26 Ekim 2013 Cumartesi

Topa Sahip Olma Oranı



Geçenlerde Almanların Bundesliga'nın 8 hafta sonunda çıkardığı istatistiği buraya konu etimiştik. Topla saha içerisinde daha fazla oynayan takımlar mı kazanıyordu? Ya da galibiyete giden yolda topla oynama oranı da tetikleyici bir kuvvet miydi? 8 hafta sonunda alınan 54 galibiyetın 27'sini topla rakibinden daha az oynayan takım kazanmış. Yani oranlar eşit, fifty fifty..

Üşenmedim, Türkiye Ligi'nin bu haftaya kadar olan bölümünü sadece bu açıdan inceledim.

Ne ilginçtir ki bizde de 8 hafta sonuna 54 galibiyet vardı. Bunlardan 2'sinde oranlar eşit iken 27 kez topa daha fazla sahip olan takım kazanırken 25 kez de topa daha az sahip olan takım kazanmış. Bir üstünlükten bahsedemeyiz ve eşitlik sadece 1 maçla bozulmuş. Yani neredeyse Bundesliga oranlarıyla bire bir aynı olan bir istatistik söz konusu.

İşin özeti rakibine oranla topla daha az ya da fazla oynaman galibiyeti belirlemiyor.

Ülkemizde bu istatistiğe bakarken en ilgi çekici takım ise Kayserispor.. Mağlup olduğu pek çok maçta topla en fazla oynayan takım olmuş. Misal Trabzonspor'a yenilirken topla oynama oranı %62.55! Belki skor dezavantajına sahip olması buna neden olu derseniz eğer beraberlikte de oranı %58.67 olduğunun altını çizelim. Nihayetinde Fenerbahçe ile beraber Kayserispor ligin en fazla topa sahip olan zirvedeki iki takımı.

Akhisar ise kazandığı pek çok maçın içerisinde rakibinden daha az topla oynaması dikkat çekici. Galatasaray ve Trabzonspor'u devirirken rakiplerinden daha az topa sahip olmuş.

Asıl itiraz ettiğim nokta ise topa sahip olan takımlara "oyunu kontrol ediyor" şeklinde bakmaları. Oysa pek çok takım bilirim ki topu rakibe verir, oyunun kontrolünü elinde tutar..

Hissiyat böyle!

Günler hızla akıp geçerken şahane şeyler oluyor buralarda. Küçük oğlum geceleri yatmadan "seni seviyorum anne" diyor mesela, biricik sevgilim "sevgi yumağıııııı" dediğinde herkes üşenmeden gelip yumak oluyor, anne baba geldi gitti, " ah bizde yerleşsek" diye, dostlar geldi gitti "kalbimiz sizinle" diye. Buralı dostlarımız var, her sıkıntımızda koşup gelen, kazandığımız en büyük kıymetler.

Artık

Weidenfeller vs Dortmund Tribünleri






Weidenfeller gecenin kahramanıydı. Maç öncesi yapılan bu taşkınlık az daha maçın oynanmasının önüne geçecekti. Jürgen Klopp'un "utandım" diyerek yorumladığı bu tutuma Weidenfeller saha içerisinde tepki gösterdi. Maç içerisinde de penaltı kurtarması bir yana kritik anlarda golün önüne geçmesiyle belirleyici de oldu.

Dortmund beklenildiği gibi oynadı ve maçı iki farkla kazandı. Kadro kalitesi, oyun içeriği ve takım bütünlüğü Schlake'nin iki seviye yukarısındaydı.


Nuri belki çok fazla gol atmadı Dortmund formasıyla ama çok önemli maçlarda her zaman onun bu ekstra yardımı kırılma noktasında Dortmund'a virajı aldırmıştır. Real Madrid transferi öncesi kazanılan şampiyonlukta çok önemli yer tutan Bayern maçlarının her ikisinde de birisi frikikten olmak üzere nefis goller attı. Burada da maçı koparan Nuri'nin muhteşem füzesi oldu ki maç içerisine de oldukça iyiydi.. Belki Mhkitaryan sonrası maçın en iyi oyuncusu olarak Weidenfeller ile beraber onun ismini öne çıkartırsak çok da yanlış olmaz.

Meyer'in performansına Schalke daha çok üzülmelidir. Zira teknik adamın hem strateji hem de oyuncu seçimi konusunda yaptığı hatayı görünür kıldı. Üç sol bek takımda yer aldı. Kolasinac ile beraber Fuchs kenarları paylaşırken Aogo da defansif orta saha.. Bu aslında en çok Boateng'e zarar verir zira onu saf bir on numara olarak oynatırsanız verimi düşer, ekstra katkısı azalır. Oysa Aogo yerine Boateng ve ön alanda da Meyer olması Dortmund'a daha ciddi zarar verecek bütünlüğü oluşturabilirdi. 

Nihayetinde Dortmund sonuna kadar hak ettiği galibiyeti iyi bir oyunla elde etti. Peki saydınız mı Schalke topu kazandığını düşündüğü noktada kaç kez topu kaybetti? Dortmund oyuncuların niteliğinden bağımsız felsefe olarak diğer takımların ilerisinde. Öyle ki Bayern'i durduracak tek takım olma özelliğini kadro derinliği konusunda sıkıntı çekse de korumaya devam ediyor.. 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Cumartesi nasıl geçer, erken kalkma yok, kuzu evde, ödevini yap, yemeğini ye, tv yeter, bilgisayarda çok kaldın mücadeleleri, kendime ayıracağım o sakin ve sessiz saatler yok, kafana eseni de yapamıyorsun haftaiçini o yüzden daha çok seviyorum. 
Sonbahar yürüyüşlerine başlamak lazım, abur cuburu da azaltmak..

25 Ekim 2013 Cuma

Si Sinyor!





 Bazen bir kazak veya bir elbise giyersiniz ve kendinizi başka bir şehirde hayal edersiniz, veya o giysi sizi oraya götürür... Bu elbiseyi giyince nedense kendimi Sicilya'nın bir köyünde mutlu mesut yaşayan bir sinyorita gibi hissettim. Sabah erkenden kalkmışım, keçilerimi otlatmışım, ev yapımı raviolimi hazırlamışım, sonra bir kadeh şarabımı elime alıp sinyorumu beklemeye koyulmuşum, olamaz mı canım :)









 Aramızda kalsın bu elbiseyi Bostanlı'da bir mağazadan 20 liraya aldım, 20 liralık elbisenin üzerimde bıraktığı etkiye bakar mısınız kihh kihhh ;)







Elbisenin başka bir kemeri vardı ben onu çıkarıp eski kemerlerimden birini taktım.







Sinyor ve sinyoritalar hepinize harika bir hafta sonu diliyorum!

Çavvv!


Gıcır!


Almanya'nın Dünya Kupası'nda internette dolaşan dedikoduya göre giyeceği forma.. Şu hali çok iyi olmasa da renk kombinasyonu ve tasarım çok kötü değil gibi ama gerçeğini görmek gerekir..

El Clasico



The Suits/Geeks Divide

Arnold Kling diagnoses what went wrong with the new healthcare exchange website.

24 Ekim 2013 Perşembe

25 Ekim 2013

 Son başladığım örgümle birlikte toplam üç tane yarım işim oldu elimde.
Daha öncede yapmıştım aynı renklerden, bazı örgüler benim için ayrı yer tutuyor, onlara başka bağlanıyorum, bir başka seviyorum, onlardan birisi de bu örtü.
Haftasonunuz güzel olsun...

Tebrikler !





Heyecanla bu anı beklediğinizi biliyorum! Çekiliş süresi bitti ve kazanan belli oldu. Ama ben ismi açıklamadan önce bu ay blog takipçilerime sunduğu bu harika jestten ötürü PartiAvm.com ekibine teşekkürlerimi gönderiyorum! Kendilerini tanıdığım için de çok mutluyum, artık kutlamalar söz konusu olduğunda nereye başvuracağımızı gayet iyi biliyoruz öyle di mi ;) 




Bir çeki 177 kişi ister bir kişi alırmış, bu ayın şanslı ismi 69. sırada yorum bırakan, kızı Duru'nun bir ay sonra doğum gününü kutlayacak olan sevgili Martenitsa's Handmade Jewellery oldu! Kendisini tebrik ediyor 300 liralık hediye çekini güle güle harcamasını diliyorum ;) Kazanamayanlar da hiç üzülmesin bence, PartiAvm.com her an elinizin altında, size bir tık yakınlıkta!




Bir çekiliş daha sonlandığına göre gelecek ay için şimdiden kolları sıvasam çok iyi olacak ;)


Mutlu cumalar herkese!



Kopenhag Kriterleri


Galatasaray kendisi için çok önemli olan 3 puanı güzel bir futbolla aldı. 90 dakikanın getirilerine bakalım.
Artıları çok, başlayalım saymaya. Aylar sonra ilk defa üç puanı “sürekli akın geliştirerek” aldı. Pozisyon üretimi ve sıklığı dikkat çekiciydi.  Maçı doksan dakika önde oynarken kontraya fırsat vermeyecek düzeyde bir savunma başarısı söz konusuydu. Sneijder oyunu uzun toplarla genişletti,  Bruma Galatasaray’ı çizgiye indirdi. Galatasaray çizgiye indiğinde Burak ve Drogba gücü açığa çıktı. Yine Sneijder iki santrforun arkasına sızmayı başardı. Mancini’nin kafasında Selçuk’u değil Melo’yu öne yakın oynatma fikri olduğunu da gösterdi. Özellikle maçın en ilgi çekici detaylarından birisi Melo’nun ön alan presinde zaman zaman Sneijder yerine rakip savunmanın merkezine baskı uygulamasıydı. Burak ve Drogba kenarlara açılan iki stopere gidince öndeki oyuncuya baskı yapan Melo rakibi atağa kaldırmadı. İlerleyen dakikalarda ise açılan ortaya kafayı vurarak takımı öne geçirmesi ise sürpriz değildi.
Galatasaray’ın artısı Mancini profesyonelliği de olabilir. Dış etkenlerden etkilenmesi çok güç bir karakter olarak umut verdi. Bu memlekette Hagi karakterinde olmak gerekir, bildiğini her türlü tepkiye rağmen gerçekleştirmek. Mancini de bu güveni dışarıdan taraftarlara veriyorZaman içerisinde Mancini’yi daha iyi tanıyacağız.

Dikkat edilmesi gereken ayrıntılar:

-Öncelikle Galatasaray henüz Burak-Drogba-Sneijder üçlüsünü oynatacak bir şablon geliştirmiş değil. Burak ve diğer pek çok oyuncunun ekstra performansı söz konusuydu savunmada. Daha da önemlisi rakip Kopenhag ve maçın galibiyet oranı da 1.20. Gelecek için ölçü alınmamalı. Özellikle kenar hücumcuları kuvvetli takımlar karşısında işlerin nasıl olacağını merak ediyorum ama umut verici bir gelişme söz konusu.

-Juventus’da Riera, Karabük’te Ceyhun gibi Mancini’nin oyuncuları tanımamaktan ileri gelen yanlış tercihlere Dany da katıldı. Üç maçı da mağlubiyet ile tamamlamamış olması bunların hata olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Sağ beke alternatif olabilir ama sola en azından süre gerekiyor. Galatasaray Kopenhag maçında sol kenardan akın geliştiremedi. Dany asisti ise sağ kenardan yaptı. Dany-Burak ve hatta o bölgeye yaklaşan Sneijder çizgiye inemedi. Sneijder ortaları ceza sahasının köşesinden içeriye doğru çok kez kesti ve fakat savuşturmaları sorun olmadı. Galatasaray Bruma-Eboue kenarı ile  maçı kazandı.  Burak-Dany ise aslında oldukça kötü bir birleşim. Yine de Burak’ın savunma açısından ekstra eforu ile maçın domine edilmesinde katkısı bir hayli fazlaydı.


-Bayern Münih tek bir atak bile yemeden kaleye çektiği 29 şuta ve attığı 5 gole rağmen özeleştiri konusunda oldukça iyi. Gerek Guardiola gerekse de Robben rakibin güçsüzlüğü nedeniyle bazı hataların görülmediğinin üzerinde durdu. Aynı şey Galatasaray için de geçerli. Kopenhag özellikle deplasmanlarda ligde dahi fazlasıyla başarısız ve çok gol yiyen bir takım olduğu unutmamak gerekir. Semih’in oyun sıkıştığında içerikli pas atamaması, Dany’den  en azından hızlı bir şekilde sol bek olamayacak olması ve nihayetinde size saldırmayan bir takım karşısında Burak-Drogba-Sneijderlı savunmanın ne denli etkili olacağının test edilmemiş olması. Kayserispor deplasmanı ise tam anlamıyla bir sınav olacak.

Düzensizliği Yakala



Son dönem Alman Futbolu’na hakim olan felsefe.  Benim uzun uzun anlatmaya çabaladığım “Gegenpressing”  ya da “Umschaltspiel” gibi pek çok taktiksel kavramın var oluş sebebi  aslında düzensizliği hedef almakla ilgilidir. Uğur Meleke buna tersten bakarak "düzensiz hücum" da diyor. Hepsinin ortak hedefi  rakibin düzeninin bozulduğu anda ondan istediğini almak! Barça sadece topu geri alıyor ama başta Dortmund olmak üzere Stuttgart, Mainz gibi pek çok Alman takımı düzensizlik üzerine hücum etmeyi de organize ediyor.

İşin özeti topu kapmak ya da hücum etmek için rakibin en az konsantre olduğu ve yerleşik düzeninden çıktığı anı kollamaktır.  Asıl soru şudur; Rakip düzenini ne zaman bozar? İşte "gegenpressing"i etkili kılan bu sorunun cevabıdır. Rakip düzenini size pres yaptığı zaman bozar. Size pres yaparak topu sizden kazandığı an, düzeninden çıkmış, en ufak bir saldırıda sonuç alabilecek kadar organizasyon sorunu vardır. Olağan düzenine geçmeden topu kazanmak ve hücum etmek sıklıkla bu nedenden dolayı başarılı sonuç verir.

Pres düzensizliğe yol açar..

Bir takım hücum ederken topu çevirir. Bu noktada rakip topu sizden kazanmak için pres yapar. Siz topu rakip yarı sahasında çevirdikçe pres yapan takım genel düzeninin dışına çıkar. Rakip presinde topun olduğu alan belirleyicidir. Pres yapan takım topun olduğu bölgeye baskısını yoğunlaştırdıkça var olan düzenini bozar.  Pres yapan takımın hareket alanının belirleyen topa sahip olan rakiptir. Top dolaştıkça olağan düzeninden rakip çıkar.

 Rakibin yaptığı presin başarılı olduğu an ya da sizin yediğiniz pres sonucu topu kaybettiğiniz zaman aslında topu rakipten kapmak için en uygun zaman dilimidir zira o ilk beş saniye sizden topu kapmış olan takımın oyuncusu doğaçlama oynamak zorundadır ve seçenekleri ise kısıtlıdır.  İşte o an yeniden saldırıp topu geri kazanmak kolaydır. Size yapılan başarılı prese karşı presle cevap verirseniz topu yeniden kazanırsınız. 

 Bu “gegenpressing” ya da “karşı pres”. İngilizlerin sonradan bulduğu deyim ise kontra pres..  Lakin bu Almanların asıl “farkı” değil. Orijini  hali hazırda Guardiola Barça’sına aittir.  Barça topu yine yeniden dolaştırırken pek çok kez kaybediyor ama o kadar kısa sürede topu “gegenpressing” ile geri kazanıyordu ki top doksan dakika bu oyuncuların ayağında kalıyordu.

 Almanlar ise bu fikri geliştirdi. 

 Gegenpressing sadece topu geri kazanmak için uygulanan pres çeşididir. Hepsi bu. Bunu birbirlerinden taban tabana zıt oyun felsefesine sahip Barcelona da Dortmund da uygular.  Heynckes’in ikinci yılından itibaren Bayern Münih de uygulamaya başladı. Düzensizliği hedef alan eylemlerden sadece “bir” tanesi. 

Almanlar ise  bunun üzerine hücumunu da oturtuyor.  Fark da buradan doğuyor. Barça ve Dortmund'un hücum başlangıçları benzer ama hücum süreleri birbirerine tezat oluşturacak ölçüde uzun.

Sadece “gegenpressing” söz konusu olduğunda bunu her takım kendi meşrebine göre farklı şekilde yapıyor. Sanılanın aksine topu kaybettiğinde saldır şeklinde değil.  Öncesinde çalışılmalı ve mental açıdan yetkinlik istiyor. Bu açıdan Fatih Terim’in 96-00 Galatasaray’ı da yapıyordu ama bilinçsizce.  

Spielverlagerung sitesi 1974 Hollanda’yı da katarak 4 farklı takımın uyguladığı birbirlerinden farklı çalışılmış gegenpressing modellerini işlemişti.  Ben size 3 farklı takımın nasıl topu kaybettiği anda geri kazandığını o görsellerle göstereyim.

Barcelona


Guardiola'nın sayısız numarasının temeli rakip ceza sahasının önü ile orta saha arasına olabildiğince adamı yığması sonucu oluşturur. Üçgen kurmalar, topun olduğu bölgeye yoğunlaştırılmış baskı v.s.  O bölge Guardiola'da önemlidir.  Bek açık gibi oynar, forvet geri çekilir, sahte dokuzla oraya gelir. Nihayetinde o bölgeye 8 oyuncu dizer. dolayısıyla buradaki adam fazlalığı avantajını "karşı pres" söz konusu olduğunda topa sahip olanın pas seçeneklerine baskı uygulayarak gerçekleştirir.  İkili mücadele burada pek sık görülmez.  Öncesinde çalışılmış olduğu için Barça kapattığı alana topu yönlendirir.  Sıklıkla bu Busquets'in bölgesine denk düşer. Bir başka seçenek ise rakibi yanlış pasa zorlamak. Bunun için üçlü ve hatta dörtlü sıkıştırmalar yeterlidir.  Çünkü rakip bu topu kazandığı anda hafta içi çalıştığı ya da ezberlediği sistemin dışında kaldığı için otomatizasyonunu yitirmiş, doğaçlama ve baskı sonucu hızlı karar vermek zorundadır. Sıklıkla bu pres topu geri kazanmasına sebebiyet verir. Ancak topu geri kazandıktan sonra izlediği yol ise Dortmund ve diğer Alman takımlarıyla taban tabana zıttır.

Borussia Dortmund


Dortmund'un karşı presi daha topun kazanıldığı bölge hedef alınır, o bölgeye yoğun baskı şeklinde gerçekleşir. Adam markajından ziyade topun olduğu bölge hızlı bir şekilde Dortmundlu oyuncular tarafından kontrol altına alınır. Aşağıda incelenecek olan Bayern'den farkı da adama değil alana kanalize olmalarıdır. Bu yüzden öncesinde çalışılmış olması bir yana kenarlarda sıklıkla gerçekleşir. Zira kenarda Dortmund her daim adam fazlalığına ulaşır kendi sistemi gereği. Bu yüzden Dortmund sisteminde kenar forvetlerin en az 11 km maç başına koşması ya da Aubemeyang'ı zorlayan savunma aksiyonları önemlidir. Reus'undan Götze'sinden Kagawa'sına kadar her kenar forvet Dortmund'da oynadığı süre boyunca savunmasıyla fark yaratmıştır. Öyle ki Götze zaman zaman defansif orta saha dahi oynamıştır 13 km'ye ulaşması bir yana..

Dortmund sadece topu kaybettiği zaman değil rakibe presi de bu bölgede yapıp topu doğal presle yine kenarda kazanır. Bunun için rakip oyun kurarken Dortmund öyle bir pres yapar ki top kenarlara orada bırakılan "bilinçli"  boşluk nedeniyle yayılır. Diğer bölgeler kapatılır. İster karşı ister normal presle olsun, Dortmund sıklıkla bu bölgede adam fazlalığına ulaşıp topu geri kazanır. Barça'dan farkı da budur; Topu geri kazandığı anda topu çevirmez, direkt hücum eder zira rakip o zaman diliminde var olan temel düzeninden kopmuştur..

Bayern Münih

Bayern Münih topu kaybettiğinde topa sahip olan rakip oyuncuya diğerlerinden farklı olarak bir ya da iki kişiyle baskı kurar. Rakibin o anda var olan bütün pas seçeneklerine ise adam markajı ile kapatır. Dolayısıyla Barça ve Dortmund'dan farklı olarak bölgeye adam yığmaktan ziyade bir-iki oyuncunun baskısıyla topu geri kazanacak şekilde alan-adam markajı ile topa sahip olan oyuncunun bütün görünen opsiyonlarını yok eder. Topa yeniden sahip olmasıysa sadece an meselesidir artık..

Almanların Farkı

Görüldüğü üzere birbirlerinden farklı oyun felsefelerine sahip olan takımlar "gegenpressing" ile topu kazanma seçeneğini işaretliyorlar. Oysa Stuttgart, Mainz, Dortmund ve bugünkü Bayern Münih dahil "düzensizlik" üzerine hücumu da geliştiriyor. 

Dortmund ya da Stuttgart topu rakibe veriyor. Bu takımların hücumu topa sahip olduğunda değil topa sahip olmadığında başlıyor. Önemli olan nokta topu hangi noktada geri kazanacağını belirlemek. Dortmund kenarlara rakibi yaptığı presle itiyor ve orada kazandığı andan itibaren Barça gibi topu çevirmek yerine hücum ediyor. Topu dolaştırmıyor. Topu kazandığı zaman rakibin düzeninin bozuk olduğunun farkında olarak "zayıf" anında hücum geliştiriyor. 

Real Madrid'i elediği maçların gollerine bakarsanız eğer topu orta sahada kazandığı andan itibaren uzun toplarla gollere gitmişlerdi. Sadece Real Madrid maçında kenarlara değil Xabi Alanso'ya baskı yapıp merkezde kazanarak hızlı hücumlarını geliştirdiler. Bu açıdan Götze grup maçlarında "defansif orta saha" oynayarak savunmasıyla fark yaratmıştı. Zira Madrid'in zayıf karnı Alanso'suz hücumlarıydı v.s.

Geçen sene oynanan Fürth maçının özeti. Aslında 9 dakikalık özeti çok daha iyi gösteriyordu. Dortmund bütün gollerini topu kazandıktan sonra gerçekleştirdiği hücumlarla yapıyor. Rakip konsantrasyonu, bozuk düzeni üzerine felsefesini geliştiriyor. Barça gibi sadece topu geri kazanmak için değil hücumlarını da rakibin düzeninin bozulduğu ana oturtuyor. Bazen topu kaybettiği anda yaptığı "karşı pres" ile bunu başarıyor bazen de topu tam istediği bölgede yeniden kazandığı anın hemen sonrasında.. Buna "umschaltspiel" diyorlar. Geçiş futbolu olarak da çevrilebilir. Savunmadan hücuma geçiş gibi algılanabilir ama hücum aslında savunma yaparken başlıyor. Rakibi istediği bölgeye çekerken istediği zamanı kolluyor. Asıl hedef topu rakip ceza sahasında ele geçirmek.


greuther-furth-vs-borussia-dortmund von livefootballvideo

Juventus muhteşem bir seri yakaladı. 49 maç yenilmedi. Özellikle hücum aksiyonları söz konusu olduğunda bazı analizciler Juventus'un topu rakip ceza sahasında bilinçli olarak kaybettiğini dahi dile getirdi zira kurulu düzene saldıran Juventus sonuç alamıyordu belki ama ribauntlarla, topu kaybettiği anda kazandığı toplarla sıklıkla sonuç alan bir yapısı vardı. Nihayetinde gerçek şu ki son iki yılın Juventus'u ilerideki karambolden fazlasıyla faydalandı. 

İki gün önce Reus Arsenal'in üzerine giderken tüm takım onu karşılaşmak için konsantre bir şekilde bekliyordu. Yanlış pas attı, topu kaybetti, Arsenal artık hücumu düşünüyorken yeniden saldıran Reus topu kazandı ve gerçekleştirilen hücum golü getirdi. İki hücum arasında aslında devasa fark var. 


Temel felsefe "karşı pres" değil. Öyle olsa bu hali hazırda bir Barcelona işidir. Barça topu kazandığında şöyle bir geriye yaslanır, topu çevirir. Yerleşik savunmaya hücum eder. Öyle güçlüydü ki o savunma bir şekilde deliniyordu. Almanlar ise tamamen bu yerleşik savunmadan kaçmak üzere felsefe geliştirdiler. Bu yüzden topa sahip olup topu dolaştırdığın ölçüde rakip yerleşimini alır. Dortmund, Stuttgart ya da pek çok takımın topa sahip olarak oyunu kontrol etmek gibi bir amacı yok. Top rakipte iken onlar topu hangi bölgede gele geçireceğini düşünür zira asıl mesele hücumu rakip savunmanın hangi anına denk getirme meselesidir. Ve karşı pres de zaten bu açıdan önemlidir zira pres yapan takım başarılı olduğu anda savunması düşmüş, düzeni bozulmuştur. Juventus'un karambol topları, ribauntları başarıyla gole çevirmesi de aynı şekildedir. Fark "gegenpressing" değil, düzensizliği yakalamaktır. Yerleşiksizliğin üzerine oynamaktır. 

23 Ekim 2013 Çarşamba

Ekim Ayının Sponsorlu Çekilişi !!!





Kutlamaları hepimiz çok severiz di mi? Bu yeri gelir bebeğimizin diş buğdayı olur, yeri gelir kız kardeşimizin baby shower partisi olur veya eşimiz için hazırladığımız sürpriz doğum günü partisi olur... Heyecanla üstüne düşünür, konsepti belirler, bir liste çıkartır ve yapacağımız kutlamanın dört dörtlük olmasını isteriz. En önemli kısım da bu kutlamayı güzel hale getirecek detayları bulabilmekte ve hepsini göze hitap eder hale getirebilmekte yatar... İşte tüm bunları oturduğumuz yerden yapabileceğimiz, aradığımız her ürünü bulabileceğimiz çok güzel bir adres var şimdi: PartiAvm.com!






Miss Tasarım Atölyesi markası olan PartiAvm.com kişiye özel parti malzemeleri tasarlayıp, üreten Türkiye'nin en geniş kapsamlı butik parti malzemeleri alışveriş sitesi. Piyasadaki parti ürünlerinden sıkılanlar ve farklı bir şeyler arayanlara alternatif olabilmek için, daha da önemlisi annelerin organizasyon şirketlerine bağlı kalmadan az bir çabayla parti süslemelerini kendilerinin yapabilmeleri fikriyle yola çıkmış.




Kızımın 1 yaş doğum günü için yaptığım hazırlıklarda ozalitçilerle yaptığım kavgaları, yazın sıcağında parti süsleme mağazalarını tek tek dolaşmamı düşündükçe PartiAvm.com'u keşke daha önceden bilseymişim diyorum! Ama Niloş'un bir sonraki doğum günü kutlamasında işim çok kolay olacak, ben temamı şimdiden seçtim bile!




Ahh ahh ne çok aramıştım seni bir bilsennn!




PartiAvm'de sadece doğum günü değil birçok kutlamaya ait süsler mevcut; hatıra çerçeveleri, özel bannerlar, çocuk kostümleri, bebek şekerleri, kapı ve oda süsleri, lavanta keseleri, el yapımı hediyelikler hatta el örgüsü bebekler bile! Kutlamaları ve süslemeleri seviyorsanız size hitap eden bir çok şeyi burada bulacaksınız buna emin olabilirsiniz ;)








Sitede farklı temada o kadar çeşitli süslemeler var ki ben sadece küçücük bir kısmını paylaşabiliyorum sizlerle...
















Eveeeet şimdi gelelim en tatlı kısma!


Bu ayki çekilişimin sponsoru PartiAvm.com takipçilerimden birine kişiye özel doğum günü, baby shower, diş buğdayı, kına, nişan ve düğün parti ürünlerinden istediği şeyleri alabileceği (çocuk kostümleri ve sunum ürünleri dahil değildir!) ve kargosuda PartiAvm.com'a ait olmak üzere "300 TL'lik" hediye çeki veriyor! Ve bunun için hiçbir şart koşmuyor! Süper değil mi? Cevabınız eveeet ise, siz de benim gibi PartiAvm.com'a bayıldıysanız ve şansınızı bir denemek istiyorsanız yapmanız gereken tek şey buraya yorum bırakmanız o kadar :)


Kazanan talihlinin hediye çekini 6 ay içinde ve tek seferde kullanması gerekiyor.


Kazananı cuma günü açıklayacağım. PartiAvm'ye katkılarından ötürü teşekkür ediyor, kazananı açıklayıncaya dek hoşçakalın diyorum ;)


Siyah



Çok nadir video kliplere "güzel" derim.  Siyah'ın orijina video klibi ise şahane..

Pep'in Lahm Sevgisi


Hali hazırda sağ bek ile sol bek performansı inanılmazdı. Öyle ki tüm Almanya onun hangi bölgede daha iyi olduğu üzerine tartışıyor ama üzerinde uzlaşılmış bir fikir çıkmıyordu. Lahm sağda da solda da aynı seviyede oynayabiliyordu.  Üstelik oynadığı zaman önündeki açık oyuncusunu öyle etkiliyordu ki Bayern'de bir sene Ribery'nin diğer sene Robben'in coşmasının yegane sebebi Lahm'ın sırasıyla  sağ ve sol bek oynamasıydı.

Guardiola geldi..

..dedi ki: "Bugüne kadar çalıştığım en zeki futbolcu" derken İniesta'ları, Messi'leri, Xavi'leri geride bıraktığının bilincinde konuşuyordu. "

Önce orta sahanın sağ kenarına yerleştirdi. Ofansif allrounder rolüne büründürdü ve son dönem sakatlıklar sonrası defansif orta sahaya yerleştirdi. Şimdi Dante de sakatlanınca..

merkez stoper olabilir mi?

..umalım ki  Neuer'e bir şey olmasın..

Taraftar gibi Taraftar!


Emirates'de farkını ortaya koydu Dortmund taraftarı.. 


Nasıl derler: Taraftar gibi taraftar..

23 Ekim 2013

El işi anlamında bir hevesliyim ki sormayın fakat çok şey yapmak isteyip hiçbirşey yapamıyorum,
Deneyeceğim diye kaydettiğim modelleri deniyorum,
 Dolgusu olmadığı için çok çabuk ilerliyor bu model, hangi birini yapsam bilmiyorum.
 Telefon kumbarama Çınar el koydu. Üzerine bir de dantel attık mı tam oldu.
Sabahları özgürüm, okulda öğle yemeği tatiline kadar, sonrası hep aynı rutin, ödev boğuşması vs. derken şimdiden biraz daral geldi, hayırlısı.

22 Ekim 2013 Salı

The median voter changes his mind

click on graphic to enlarge

İşte Bu Yüzden!


Dortmund harika bir kontra sonucu Lewandowski'nin bitiriciliğiyle deplasmanda Arsenal'ı devirdi.

Bayern Münih'e gitmek için Lewandowski tüm gücüyle çalıştı. Başaramadı. İşin enterasan olan tarafı ise sene sonunda sözleşmesi sona erecek olan Lewandowski'den yaklaşık 20 milyon euro'nun üzerinde gelir elde edecek olmasına rağmen bu paradan vazgeçen Dortmund'un tavrıydı. Herkes neden diyordu.. Seneye bedavaya gidecek, 20 milyon neden çöpe atılıyor?

İşte bu yüzden..

Dortmund'un felsefesi güzel. Arsenal'a 40 milyona satmadı Götze'yi. Yetenekli oyuncu sözleşmesini ancak 37 milyona serbest kalır maddesi olursa uzatacaktı, uzattı. Belki sonra Bayern'e gitti ama oraya gelen 80 bin insanına her zaman güzel futbolu "güzel futbolcularla" oynatmak için sonuna kadar çabaladı. Milyonların önemi yok, asıl olan güzel futbol ve futbolcu.

Bayern Başkanı Hoeness de Audi Talk'ta Dortmund'un bu tavrını beğenmiş, övmüş ve kendisinin de zamanında Ribery'i 86 milyon euro'ya satmadığını dile getirerek sözlerini şu şekilde sona erdirmişti:

"Biz banka değil futbol kulubüyüz. Aslolan güzel futbol ve futbolcuyu taraftara izlettirmek.."