9 Ocak 2011 Pazar

KIZ KULESİ ve MARTILAR

6 yıl önce iki seven biraraya geldi masallarda yazanın tersine engelleri hiç olmadan, kır düğünü de istemediler, yeter ki biraraya gelsinler tez vakit, tarihlerin mevsimlerin bir önemi yoktu...
Nefesler tutuldu, deftere imzalar atıldı ardı sıra yürekten bir evet nidasıyla...

18 Aralık 2004 yazıyordu defterin sağ üst köşesinde...
IMG_4902

Bu günün güzelliğini anmak üzere 6.yıl için Kız Kulesinin yolu tutuldu, fırtınalı bir günde desem o kadar yeri... Teknedeki görevli baştan uyarısını yapıyor, inişte ıslanacaksınız diyerek.
Islanma pahasına atlıyoruz içeri, dönmek yok...
DSC04192
Uzun bir atlama yapıp tekneden doğru, minik adacığa kuru vaziyette adımlarımızı atıyoruz...
Rast gidiyor işler 6 yıl önce olduğu gibi, sevenler mutlu...

Hava açık ama rüzgar deli gibi... Kim çekinir rüzgardan...

Yemek kısmı güzel ama bizi esas mutlu kılacak olan en üst kata çıkıp da martılarla yaptığımız yarenlik...
IMG_5256

Kulede ki kıza bir mesaj ulaştırmaya çalışıyorlar sanki, deli rüzgara inat kulenin etrafında dönen onlarca martı...
IMG_5226

IMG_5151
IMG_5135

Karşı sahillere bakış da ayrı güzel...
Tarihi Yarımada'ya uzanan bakışlarda sahneye hep bir vapur girmekte...

IMG_5285

Ve martılar her yönde...
IMG_5132
IMG_5027

IMG_4941IMG_5290

Mutlu mesut gün akşam oluyor kulede...
Benim için ilk deneyim martı fotoğrafı çekmiş olmak...
Kuleye ilk geliş bir başka ilki de yaşatıyor bana...
Sevgisi anlamı bir başka bu yüzden...
Hep gülümseyerek anacağım seni....
DSC04232
DSC04255

7 Ocak 2011 Cuma

Ne güzeldir babanne-dede evinde olmak...

IMG_3293_resize

Aylar öncesi, 29 Ekim'in cumaya denk gelişi ile ufak bir tatile dönüştürülüp hasretler giderildi...
Anne eli çalıştı durdu, yavrularına, yavrularının yavrularına bütün lezzetleri yapıp tattırmak yetiştirmek için...
IMG_3172_resize

Güneşli bir Cumartesi, kurulan pazar canlı mı canlı, köylüler ürettiklerini satıyorlar ortada bir yerlerde...
IMG_3101_resizeIMG_2706_resize

Onlardan da alınıyor birşeyler, ama bunlardan da güzeli bir bahçemiz var bizimde, dalında biberler, taze toplanmış nane, maydanoz eşliğinde kahvaltı, bahçede kalan son domatesler, güzün lezzeti üstünde...

IMG_3069_resize

Kahvaltımızda sapsarı tereyağ renginde muhlama....
IMG_2748_resize

Kahvaltı ekmeği soba üstünde kızarmış, sofra güzün son renkleri ile taze aydınlık mutlu...
IMG_2717_resizeIMG_2702_resize

Sonra köylülerden alınmış kestane, ormanlardan toplayıp getirdikleri...
Bir kısmı da hazırlanıyor bir sonraki kestane sefasına... Yanında çay ile...
IMG_3191_resize
Ve daha bir çok güzellik sıcaklık...

Ne güzeldir büyükanne-dede ziyaretleri...
Ne mutludur herkes...
Özlem giderilir de birikmeye başlar ayrılışla beraber, bir sonraki buluşmaya değin...

Tayfun'dan Çöp portleler

Büyük resim için tıklayın

Homurcu karikatürcülerden Profesör Tayfun Akgül ne zamandır çöpleri karıştırıp ne kadar işe yaramayan atılmış nese varsa topluyordu. Ekonomik krizin etkilerinin ne kadar vahim olduğunun bir örneğiydi bu. Ama sonradan öğrendik ki Tayfun bu işe yaramazlardan işe yarayan karikatür portleler yapmış, sanatçıları, bilim adamlarını, dostlarını bir güzel yorumlamış. Ne demişti Aziz Nesin : Bütün işe yarayanlar hep işe yaramaz sanılanlardan çıkar...

İŞTE TAYFUN'UN ÇÖP PORTRELERİ
Prof. Albert Einstein
Prof. Norbert Wiener
Prof. Cahit Arf
Turhan Selçuk
Binali Yıldırım
Kemal Unakıtan
Prof. Mumtaz Sosyal
Husamettin Cindoruk
Orhan Bursali
Dr. Selim Eskiizmirlioglu
Prof. Muhittin Gökmen
Prof.Haluk Oral
Saygi Yagmurdereli
Semih Poroy
Ferit Avci
Abdurrahman Dilipak
Kurt Vonnegut
Aziz Nesin
Prof.Ali Nesin
Prof.Tayfun Akgul (Bizzat kendi)

"IEEE SIGNAL PROCESSING MAGAZINE" Ocak 2011 sayısında yayınlanmıştır

1 Ocak 2011 Cumartesi

Naci El Ali yarışması ödül töreni

Naci El Ali Karikatür yarışmasının ödül töreni 25 Aralık günü Beyazıt Devlet Kütüphanesinde yapıldı. Büyük ödülü alan Omayya Joha vize alamadığı için katılamadı.
Canol Kocagöz Homur adına konuştu

Burhan Demircan
Taş General Ödülü
Volkan Aydoğan
Taş General Ödülü
Taş General ödüllü gençler, öğretmenleri Aşkın Ayrancıoğlu, Breziyalı çizer Carlos Latuff, Atay Sözer, Behiç Ayrancıoğlu,Canol Kocagöz
Emre Çıldır (Homur Ödülü), Atay Sözer

ÖDÜLLER
NACİ EL ALİ BÜYÜK ÖDÜLÜ : OMAYYA JOHA (GAZZE)
HANZALA İNTİFADA ÖDÜLÜ: OMAR ABDALLAT (ÜRDÜN)
HANZALA ÖZGÜRLÜK ÖDÜLÜ:NECMETTİN ASMA (TÜRKİYE)HANZALA TOPRAK ÖDÜLÜ: MUHAMMED EBU AFEFA (FİLİSTİNLİ ÜRDÜN VATANDAŞI)
HANZALA İNSAN HAKLARI ÖDÜLÜ: JİTET KOESTANA (ENDONEZYA)
HANZALA TAŞ GENERAL ÖDÜLLERİ:
14-17 YAŞ BURHAN DEMİRCAN (TÜRKİYE)
10-13 YAŞ VOLKAN AYDOĞAN (TÜRKİYE)
ÖZEL ÖDÜLLER
FHDD ÖZEL ÖDÜLÜ : AASİD HOUCİNE (FAS)
HOMUR ÖZEL ÖDÜLÜ :EMRE ÇILDIR (TÜRKİYE)
KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ ÖZEL ÖDÜLÜ: BERNARD BOUTON (FRANSA)
KEMAL TÜRKLER VAKFI ÖZEL ÖDÜLÜ :RAHELLEH FARHANGİ (İRAN)
EVRENSEL GAZETESİ ÖZEL ÖDÜLÜ : FADİ ABOU HASSAN (SURİYE)

30 Aralık 2010 Perşembe

Hukuk

Arapça kelime hakk: doğru. Hem olgusal anlamda doğru, ki hakîkat de hemen hemen aynı anlamdadır. Hem pratik ve etik anlamda doğru: aklı başında adamların “hımm, bu durumda doğru davranış şudur” deyip üzerinde mutabık kalacakları eylem ilkesi. İngilizce tam karşılığı right’tır, Almancası Recht.
İnsanı hayvandan ayıran temel içgüdü budur desek çok yanılmış olmayız herhalde. İnsanın yapabildiği aşağı yukarı her şeyi hayvanlar da yapar, ama HAK kavramına erişemez. Kendi çıkar ve ihtiyaçlarını aşıp mutlak bir bakış açısına yükselemez. Daha ileri gidelim: toplum halinde yaşayabilmenin temeli de bu duygudur. Hak üzerinde mutabık olmadıktan sonra insanlar birbiriyle konuşamaz bile, yamyam gibi birbirini yer.
Hakkın çoğulu hukuk. Karşılıklı haklardan oluşan sistemin adı, ya da hakları inceleyip ortaya koyan ilim dalı. Benim hakkımla senin hakkın çatışırsa hangisinin hak olduğuna kim karar verecek, neye göre karar verecek? Hukuk dedikleri budur, bundan ibarettir.
Hukukun ilkelerini eski devirde peygamberler ve bilgeler formüle etmişler. Hukuku yorumlayıp uygulama görevini de mümkün olduğunca siyasi güçten bağımsız bir bilgeler heyetine bırakmışlar.  Sonra gitgide Devlet, kamu otoritesi sıfatıyla bu işlevi üzerine almış. Tevazuyla, bilgelikle, felsefeden çok kopmadan yapılması gereken bir işken gitgide kibir galip gelmiş, Devlet gücünü hasbelkader üstlenmiş birtakım adamlar “biz ne desek hukuk o” deme cinnetine kapılmışlar. Geldiğimiz nokta budur, kötü bir noktadır.
Bakın İzmir Valisi ne demiş, devlet adına işlenen cinayetleri sorgulama cüreti gösteren bir vatandaşa haddini bildirme babında:
“Biz hukuku uygularız. Uygulamalarımızı kimse engelleyemez. Şahıslar devletin aldığı hukuk kurallarına uyarlar. Devletle şahıs aynı kefeye girer mi?” (Yeni Asır, 24 Ağustos 2010)
Bilmem abartıyor muyum, ama ben bu laflarda bir toplumsal cinnet belirtisi görüyorum. Hakkı Devlet belirler diyor, sana söz düşmez. İnsanı hayvandan ayıran temel içgüdüyü senden esirgiyorum. Devlet ister asar ister keser, sen de bunun hak olduğunu kabul etmek zorundasın diyor.
Ve bunun cinnet olduğunu anlamaktan aciz. Görev tanımı sayıyor. Bununla yetişmiş!
Var mıdır bundan öte felaket?
Deprem meprem olur, birtakım insanlar ölür, binalar yıkılır, bir şevkle girişip yenisini kurarsın. O basit. İnsanı insan yapan temel değerlerden bihaber adamlar iktidar sahibi olur, üstelik yaptıkları işin bilincinde bile olmazsa sen ne yapabilirsin? Nereden başlayabilirsin? Umutsızluğa kapılmamak için neye güvenebilirsin?


26 Aralık 2010 Pazar

Brezilyalı Homurcu :Carlos LATUFF


FİLİSTİN MESELESİNE BAŞ KOYMUŞ BİR BREZİLYALI

Carlos Latuff Brezilyalı bir karikatürcü, zaman zaman Homur’da da çizgilerine rastladınız. Geçtiğimiz günlerde Naci El-Ali karikatür yarışması ödül töreni için ülkemize geldi.
Latuff, karikatürlerinde kendinden kilometrelerce uzaktaki bir ülkenin Filistin’in sorunlarıyla ilgileniyor. Tüm dünyanın ezilen Filistin halkını görmeyip İsrail’i mazlum olarak görmesine isyan ediyor. Filistin konulu çizgilerinden asla para almıyor.
“Çizgilerimi isteyen herkes istediği gibi kullanabilir, dergilere, gazetelere, tişörtlere basabilir, sergileyebilir; önemli olan bu meselenin mümkün olduğu kadar yaygınlaşabilmesidir” diyor.
HOMUR da yıllardır aynı yönetimi uyguluyordu bu benzerliğimizi görünce şaşırdık. Dünyanın bir ucundan birbirimizi bulmamız tesadüf değilmiş demek ki…

Carlos Lauff- Atay Sözer








Çocuk askerin ilk kurbanı : Çocukluk



23 Aralık 2010 Perşembe

Naci El Ali Karikatür Yarışması Ödül Töreni


Naci El Karikatür Yarışması Ödül Töreni

25 Aralık Cumartesi
Saat :15.00
Yer:Bayazıt Devlet Kütüphanesi
DAVETLİSİNİZ

22 Aralık 2010 Çarşamba

Senaryo yazarları isyanlarda

Dizi setleri duruyor, çalışanlar protesto ediyor!
“Yerli dizi yersiz uzun!”
24 Aralık saat 19.00’da
senaryo yazarları kalem bırakacak, yönetmenler stop diyecek, setler duracak ve şalterler inecek. Tüm sektör çalışanları servislere binip bu defa Taksim Meydanı’na AKM’nin önüne gelecekler.
“Yerli dizi yersiz uzun!” sloganıyla yola çıkan Senaryo Yazarları Derneği SENDER, ikinci eyleminde bu defa tüm sektör çalışanlarıyla birlikte ilgililere çağrı yapacak. Dünya standartlarını hiçe sayarak kaliteyi düşüren ve insanlık dışı çalışma koşullarını yaratan, dizi sürelerini 45 dakikaya indirme taleplerini tekrarlayacaklar. Sinema Emekçileri Sendikası SİNESEN’in de katılımıyla saat 19.00’da Taksim’de AKM’nin önünde toplanacaklar.
24 Aralık 2008’de gecenin geç saatlerine kadar süren bir setin ardından evlerine giderken trafik kazası geçirip hayatlarını kaybeden meşlektaşları Zehra Sezgin ve Tülay Ergildi’yi de anarak, setlerde hastalıklara, kazalara, ölümlere varan insanlık dışı çalışma koşullarını protesto edecekler.
Yayında olan birçok dizinin yönetmenleri, senaryo yazarları, oyuncuları, müzisyenleri ve ekiplerinin katılacağı eylemi gerçekleştirecek olan sektör çalışanları, seyincilerini de destek vermeye çağırıyor.
24 Aralık 2010 Cuma günü, saat 19.00’da AKM’nin önünde buluşalım dünya standartlarında süreler ve insanca çalışma koşulları için elele verelim.

SENDER
Senaryo Yazarları Derneği

17 Aralık 2010 Cuma

NEW YEAR SPIRIT-YENİ YIL COŞKUSU

New year spirit- Yeni yıl coşkusu…
İşte ortak nokta burası, dinler farklı olsa da…
Bunu hissedebilmek son damlasına kadar…
Ne kadar erken o kadar çok, o kadar güzel…
31 Aralık Akşamı gece 12yi vurduğunda cebimizde ruhumuzda ne kadarı kaldıysa o kâr yanımıza…
Sonrası mı? Her şey eskisi gibi olacak, o yüzden bu günlerin kıymetini bilmek gerek…
Zira, saat 12yi vurup da uykunun yolu tutulduğunda o coşku, o ruh hali tüm kırıntılarını toplayıp gitmiş olacaktır siz uyandığınızda…
Zaman ne çabuk geçmektedir hüznü belki biraz da üstüne…
IMG_4541_exposure_resize_exposure
O yüzden ne kadar erken duyulmaya başlanırsa bu duygu o kadar güzel. Aralık ayının tamamını kaplasın mümkünse…
Çünkü en güzeli yılbaşı akşamına kadar geçen sürede hissedilenler…

IMG_4624_exposure_resize_exposureIMG_4629_exposure_resize_exposure

11 Aralık Cumartesi itibariyle bu ruhun içine pamuklara dalar gibi daldım…

IMG_4535_exposure_resize_exposure

Sadece ben mi?
O gün orada o masanın etrafında bulunan 11 eşsiz hatun ile birlikte daldık ve çıkamadık…
Bir masaldı, biz de masalın içinde kraliçeler, hepimiz farklı ülkelerden gelip buluştuk o masanın etrafında…
IMG_4495_exposure_resize_exposure

Bize bu masalı yaşatan, o güzel atmosferi oluşturup, eşsiz sofranın, süslemelerin ve detayların büyüsü ve keyfi içerisinde bu duyguları paylaşmamıza sebep olan ev sahibemize teşekkürlerin en büyüğü…
IMG_4497_exposure_resize_exposure

Ve paylaşılan tatlar…
Önce tuzlular,

Müge H. den tadına doyamadığım ve şu günlerde canımın çektiği, biran önce evde yapılması hedeflenen Karaköy böreği
Kıyma ile üzüm nasıl yakışır böyle birbirine…
IMG_4655_exposure_resize_exposureIMG_4634_exposure_resize_exposure

Fadime’den zeytinyağlı sarma, en çok yediğim ve midemde tatlılara yer kalmamasına sebep olan nefis sarmalar...
IMG_4652_exposure_resize_exposureIMG_4622_exposure_resize_exposure

Esra’dan yoğurtlu havuç salatası, kaşık kaşık yenen, hoh yaptıkça buram buram sarmısak kokturan:)
IMG_4637_exposure_resize_exposureIMG_4520_exposure_resize_exposure

Coşkuyu artıran sunumu ile yılbaşı ağacı görünümüzden patates salatası evsahibemiz Neslihan'dan
IMG_4567_exposure_resize_exposureIMG_4632_exposure_resize_exposure


Müge K’den yine yılbaşı temasını hatırlatan sunumu ile Peynir Topları
IMG_4569_exposure_resize_exposureIMG_4629_exposure_resize_exposure
Ve benden Müge K.’nın annesinin tarifi ile Peynirli Kıyır Poğaça, son zamanda fırınımda yegâne pişen tariftir kendisi…
IMG_4641_exposure_resize_exposureIMG_4545_exposure_resize_exposure

Ve tatlılar…
Sarmalar ve börekle dolan midede tatlılara pek yer kalmayınca paket olup sonradan afiyetle ağız tadıyla yendiler… Böylesi pek de güzel oldu.

Münevver Ablanın nefis makaronları,
Kahveli ve Kestaneli...
IMG_4502_exposure_resize_exposureIMG_4582_exposure_resize_exposure

Yasemin’in coşkuyu doruk yaptıran Kütük pastası:) Hep hayalimdi yapmak, olmadı ama kendisini yemek görmek kısmet oldu…
IMG_4666_exposure_resize_exposureIMG_4702_exposure_resize_exposure

Ayşem’in çikolatalı bişiyi ama o bile yeniyıl havasına bürünmüştü üzerindeki süsleme ile… Sonradan afiyetle yenildiğinde görüldü ki nefis birşey, yapılmalı ilk fırsatta...
IMG_4576_exposure_resize_exposureIMG_4565_exposure_resize_exposure

Berceste’nin Baharatlı elmalı muffinleri, bol ceviz ile… Yine sonradan tadıyla afiyetle yendi…
IMG_4645_exposure_resize_exposureIMG_4630_exposure_resize_exposure
Ve nefis sunumuyla Panottene Neslihan’dan…
Çok beğendim çok… Mayasının tadı, şekerlemelerinin tadı, kekinin dokusu ile çok güzeldi…
Hem sofrada yendi hem sonradan tatlı paketinin içinden çıkan lokmadan yendi…
IMG_4693_exposure_resize_exposureIMG_4589_exposure_resize_exposure

Bu lezzetlerin hepsi bu özenli sofraya konuk oldular...

IMG_4678_exposure_resize_exposure

Ve hediyeleşme için çekiliş zamanı
IMG_4532_exposure_resize_exposureIMG_4742_exposure_resize_exposure_exposure IMG_4729_exposure_resize_exposure_exposure

Hediyeler Ağacın altında... Herkes hediyesine kavuştu...
IMG_4685_exposure_resize_exposure

ve ben 11 Aralık öğleden sonrası yeniyıl akşamını yaşadım sanki, ama ertesi gün uyandığımda halen devam ediyordu yeniyılın coşkusu...