13 Mart 2010 Cumartesi

TURHAN SELÇUK SONSUZA UĞURLANDI

Atay SözerBüyük Usta Turhan Selçuk 13 Mart tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı.

11 Mart 2010 Perşembe

TURHAN SELÇUK'U KAYBETTİK


Türk karikatürünün büyük ustası Turhan Selçuk 11 Mart Perşembe günü saat 01.30'da tedavi gördüğü Maslak Acıbadem Hastane'sinde yaşama veda etmiştir.

Selçuk'un cenazesi 13 Mart 2010 Cumartesi günü saat 14.00 de Cumhuriyet Gazetesi'nde yapılacak törenin ardından 14 Mart 2010 Pazar günü Nevşehir Hacı Bektaş 'ta toprağa verilecek.
Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz...

Mizah tarihine hoş geldin Turhan Usta...

Son Karikatürü

Kolaj:Tayfun Akgül

Kolaj:Atay Sözer

10 Mart 2010 Çarşamba

DOLAPDERE PAZARLARI

Kimden Blogger Pictures


Taksim'e çıkan Dolapdere yolunda her pazar sağlı sollu bir hareketlilik görürdük. Eşim özellikle bit pazarına gelmeyi isterdi. Aman aman tekin yerler değil buralar derdim. Pazar sabahı kahvaltı sonrası ise neden bugün Dolapdere pazarına gitmiyoruz dedim:) Hava soğuk ama güneşli. Can havuz&hamam seansı sonrası derin öğle uykusuna dalar dalmaz, annem yanında kaldı, biz pazarın yolunu tuttuk.

Pazarda herkes bize turistmişiz gibi bakıyor. En sık duyduğumuz iki cümle
-Bizi de/Beni de çek abla/abi

- Tabi, hemen, poz ver bakayım:)

Kimisi ciddi, vereceği pozu biliyor, yakışıklı limoncumuz gibi ...

Kimden Blogger Pictures
Kimisi de bizi dalgaya alıyor sanki:)
Kimden Blogger Pictures

Diğer cümle ise bir soru:
-Niye çekiyorsunuz şimdi, ne yapacaksınız bunlarla, gazeteci misiniz?(İyi niyetle, merakla sorulan bir soru)

-Keyif için çekiyoruz sadece:) Yok , gazeteci değiliz.
Kimileri uzaktan uzağa, uzun uzun poz veriyor, çekingenlik hiç yok, biz ise çekingeniz pek müdahale edemiyoruz, desek ya Teyzecim biraz kenara çekilebilir misin diye... Diyemiyoruz, belki de kızların anneleridir, koruma içgüdüsüdür.

Kimden Blogger Pictures

Kimileri ise yanıbaşımıza gelip duruyor öylece sessizce, çekelim diye.

Kimden Blogger Pictures

Biz küçükken ne önemliydi çekilen fotoğraflar, öyle bol kepçe çekilinmezdi şimdi ki gibi, pozlar ziyan edilmezdi. Bu pazarda halen çok değerli bu fotoğraflar, işi gücü bırakıp bize uzun uzun poz veriyorlar, biz çektikçe mutlu oluyorlar.

Kimden Blogger Pictures

Ot satan amcayı çok seviyoruz, bir daha gidersek pazara, yanımızda basılmış bir fotoğrafı olacak hediye edilmek üzere...

Kimden Blogger Pictures

Meyve pazarını dolaşa dolaşa çıkıyoruz yukarılara...

Kimden Blogger Pictures

Bir sokağa geliyoruz ve duruyoruz... Hep çekilir ya çamaşır asılı sokaklar. Bu sokakta çamaşırlar esas öğe, sağına soluna da evler konulmuş sanki...

Kimden Blogger Pictures


Sokakta uzun vakit duruyoruz, kareye sürekli başka insanlar giriyor.

Kimden Blogger Pictures

Şimdi sıra Bit pazarında... Üstteki köprüden geçip yolun karşısına varıyoruz. Bir bakıyorum eşimin sırt çantasının ön gözünün fermuarı açık, bu duruma hazırlıklı olduğumuzdan tabi ki değerli birşey yok o kısımda. Benim çantam ise montumun içinde saklı. Tedbiri elden bırakmamak lazım ki bu gezi hafızamızda güzel kalsın:)

Hava gerçekten soğuk, bit pazarında her satıcının önünde tenekeden mini sobası var...

Kimden Blogger Pictures

Eşyalar yerlere saçılmış bazılarında...

Kimden Blogger Pictures

Muhtemelen çöpler karıştırılarak bulunmuş bu eşyaların birçoğu. Ya da eskicilerden, bir kısmı da çalıntı belki de.

Bu pazar koleksiyoncular için birebir, ancak epey bir sabır ister aradığınızı bulmak...

Kimden Blogger Pictures

Bu maske bir Venedik hatırasına benziyor.

Kimden Blogger Pictures

Kimi satıcı ise düzgün çalışmış, düzenli bir şekilde yerleştirmiş, en çok bu eski resimler hüzünlendiriyor beni. Neden buradalar???

Kimden Blogger Pictures

Geziyi tamamlayıp eve dönüyoruz, Can uykusundan yeni uyanmış. Sıcak yuvanın huzurunu yaşıyoruz. Peki ya şu günlerde Elazığ'da sıcak yuvası olmayanlar....

Yardımlarınızı esirgemeyin...

İrtibata geçmek için:

Cihan DURU

moskito78@hotmail.com

9 Mart 2010 Salı

TURHAN SELÇUK YOĞUN BAKIMDA


Karikatürümüzün büyük ustalarından Turhan Selçuk 8 Mart Pazartesi günü saat 10'da aniden kalp rahatsızlığı geçirerek Maslak Acıbadem hastanesinde ameliyata alındı.
Karındaki aort damarının genişlemesi (abdominal aort anevrizması) teşhisi ile tedavi altına alınan Selçuk’a hastanede önceki gün stent takıldı. Ancak kanama nedeniyle tekrar ameliyata alınan Selçuk’un ameliyatı Kalp-Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Erdal Aslım ve Radyoloji Bölümü’nden Dr. Abdullah Yakupoğlu tarafından gerçekleştirildi.
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; Doç. Dr. Erdal Aslım, şu bilgileri verdi: “Genel durumu durağan, değişiklik yok. Hayati bulguları normal denebilecek düzeyde ama hayati tehlikesi devam ediyor. Başka organlarının hasar görmesini engellemek için, destek tedavileri yapılıyor. Solunum makinesine bağlı, uyutuluyor.
Çizim:Vahit Akça
Canol Kocagöz ve Atay Sözer 9 mart günü Homur adına Turhan Selçuk'u ziyaret edip eşi Ruhan Hanım ve kızı Aslı Selçuk'dan durumu hakkında bilgi aldılar. Kritik ilk 48 saatin 30 saati sonunda tüm kan değerlerinin normal olduğu görülmüştür. En kısa zamanda yoğun bakımdan çıkmasını umuyoruz.
Ustamıza geçmiş olsun diyoruz...

7 Mart 2010 Pazar

ENERJİ MÜZESİ- SANTRALİSTANBUL

Kimden Blogger Pictures
Haftasonu hava feci soğuktu, Mart ayı ile ilgili atasözü ne kadar doğruymuş gördük. Can’ı dışarıya açıkhavaya çıkarmak mümkün değil. Evde kalmak da istemiyoruz. Can’ın koşturup keyifle dolaşacağı sakin de bir yere gidelim deyip kahvaltının ardından Santralİstanbul’a Enerji Müzesine gittik. Can ile benim 3. gidişim, eşimin ilk gidişiydi. Daha önceleri de yine havanın soğuk olduğu zamanlar gitmiştik.

Enerji müzesi 2 saati dolu dolu geçirebileceğiniz bir mekan. Can’a kalsa bu süre çok daha uzun olabilir. Bir yarım saat yürüyen merdivenler, yarımşar saat asansörler(sağdaki ve soldakiler), diğer yarım saat normal merdivenler… 1 saat de deney aletleri, sonra yine merdivenler:) Bayılıyor Can buraya, labirentimsi kocaman bir alan, bol merdiven ve asansör var. Allahtan bizden başka asansörü kullanan da yok, inip çıkıyoruz sürekli. Müzenin anlamlı olabilmesi için 12 yaş sanırım sınırdır. Fen Bilgisi konularını epey bir gördükten sonra ancak anlaşılır olabilir konular. Hatta üniversite de fizik dersinden sonra ancak kavraması mümkün bölümler bile var. Böylece her kesime hitap etmeyi sağlamışlar. İlgili açıklamaları okuyup anlamaya çalışıyorsunuz. Okumayı es geçip şaşırmanın keyfine de varabilirsiniz:)

Eşim’de çok keyif aldı bu ziyaretten, deney aletleri epey ilgi çekici ve şaşırtıcı. Yeni gelen bir birim var, küpleri zemin üzerine koyup müzik yapabiliyorsunuz. Kuralları tamamen kendisi keşfetmiş, pek keyifliydi anlatırken:) 2 saatin sonunda Can’ın uyku saati gelmişti, artık gitme vakti… Bir dahaki gelişimizde esas makineyi de alır fotoğraf çekeriz belki, karanlık da olsa daha iyi kareler yakalanabilir.

Bilmeyenler için biraz SantralIstanbul hakkında bilgi verelim.
SantralIstanbul, Bilgi Üniversitesinin yeni kurulan kampüsünün adı. Eskiden bu mekanda Istanbul’un ilk kömürlü elektrik fabrikası kuruluymuş. Bu elektrik santrali 1914’den 1950 li yıllara kadar İstanbul’un elektriğini tek başına karşılamış. O vakitten sonra artık yetmez olmuş ve 1983 de ömrünü tamamladığına karar verilerek faaliyeti durdurulmuş.
Bakın bir yabancının gözünden İstanbul’un elektrik santrali olmadan önceki hali nasılmış.

“İstanbul, Avrupa'nın gündüz en parlak, gece en karanlık şehridir. Tek tük ve birbirinden çok uzak olan fenerler belli başlı sokakları ancak aydınlatır; ötekiler mağara gibidir, kimse elinde bir fener olmadan bu sokaklara girmeyi göze alamaz. Bu yüzden, gece olur olmaz, şehir ıssızlaşır; bekçilerden, köpek sürülerinden, kimse görmeden kaçan günahkâr kadınlardan, yerin altındaki meyhanelerden çıkan delikanlılardan, yollarda ve mezarlıklarda, orada burada şuleler gibi bir parlayıp bir sönen esrarlı fenerlerden başka bir şey görülmez…”
(1874, Edmondo de Amicis)

2007de restorasyonlardan sonra şimdi ki SantralIstanbul haline gelmiş. Enerji müzesi de mekanın nostaljisine uygun olarak düşünülmüş. Santralİstanbul'un bizim için anlamı haftasonları sıkça uğradığımız, açık havada kahve içmekten büyük keyif aldığımız bir yer olmasından geliyor. Sakin, nezih, çocuklu ailelere göre, arkadaş buluşmaları için ideal, huzurlu...


Enerji santralinin kontrol odasında çok ilginç terimler vardı. Elektrik kelimesi hiç geçmiyor. Eski adı ile yer alıyor: "Cereyan"

Kimden Blogger Pictures
Bu güçlü mıknatıs ile havuzundaki metal halkalar ile şaşırtıcı köprüler kurabiliyorsunuz. Avucunuzun içerisinde tutup yaklaştırdığınız metal halkaları bile çekiyor. Bir kuvvet çekiyor elinizi:)

Kimden Blogger Pictures

Kimden Blogger Pictures
Kontrol odası bize nostalji yaşattı. Eskiden dev ekran monitörler, elektronik kumanda yöntemi yoktu tabi. Herşey el kuvvetine dayanıyor, ekranlar el yazısı ile yazılmış, ibreler bu ekranlarda ilerliyor.

Kimden Blogger Pictures

Bir başka mıknatıs özelliğe ait deney birimi. Ufak çocukların da yetişebileceği şekilde tasarlamışlar başlatma butonunu, bu yönüyle takdir ettik.

Kimden Blogger Pictures


İşte bizim merdivenlerimizden bir tanesi:) Müze müze değil, çocuk parkı sanki bizim için:)
Kimden Blogger Pictures

4 Mart 2010 Perşembe

CAN BERBERDE

Kimden Blogger Pictures

Hüzünlenmiş, yine geldik şu berbere, saçlar da başa bela, ne çabuk uzuyorlar...
Kolay gıdıklanır olmak berberde başımıza dert, 20 dakikalık iş 45 dakikaya uzuyor.
Berber bir kesim yapıyor, sonra da Can'ın gıdıklanmasının geçmesini bekliyor. Can bu esnada ipoddan en sevdiği çizgifilmi izliyor, diğer türlü koltukta oturması mümkün değil. İpod: Zor zamanların kurtarıcısı...
Bir alışveriş esnasında, bir kahve molasında, doktorda sıramızı beklerken, uzun yolculuklarda...

Kimden Blogger Pictures

BEHİCE BORAN 100 YAŞINDA


Çizim: Erkal Yavi (Bir Uzun Yürüyüş-U.Mumcu Kitap kapağı-Tekin yayınevi)

Behice Boran- Uğur Mumcu

BASIN DAVETI

BEHICE BORAN 100 YASINDA

TURKIYE SOSYALIST HAREKETININ ONDERLERINDEN BEHICE BORAN’IN DOGUMUNUN 100. YILI NEDENIYLE YAPILACAK ETKINLIKLERI BASLATACAK BASIN TOPLANTISINA KATILIMINIZI BEKLIYORUZ.

Behice Boran sosyalist bir siyaset insani, bilim insani, kuramci, demokrasi ve baris savunucusu, es, anne, arkadas, dosttu.
Behice Boran Turkiye’de sosyolojinin kurucularindandi. “Dunyayi yalniz aciklamayi degil, degistirmeyi amaclayan” bilimciler kusagindandi. Kurami ve siyaseti birlikte surdurdu. Demokrasi ile sosyalizm arasindaki iliski her zaman yonlendirici ilkesi oldu. Ikinci dunya savasindan sonra ulkemizin soguk savas saflarina, NATO gibi savas mekanizmalarina katilmasina, Kore’ye asker gonderilmesine kararlilikla karsi cikti. Bir kadin olarak kendine erkekler dunyasinda -erkeklere hic benzemeden- onemli yer acti. En yogun siyasi calisma donemlerinde bile ilgisi ve sefkati dostlarinin, ailesinin uzerinde oldu. Seckin bir ogretim uyesi ve siyasetci oldugu donemlerde cevresiyle, bizlerle, yoldaslariyla hep dostca iliskileri oldu.

Behice Boran’i aniyoruz

Behice Boran’i gelecek kusaklara anlatmak icin dostlari, yoldaslari ve sevenleri 1 Mayis 2010’dan 1 Mayis 2011’e kadar surecek olan donemi BEHICE BORAN YILI olarak sectiler. Dogumunun 100. yilinda Behice Boran bir dizi etkinlikle anilacak. Bu surec icinde yayinlar, toplantilar ve cesitli etkinlikler yapilacak.

Turkiye sosyalist hareketinin en buyuk liderlerinden Behice Boran’in dogumunun 100. yilinda yapilacaklari Fahrettin Ozan (TUSTAV Yonetim Kurulu Baskani), Mustafa Atalay (TUSTAV Mutevelli Heyeti Uyesi ve Behice Boran’in calisma arkadasi), Umur Coskun’un (TUSTAV Mutevelli Heyeti Uyesi ve Behice Boran’in calisma arkadasi) icinde olacagi bir heyet anlatacak. Basin toplantimiza sizin ya da gorevlendireceginiz ekibin katilmasini rica ederiz.

DUZENLEYEN:TUSTAV
TARIH:05 MART 2010 CUMA
SAAT:13.0
YER: TMMOB MIMARLAR ODASI ISTANBUL BUYUKKENT SUBESI (Karakoy, Kemankes Cad. No:31, Katli otopark yani-TDI Yolcu Salonu Karsisi)
Karikatür: Semih POROY (Portreler-Karikatür Vakfı yayınları)

İLHAN ARSEL İÇİN


Yunus, "Üç günden sonra duyalar" demişti.
7 Şubatta uçmağa vardı. Üç günden sonra duyurduk.
"Soğuk su ile yuyalar" demişti, Okyanusun suları ile yıkadık.
Onu Okyanuslara sakladık. Turan Dursun'un yanıbaşına.

Aralarında 10. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in ve Doğu Perinçek'in de bulunduğu birçok saygın hukukçunun hocası.
1921'de İstanbul'da doğdu.
1942'de A.Ü. Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.
Cenevre Üniversitesi'nde doktora yaptı.
Ankara Hukuk Fakültesi'nde "Anayasa Hukuku" dersleri verdi.
27 Mayıs Anayasasını hazırlayan komisyonda görev aldı.
Merkezi New York'ta bulunan Inter Univesity Associate kuruluşunda danışman ve araştırmacı olarak çalıştı, bu kuruluşun hazırladığı Dünya Ülkeleri Anayasaları adlı 14 ciltlik eserin Türkiye ve Belçika bölümlerini yazdı.
1975'te, ders verdiği Ankara Polis Enstitüsü'nden, ilerici görüşe sahip öğrencilerin okuldan atımasını protesto için istifa etti.
1977'de, Ankara Hukuk Fakültesi'nden, şeriatçı zihniyete karşı öğretim üyelerinin sessiz kalmasını eleştirerek istifa etti.
Cumhuriyet'te yayımladığı istifa mektubunda şöyle diyordu:
"Biz öğretim üyeleri, içimizde kuşkusuz pek iyilerimiz bulunmakla beraber, çoğumuz yetersiz ve bilgisiziz; dahası, Ortaçağ üniversitelerinde hademelik yapamayacak kertede kimseleriz.
Bizler, çağdaş anlamda bir üniversite öğrencisi yetiştirecek olgunluktan çok uzağız. Yetiştirdiğimiz insanların ne kerte düşük bilgilerle ve zihniyetle bu toplumun başına bela olduğunu hemen her gün görmekteyiz"
Üniversiteden istifa ettikten sonra araştırmalarını din üzerine yoğunlaştırdı, çalışmalarını ABD'de sürdürdü.
(İnternetten)

3 Mart 2010 Çarşamba

KARİKATÜRİSTLER ANKARA'DA

Karikatürist arkadaşlarımız Vahit Akça, Hasan Seçkin, Mustafa Bilgin Ankara'ya gittiler direnişteki TEKEL işçilerine destek verdiler ve çadırların önünde bir sergi açtılar.
Hasan Seçkin TEKEL işçileriyle

Karikatürcüler Derneği başkanı Metin Peker, Mustafa Bilgin ve Vahit Akça
Onlar da "TEKEL'in sesi var" diyenlerden

ISPANAKLI RULO BÖREK

Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...

Malzemeler:
750 gr ıspanağın yeşil yaprakları
1 büyük kuru soğan
Biraz tuz ve karabiber
6 adet yufka
Yufkaların üzerine sürmek için zeytinyağı
1 adet yumurta

Yapılış:
Yıkanmış doğranmış kuru ıspanakların üzerine soğan rendelenir, tuz ve karabiber eklenerek ovulur. İç malzemeniz hazır.
Yufkaların her biri masaya serilip üzerlerine sıvıyağ sürülür. 2. ve 3. yufkada da tekrarlanır. 3. yufkadan sonra iç malzemenin yarısı konur. Yufkalar rulo yapılıp ortadan ikiye kesilir, yağlanmış tepsiye bu şekilde yerleştirilir.
Diğer 3 yufka için de aynı işlem gerçekleştirilir. Midi fırın tepsilerinden iki tepsi kullanmak gerekiyor.

Üzerlerine 1 yumurta sarısı sürülüp arzuya göre çörek otu ya da susam serpilerek 200 derecelik fırında pişirilir. (Midi fırınlar da tepsiler orta bölümde tek tek pişirilir)
Fırından çıkan böreklerin üzerine sıcak haldeyken tereyağı sürülür.

Afiyet Olsun…
Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...

28 Şubat 2010 Pazar

ISPANAKLI RULO BÖREK + ALGİDA'YA TEŞEKKÜR

Olay sırasıyla gidelim ve önce Algida'ya kocaman bir teşekkür edelim. Perşembe günü tam da kandil günü bir paket geldi Algida'dan. Yeni ürünleri dondurma pastalardan iki çeşit kandil akşamı ikramları gibi gelmişti. Tabağımızı boş göndermeyelim. En azından bir teşekkür edelim Cömert Sevgiliye. Kaç kişi kısmetlendi bu pastalardan. Teşekkürler Algida... O kadar güzel ki hiç beklenmedik bir anda sürpriz paketle gelen mutluluk...



Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...




Bu haftasonu cumartesi sabahı kahvaltıya misafirlerimiz vardı. Can'ın arkadaşı Deha ve anne&babası... Kahvaltı masasında bir hamur işimiz olsun dedim ve tarifini kayınvalidemden alıp not ettiğim aynı zamanda pratikte olacağını düşündüğüm ıspanaklı rulo börekte karar kıldım. Ispanakları yıkama kısmı haricinde evet pratik... Marketten aldığım ıspanaklar temiz olduğu halde 5-6 su yıkadım. En zor kısmı da burası ama buna değiyor kesinlikle... Tarifi çok yakında ayrı bir yazı ile...



Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...




Kahvaltı hazırlıklarım daha bitmeden böreği fotoğraflayayım dedim, madem yeni bir tarif bunu yayınlamak da gerek. Bu çabam bir başka fotoğrafçıya konu olmuş. Sonradan şu kareyi gördüğümde de makineyi yine yanlış tuttuğumu farkettim:(
Bu sebepten fotoğraflarım titriyor, istediğim netlik tam olmuyor.



Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...




Hmm olmuş mu bakalım...



Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...




Kahvaltının ardından Deha ve Can bize bir resital verdiler:)



Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...


Misafirlerimizi uğurladıktan sonra baba ile Can her haftasonu olduğu gibi bu haftasonu da havuz+hamamın yolunu tuttular. Anne ise tercihini alışverişten yana kullandı. İlk fırsatta havuza bir fotoğraf gezisi düzenleyip Can'ın yüzme öğrenme aşamalarını fotoğraflayacağım:) Sevgili Ayça ilham kaynağım oldu :)
Can bu hafta ilk defa havuz gözlüğü kullanmış. Başını suyun içine sokmayı öğreniyor.

Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...


Havuz çıkışında buluştuk ve yeni bir kardeşin geliş haberini hayırlamaya arkadaşlarımıza gittik.
Annemiz 39 yaşında, 2.bebek süpriziyle ilk trimesterı mide bulantılarıyla geçirdiğinden yemek hazırlığını evin babası yapmıştı. Evin babası bu konuda bizlerden tam not aldı:)
Evde 7, 4 ve 2,5 yaşında 3 erkek çocuğu biraraya gelince epey şenlikli oldu:)
Kimden Klubeme Hoşgeldiniz...


35inden sonra doğumu bir çok anne tercih eder oldu, evlenme yaşı bir kez arttı zaten. Zamanında 2.çocuğa cesaret edemeyen anneler de aradan yıllar geçtikçe 2.çocuğa evet der oldular.
35. yaşlarda 2. bebek neden olmasın? İlk çocuktan sonra bir nebze rahata kavuşup 2.cocuğa cesareti olmayanlar için de güzel bir bahane sanki...

24 Şubat 2010 Çarşamba

HOMUR TV'DE

20 Şubat günü TEKEL'in sesi var yürüyen karikatürler ve fotoğraflar sergimiz Taksim'den Beşiktaş'a yürüdü. Aynı akşam da HAYAT TV'deydi...

Bilgesu ERENUS , Canol KOCAGÖZ VE Özcan YAMAN'ın konuşmacı olarak katıldığı programda eserler sergilendi.