra istikamet Ayvalık-Sarımsaklı'ya.

24 Ağustos 2014 Pazar

Değişim





Boğa burcu işte, aklına bir şeyi koydu mu mutlaka yapacak :) Ohhh kestirdim rahatladım, şu anda bu satırları da sırıtarak yazdığıma göre işler yolunda demektir, hadi hepimizin gözü aydın :)




Saçımı kestirmeye karar verdiğimde Pinterest'te bayağı bir örnek aradım, sonra bu fotoğrafı gördüm tamam dedim istediğim tam olarak böyle bir şey! Sonra bu fotoğraf acaba kime ait diye merak edip, saçının daha detaylı halini nasıl bulabilirim diye araştırırken Christina Caradona isimli bir bloggera ait olduğunu öğrendim. Ve ben de kesinlikle böyle kestirmeliyim dedim.




Modele karar verdim, sırada bu modeli kesecek olan kuaför vardı, bu konuda da tatlı arkadaşım Selin imdadıma yetişti, onun saç kesimini çok beğenince hafta sonu soluğu Cadde Kuaför'de aldım. Cevdet Bey büyük titizlikle çalışarak tam olarak istediğim kesimi gerçekleştirdi, bu yüzden ona teşekkürlerimi gönderiyorum. Kuaförden çoook rahatlamış ve bir o kadar da mutlu ayrıldım, böyle bir hafifliğe gerçekten ihtiyacım varmış hem de çok!




Hemen ertesi günü de yeni tulumumu giydim ve bu mutluluğumu prensimin çektiği karelerle ölümsüzleştirdim :)




Hiç stres yaptığıma değmedi, sonuç beni fazlasıyla mutlu etti! Evet evet bundan böyle uzun süre kısa saçlı kalacağıma eminim!
















Tulum: Sheinside


Kolye: H&M


Clutch: Zara


Ayakkabı: n11.com


Ruj: Alix Avien #396




Hepinize mutlu bir hafta diliyorum!




Robert de Niro & Martin Scorsese



İlk Yazı..


Jorge Luis Borges'in annesi anlatıyor..


"…Noel arifesiydi. Georgie bize yemeğe gelecek bir misafiri almaya gitmişti. Bekliyoruz bekliyoruz Georgie gelmiyor! Deliye dönmüştüm, derken acil servisten aradılar. Kocamla hemen yola koyulduk. Asansör çalışmadığı için çok hızlı biçimde merdivenlerden çıkmış ve açık bir pencereyi fark etmemiş, pencerenin camı başına girmiş. Yaraları hala durur. Yara dikilmeden önce iyi temizlenmediği için ertesi gün ateşi 40’a çıkmıştı. Ateşi düşmedi ve en sonunda gecenin bir vakti ameliyat olmak zorunda kaldı. İki hafta boyunca yaşamla ölüm arasında gidip geldi, başta ateşi sürekli 40-41 dereceydi; iki haftanın sonunda biraz düşmeye başlayınca, bana “bir kitap oku, bir sayfa oku” dedi. Sayıklıyor, kapıdan hayvanların girdiğini görüyordu vb. Ona bir sayfa okudum ve bana şöyle dedi: “Tamam. –Nasıl tamam? –Delirmeyeceğimi biliyorum artık, kesinkes anladım.” Eve dönünce, ilk kez bir fantastik öykü yazmaya başladı. Yıl 1938’di, demek ki 39 yaşındaydı. Kaldı ki, ona klinikte okuduğum bir sayfa Bradbury’nin Mars Yıllıkları’ndandı (sonradan bu kitaba bir önsöz yazdı). Ondan sonra, fantastik öyküler yazdı sadece, bu metinler beni biraz korkutur çünkü pek iyi anlayamıyorum onları. Günün birinde ona şöyle dedim: “Neden artık eskisi gibi şeyler yazmıyorsun?” Bana şu yanıtı verdi: “Bırak, boşver onları.” Haklıydı."

Murat Gülsoy da iyi bir Borges okurudur. Bu metni gördüğü zaman böylesine harika öykülerinin çıkış sürecinin biyolojik bir rahatsızlık olması onu hayalkırıklığına uğratmış.  Oysa Borges'e bu hikaye yakışmıyor mu? Borges'in hikayeleriyle benzer tonda değil midir?  40 derelik ateşte yatan bir çocuk "Bana bir sayfa oku" diyor ve okumayla ruhsal dinginlik kazanıyor, yeterince ilham verici ya da büyüleyici değil mi?

Öte yandan ben bu yaşamımımı kökünden değiştiren bu blogu yazmaya nasıl başladım? Bir can sıkıntısı değil mi? Aslında bir edebiyat üzerine yazılar olarak planlanmış olduğunu söylesem hayal kırıklığı yaratır mı ki? Asıl soru şu: Nedenlerin önemi ne kadar var? Tüm bu içeriği doğru ya da yanlış yapabilir mi çıkış anı..


23 Ağustos 2014 Cumartesi

What To Make of Corporate Tax Inversions

Click here to read my column in Sunday's NY Times.

Made in China





Okuyucularımdan Uzak doğu sitelerinden alışveriş yapma ile ilgili sorular alıyordum, bu post altında hepsini toparlamak istedim. Ben bir seneye yakındır birçok siteden alışveriş yapıyorum, bunların bir kısmı benim kendi yaptığım alışverişlerdi bir kısmı da sponsorlarımın hediyeleri... Çin ve diğer Uzak doğu sitelerinden alışveriş yaparken bence en çok dikkat edilmesi gereken nokta beden tablosu, çünkü giysilerin büyük bir kısmı Avrupa ölçülerinde değil, yani ölçülerine bakmadan benim bedenim nasılsa Medium diye aldığınız bir şey düdük kadar çıkabilir :) Genelde elbiselerin çoğu çok kısa oluyor, yani onların elbise diye giydikleri şey bize daha çok tunik olabilir ;) Bu yüzden ben şu ana kadar ne aldıysam mutlaka boy (length), bel (waist) ve göğüs (bust) ölçülerine dikkat ederek aldım, bu yüzden geri vermek zorunda kaldığım bir ürün olmadı. Elbiselerde genelde 85cm ve üstü olanları tercih ettim, 80cm ve altındaki elbiseler (örneğin bunun gibi) çok kısa kalıyor, en azından benim için... Normalde benim bedenim S/M ama kimi ürünlerde L seçtiğim bile oldu... Bu yüzden ölçü tablosuna bakmak çok çok önemli.




Diğer göz önünde bulundurulması gereken nokta da stoklarda var gibi görünen bir ürünün aslında tükenmiş olabileceği... Bu yüzden bir ürünü satın almadan önce emin olmak için online müşteri temsilcilerine ürün kodunu vererek gerçekten stoklarında olup olmadığını sorabilirsiniz. Ben tez canlı biri olduğum için genelde bu safhayı atlayıp direkt olarak satın alıyorum. Birkaç sefer ürün stoklarında kalmadığı için para iadesi yapıldı, bu gibi durumlarda kredi kartına para iadesi 2 haftayı bulabiliyor. Kimi zaman da stoklarda kalmayıp belli bir tarihte aynı ürün yeniden satışa çıkabiliyor, genelde müşteri temsilcileri yeniden hangi tarihte stoklara gireceğini biliyorlar, böyle bir durumda siparişi iptal etmeyip beklerseniz ürün stoklara çıktığı zaman adresinize gönderiliyor. Eğer alışveriş yaparken birden fazla ürün seçtiyseniz (örneğin bir bluz ve bir küpe) bunların tedarik edilmesi de biraz zaman alabiliyor, yani ürünü satın alır almaz hemen gönderim kısmına geçilemiyor, processing denilen bir işlem süresi (genelde 3-7 gün arası) olabiliyor.



Bir diğer önemli noktada 100 doları aşan alışverişlerinizin gümrüğe takılma ihtimalinin olabileceği... Bu sebeple ben şu ana kadar aldığım ürünlerin toplam fiyatının 100 doların altında olmasına dikkat ettim, gümrüğe takılması gibi bir durumla hiç karşılaşmadım...




Ürünün adresinize ulaşması da firmanın çalıştığı posta servisine bağlı olarak 2 ila 4 hafta arasında değişebiliyor. Ürün takip numarası ile (tracking code) paketinizin ülke sınırlarına girip girmediğini buradan takip edebiliyorsunuz. Satın aldığınız ürün PTT kanalıyla elinize geçiyor. Benim şu ana kadar aldığım her şey elime geçti, postada kaybolma gibi bir durum söz konusu olmadı, ama bu durum her ilde aynı mı inanın bilmiyorum...







Şimdi gelelim bugüne dek alışveriş yaptığım firmalara:






Şu ana kadar alışveriş yaptığım Uzak doğu siteleri arasında en kalitelisi diyebilirim. Evet fiyatlar diğerlerine oranla biraz yüksek görünebilir ama ürün kalitesi bakımından bence bu fiyatlar gayet makul. Örneğin bu elbiselerimin kumaş kalitesinden çok memnun kaldım. Müşteri temsilcisi çok kibar ve ilgili. Ürünlerin paketlemesi çok özenli. Kargo ücretsiz. Genelde 2 hafta içinde adrese ulaşıyor.





2. Choies:


Hem sevdiğim hem de uzun süredir tercih ettiğim sitelerden birisi... Buradan aldığım şeyler beni hiç üzmedi, hepsini severek giydim, en çok da bu elbiseyi ve bu etekle kolyeyi... Bildik markaların ürünlerini burada çok daha ucuza bulabiliyorsunuz. Takılar kutularda gönderiliyor bu yüzden bir zarar görmüyor. Müşteri temsilcisi ilgili. Kargo ücretsiz. Eskiden paketin ulaşması bir ayı buluyordu, şimdi bu süre 2 haftaya düştü.






Burada da yine elbiseden, çantaya birçok ürünü makul fiyata bulabilirsiniz. Yeşil elbiseme bayıldığımı söylememe gerek yok sanırım ;) Bu sitenin sevdiğim özelliklerinden biri de ürünlerin altında pozitif veya negatif müşteri yorumlarının yer alıyor olması. Kötü yorumları da yayınladıkları için alacağınız ürün hakkında aşağı yukarı bir fikriniz oluyor. Örneğin ben buradan bir elbise almak istemiştim ama birden fazla müşterinin "elbise göründüğünden çok daha kısa" yorumunu okuduktan sonra almaktan vazgeçtim. Müşteri temsilcisi çok ilgili, bir sorun yaşarsanız hemen yardımcı oluyorlar. Kargo ücretsiz. Gönderiler 3 hafta içinde adrese ulaşıyor.






Uzak doğu siteleri arasında en uygun fiyatlı olanı sanırım Sammydress. Aynı elbise bir sitede 30 dolarsa burada yarı fiyatına bulmanız mümkün. Ama stoklarda bulması zor. Özellikle bu site için yazıyorum bir ürün var gibi görünse de yüksek ihtimalle stoklarda tükenmiş olabiliyor. Müşteri temsilcileri de diğer sitelere göre daha ağır, cevap almanız biraz zaman alabiliyor. Ama sabırlı biriyseniz tavsiye ederim çünkü gerçekten çok çok uygun fiyata birçok şey bulabiliyorsunuz, özellikle aksesuar yelpazesi çok geniş. Örneğin buradan aldığım bu ayakkabı ve şu küpeleri severek kullanıyorum ben... Kargo ücretli, aldığınız ürünün ağırlığına göre kargo ücreti değişiyor. Gelmesi 1 ayı buluyor.






Burada eskiden daha çok ürün bulunuyordu, ne oldu bilmiyorum ama ürün skalası giderek daraldı, fiyatlar da diğer sitelere oranla biraz daha yüksek olsa da gördüğünüz ne ise aynen onu yolluyorlar. Ben aldıklarımdan (bu ceketle çanta ve bu elbise gibi mesela...) memnun kaldım. Kargo ücretsiz, ulaşım süresi 1 ay.






Sadece bir kere denediğim (kışın bu kabanı almıştım) bir site olduğu için fazla yorum yapamayacağım. Fiyat ve kalite bakımından Sammydress ayarında diyebilirim. Kargo burada da ücretsiz ve yine aynı şekilde ulaşım süresi 1 ayı bulabiliyor.





7. Aliexpress:

Uzakdoğu siteleri arasında en karmaşık bulduğum yer sanırım Aliexpress oldu... Burası aslında daha çok aracı bir site, kendi içinde birbirinden farklı mağazaları barındırıyor, bir elbiseyi A firmasından da alabilirsiniz, B firmasından da, tercih size kalmış. Firmalar hakkında feedbackler bulunuyor, kararınızı ona göre verebiliyorsunuz. Ben bir kere denemek istedim, ürün stoklarda göründüğü halde (emin olmak için mail atıp sordum ve elimizde var dendi) ama satın aldıktan sonra elimizde kalmamış kusura bakmayın dediler, 1 hafta içinde para iadesi yapıldı. Karmakarışık menüsünden ve beni bu denli yormasından ötürü bir daha da bu siteyi tercih etmedim...




Benim Uzak doğu sitelerinden alış veriş deneyimlerim aşağı yukarı böyle... Tabii bunlar tamamen benim kişisel yorumlarım, benim sevdiğim bir siteyi siz tercih ettiğinizde aynı memnuniyeti alamayabilirsiniz, buna bir garanti veremem, sonuçta herkesin deneyimi farklı olabilir... Açıkçası ben internetten giysi alma konusunda eskiden oldukça tutucuydum, üzerimde denemeden görmeden hayatta almam derdim ama mağazalarda bulunan birebir aynı ürünleri buralarda çok daha uygun fiyatlarda bulmaya başlayınca bu işe sıcak bakmaya başladım. Sonuçta bugün birçok ürünün etiketine baktığımızda made in China yazısını görüyoruz. Umarım bu yazdıklarım Uzak doğu sitelerinden alışveriş yapmayı düşünenler için faydalı olmuştur. Aklınıza takılan başka bir soru olursa da seve seve cevaplamaya çalışırım...


STEVEN UNIVERSE - EP.#20

(July 18th) "Aired in CANADA" 
(August 21st) - Click the image to go to the episode -
"NOW IN HD" (August 23rd)

(19 de Julio) "Emitido en CANADÁ" 
- Clic en la imagen para ir al episodio - (SUB.ESPAÑOL)

STEVEN UNIVERSE - EP.#19

(May 14th) - Click on the image to watch or download the episode - 
"NOW IN HD" (August 23rd)

(15 de Mayo) - Clic en la imagen para ver o descargar el episodio - (SUB.ESPAÑOL)

21 Ağustos 2014 Perşembe

Pirana









Bu güzel kareleri canım ablam buradayken çekmişti, ne keyifli anlardı... Aahh keşke hep burada olsalar, o zaman ablamı blogumun full time fotoğrafçısı yapardım, hmmm bi dakka bi dakkaaa ben şimdi anlıyorum ablamın arkasına bakmadan neden kaçıp gittiğini kihhh kihhh :)




Bu arada size yeni bir haber: saçlarımı kısa kestirme kararı aldım! En son kahkül kestirmiştim ama istediğim değişikliği bende yaratmadı, yine sık sık toplamaya başladım, bari bir değişiklik yapacaksam tam yapıyım dedim ve kararımı verdim. Sonuç güzel olursa haftaya paylaşırım, yok olmaz hüsrana uğrarsam artık burada benim yerime bol bol börtü böcek çiçek resimleri görürsünüz, saçlarımın da 2 senede uzadığını hesaba katacak olursak 2 sene sahalardan uzak kalırım, efendim ahh keşke mi dediniz cık cık cık bunu size hiç yakıştıramadım doğrusu :P




Saçlarımı kestirme kararımı prensime ve anneme açıklayınca ikisinin de yorumu "kestir ama sonra sakın gelip bize ağlanma!!!" oldu, 2 sene önce kestirdiğimde çok pişman olmuşum ve onların başının etini yemişim :) Ay hiç hatırlamıyorum ki ben bunları :) Bir insan bu kadar balık hafızalı olur mu?! Amaaan battı balık yan gidermiş kökü bende nasılsa di mi ;)




Bana şimdiden şans dileyin aksi halde o batan balık bir anda piranaya döner ve sizin de başınızın etini yer ona göre :)








Mont: Choies


T-shirt: Twist


Kot Şort: Zara


Çanta: Yargıcı


Bot: Twist


Küpe: Massimo Dutti




Mu ve ben hepinize harika bir gün dileriz :)




Evrene not: Kuaförden çıkarken yüzümde işte aynen böyle bir ifade olmasını istiyorum :)


20 Ağustos 2014 Çarşamba

Eski zaman IŞİD'leri

                                                                                                                        15 Ağustos

İki-üç haftadan beri YKY'den çıkan 4000 küsur sayfalık Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ni hatmetmekle meşgulüm. Asıl amaç benim sözlük çalışması için kelime bulmak. Ama arada başka ilginç şeyler de çıkmıyor değil.
Mesela Sultan IV. Murat'ın Bağdat fethi, sene 1636.

"Bağdâda eyle hücumlar oldu kim Kızılbaşların başları yine kaygulu işe uğradı. Gördiler kim gayri çare yok, hemân burc u bârûlar üzre beyaz emân bayrakları diküp, 
'Amân elamân ey güzidei Âl-i Osmân' deyü feryâd u nâlâni sad-hezar etdiler."

Bağdat'ı tutan Şiiler pes edip teslim olurlar.

"Derûni kal'adan beş aded hân boğazlarına kılıçlarını asup huzur-i Murad Hân'a çıkdıklarında (...) ser ber-zemin edip Bağdâd'ın miftahlarını [anahtarlarını] teslim edüp emân ile çıkmağa üç gün mehil isterler. Murad han mehil vermeyüp, 'Uryân u bi-silâh [çıplak ve silahsız] bu ân kal'adan çıkup bir canibe revân olun' dedikde, 'Ber ser-i çeşm' [başım gözüm üstüne] deyüp bu hânlar Murâd Hân yanında rehin kalup derûn-i kal'aya asker-i islam mâl-a-mâl olunca niçe bin Kızılbaş-i evbâş Akkapu'dan piyade ve esb-süvâr [yayan ve atlı] cânib-i nehr-i Diyâle'ye firâr edüp gitmede."

Şiilerin önderleri gelip Murat Han'a teslim olurlar. Onlar rehin olarak tutulurken İslam askeri (i.e Osmanlı) kaleye dolar. Ne görsünler? Şiiler Akkapı tarafından firar edip gitmekte!

"... derûn-i askerden bir sada zahir olur kim, 'Tîz Kızılbaş kırılsın" derler.
Azâmet-i Hüdâ an saatde kırk bin piyade şâh tolusun içmiş [iran şarabı içmiş] tülüngi Kızılbaş ve yigirmi bin de gayri evbâş seyf-i miczem ile başları tırâş olup [keskin kılıç ile başları traş edilip] derûn-i Bağdad'da hûn-i Râfiziyân nehr-i âb-ı revân gibi cereyân etdi [zındıkların kanı akarsu gibi aktı] ve niöe bin atlı guzât cânib-i nehr-i Diyâle'ye gitdi ve emân ile mukaddemce çıkan Kızılbaş'a yetdi ve bu perîşân olmuş Kızılbaş'a girişdiler ve eyle kırdılar kim az Kızılbaş, 'Feryâd-reses yâ Ali' deyüp nehr-i Diyâle'ye urdular."

Şehir içinde kan oluk oluk akarken bir kısım gaziler de Diyale nehrine kendini atmış olan Şiilere yetişir. Kızılbaşlar "feryadımızı duy ya Ali" diye bağırırlar.

"Düldül-süvâr Ali de bu Havâricîn'in [Haricilerin] feryâdlarına res olmayup cümle Diyâle'de gark-ı âb oldular [boğuldular]. Yetmiş bin Kızılbaş'tan ancak altı bin mıkdârı tırkazlarda ve merhamet-i dest-i Osmanlı'da hâlâs oldu deyü kendüleri nakl ederler.
Hakkâ böyle bir kırgın dahi diyâr-ı Acem'de olmamışdır."

Yetmiş bin Şii'den ancak altı bin kadarı Osmanlı'nın "merhametli ellerinde" canını kurtarır.

Şimdi devir değişmiş, üçyüz-beşyüz kişilik kafa kesme vakaları dünya medyasına haber oluyor.

19 Ağustos 2014 Salı

Wishlist #6875





Altı bin sekiz yüz küsür numaralı istek listemi açıklıyorum hazır mısınız :)






Sarı, siyah ve beyazı bir arada sevmeyen var mı aranızda? Varsa ya şimdi ortaya çıksın ya da sonsuza dek sussun :) Ben sarı rengi özellikle çizgililerle karıştırmaya bayılıyorum. Bu nedenle listeme çizgili bir bluz, sarı bir etek ve bu botları ekledim, özellikle de botlaaar diyorum!




Bu muzlu t-shirt bana çok Andy Warhol tarzı geldi, o yüzden çok sevdim! Altına şu aralar niyeyse takmış durumda olduğum dama desenli bir etek ve kalın tabanlı bir ayakkabı ile fena durmaz diye düşünüyorum. 




Yine çizgili hep çizgili, yazın kışın vazgeçilmezi :) Çizgili bir t-shirt, kısa beyaz bir şort ve altına da desenli platform sandallar ile yaza noktayı koyabilirim ;)




Teaching Conference

I will be speaking at the annual conference of the National Economics Teaching Association, which this year is being held on Thursday, November 6th and Friday, November 7th, 2014 in San Diego, CA.  If you want to consider attending, click here for more information.
 
You can potentially win a free trip to the conference, as well as some cash, by entering this contest.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

ILAN









Ablamların ardından hayatımız yine eski rutinine döndü, onları çok arıyorum, mutlu bir anımda keşke onlar da şimdi burada olsalardı diyorum ama şu da bir gerçek ki bu gidip gelmeleri yıllar içinde içime sindirmiş durumdayım, artık eskisi gibi üzülmüyorum, mutluyum onlar için ve kendi adıma da onlarla birlikte geçirdiğim zamanlar için...Yeter ki sağlıklı olalım hepimiz, en önemlisi bu benim için...




Canım ablam bu gelişinde bana öyle özel bir hediye getirdi ki, kara kedi aşkımı iyi bildiği için bu kutuyu özel olarak yaptırmış. Gözleri bile yeşil, aynen Miso'm gibi :) Kara kedili kutumu görür görmez bayıldım ama esas beni şaşırtan şey bu güzel cam kutuyu yapan kişinin eniştemin amcası olduğunu öğrenmem oldu! İlhan Amca'nın camdan böyle harikalar yarattığını bilmiyordum! Vitrayı, etrafındaki bakırı, tüm deseni baştan sona kendisi yapıyormuş, inanılmaz doğrusu!




Kutuyu açınca kapağın düşmemesi için minik zincir bile düşünülmüş, harika di mi?




İlhan Amca'nın yaptığı diğer cam işlerini Etsy sayfası ILAN'da bulabilirsiniz...




"Dear uncle İlhan, my box is so adorable and unique, I still can not believe you made this, how lucky I'm that it made all this way without any damage, thank you so much!"


İnner - My Philosophy



Her zaman "özel" dinlemelikler vardır bu yaşamda. Bazı şarkıları ayrımlamak için "tüketilemez" etiketini yapıştırıyorum.

İşte İnner- My Philosophy da onlardan birisi.