Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2013 Cumartesi

Türkiye haritalarından bir demet



Harita 1: 1960 itibariyle Türkiye'de Ermenice yer adları. (Tam boy için haritanın üstüne tıklayın.)

Harita Index Anatolicus sitesinden mekanik olarak üretildi. Her nokta bir yerleşim (kasaba, köy veya mezra) gösteriyor. Sadece İçişleri Bakanlığının resmi listelerinde geçen adlar göz önüne alındı. Sadece Ermenice olduğundan az çok emin olduğum adlar gösterildi. (Ermenice olduğunu tahmin ettiğim ama emin olamadığım yer adları bir bu kadar daha tutuyor; ama onları ekleyince coğrafi dağılım pek değişmiyor.)

Not 1: Bu harita "Ermeni köyleri" haritası değildir; Ermenice yer adları haritasıdır. İkisi farklı şeydir. Gösterilen yerlerin yaklaşık yarısı, 20. yy. başında Türk veya Kürt yerleşimi idi. Buna karşılık, Orta ve İçdoğu Anadolu'daki yüzlerce Ermeni yerleşiminin pek çoğunun sadece Türkçe adı vardı. Mesela Yozgat'taki 30'a yakın Ermeni köyünün hepsinin adı (baştan beri) Türkçedir.

Not 2: Sivas-Kayseri-Malatya-Ergani-Adıyaman-Maraş-Osmaniye-Adana kuşağı 11. yy'dan itibaren yoğun Ermeni yerleşimine tanık olduğu halde, bu bölgedeki Ermenice yer adları seyrektir. Bir başka deyimle, gösterilen adların çoğunluğu bin yıldan daha eski olsa gerek.

Not 3: İki yoğunluk alanının ortasından geçen Ağrı-Güney Erzurum-Bingöl kuşağı 17. yy'dan itibaren Kürd yerleşimine sahne olmuştur. Bu kuşakta bulunan Ermenice yer adlarının birçoğu, en geç 1828 göçünden sonra silinmiş olmalıdır.



Harita 2: Urartu Krallığı, MÖ 9.-7. yüzyıllar.

Wikipedia'dan kopyalayıp benim haritaya ekledim. 2500 yıl önce yıkılmış bir devletin sınırlarını belirlemek riskli şüphesiz. Bunun yerine, a) Urartu arkeolojik sitlerini ve, b) Urartu yazıtlarında zikredilen yerleri gösteren noktasal bir harita daha iyi olurdu. Ama öyle de yapsam dağılım pek değişmiyor.

Urartu yazıtları, "Urartuca" adı verilen ve pek iyi çözümlenememiş bir dildedir. Ancak bu olgudan, Urartu devletine tabi halk(lar)ın nece konuştuğuna dair bir sonuç çıkaramayız. [Mesela Macaristan'da 19. yy ortalarına dek tüm yazıtlar ve resmi belgeler Latince yazılırdı; ama bundan, Macarların Latin olduğu sonucu çıkmaz.]

Erzincan-Bayburt-İspir hattının Urartu egemenliği dışında kalmış olması ilgi çekici.


Harita 3: M 387 yılında Ermeni Krallığının Paylaşımı.

Bunu da Robert Hewsen'ın atlasından kopyaladım. Pembe olan alan Miladın ilk dört yüzyılında Arşakuni/Arsacid soyundan krallarca yönetilen Armenia krallığının sahasıdır. Palahovit (Balabitene) ve Dzopk (Sophene) gibi dönem dönem bağımsız olan beylikleri dahil ettim. Buna karşılık krallığa hiçbir tarihte tam bağlanmayan Andzit, Angeğdun, Nprgerd, Sanasunk ve Ardzn gibi dış beylikleri dahil etmedim. Hewsen'da idari birim, kale ve piskoposlukların da listeleri var. Onları kullanıp noktasal bir harita çıkarabilirdim belki.

Kırmızı hat 387 yılında Bizans ile Sasani İran'ı arasında yapılan anlaşmayla tesis edilen sınır hattıdır. Bunun batısında kalan kısım bu tarihte Bizans'ın doğrudan egemenliği altına gidi. Doğuda İran'a bağımlı kukla bir kırallık 421'e dek sürdükten sonra lağvedildi.

Pembenin batı sınırı Fırat nehridir. Fırat'ın Batı yakasındaki yoğun yerleşim hattı (Kangal-Eğin-Arapkir-Harput-Ergani) esasen bu haritadan yaklaşık 600 yıl sonra, Bizans'ın ikinci büyük yayılma dalgası sırasında oluşmuş gibi görünüyor.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Azerbaycan basınıyla mülakat


Bundan yedi sekiz ay önce Azeri basınından birine aşağıdaki röportajı vermişim. Aklımdan çıkmıştı. Eski mailleri ayıklarken karşıma çıktı. Azerice imla izlerini düzeltmedim, hoşluk katıyor.

1. Azerbaycan okurları için kendinizi nasıl tanıta bilirsiniz?

Çeşitli konularda kitaplar yazan bir Türkiye vatandaşıyım. Modern Türkçenin ilk sistematik etimoloji sözlüğü olan Sözlerin Soyağacı'nı yazdım. Ayrıca Atatürk ve Kemalizm hakkında sistemli bir eleştiri olan Yanlış Cumhuriyet kitabıyla tanındım. Türkiye'de insani boyutlu alternatif turizmin gelişmesi için de çok emek harcadım.

2. "Adını unutan ülke" adlı eserinizde Türkiyede zaman-zaman değiştirilen yer adlarından bahsediyorsunuz. Oysa Ermenistan’da Türk adları da değiştirilmiş. Nasıl yorumlarsınız?

Aptallık tek millete mahsus bir problem değil.

3. Ermeni halkının Azerbaycan vatandaşlarına yaptığı mezalimi, Karabağın işğalini doğru buluyorsunuzmu?

Savaşın ve zulmün her çeşidine karşı çıkmalıyız. Ancak Karabağ probleminden Ermenistan Cumhuriyeti tek başına sorumlu tutulamaz sanırım. Karabağ Stalin zamanında konulmuş, Andropov ve Gorbaçev zamanında pimi çekilmiş bir bombadır.

4. Haçatur Abovyan ve diger ermeni düşünürleri türkcenin ermeni kültürüne karıştığını yazmışlar. Haçatur Abovyanın "Ermenistanın dertleri" romanında 100-den fazla türk sözü var. Sizce türk dilinin ermeni kültürüne tesiri varmı?

Tabii var. Ermenilerin büyük çoğunluğu bin yıldan beri Türk hakimiyeti altında yaşamıştır. Pek çoğu Türkçe konuşmuş veya Türkçe-Ermenice iki dilli yaşamış. Türkçe sözlü fakat Ermeni harfleriyle yazılmış zengin bir Ermeni edebiyatı vardır. İlk Türkçe romanı 1850'li yıllarda bir Ermeni olan Vartanyan Paşa yazmıştır.

6. Türkiyede Star gazetesinde yazdığınız bir yazıda kökten bir değişim olmadıkça Kürt açılımı falan olmaz demiştiniz. Türkiye hükumetinin açılımlara yanaşmasını siz nasıl yorumluyorsunuz?

İyi yönde fakat çok çekingen buluyorum. Kürt meselesi hakkında acilen çok radikal adımlar atılması gereklidir. Fakat korkarım ki hükümet bu konuda çok geç kalmaktadır. Aynı şekilde, Ermenistan'la ilişkiler konusunda da hükümetimizin daha cesur adımlar atması gerektiğini düşünüyorum.

7. Türkiyede "ermeni katliamı" oldumu? Yıllardır bu iddiayı ileri süren ermenilerin Hocalıda 1993 yıllarında yaptıklarını nasıl eleştirebilirsiniz?

Türkiye'de 1915'i izleyen yıllarda gerçekleşen Ermeni soykırımını bugün ancak çok cahil veya çok fanatik insanlar inkâr etmektedir. Sonuç olarak Osmanlı toplumunun temel unsurlarından biri olan ve genel nüfusun %15'ini oluşturan bir toplum 1915 ila 1923 yılları arasında insanlık dışı bir politika sonucunda yok edilmiştir. Ancak temel insanî değerlerden mahrum olan insanlar bu trajediyi yok sayabilir veya küçümseyebilir.

Hocalı'da Karabağlı Ermeni milislerin yaptığı katliam şüphesiz trajik ve insanlık adına utanç verici bir olaydır. Fakat 1915-23 döneminde 2 milyon nüfuslu tarihî bir ulusun yok edilmesi hadisesiyle herhangi bir mantıklı düzlemde kıyaslanabileceğini sanmıyorum. Başıbozuk bir milis grubu, aylar süren kanlı bir çatışmanın sonunda, eline düşen birkaç yüz sivil insanı katletmiş. Cinayet tabii, ve ayıp, ama bunu terazinin sanki öteki kefesine koyacak bir şey gibi tanıtmak ancak ciddi algı sorunları olan bazı insanları tatmin edebilir.

8. Azerbaycan-Ermenistan "Dağlık Karabağ" sorununun çözümünü nasıl görüyorsunuz?

Rusya isterse çözülür, yoksa çözülmez.

9. Hocam, sizin sevdiyiniz bir Azerbaycanlı ola bilirmi? Düşünür, şair, yazar, qazeteci...

Sevdiğim  insanları ırklarına ve milliyetlerine göre ayırmayı bugüne kadar hiç düşünmedim. Yazar olarak, dost ve arkadaş olarak, sevgili ve eş olarak her milletten insanı sevdim; Azerbaycanlı ile Türk veya Ermeni veya Japon veya Alman arasında da ciddi bir fark göremiyorum.

10. Azerbaycana gelmek istermisiniz? Yıllarca iç-içe yaşayan ermeni- azerbaycan toplumunun bu sorununu nasıl çözmek mümkün? Yıllarca komşu olduk, akraba olduk. Sizin kibi düşünürler bir yol bulka bilirmi?

Azerbaycan'a Kasım 1990'da gelmiş ve iki hafta kalmıştım. Çok iyi dostluk gördüm, insanların evlerinde misafir edildim, güzel sohbetler ettim. Tekrar gelmeyi çok isterim. 20 yılda nelerin değiştiğini merak ediyorum. 

13. Bildiyim kadar hapiste yatmışsınız ve hapishanede size Gavur Hoca lakabı vermişler. Bunu anlata bilirmisiniz?

Koğuşumuzda psikolojik çöküntü içinde olan bir arkadaşımız vardı. Ona kızdım ve vaktini faydalı bir işe ayırırsa hapishanenin zorluk değil nimet olduğunu göreceğini söyledim. O zaman bana Arapça öğret dedi. Ben de ona yaklaşık bir ay boyunca Arapça okuma ve yazmayı öğrettim. Daha sonra camiden gelen bir hocayla Kuran tilavetini de öğrendi. Bana hala çok büyük saygı duyar ve bazen ziyaretime gelir.

 Hapisteyken etimoloji sözlüğüm üzerinde çalışıyordum. Koca koca Arapça, Farsça, Osmanlıca, Latince sözlüklerle çalıştığımı görünce "Gâvur Hoca" diye lakap taktılar. Sakalım da göbeğime kadar uzamıştı o zaman, hakikaten eski devir hocalarına benzemiştim.

14. Hangi dili çok seviyorsunuz? Bildiyim kadarıyla 4 dilde rahat konuşuyorsunuz.

Tüm diller güzeldir, ama iyi bildiğin diller – edebiyatını, tarihini, lehçelerini, nüanslarını bildiğin diller – insana daha güzel gelir. En iyi bildiğim diller tabii Türkçe ve İngilizce; en sevdiğim diller de bunlar. Klasik ve modern Ermenice, Fransızca, Almanca iyi bilir ve konuşurum. Arapça, Farsça, Latince, Eski ve Yeni Yunanca, İtalyanca ve İspanyolcaya da okuduğumu anlayacak kadar vakıfım.

15. Yazar olarak, hoca olarak Türkiyede yaşamak kolaymı? Geçiminiz nasıl?

Yazar olarak yaşamak kolay değil. Yaşarsınız gerçi, ama özgürlüğünüzü ve cesaretinizi koruyamazsınız. Ben aynı zamanda Ege bölgesinde bir köyde eski taş evleri onararak oluşturduğum bir otelin kurucusu ve yöneticisiyim. Asıl gelir kaynağım odur.

16. Sizden rica etsek bize sevdiyiniz bir şiiri yazılı olarak paylaşırmısınız?

Cahit Koytak'ın Hrant Dink hakkında yazdığı müthiş bir şiir var, sanırım son yıllarda yazılmış en güzel Türkçe şiirlerden biridir. Cahit Koytak, belki biliyorsunuz, son derece dindar bir Müslümandır; bu da şiirin değerini daha artıran bir unsur.

[Cahit Ağabey'in "Hepimiz Hrant’ız’ bence ne demektir?" şiirini aktarmışım]