ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2013 Salı

Anadolu tarihinde gezintiler: Arinç, -aric

Türkiye coğrafyasında Arinç adında dört yer bulabiliyorum. Muş merkeze bağlı Arinç köyü, en erken Hovhannes Mamikonyan’ın 905 tarihli vekâyinamesinde anılmış, vaktiyle önemli bir yermiş. Şimdiki adı Çöğürlü. Diğerleri Van Bahçesaray’a bağlı Arinç (Altındere), Siirt Baykan’a bağlı Arinç (Çamtaşı), bir de Hakkari Yüksekova’ya bağlı Arinç (Çatalkaya). Ayrıca Ermenistan’ın Kotayk ilinde bir Arinç köyü var, orası da 11. yy’dan beri kaydedilmiş.

Dört tane de Arinçik veya Arincikbuluyoruz. Muş merkeze bağlı Kıyıbaşı köyü, Suren Eremyan’ın yayınladığı 967 tarihli bir belgede Arnçig առնչիկ olarak geçiyor, ki “arinç-çik, küçük arinç” demek. 1960 yılında adı değiştirilinceye kadar da Arinçik kalmış. Muş Bulanık’a bağlı Bostancılar, Van Bahçesaray’a bağlı Çatbayır, Bitlis Hizan’a bağlı Oğlaklı köyleri Arinçik. Siirt merkeze bağlı Alenzok yahut Arinzuk köyü de tahminimce Arincik’tir.

Gerek sözcük yapısı gerek coğrafi dağılım açısından, Ermenice olduğu şüphesiz. Ama anlamından emin olamıyorum. Eski Ermenice ar’inç’ առինչ “ilişki, taalluk, bağlılık” anlamında soyut bir isim. Acaba buradaki kullanımı “bağlı yer, dependency, uyduköy” gibi bir şey olabilir mi? Olabilir ama emin değilim. Onuncu yüzyılda Mamikonyan Muş’taki Arinç’in adını açıklamak için mitolojiye başvurduğuna göre, o zaman bile sözcüğün anlamı belirsizmiş sonucunu çıkarabiliriz.

*
 Daha da sorunlu olan, aric’li yeradları. Türkiye’de bunlardan en az onyedi tane var. Aram Kosyan Հայկական Լեռնաշխարհի Տեղանուններ kitabında Ermenistan’dan da yedi sekiz tane saymış.

Türkiye’dekileri sayalım. Amariç (Bingöl Yedisu Ayanoğlu köyü), Çinanariç (Kemah Kemerkaya), Tavtariç (Çemişgezek Yemişdere), Havdariç (Bingöl Yayladere Güneşlik), Kaylariç (Erzincan Üzümlü Karakaya), Kinadariç (Elazığ merkez Gözebaşı), Kdariç (Mazgirt Güneyharman), Kmbariç (Elazığ merkez Tohumlu), Lusadariç (Pertek Yeğencik), Pakayariç (iki tane, biri Tercan Çadırkaya, diğeri Kemah Hakbilir), Ptariç (Erzincan Üzümlü Bayırbağ), Pazgariç (Erzurum Aziziye Düztoprak), Sivariç (Kiğı Eşme), Sngariç (Erzurum Aziziye Adaçay), Vanariç (Tunceli Merkez Suvat), Xağdoyariç (Aşkale Büyükgeçit ve Küçükgeçit), Zartariç(Elazığ Merkez Değirmenönü).

En meşhuru Tercan’daki Pakayariç, MÖ 1. yüzyıldan beri kaydedilmiş, Hıristiyanlık öncesi döneme ait önemli bir tapınak merkezi. Lusadariç ile Kdariç de antik çağdan beri bilinen yerler.

Aric առիճ ne demek bilmiyorum. İşin kötüsü, bilen kimse de yok. Ne Acaryan’da, ne Mkhitaryanların büyük sözlüğünde bu kelime yok. Hübschmann Ermenice yeradlarına dair klasik eserinde açıklamaya teşebbüs bile etmemiş. Kosyan da es geçmiş.

Çoğu örnekte adın birinci unsurunu Ermeniceyle yorumlayabiliyoruz: Sngariç = mantarlı aric, Ptaric = kör aric, Pazgaric = pancar aric, Kaylaric = kurt aric'i, Kinadaric belki üzüm-bağı aric. Tavtaric belki Davut’un aric. Diğerleri opak, ipucu vermiyorlar.

Binbeşyüz sene önce de kadim isimlermiş. Altıncı yüzyılda yazan tarihçi Agathangelos, Pakayaric adının her iki unsurunun Part (Eşkani) dilinde olduğunu belirtme gereği duymuş, başkaca açıklama vermemiş. Lakin ne Boyce’ta, ne Durkin-Meisterernst’in bir şaheser olan Orta Farsça ve Partça sözlüğünde buna tekabül edecek bir kelime bulamıyorum.

Aşkale’deki Xağdoyaric  muhtemelen Hald’lar (Xald’lar) aric’i anlamına geliyor. Hald/Xağd Ermenilerin Urartulara (ve dahi yakın çağda Gümüşhane civarının yerli halkına) verdikleri isim. Acaba oradan bir ipucu çıkar mı? Bilemedim.

*
Manisa’da Doğu kökenlilerin oranı nedir? Misal: 28.04.1706 tarihli bir Osmanlı belgesinde, “Simav kazası karyelerine göçen on bin kadar Kürd ve Türkmen taifelerinin [Kula civarında] ahali hudutlarına, bahçelerine ziyanları dokunduğundan menedilmesi...” mevzubahis ediliyor. “Türkmen” sözcüğü Osmanlı kullanımında genellikle Kürt ile eş anlamlıdır. Hadi bakalım, bu Kürtlere ne oldu?

Az daha güneyde, Alaşehir ile Sarıgöl ilçelerinde sekiz on köye sahip olan bir Caber aşireti yahut cemaati vardır. Kendilerine sorarsan öz be öz Türkmen olduklarını söylerler. Ama Suriye ve Urfa’daki Kürt olan Caberlerle alakasız olmaları muhtemel mi?

Komşu Kütahya’ya bakıyoruz. Mesela 26 Ocak 1919 tarihli Resmi Gazete’de çıkan yazıya göre Altıntaş nahiyesinin merkezi Kürtköyü adlı köye taşınmış, ki bugünkü Altıntaş kasabasıdır. Buyur buradan yak.

Aydın’da şimdiki adı Turanlar olan köyün eski adının Yenikürtler veya Asikürtler olduğunu da bir tarihte yazmıştım. Anadolu tekinsiz yerdir, deştikçe altından neler çıkar bilemezsin.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Liana Aghajanian interview

Here's the full article:
http://www.ianyanmag.com/2013/05/25/q-a-sevan-nisanyan-turkish-armenian-blogger-sentenced-for-blasphemy/

The questions and my answers:

1. Receiving criticism for your writing and thoughts is something you've had experience with in the past - how do you deal with this? Do you take any of these threats seriously, do they scare you?
I receive a daily deluge of extremely graphic insults and death threats. One gets used to them after a while, though. They do not scare me any more. As far as I know no politically-motivated assassination has ever taken place in this country unless ordered from high up. I doubt that in the current atmosphere the powers that be would have either the inclination or the courage to create another Armenian martyr.

2. Prosecutors have accused you of "overstepping the boundaries of freedom of speech and criticism." What is your response to this accusation?
The quality of legal education in Turkey is abysmal. Evidently this young prosecutor was under the illusion that saying something mildly distasteful to the prevailing religious opinion is beyond the boundaries of free speech.

3. You previously said, "Here I am an Armenian doing something no Armenian has done in a Muslim country. This is really the height of boldness, of impudence. This is something you are not supposed to do." How did your ethnic background play a role in this prosecution and lengthy sentence you received?
I believe it was the key issue. People are simply not used to a member of a non-Muslim minority speaking boldly and coherently on sensitive national and/or religious issues. It drives some people mad.

4. What kind of experience have you had as an Armenian writer in Turkey, or just as a citizen of Turkey? What challenges do Armenians or minorities in general face in Turkey today?
Prejudice and ignorance are still rampant, but things have improved vastly in the last decade. Goodwill is now the dominant note among opinion leaders. I have received some very positive, very encouraging endorements from the better-informed segments of the Turkish public.
But even there, you find this underlying sense that an Armenian should never come so openly forward. You know, “we all love our Armenians, but we like them nice and soft.” That about summarizes the dominant attitude. 

5. I noticed that some Armenian Diasporans on social networks have compared what has happened in your case to that of Hrant Dink, calling for the State Department to protest your sentencing. What kind of similarities, if any, exist between you and him?
A hate campaign was systematically mounted against Hrant over a period of two years. There was judicial harrassment, barking mobs, death threats and terrifying headlines in the trashy press. My experience has been very similar so far. Except that Hrant was attacked primarily by the secular nationalists, and I am attacked mainly by the religious camp. These are considered the opposite poles of the political spectrum here.

6. You have vowed to appeal your sentence. What do you think or hope will come of this?
It is an outrageous verdict in legal terms, so I expect the higher court may throw it out. What they will do next, if that happens, is to harrass me on some other, preferably non-political charge. I have a dozen other criminal cases pending on silly bureaucratic charges. That has been going on for almost twenty years now, and I doubt they they will give up any time soon.

7. In your article, you said you argued that hate speech is only criminal if it actually puts the rights or security of a vulnerable group in jeopardy. You wrote the blog post in response to the furor around the film. What in particular struck a chord in you and compelled you to write about it? Did you expect the commotion it caused?
There was an uproar here last year over that cheapo Muhammed film, and several top politicians close to the prime minister took the opportunity sound out a new Hate Speech Law curtailing “disrespect” of Islamic values. I thought then (and I still think now) that this is a serious threat to public freedoms. I had the urge to discuss the idea of “hate speech” and its limits.
I confess that this article by Daniel Pipes http://www.foxnews.com/opinion/2012/09/24/mocking-muhammad-is-not-hate-speech/was the immediate source of inspiration for my note. I am not a fan of either Mr. Pipes or Fox News. But I felt they had a good point here.

8. What are your thoughts on the freedom of expression (or seriously lack thereof) in Turkey today?
Historically, the military establishment has been the biggest threat to civic rights and freedoms in this country. The government of Tayyip Erdoğan has done a great job of dismantling that apparatus of military dominance. It is a pity that now a counter-wave of Islamic bigotry seems to be on the rise.
   
9. You have previously served time in jail - what was that experience like, if you were to sum it up?
It is like being at a particulary stupid boarding school. Nothing really terrible, just tedious and sometimes infuriating. I had plenty of time to concentrate on my linguistic work. The first edition of my etymological dictionary shaped up in jail. A few months in the cage now might be a good chance for me to work on the next revised edition.

10. You mention in your latest blog post that several individuals around Turkey filed complaints about the article. Do you have any idea who they are? And what does their offense at your post mean in the larger scheme of things?
Muslim opinion was muzzled in this country for almost three generations. Now that the muzzle is off, I think some people are testing their newly acquired voice. 

19 Ocak 2013 Cumartesi

Ermeni komitacıları kimdi?

Ermeni konuları çok da ilgimi çekmiyor. Bir sürü başka konu var şu ara uğraştığım, dinî metinlerin aktarımı meselesi, Arapçanın kaynakları meselesi, geç antik dönemde Ortadoğuda mezhepler meselesi, Nasturi tarihi meselesi, rabbiler dönemi Yahudi dinî literatürü vs. vs.

Bundan iki yıl önce, sipariş üzerine bir "Türkler İçin Ermeni Meselesi" kitabı yazmaya başlamıştım. Sonra sıkıldım, bitiremedim, bir daha da dönüp bakmadım. Geçen gün bir vesileyle hatırlamam gerekti. 60 küsur sayfa yazı yazmışım, bir sürü de not almışım; ziyan olması yazık diye düşündüm. Birkaçtır paylaştığım yazılar oradan seçtiklerim.


*
19. yy sonunda silahlı devrim sevdasına kapılan "Ermeni komitacıları" kimdi? Türkiye'de bu konuları merak edip bilen pek kimse yok galiba. PKK kurucu kadrolarının magazine düşme eğilimi gösterdiği şu günlerde belki bu da, kıyas babında, ilgi çekici olabilir. Buyurun, on kişilik bir seçme.

Mıgırdiç Portukalyan : Memleketi Tokat’ta bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1878’de Van’da bir Ermeni okulu kurdu. 1885’te okul Abdülhamid yönetimince kapatılınca Fransa’ya gitti. Devrimci sosyalist çizgideki Armenia dergisini çıkardı. Ermeni siyasi radikalizminin kurucusu sayılır.

Avedis Nazarbekyan (1866-1939): Tiflis’te doğdu. St. Petersburg ve Sorbonne üniversitelerinde okudu. Portukalyan’ın Armenia dergisine yazılar yazdı, ancak kısa süre sonra Portukalyan’ı ilkesizlikle suçlayarak ondan ayrıldı. Üniversitede kendinden iki yaş büyük olan Maro Vartanyan sayesinde Marksizmle tanıştı. Maro’nun teşvikiyle diğer altı öğrenci ile Cenevre’de buluşup Hınçak örgütünü kurdu. Bu sırada Nazarbekyan 21 yaşındaydı. Maro ile evlendi. Marx, Engels ve Plekhanov’un eserlerini Ermeniceye çevirdi. 1923’te ABD’ye yerleşerek ABD Komünist Partisine katıldı. 1934’te Sovyetler Birliğine göçtü. Moskova’da öldü.

Rupen Han-Azad (1862-1929): Erivan’da doğdu. Cenevre Üniversitesi’nde okurken Hınçak Partisi kurucuları arasında yer aldı. 1889’da İstanbul’a gelerek Hınçak örgütünü kurdu. Zeytun direnişinin örgütleyicileri arasında yer aldı. 1895’te tutuklanarak 1901’e dek hapis yattı. Çıktıktan sonra siyaseti bıraktı. İran’a yerleşerek ticaretle uğraştı.

Stepan Zoryan (1867-1919): Rus yönetimindeki Ermenistan’da doğdu. Moskova üniversitesinde okudu. Rus devrimci hareketinden etkilendi, Bakunin’le tanıştı. 1890’da Tiflis’te Krisdapor Mikaelyan ve Simon Zavaryan ile birlikte Ermeni Devrimci Federasyonunu (Taşnaktsutyun) kurdu. Teorik ve hayalperest bulduğu Hınçaklara karşı, gizli örgüt pratiğini savundu. Rus polisinden kaçarak Cenevre’ye gitti, orada örgütün gazetesini yönetti. 1904’te Makedonya’da Bulgar devrimci hareketi içinde yer aldı. 1908’de semaver tüccarı kimliğiyle Erzurum’a yerleşerek oradaki devrimci hareketi örgütledi. 1914’te tekrar Avrupa’ya kaçtı. 1918’de Bakü’de Ermeni isyanı örgütlemeye çalıştıysa da yenilgiye uğradı. Tiflis’te öldü.

Hamparsum Boyacıyan (1867-1915): Hacin’de (Adana’nın Saimbeyli ilçesi) doğdu. İstanbul’da Tıbbiye öğrencisiyken devrimci harekete ilgi duydu. Hınçak partisine katıldı. 1890’da Kumkapı mitinginin örgütleyicileri arasında yer aldı. Sosyalist devrimin ancak Anadolu köylüsünün silahlı direnişiyle gerçekleşeceği fikrini savunarak Sasun’a (Batman’ın Sason ilçesi) gitti. Murad kod adını kullanarak Sason direnişini örgütledi. 1908 ve 1912’de İttihat ve Terakki listesinden Adana mebusu seçildi. 24 Nisan 1915’te tutuklanarak Kayseri’ye götürüldü. Uzun süre işkence edildikten sonra 24 Ağustos 1915’te 12 arkadaşıyla birlikte idam edildi.

Karekin Pastırmacıyan (1871-1923): Erzurum’da doğdu. Erzurum’da kurulan ilk modern okul olan Sanasaryan okulundan mezun oldu. Üniversite eğitimi için Fransa’ya gitti. Devrimci örgüte katıldı. 1895’te tarım uzmanı olarak Erzurum’a döndü, ancak tam o sırada patlak veren Zeytun isyanına katılmak üzere baba evinden ayrıldı. 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankası baskınını düzenledi. Avrupa’ya kaçtı, Cenevre’de doktora yaptı. Tiflis’e yerleşerek iş hayatına atıldı, bakır madeni işletti. Ancak 1908 devriminden sonra işi gücü bırakarak İstanbul’a geldi. İttihat ve Terakki listesinden Erzurum mebusu seçildi. Doğu Anadolu’da demiryolları inşaatıyla ilgilenen bir Amerikan firmasının temsilciliğini üstlendi. 1913’te Sait Halim Paşa hükümetinde Nafıa Nazırlığı teklifini reddetti. Savaş ihtimalinin belirmesi üzerine Alman karşıtı ve Rus yandaşı bir politikayı savundu. Savaş çıkınca Rusya’ya iltica etti. Rus ordusunda kurulan dört Ermeni gönüllü alayından birinin komutanlığını üstlendi. Osmanlı ordusuna karşı Eleşkirt ve Tutak cephelerinde savaştı. 1915’te Van direnişini örgütledi. Rus devriminden sonra bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ın özel temsilcisi olarak ABD’ye gitti. Savaştan sonra Cenevre’ye yerleşti. Orada öldü.

Antranik Ozanyan (1865-1927): Şebinkarahisar’da doğdu. Babasını döven bir Türk’ü öldürdüğü için başı derde girdi. İstanbul'a gitti. Kumkapı’da marangozluk yaptı. Devrimci örgüte katıldı. Örgütün isteği doğrultusunda Sasun'a giderek gerilla savaşına katıldı. Cesareti ve kişilik gücüyle isyanın önderliğine yükseldi. 1901'de Muş'un Arak Manastırında 30 adamıyla bir ordu birliğine karşı üç hafta direnip kurtulmayı başarınca ünü efsane boyutlarına ulaştı. Hakkında türküler, marşlar yazıldı.

1904'te Batılı devletlerin müdahalesiyle silah bırakarak yurt dışına çıktı. Bulgaristan'da çiftçilik yaptı. Bir gönüllü birliğiyle Bulgar ordusu safında Balkan harbine katıldı. Meşrutiyetten sonra yurda dönerek İttihat ve Terakki rejimiyle işbirliğini savunan Taşnak yönetimine karşı tavır aldı. 1914'te Rusya'ya geçti, Ermeni gönüllü alaylarından birinin komutanlığını üstlendi. 18 Nisan 1915'te Dilman'da Halil Paşa yönetimindeki Osmanlı kuvvetini yenilgiye uğrattı. Ocak 1916'da Rus ordusuyla Bitlis'e girdi. Önceki yazın Van olaylarına misilleme olarak kenti yaktı ve sivil halktan çok sayıda kişiyi öldürttü. Bundan dolayı Rus divan-ı harbinde yargılandı ve görevinden alındı.

1918 başlarında Rus ordusunun dağılması üzerine Erzurum'da Batı Ermenistan Geçici Hükümetini kurdu. İlerleyen Türk orduları karşısında tutunamayarak Kafkasya'ya çekildi. Yeni kurulan Ermenistan Cumhuriyeti Türkiye ile anlaşma yoluna gidince cumhuriyet yönetimiyle bağlarını kopardı. Ermenistan'ın güneyindeki ZangezurDağlarına çekilerek gerilla hareketi başlattı. İngilizlerin müdahalesi üzerine hükümetle barışmaya razı oldu ve general rütbesini aldı. Ancak Nisan 1919'da yeniden isyan edip ordusuyla Erivan üzerine yürüdü. İkna edilerek yurt dışına çıkarıldı. Amerika'ya giderek Fresno'ya yerleşti. 1927'de öldü.

Arpiar Arpiaryan (1852-1908): Eğin’li bir ailenin evladı olarak İstanbul Ortaköy’de doğdu. İstanbul ve Venedik’te edebiyat ve tarih eğitimi aldı. Çeşitli edebi dergiler çıkardı. İşçi sınıfını ve sosyal sorunları irdelediği kısa hikâyeleri ile ün kazandı. 1889’da Hınçak örgütüne katıldı. 1890 Kumkapı mitinginin örgütleyicileri arasında olduğu için tutuklandı. 1896’da yurt dışına kaçarak Londra’ya yerleşti. Hınçak partisi içindeki bölünmede daha liberal görüşleri savunan kanadın lideri oldu. 1905’te Kahire’ye yerleşerek etkili bir edebiyat dergisi yayımlamaya başladı. 1908’de parti içindeki hizip mücadeleleri çerçevesinde bir suikast sonucu öldürüldü.

Krikor Zohrab (1861-1915). İstanbul’un Beşiktaş semtinde doğdu. Galatasaray Lisesini ve Hukuk Mektebini bitirdi. Parlak bir avukat olarak tanındı. Bulgar devrimcilerini savunduğu bir davada tutuklandıktan sonra Avrupa’ya kaçtı. 1908’de yurda dönerek İttihat ve Terakki listesinden İstanbul mebusu seçildi. 1915’e dek kaldığı mecliste dönemin en parlak hatiplerinden biri olarak tanındı. Realist tarzda romanları modern Ermeni edebiyatının başyapıtları arasında yer aldı. Kısa hikâyeleri, gezi ve hiciv yazılarıyla ün kazandı. Kayıp Kuşak adlı eserinde bir yandan Abdülhamid istibdadını yererken, devrimci kuşağı da eleştirdi. 21 Mayıs 1915’te Beyoğlu’nda tutuklanarak Diyarbakır’a sevkedildi. İttihat ve Terakki yönetiminin emriyle Urfa yakınlarında arabasını durduran saldırganlarca başı taşla ezilerek öldürüldü.

Vartkes Serengülyan (1871-1915): Erzurum’da doğdu. Sanasaryan okulunda lise öğrencisiyken bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle tutuklandı ve bir süre hapis yattı. 1892’de serbest bırakıldıktan sonra İstanbul’a ve Avrupa’ya giderek devrimci örgüte katıldı. 1901’de Sasun isyanına katılmak üzere geldiği Van’da tutuklandı, 101 yıl hapse mahkûm oldu. Meşrutiyetin ilanından sonra genel afla hapisten çıktı. İttihat ve Terakki listesinden Erzurum mebusu seçildi. 1912’de ikinci kez seçildi. 1915’te Zohrab ile birlikte tutuklandı. Diyarbakır Divan-ı Harbine sevkedilirken Urfa yakınlarında İttihat ve Terakki ajanlarınca öldürüldü.

18 Ocak 2013 Cuma

Hizan notları

Hizan'ı 2010'da dip bucak dolaşmıştık, sevgili Behvad Şerefhanoğlu ve oğlu Barzan ile beraber. Güzel yerlerdir. Öğretici üstelik.

Hizan’daki 180 civarında köy adının 140 kadarı Ermenicedir. Otuz tane kadar Kürtçe köy adı sayabiliyorum. Öz adı Türkçe olan tek yerleşim, şimdiki Hizan ilçe merkezi olan Karasu köyüdür. 1878 olaylarında eski ilçe merkezi olan Nefsi Hizan (şimdi Kayalı) kasabası tahrip olunduktan sonra, bölgenin yeni idare merkezi olmuş. (harita).

Xizan için Ermenice sözlükte şu anlamları buluyoruz: 1) sürgün, göçmen, başka yerde eğreti yaşayan kimse ve eğreti yaşanan yer; 2) gelin. Arasan kimbilir ardında ne hikâye vardır.

Türkiye’nin en ulaşılmaz, dağlık bölgelerinden biridir. Eskiden Hakif, Uçum, Spayert, Gargar ve asıl Hizan olmak üzere beş (veya altı) beylikmiş. Her birinin harabe kalesi var. 1840-öncesi idari yapıya ilişkin hiçbir bilgi bulamadım. O devirde nüfusunun hemen bütünüyle Ermeni olduğu anlaşılıyor. Bir miktar Kürt de belki varmış; ama bölge geniş çaplı hayvancılığa müsait olmadığı için, aşiret nüfusunun köklenmesine fırsat olmamıştır.

1840’larda, Tanzimat hamlesi gereğince etraftaki Hakkâri, Bitlis ve Cizre (Kürt) beyliklerinin tasfiyesinden sonra sosyal dengeler altüst olmuş.

*
Molla Sadullah1850’lerde yalınayak bir derviş olarak Müks-Bahçesaray’dan kalkıp Hizan’a gelmiş. Oradaki Kürtleri etrafına toplamış. İstanbullu peder Natanyan’ın 1877 tarihli gezi raporunda aktardığına göre servet ve güç sahibi olmuş. Nakşibendiymiş galiba, ya da Kadirî, şimdi anımsayamadım.

Mollanın oğlu Şeyh Celaleddin iktidarının çapını büyütmüş. Mal mülk ve davar sahibi olmuş. Davarını besleyebilmek için “istediği dağı ve ormanı zaptetmeye, ayak bastığı her yeri işgal etmeye” başlamış.  Birtakım Ermenilerin malına musallat olmuş. Zengin Ermenilerden Murad adlı birinin saray misali evini zaptetmiş – ki şimdi köy statüsünde olup Hizan şeyhlerinin mülkü olan Gayda arazisidir. Murad'ın direnmeye kalkan kardeşini bıçaklatmış. Hizan (eski) merkezdeki Surp Harutyun kilisesini yıktırarak taşıyla ev ve tekke inşa ettirmiş. Ermenilerin birçoğu onun hizmetine girmiş. Mal sahibi olan adam kendi tarlasında maraba olmuş, “karıları hizmetçi, çocukları rençber” olmuşlar.[1]

1877’de Rus savaşı çıkınca, Hizan Ermenilerinin bir bölümünün Ruslardan medet umduğu anlaşılıyor. En azından Celaleddin’in 1878’de giriştiği katliamın gerekçesi olarak söylenen şey bu. Ben hikâyeyi Ermeni tarafından okuduğum için, işin o yönüne dair pek bilgi bulamadım.

Katliamın sonuçlarını, İstanbullu peder Eprigyan’ın 1902 basımı Coğrafya Sözlüğü’nde aktardığı ayrıntılı tablolardan izleyebiliyoruz.[2]Eprigyan’a göre 1860 tarihinde 110 küsur köyde toplam 4324 hane olan Ermeni nüfusu 1880’de 1014 haneye düşmüştür. Kırktan fazla Ermeni köyü ve kasabası tamamen boşalmıştır. Eski Hizan kasabasından anlatılana göre bir gecede 1500 kişi göçmüş ve kasaba tamamen terk edilmiştir. İlçede bulunan manastır ve kiliselerin büyük bir kısmı 1880 itibariyle metruk ve yıkıktır.

Yine Eprigyan’ın bir başka kaynaktan aktardığı kısmî bilgilerden, Ermeni nüfusun 1895’te, 1880’e oranla yaklaşık bir kat arttığını görüyoruz. Aradaki fark belki kaynakların birbirini tutmamasından kaynaklanabilir. Kaçanların geri dönmesi ya da bir müddet Müslüman görünmeyi tercih edenlerin asıllarına rücu etmesiyle de alakalı olabilir. Bilmiyorum.

Eksilen 2000 ila 3000 hane (10 ila 15 bin kelle) nüfusun tamamının öldürüldüğünü sanmıyorum. Benzer vakaların çoğunda olduğu gibi, eksilenlerin bir kısmı, korku veya çıkar veya fırsat saikiyle din değiştirmiş olanlardan ibaret olmalıdır. Nitekim bugün bile o havalide (Bahçesaray, Hizan, Çatak…) kimin ne kadar Kürt, ne kadar başka şey olduğunu anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. İkinci bardak çaydan sonra işler çatallaşır.

*
Şeyh Celaleddin hikâyesi, Ermeni yazar Raffi’nin 1884’te Moskova’da yayımladığı Celaleddin adlı romanının konusunu oluşturur. Ermeni devrimci edebiyatının ilk ve en ünlü klasiğidir. Konusu bildik: Memleket baskı ve zulüm altında inlemektedir; gerici din adamları halkı savunmaktan acizdir; Ermeni genci Serhad onları eleştirir, silahlı direnişin meşru olduğunu savunur, kahramanca çatışarak ölür. 1880-90’larda bir kuşak Ermeni gençliği bu romanla coşmuş, silahlı mücadele ve devrimci örgüt heyecanına kendini kaptırmıştır.
Celaleddin soyundan gelen Hizan şeyhleri 1970-80’lere dek ilçenin mutlak hakimi konumundaydılar. Bugün etkileri biraz azalmış görünüyor. Eski politikacılardan Kâmuran İnan, abisi Abidin İnan Gaydalı ve onun oğlu Edip Safter Gaydalı bu ailedendir.

[Serhad ve Murad diye Ermeni adları da olabiliyor, evet.]

*
İspayert(Ermenicesi Spargerd, yeni adı Sağınlı) bucağı, Hizan’ın da en uzak ve ulaşılmaz kesimidir. Vadinin üç kolundan en sağdakinin ta sonunda Nurs köyü bulunur. Dağın kovuğuna sıkışmış, birkaç haneden oluşan bir yerdir. İnsana sanki kaça kaça gelip buraya sığınmışlar hissini verir. 1960’tan sonra resmi adı Kepirli idi, 2012 Haziranında Nurs adı iade edildi.

Belli ki eskiden önemsiz bir yermiş. Natanyan’ın (1877), Eprigyan’ın (1880-1895) ve Kevorkian’ın (1914) köy listelerinde adı geçmiyor. En erken 1928 tarihli Dahiliye Vekâleti listesinde izini bulabildim. Aslı Nork olmalı, “yeniler” veya “yenievler” demektir. Ermenice yer isimleri çoğu zaman nominatif değil akkuzatif halinde kaydedilir, bunun da akkuzatifi Nors olur.

[Doğudaki pek çok yerde bu k/s ikilisiyle karşılaşırız. Misal: Dunk/Dunıs (Ahlat’ta Tunus mahallesi), Arkunik/Arkunis (Olur Ilıkaynak köyü), Tağunk/Tağuns(Erzurum Köprüköy’de Karataşlar köyü), Xozunk/Xozunıs(Erzincan Aydoğdu köyü), Garcgank/Garcganıs(Refahiye ilçe merkezi), Pertk/Pertıs (Şenkaya Zümrüt köyü), Punk/Punıs (Hizan Derince köyü) vs. Her iki biçime Türkçe ve Ermenice kaynaklarda rastlarsın, aklın karışır.]

Nurs civarındaki mezraların adları Nırpan, Lvar, Nerkin Godens, Arkin veya Harkin, Tağik, Ant, Aros, Pandıs. Hepsi Ermenice – narinler, çanak, nadaslık, mahallecik vesaire, gayet sıradan isimler. İlk beşinin ahalisi 1914 itibariyle tamamen veya kısmen Ermeni imiş. Nors mahallesinin eski durumunu, az önce dediğim gibi, bulamadım.

Nurs köyünde Bediüzzaman çeşmesi önünde




[1] Arsen Yarman, Palu-Harput 1878, Derlem Yay. 2010, Sf. I.142 ve devamı.
[2] H. S. Eprigyan, Pnaşxarhig Pararan, Venedik 1902. Sf. II.170-175.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Bakan bile olmuş bu nankörler


Osmanlı devletinde 1850’lere dek her türlü sivil ve askeri devlet görevi Müslümanların tekelinde idi. İslam hukukunun Osmanlı'da cari olan yorumuna göre, bir gayrımüslimin müslime emir verebileceği bir mevkide bulunması mümkün değildi. 1850ler öncesinde bir Ermeninin, bey, vezir, nazır, hakim, bostancıbaşı, sipahi, subay gibi EMİR VERMEYİ ve SİLAH TAŞIMAYI gerektiren herhangi bir makama geldiği duyulmamıştır.
  
Şüphesiz din değiştirip Müslüman olan Ermeniler – mesela Kayserili bir devşirme olan Mimar Sinan gibi – çeşitli yüksek mevkilere gelmiştir. Ancak Müslüman olan Ermenilere Ermeni demezler, Türk derler.
18. yüzyıl ortalarından itibaren bazı Ermeniler, müşavir, tercüman, encümen üyesi, başmimar, darphane emini gibi yarı-resmi sıfatlarla gitgide artan sorumluluk mevkilerine getirilmiştir. Ancak Ermenilerin resmen devlet hizmetinde görevlendirilmesi, Avrupalıların zoruyla ilan edilen 1856 Islahat Fermanından sonradır.
 
Osmanlı devletinin ilk Ermeni bakanı, 1867-68’de Âli Paşa hükümetinde Nafıa (Bayındırlık) Nazırı olan Krikor Agaton Efendidir. Ohannes Efendi Çamiçyan 1877-1878’de toplam iki yıl Nafıa ve Ticaret Nazırı, Bedros Efendi Kuyumciyan 1878-1880’de iki yıla yakın Orman ve Maadin Nazırı ve sonra üç ay Ticaret Nazırı olmuştur. Padişahın şahsi servetini yöneten Hazine-i Hassa Nezareti, 1880 ile 1908 arası 28 yıl boyunca sırasıyla Hagop Paşa Kazazyan, Mikael Efendi Portakalyan ve Ohannes Sakız Efendilerin uhdesinde kalmıştır. İkinci Meşrutiyet döneminde Krikor Sinapyan, Oskan Mardikyan, İstanbulyan ve Hallaçyan Efendiler kısa sürelerle Nafıa, Orman ve Maadin, Posta ve Telgraf ve Ticaret Nezaretlerinde bulunmuşlardır.
  .
Gayrımüslim sadrazam olmadığı gibi, dahiliye, harbiye, zaptiye gibi devletin asıl iktidarı aygıtını temsil eden bakanlıklara getirilen kimse de yoktur.[1] Hariciye (Dışişleri) Nezaretine gelen tek Ermeni, 1912’de İttihat ve Terakki rejiminin geçici bir süre devrilmesi üzerine kurulan “partilerüstü” Ahmet Muhtar Paşa hükümetinde görev alan Kapriel Noradungyan Efendi’dir. Altı ay bakanlık yapmıştır. Osmanlı tarihinde Hariciye Nazırı olduğu halde vezir (paşa) unvanı ile taltif edilmeyen ilk kişidir. 
  
Osmanlı tarihinde bakanlık yapan Ermeniler adını saydığım bu onbir kişiden ibarettir. 1856-1922 arasında bakanlık ve başbakanlık görevlerinde bulunan yaklaşık 500 kişinin yüzde ikisini temsil ederler.[2]
  
Aynı dönemde Osmanlı ordusuna Tıbbiye, Eczacılık ve Veterinerlik sınıflarında hizmet veren bazı Ermenilere Paşa unvanı verilmiştir. 1864’te Harbiye mektebine ilk ve son kez beş Ermeni öğrenci alınmış, fakat yüzbaşılıktan yukarı terfi etmelerine izin verilmemiştir. Ermeniler teorik olarak 1856’dan itibaren orduya kabul edilmişlerse de fiiliyatta ancak 1910’dan itibaren askere alınmışlar ve ilk kez 1912 Balkan Harbinde Osmanlı saflarında muharebeye katılmışlardır. 

1912-1915 döneminde askerde alaylı olarak rütbe alıp subay statüsüne geçen bazı Ermeniler var mıdır? Bilmiyorum. Belki Taner Akçam'a veya Hakan Erdem'e sormak lazım.
*
Siyasi anlamda modernleşme denilen şey, bir ülke vatandaşlarının ayırım gözetmeksizin eşit medeni ve siyasi haklara kavuşmasıdır.

Bu anlamda 1856-1915 süreci, Osmanlı devletinin yarım gönülle modernleşmeyi denemesinin ve başaramamasının hikâyesidir.

Ayırım gözetmeksizin eşit muamele edeceğin adamları yokettikten sonra sözde Cumhuriyet ilan etmişsin kim kanar, neye yarar?

Üstelik asıl eşitlik mücadelesinin verildiği saha çöktükten sonra geriye kalan boşlukta öylesine feci eşitsizlikler türemiş, “hak” kavramı öylesine sakatlanıp kuşa dönmüş ki, aradan yüz sene geçtikten sonra bugün halâ biri bir Islahat Fermanı yayımlasa da modernleşmeye başlasak demekten başka çaremiz görünmüyor.



[1] 1856 itibariyle Osmanlı imparatorluğu nüfusunun %38 ila 40 kadarı gayrımüslim idi. Anılan dönemde sadrazam veya dahiliye, harbiye ve zaptiye nazırı olan gayrımüslim olmadığı gibi, bu mevkilere getirilen Kürt ve Arap da yoktur. Dolayısıyla "Osmanlı Devletinde Türklerin ikinci sınıf vatandaş olduğu" yahut "ezildiği" şeklindeki yaygın görüşün objektif bir dayanağı gösterilemez.
  
[2]Sinan Kuneralp, Son Dönem Osmanlı Erkân ve Ricali: Prosopografik Rehber,İSİS 1999.

13 Ocak 2013 Pazar

Bizim ecdadımız hem savaşır hem sevişirdi

Birbuçuk sene önce icap etmiş, şöyle bir şey yazmışım. Dünkü harita üzerine bir sürü Urartu sorusu gelince aklıma geldi, paylaşayım dedim.

Hayır, Urartuların Ermeni olduğunu iddia etmiyorum. Sadece Urartuların Ermeni OLMADIĞINA dair yeterli delil yok diyorum. İkisi aynı şey değil. 


Peki çok umurumda mı? Yok canım. Spor olsun.

*
Urartu bir devlet adıdır. Dolayısıyla ülke adıdır. Ama “Urartular” diye bir halkın olup olmadığını bilmiyoruz. Misal: Osmanlı da bir devlet, hatta -- bir bakıma -- ülkedir. Ama Osmanlılar diye bir millet yoktur.
 .
Urartu yazıtlarında Xald’lar diye bir şey geçer (yani sert h ile Hald). Kimilerine göre Urartu devletinin esas halkı bunlardır. Ama aslına bakarsanız Xaldlar diye bir kavim gerçekten var mı, varsa kimdir, bunları da bilen yoktur. Yazılanların büyük bölümü tahmin ve spekülasyondan ibarettir. Mesela eskiden Gümüşhane ve Of bölgesine de Xaldia (Haldiya) adı verilirdi. Bu Hald ile o Hald aynı mıdır? Yoksa Anglosaksonca Welsh sözcüğü gibi "yabancı" yahut "kıro" anlamına gelen genel bir tabir midir? Bilmiyorum. Çok merak ettiyseniz, buyur konu, doktora tezi yazın.

Yabancıların Urartu adını verdiği devlet MÖ 890 civarında ortaya çıkmış. Van kalesini makam edinmiş. Bir kısmı bugüne kalan, teknik açıdan çok şaşırtıcı saraylar ve kaleler inşa etmiş. MÖ 590 dolayında batmış.

Kraliyet yazıtlarının çoğu, tarihçilerin “Urartuca” adını verdiği, doğru dürüst çözülememiş bir dildedir; bir kısmı da Asurcadır. Yani Ermenice DEĞİLDİR. Ama bundan Urartu devletini kurup yöneten vatandaşların Ermeni olmadığı sonucu ÇIKMAZ. Zira Ermeniler başka dilde yazı yazmaz diye bir kural yoktur. Urartuca yazıyorsa anadan doğma Urartuludur, başkası olamaz da diyemeyiz.

Eski zaman devletlerinin pek çoğunda resmi yazı diliyle konuşma dili ayrıdır. Misal: eski Pers imparatorluğunun yazıtlarının çoğu Elamca denilen apayrı bir dildedir; Persçe değildir. Sasaniler çağında İran halkı çoklukla Farsça konuşmuş ama resmi yazışmalar Aramice yapılmıştır. Macar krallığının bütün belgeleri 19. yüzyıla dek Latincedir; Macarca yazı yazmak kimsenin aklına gelmemiştir. Göktürk Kağanlığının ilk dönemdeki yazıtları Türkçe değil Soğdca adı verilen İrani dildedir. Anadolu Selçukluları da aşağı yukarı 1300 yılına dek 230 sene boyunca ilaç için tek kelime Türkçe yazı yazmamıştır. Bundan Selçukluların yahut Göktürklerin Türk olmadığı, ya da Macarların Macar olmadığı sonucu çıkmaz. Urartuca yazıt yazan adamların Ermeni olmadığı sonucu da çıkmaz.

Ermenilerin Ortaçağda kaleme aldığı tarih kitaplarında Urartu kralları milli tarihin başlangıcı olarak anlatılır. Bunlara Urartu yahut [aynı kelimenin Aramicesi olan] Ararat adı verilmez, Hay adı verilir. Ermeni milletinin atası sayılan efsanevi kral Hayk, bariz bir Urartu şahsiyetidir. Yurdu Van’ın az güneyindeki Gürpınar vadisidir. [Bu vadinin adı Ortaçağ Ermeni kaynaklarında Hayots Tsor, yani Hayk Deresi, son devir Osmanlı resmi kayıtlarında ise Hayasor’dur. Günümüzde Kürtler arasında Havasor diye geçer.] Bugün Çavuştepe adı verilen köydeki antik Urartu kalesi Hayk Sarayı olarak bilinir. Ortaçağ başlarına dek Malazgirt, Erciş ve Pasinler/Hasankale’de hüküm süren üç Ermeni bey sülalesi, Horenli Movses'in aktardığı Mar Abas Katina vekâyinamesine göre Hayk’ın üç torunundan türemiştir. Hayrettir, üç yerde de Urartu'dan kalma arkeolojik kalıntılar var.

Tarihi kayıtlardaki Urartu kralları 300 sene boyunca sabah akşam Asur'la savaşmışlar. Efsanelerdeki ilk Ermeni kralları da, aynı şekilde, hiç durmadan Asur'la cedelleşmiş. En ünlüsü, destanlara konu olan güzel yüzlü Ara'dır. Bir çatışmada Asur kraliçesi Şamiram’ın askerlerince öldürülür. Ama kraliçe çocukluktan tanıdığı Ara’ya feci surette aşıktır. Sinir krizleri geçirir, bağrını paralar. Ara'nın cesedini Aralezk tepesine taşıtıp orada – belki canlanır ümidiyle – kutsal köpeklere yalatır. Hatta 500 sene sonra Eflatun'un Devlet kitabında aktardığına göre, başarır da. Aralezk şimdi Van kenti sınırları içinde kalan Kalecik’tir; Urartu’dan kalma kalesi vardır.

Urartu adı Asurcadır; yani eksonimdir, yabancıların verdiği isimdir. Aynı adın Tevrat'ta geçen İbranice [ve Aramice, Süryanice] karşılığı Ararat’tır. Ermeniler Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Kutsal Kitap’ta geçen bu adı kendi ülkelerinin adı olarak benimsemişler ve Ararat ülkesinin en yüksek dağı olan Ararat Dağı’nı bir tür ulusal simge saymışlardır.

Bunlardan Urartuların Ermeni olduğu sonucu çıkar mı? Çıkmaz.  Ama a) Ermenilerin Urartu krallarını kendi ataları saydığı, b) bey sülalelerini Urartu’dan türettiği ve c) Urartu krallığını kendi ilk devletleri kabul ettiği sonucu çıkar. Ki bir şekilde bir doğruluk payı olmalı.


12 Ocak 2013 Cumartesi

Türkiye haritalarından bir demet



Harita 1: 1960 itibariyle Türkiye'de Ermenice yer adları. (Tam boy için haritanın üstüne tıklayın.)

Harita Index Anatolicus sitesinden mekanik olarak üretildi. Her nokta bir yerleşim (kasaba, köy veya mezra) gösteriyor. Sadece İçişleri Bakanlığının resmi listelerinde geçen adlar göz önüne alındı. Sadece Ermenice olduğundan az çok emin olduğum adlar gösterildi. (Ermenice olduğunu tahmin ettiğim ama emin olamadığım yer adları bir bu kadar daha tutuyor; ama onları ekleyince coğrafi dağılım pek değişmiyor.)

Not 1: Bu harita "Ermeni köyleri" haritası değildir; Ermenice yer adları haritasıdır. İkisi farklı şeydir. Gösterilen yerlerin yaklaşık yarısı, 20. yy. başında Türk veya Kürt yerleşimi idi. Buna karşılık, Orta ve İçdoğu Anadolu'daki yüzlerce Ermeni yerleşiminin pek çoğunun sadece Türkçe adı vardı. Mesela Yozgat'taki 30'a yakın Ermeni köyünün hepsinin adı (baştan beri) Türkçedir.

Not 2: Sivas-Kayseri-Malatya-Ergani-Adıyaman-Maraş-Osmaniye-Adana kuşağı 11. yy'dan itibaren yoğun Ermeni yerleşimine tanık olduğu halde, bu bölgedeki Ermenice yer adları seyrektir. Bir başka deyimle, gösterilen adların çoğunluğu bin yıldan daha eski olsa gerek.

Not 3: İki yoğunluk alanının ortasından geçen Ağrı-Güney Erzurum-Bingöl kuşağı 17. yy'dan itibaren Kürd yerleşimine sahne olmuştur. Bu kuşakta bulunan Ermenice yer adlarının birçoğu, en geç 1828 göçünden sonra silinmiş olmalıdır.



Harita 2: Urartu Krallığı, MÖ 9.-7. yüzyıllar.

Wikipedia'dan kopyalayıp benim haritaya ekledim. 2500 yıl önce yıkılmış bir devletin sınırlarını belirlemek riskli şüphesiz. Bunun yerine, a) Urartu arkeolojik sitlerini ve, b) Urartu yazıtlarında zikredilen yerleri gösteren noktasal bir harita daha iyi olurdu. Ama öyle de yapsam dağılım pek değişmiyor.

Urartu yazıtları, "Urartuca" adı verilen ve pek iyi çözümlenememiş bir dildedir. Ancak bu olgudan, Urartu devletine tabi halk(lar)ın nece konuştuğuna dair bir sonuç çıkaramayız. [Mesela Macaristan'da 19. yy ortalarına dek tüm yazıtlar ve resmi belgeler Latince yazılırdı; ama bundan, Macarların Latin olduğu sonucu çıkmaz.]

Erzincan-Bayburt-İspir hattının Urartu egemenliği dışında kalmış olması ilgi çekici.


Harita 3: M 387 yılında Ermeni Krallığının Paylaşımı.

Bunu da Robert Hewsen'ın atlasından kopyaladım. Pembe olan alan Miladın ilk dört yüzyılında Arşakuni/Arsacid soyundan krallarca yönetilen Armenia krallığının sahasıdır. Palahovit (Balabitene) ve Dzopk (Sophene) gibi dönem dönem bağımsız olan beylikleri dahil ettim. Buna karşılık krallığa hiçbir tarihte tam bağlanmayan Andzit, Angeğdun, Nprgerd, Sanasunk ve Ardzn gibi dış beylikleri dahil etmedim. Hewsen'da idari birim, kale ve piskoposlukların da listeleri var. Onları kullanıp noktasal bir harita çıkarabilirdim belki.

Kırmızı hat 387 yılında Bizans ile Sasani İran'ı arasında yapılan anlaşmayla tesis edilen sınır hattıdır. Bunun batısında kalan kısım bu tarihte Bizans'ın doğrudan egemenliği altına gidi. Doğuda İran'a bağımlı kukla bir kırallık 421'e dek sürdükten sonra lağvedildi.

Pembenin batı sınırı Fırat nehridir. Fırat'ın Batı yakasındaki yoğun yerleşim hattı (Kangal-Eğin-Arapkir-Harput-Ergani) esasen bu haritadan yaklaşık 600 yıl sonra, Bizans'ın ikinci büyük yayılma dalgası sırasında oluşmuş gibi görünüyor.

2 Ocak 2013 Çarşamba

"Kendini Türklere sevdirmeye çalışan Ermeni modelinden oldum olası hazzetmedim"


"aşağıdan" adlı e-derginin 1 Ocak sayısında çıkan röportajım

Biz bu röportajı yaparken henüz tarih 21 Aralık’ı bulmamış durumda. Dünyadaki hatrı sayılır bir nüfusun inancına göre belki de asla yayınlanma imkanı bulamayacak şeyler söyleyeceksiniz. Peki ya bugüne dek söylediklerinizin kıyamet dışı nedenlerle yayınlanamadığı oldu mu? Kısacası, şahsi sansür tarihiniz nedir?
Doğrudan sansür sansürün hantal biçimidir, genellikle çok işe yaramaz. Yanlış Cumhuriyet kitabım yayınevlerinin ödü koptuğu için 2008′e dek 13 yıl yayımlanamadı. Ama sanırım yeterince kararlı olsam yayınlamanın yolunu bulurdum. Bir kitabım Allah’a ve peygambere dokunduğu için, bir başka kitabım feministlere dokunduğu için yayınevlerince reddedildi. Ama sonuçta bir yerden olmasa başka yerden çıkış yolu buluyorsun.
Asıl kahredici olan sansür yöntemi, son devirde iyice uzmanlaştıkları yöntem, itibarsızlaştırma. Biliyorsunuz yakın dönemin en alçakça itibarsızlaştırma kampanyalarından birine maruz bırakıldım. Yaptıklarıma ve söylediklerime söyleyecek söz bulamadıkları için bel altından vurdular, başta Hürriyet gazetesi ve o zamanki genel yayın yönetmeni olmak üzere. O yetmedi, Şirince’de yaptıklarıma dair bin türlü yalan haber yaydılar. Geniş bir kesim üzerinde etkili olmayı da başardılar maalesef. Öyle olunca sansüre gerek yok. Sen istediğin kadar konuş, söylediğin duyulmaz oluyor. İnsanlar kulaklarını ve gözlerini kapatıyor. Ya da söylediğini bir tür çarpıtma tünelinden geçirip algılıyor.
Çıktığınız televizyon programlarına “gökten indirilen” cezalarla birlikte düşünüldüğünde sizin için memlekette yasak bölgelerin sayısı gittikçe artıyor. Sizse sözü sivrileştirmekten korkmuyorsunuz. Bir entelektüel olarak bu bir strateji mi?
Alakası yok. O tip “stratejilerle” kaybedecek vaktim yok. Zaten ince stratejilere pek aklım ermez. Doğru olduğuna inandığım neyse onu söylüyorum. Şöyle bir temel iyimserliğim var: kafasındaki şablonlar ne olursa olsun insanların özünde dürüst olduğuna, hakikatin ve samimiliğin sesini duyunca tanıdıklarına inanıyorum. Yani putçu zümre istediği kadar bağırıp çağırsın, yasaklamaya çalışsın, yeterli sayıda insan her zaman söylediğini duyuyor. Duyunca da senin haklı, onların haksız olduğunu idrak ediyor.
Kitabınızda Hrant Dink’le ilgili bölümde Dink’in “ürkek” tavrına değiniyor kendi tavrınızı farklı bir alanda konumlandırıyorsunuz. Sizce Cemaat ve Ermeniler’in korumacı tavırları Türkiye’de azınlık olmanın “olmazsa olmazı” mı?
Lütfen yanlış anlaşılmasın, Hrant’ın cesaretini ve yaptığı işin büyüklüğünü inkâr etmedim ve etmem. Sadece bir üslup farkından söz ettim kitapta. Türklere kendini kanıtlamaya ve sevdirmeye çalışan Ermeni modelinden oldum olası hazzetmedim. “Bak ben dostum, yüreğim temiz, dolma ve topik yerim, eskiden ne de güzel komşuyduk” muhabbeti beni iğrendiriyor. Yok kardeşim, iyi olduğumu sana kanıtlamak gibi bir derdim yok benim. Sen hele bana kanıtla senin iyi olduğunu.
Aslında “peygambere hakaret” diye lanse edilen konu üstüne çok konuştunuz, sizi izleyenler de görüşlerinizi duydular. Ama benim merak ettiğim başka bir konu var. Siz hayatınız boyunca, aykırı biri olmanıza rağmen sizle oldukça karşıt kişilerle iletişim kurabilmişsiniz. Türkiye’deki “aydın” diye anılan kesime baktığımızda ise hep kitleleri karşılarına düşman olarak aldıklarını görüyoruz. Bu bağlamda siz Türkiyeli aydın ve evrensel anlamda aydını nerede konumlandırıyorsunuz?
Tabii Türk aydının tarihsel ve sınıfsal problemleri var, toplum çoğunluğuna yabancı olmaları ve çoğunluk tarafından öyle algılanmaları ciddi bir handikap. Ben bu hususta biraz farklı bir konumda olduğumu düşünüyorum. Bir kere Cihangir’de oturmuyorum, Anadolu’nun bir dağ köyündeyim yirmi seneden beri. Memleketin aşağı yukarı her karışını yakından tanıyorum, 800 küsur ilçenin en az 750′sinde bulunmuşum. Yazarlığımın yanısıra esnafım, çarşı dilini de iyi konuşurum. Popüler İslami lisanı ve onun arkasındaki literatürü sanırım hiçbir Cihangir aydının tanımadığı kadar tanırım. Belki bu yüzden konuştuğum zaman standart “aydın” dilinden farklı bir dil konuştuğum farkediliyor. Bir nebze belki daha iyi duyuluyor söylediklerim.
Agos’tan Taraf’a oradan da tekrar kendi mecranıza dönüş yaptınız. Başkasının alanına yazmak sizi tedirgin eder mi? Blog’unuzda, yahut kendi yönettiğiniz bir mecrada yazarken daha rahat hissediyor musunuz?
Fark etmez bence. Organize ortamlarda bazan tutukluk yapıyorum, doğru, arızaya yol açtığı oluyor. Ama söyleyecek bir sözün varsa, hangi ortamda olursa olsun söylemenin yolunu bulursun, kaygılanmaya gerek yok.
Medya artık tam anlamıyla bir endüstri halini aldı denebilir. Cihangir de özellikle ana akım medyanın, kısa vadeli işleri için kahveden yevmiye karşılığı adam topladığı bir yere dönüştü. Hiç o kahvede olmayı arzuladığınız olmuyor mu? Belki bir dizi senaryosu gelir, belki bir film. Mahlas kullanmak da serbest.
Medyadan uzak durmak daha iyi sanırım. Yorar insanı.
 İnsan bedeni ve emek üstüne tartışma uzun yıllardır süregeliyor. Geçtiğimiz günlerde Redhack grubu adına bağlanan bir sözcü radyo yayınında vesika alan kadınların sayısının artmasından yakındı. Bunu ahlakçı bir tavır olarak mı yorumluyorsunuz? Beden emek ilişkisine bakışınız ne?
Fuhuş sektörü özellikle Türkiye gibi ülkelerde, polisin kontrolünde iğrenç bir köle ticaretidir. Doğu blokunun çöküşünden sonra kısa bir süre o sektörde serbest piyasanın koşulları ortaya çıkabilecek gibi göründü. Sonra tekrar kontrol altına aldılar. Bugün bağımsız çalışan bir kadının dürüstçe fuhuştan geçimini temin etmesi imkânsız gibidir. O yüzden Redhack’çi arkadaşın, söylediğini belirttiğiniz sözü hakkında siyah beyaz bir yargıda bulunmak kolay değil.
Yoksa doğal olarak fuhşa ahlaki bir itirazım yok. Para karşılığında beynini satmaktansa amını satmak daha masum bir iş şüphesiz.
Şirince’de sular duruldu mu sizin için? Hukuki olarak devam eden bir süreç var mı?
Yerel mahkemede karara bağlanmış, Yargıtay’da kesinleşmeyi bekleyen yaklaşık 18 yıl hapis cezam var. Beş mahkûmiyet sit alanında izinsiz inşaat, galiba dört tane mühür fekki, iki tane orman alanında izinsiz işlem, bir iki tane de devlet memuruna hakaretten. Yargıtay’dan karar çıkar mı, çıkmaz mı, ne zaman çıkar, bir bilgim yok. Ama bundan gayri iki seneden beri üstüme varmıyorlar. İnşaata tam gaz devam ettiğim halde.
Aslanlı Yol çok mühim, açıkçası DVD’deki belgesel çalışması da yeni olan şeylerin çoğu zaman korkutucu olmadığının habercisi. Bugüne dek yayınlayamadıklarınızı yeni medya aracılığıyla paylaşmayı düşündünüz mü hiç?
Bugüne dek yayımlamak isteyip de yayımlayamadığım bir şey olmadı, Allaha çok şükür.
Ülkenin neredeyse tüm tabularına dokunmuş, kavga edilmesi gereken tüm kurumlarla kavganızı etmişsiniz. Ama ben sizin çıkışlarınızda hep uzun zamana yayılan bir tavır seziyorum. Güncel siyasete pek kapılmıyorsunuz. Bunu bir çeşit korumacılık olarak mı görmeliyiz?
Türkiye’de güncel siyaset kısır bir kasaba dedikodusundan öteye gitmiyor. Severim ara sıra dedikoduyu da, üzerinde kalem oynatmaya değmez kanımca.

18 Ekim 2012 Perşembe

İslamın sesi


İyi niyetle Müslüman olan veya olmaya çalışanlar da var, biliyorum. Onları tenzih ederim. Ama bence yanlış mahallede top oynuyorlar. Kendilerini kandırıyorlar.

Çağdaş İslamiyet, açık ara farkla, aşağıda okuyacaklarınızdır.

Twitter hesabıma link vererek yazanlar, sayabildiğim kadarıyla 4000 civarındaydı. Bir kısmını retweet ettim. Mail birkaç yüz tane geldi. Ölü bir Facebook sayfam var, bunlar oraya gelenlerden ufak bir demet.

Bir milletin ruhuna ayna tutuyorlar sanırım. Tez mez yazmayı düşünenlere malzeme olabilir.


bizde sana saygı duymuyoruz o.ç 
putperst pezevenk ihtiyar buna lanet bunak :D 
Ferıt Yılmaz
yahudi köpegi ve onu destekleyen köpekçikler aklınızı başınıza alın din e peygambere agzınıza almayın
Ahmet Mermer
ben senin anani avradini sikeyim ataist kopek
Aykut Ayata
Biraz daha konuşmaya devam edersen sonun hrant dink gibi olacak. Akıllı ol !
Turan Şahin
sen islam düşmanı pis bir mahluksun müslümanların kutsal değerlerine hakeret etme hakkını kimden alıyorsun,,, müslümanların yahudiliğe,hıristiyanlığa hakater ettiğini nerede gördün kimden güç alıyorsun,, yada intiharımı düşünüyorsun kimsin sen
Ibrahim Yıldırım
ulan sen ne piç adamsın sanenelan bizim dinimizden it godoş ifade özğürlüğü böyle bişey herhalde al sana ifade özğürlüğü kendimi böyle ifade edebiliyorum
Sinan Aras
LAN ANGUS SEN ECELİNE SUSADIN HERALDE BİR TEK KELİME DAHA ETME...
Emre Dağlı
sizin gibilere bu vatanda yaşama şansı veren nefes aldıranlar utansın...
Beytullah Yildirim
kahpe evladı seni daha iki kelimeyi bir araya getireme;söylediklrini inkar et .ifade özgürlüğü sen bir orosbu evladısın..
Mevlüt Karagöz
seni zenciye siktirip sonra sikemedi deyıp ortada bıraktırmak ıstıyorum onun bunun evladı
Muzaffer Acur
Seni benim elime vereceklerki yedi ceddini aglatirim serefsiz.....Ah bi karsima ciksanda köpek gibi yalvartsam seni assaglik yaratik...ama merak etme dünya kücük ben bile karsina cikmasam baska biri cikar.....hrant dink gibi senide gebertirler
Batu Can
kamilll türklerin ekmeğini yiyosun bide yalancılıkla suçluosun göt oğlanı seni ibne götten yemisss
Devran Budur
kahpe avradlarını gömeyen namussuzlar dine hakaret ediyorlar vay amınıza koyduğum itleri vay
Taylan Betül Demir
BENDE SENİN ŞEREFSİZ OLDUĞUNUZ DÜŞÜNÜYORUM.... BUDA BENİM DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜM... MADEM KEMALİZİM VE İSLAMİZİM SİZİ RAHATSIZ EDİYOR.. NÜFUSUNUN %95 MÜSLÜMAN OLAN VE KEMALİST OLAN BİR ÜLKEDE YAŞAMAYIN.. CEHENNEME KADAR YOLUNUZ VAR....
Adnan Güngör
Senin ta ammmmmııınnaaa koyimmmmmm burada fikir özgürlüğümü kullandım.
Mehmet Topal
Orospucocugu ermeni pici birazdan ahmet hakanin programina katilacak, ee nede olsa reklamini yapacak soysusun dölü , lan pic madem müslümanliktan rahstsizsin siktir git satilmis ermeni topraklarina geri dön seni burda zorla tutan yok. Hz. Muhammed filmine özgürlük ifadesi diyorsunda peki putlara tapanlara niye birseyler söylendinmi kiziyorsun ? O da bizim özgür ifademiz. begenmiyorsan piclerini döllerini alip siktir olup gidersin satilmis köpek tohumları
Oburdanet Lefkoşa
SANA KÜFÜR ETMEK İÇİN SAYFANI BEĞENDİM KÜFRÜ MÜ EDİP BEĞENMEKTEN VAZGEÇECEĞİM. ŞEREFSİZ KÖPEK .... İNŞALLAH SENİ KICINDAN VURURLAR DA BEN DE O VURANA DUA EDERİM YAWŞAKK İPNE....
Love Adil
sen bir oruspu çocuğusun israilin köpeği amarica piçimisin şerefsiz senin gibiler bu dünyada da diğer dünyada da rezil olacak piç köpek ne kansız bi insansın islam düşmanının bu dünyada işi yok senin gibi şefersiz kansız ve bir o kadar da kahpe bi insan yok elimde olsa seni öldürmezdim öldürmekten beter ederdim kafirler için YAŞASIN CEHENNEM
Servet Buruncu
sende erkeklik varsa adresib yazarsın seni gebertip kahpe ananın yanına göndereceğim öleceksin sen öleceksin ölümde kurtuluş olmuyacak sana soysuz dinini siktiğim
Servet Buruncu
haklısın mehmet arda bu anası fahişe karısı kahpelik etmiş boşanmışlar kızını siktiğim ifade özgürlüğü adı altında
Devran Budur
kızını siktiğim sözde yazarı hırsız uçkağıtçılıktan cezaevinede girmişsin ne yazarısın sen amına koyduğum pezevengi ifade özgürlüğü
Devran Budur
avradını siktiğim namussuzu sende namus ne arar başkaları avradını sikiyor işte boşandığına göre karı senden bi şey görmemiş oruspu çocuğu ifade özgürlüğü
Servet Buruncu
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE KIZINI SİKİŞTİRMEKDE VARMI
AVRADINI SİKTİĞİM OĞLANI GAYSIN SEN OĞLUM GAY KARIN BOŞUNAMI SENİ TERK ETTİ
Servet Buruncu
o boşandığın fahişe karı sikeyim senin kızını sikeyim senın mesleğini sikeyim senın yazarlığını sikeyim senin 
Aşkin Poyraz
ermeni piçi yurdu olmayan şerefsiz siktirgit
Murat Aksu
orospu çocuğu sevan nişanyan HZ MUHAMMED'e hakaretler eden filmi ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmesini ifade etmiş bizde herkesı bu adamı sikmeye davet ediyoruz bu da bizim cinsel özgürlüğümüz...
Ali Aydin
LAN SENİ ÇEKİP ÇIKARANIN DOĞURANIN KAZANANIN YEDİ CEDDİNİN AMINI SİKEYİM... SİKTİĞİMİN ERMENİSİ ERMENİ UŞAĞI ERMENİ.... TÜRKLER SİZİ İSTİLA ETMİŞ HA AZ BİLE YAPMIŞ KÖKÜNÜZE BİR KİBRİT ÇÖPÜ ATMAK GEREK HAYVAN OĞLU HAYVAN. SEN KİMSİNKİ DE ALLAHA PEYGAMBERE DİL UZATIYORSUN GODOŞ OĞLU GODOŞ....SENİN SONUNDA ALLAHA PEYGAMBERE DİL UZATAN DİĞER HAYVAN SÜRÜSÜ GİBİ OLACAK SURATSIZ MEYMENETSİZ MENDEBUR.
Kemahlının Osman Er
dinsiz imansız kafir mikrop müslümanlara sen kurban ol sen adammısın lan müslümanlara dil uzatıyorsun .
Osman Zengin
İYİ KÖTÜ AYIRT ETMİYOM NE KADAR ERMENİ VARSA TAAAA AMINA KOYUUMMMMM
Ibrahim Hoşgit
SAYIN NISANYAN COKTANDIR KÜFÜR ETMEMISTIM SAYENIZDE RAHATLADIM:TSK.SEVGILI ESINIZ ALISKINDIR AMA MALUM YERINE BENDE SICMAK ISTIYORUM LÜTFEN KENDISINE ILETINIZ:size gelince sanirim büyük boy cola sisesi yeterlidir bir zahmet oturuverin.
Yasin Kumral
KÖPEK HADDİNİ BİL SENİN DİLİNİ KESERİM KAFİR
Kémal Zengin
SENİN O KARIYIN AMINA KOYİMM ALLAHSIZ OROSPU COCUGU SENİN OOOO RUHUNU SİKİYİM ADAMMISIN YAZARMISS SEN ANCA ANANI BACINI YAZAR PAZARLARSIN KODUMUN GAVATI BÖLE MİLLETİN DEVLETİN AMINA KOYİM EN KRALINIZINDA AMINA KOYİMMMMMMMM
Halil Keles
yazarmıs sen anca yarramı yazarsın serefsiz it köpek seni o doguran anaya acıyorum
Alper Nuhoğlu
Bulduğunuz ilk fırsatta , bu vatana , ve millete , inancına , peygamberine İÇİNİZDE BİRİKTİRDİĞİNİZ KİNİNİZİ KUSUYORSUNUZ , TIPKI DEDELERİNİZ GİBİ , ve hala bir hayat sürebiliyorsanız İSLAM DİNİNİN hoşgörüsündendir , kusun kusabildiğiniz kadar , OSMANLIDAN BU YANA NE REZİL BİR IRK OLDUĞUNUZU UNUTMUŞ DEĞİL BU AZİZ MİLLET , rus harbinde , ruslarla kol kola onların dizinin dbinde işlediğiniz katliamlar unutulmuş değil , çıkarın içinizdeki nefreti çıkarabildiğinizce , , çıkarınki , BAŞLAYAN İLK SAVAŞTA , İLK TEMİZLENECEK OLAN SİZLERİN ÖNÜNÜZE SERİLSİN SİCİLİNİZ .
Mahmut Dugun
Lan travesti lan topoş adam ol. Gelki sizden adam olanını henüz görmedim. Lan zibidi şerefsiz, it oğlu it sen benim efendime nasıl hakaret edersin pornocu ahlaksız. soysuz şerefsiz düşüncene filmi tecevüz etti senin hee it oğlu it
Barış Çırak
Seninde sana yandaşlık edenlerinde hepinizi 50*50 kazıklara oturtsunlar serefsiz orospu cocugu...
Orhan Çankaya
soyu sopu belli olmayan şerefsiz. nolacak. Bende senin hakkında ve senin gibi düşünenler hakkında düşüncemi söylüyorum. sorun olmaz dimi dinsiz imansız...
Ismail Kuran
şerefsiz köpek it soyu eceline susadın sen bir prvakatorsun
Kaan Yuce
Doğal habitatından memnun olmayıp gündeme gelmek isteyen bir omurgasız türü Sevan Nişanyan
Fatih Erbil
lan çakal akıllı ol oğlum akıllı
Hüseyin Terzi
Kendini öldürttürüp kahraman olacagınımı zannediyorsun it soyu !
Seyfi Ünal
ppeki kavat serefsiz bu kadar guzel anlamli sozleri baban mi yazdi gerci bir baban mi ecaba oda supheli ilgi toplamak icin eger islami kullanmak istiyosan once anani reklam et it
Necat Polat
Arkadaslar bu ammina kodugumun ermenisine boyle kibar hakaretler etmeyin onun soyunu sikim ben bunlarin katli caizdir sen kimsin lan PEYGAMBER efendimize hakaret iceren sozler yaziyosun seni bu memlekette yasatanlari sikin omrun fazla uzun degil senin heran azrail ensenden yakalaya bilir dikkatet anasini siktigimin piçi
İlker Cingöz
annesinin kerhanede dünyaya getirdiği bitanecik orospu evladısın... tez zamanda suikast kapını çalar öteki soysuzlar gibi yatar yere geberirsin. senin için yürüyüş yapan olursa onunda yedi sülalesini cümle alem s*ksin...
Armağan Öztürk
senin taa ananı bacını karını kızını soyunu sopunu türk milleti siksin... piiiiçççç ermenii....
Emrah Yılmaz
sen nasıl rahat uyuyacaksın merak ediyorum köşeleri nasıl rahat döneceksin onuda merak ediyorum biri gelip ensende biterse şaşırma.....
Berkay Doğanay
Senın Allah ın Peygamber in yok mu şerefsiz ? Hangı ulkenın kopeğısın ? Ulkemızde ekmek yıyıp kabımızı pısleme !
Sadrettin Köseoğlu
İNSAN KILIKLI YARATIK, YAZAR' IM DİYE GEÇİNİYORSUN AMA ZERRE KADAR YAZARLIKTAN HABERİN YOK, ÖNCE İNSANLARA SAYGI DUYMAYI ÖĞREN SONRA İNSANLARIN İNANÇLARINA SAYGI DUYMAYI ÖĞREN, MEVLANA OKU YUNUS EMRE OKU ONDAN SONRA YİNE ANLAMAZSAN GEL BEN SANA HADDİNİ BİLDİRİRİM
Veysel Karaçalı
PEYGAMBER efendimize dil uzatmakla bu kadar kolay kurtulamassın ermeni tohumu birde sözünüm arkasındayım diyorsun bakalım artık rahat uyuyabilecekmisin evinde........
Oğuzhan Yenice
fazla kaşınma istersen yanarak can verırsın sonra bır gece evınde !!!!
Ramazan çay
Pezevenk herif
Ömer Faruk Yavaş
BU OROSPU ÇOCUĞUNU KAYNAR KAZANA ATALIM SONRA ÇIKARIP BUZDOLABINA KOYALIM YADA YOK YOK BAYRAK DİREĞİNİ YAĞLAYIP ÜSTÜNE OTURTALIM SONRADA TIRNAKLARINI SÖKERİZ ALETİNİ KESİP AĞZINA KOYARIZ SONRA DA BENZİN DÖKÜP YAKALIM AMINA KODUMUN ERMENİ BOKU OROSPU ÇOCUĞU
Veysel Uzun
OROOOOOOOSPU ÇOCUĞU LAN İT SEN KİMSİN BİZİM ÜLKEMİZDE İSLAMA HAKARET EDİYOSUN OROSPUNUN OĞLU
Ekrem Özaydin
şerefsiz ermeni iti,o pislik saçan dilini koparmak lazım,sen ve senin gibi mikropların leşlerinin yere serileceği günler yakındır inşallah..
Nurullah Yurttaş
SEVEN NİŞANYAN DENİLEN İNSAN MÜSVEDDESİNE DUYURULUR!!!
Senin gibi bu memleketin kaymağını yoğurdunu yiyen aşağılık sülük takımı işine geldi mi inanca saygı deyip kendi inançları isikametinde alan açmaya çalışırken; diğer taraftan da ifade özgürlüğü deyip ayağının tozu olamayacağın Efendiler Efendisine utanmadan dil uzatır...Unutmaki İslamın derin hoşgörüsü olmasaydı senin gibi asalaklar bırak ağzından salyalar akıtarak konuşmayıi nefes dahi alamazdınız...
Faruk Parça
bu adam kılıklının inancına yetiştirenine itibar edenine 7 geçmişine sinkaflı söz atsam ifade özgürlüğüne ve demokratik haklara tecavüze girermi girmezmi acaba 
Ali Yusuf Yildiz
serefsiz ermeni kopegi putperest gavuru it oglu it senin keleni keseceyiz 
Murat Kaya
EY CAHİL EY EBU CAHİL SEN KİMİN İTİSİN SAHİPLERİN KİM SANA KİM BÖYLE MÜSLÜMANLARA HAKARET ET DİYE TALİMAT VERİYOR KİM İPİNİ GEVŞETİP TEKRAR SIKIYOR SEN ASIL SEN DEĞİLSİNSİN SEN SAHİBİ OLAN BİR İTSİN
Latif Can
sen gibi pislikleri bir gün gelir, lağım çukurunu yalatır içine atıvermesini biliriz biz...
Önder Karakrtal
Seven Nişanyan denen akli dengesi bozuk bir delinin efendimize dil uzatmasını kınıyorum. Cenabı Hak seni ve senin gibi düşünen herkesi kahhar ismi şerifi ile kahru perişan etsin inşaallah...
Ziya Çalışkan
Şerefsizsin sen.şerefsiz.Şu andaki en büyük isteğim senin kafanı kesmek biliyormusun.Senin kafanı kesip işte benim Peygamberime laf atmanın sonu diye bağırmak istiyorum.Ama nasıl olsa yapamazsın deme bak ben belki yapamam ama birilerinin bunu yapması için bugün dua edecem.Ve bilki benimle birlikte yüzbinler bu duaya katılacak.Ne dersin bunlarda düşünce özgürlüğüne girermi.GİRERMİ LAN ŞEREFSİZ, GİRERMİ LAN KÖPEK.
Muhammed Emin Kayan
sizlerden az kaldı merak etmeyin bu son cırpınıslarınız ermeni soylu
Özcan Yüksel
ya herhalde ben bu adama o... çocuğu desen benim düşünce özgürlüğüm olur.
Ibrahim Deniz Ekşi
Allah(C.C)'ın Azabının Kulları Eliyle Dağıtıldını Unutma.Bu Azap Senide Yakar.Küresel Cephenin Yaşadığın Coğrafyadada Aktif Olmadığını Sanma.Köpek Herif.
Rifat Akca
sevan nişanyan senın anenın ağzına boşalem sonrada işeyeim amk evladı sen müslümanların bokunu ye avradını sıktıgım pezevengi
Ahmet Serkan Duran
ulan dinsiz sen ne hakla yüzde 99 u müslüman olan bi ülkenin peygamberine hakaret ediyorsun haddini bil canını seviyorsan özür dilersin defolup gidersin, ifade özgürlüğü diyorsan ben de özgürlüğümü kullanıyorum o zaman şerefsiz
Mehmet Sakınmaz
Sana gecenin ikisinde kalkıpta meme veren annenin yaşıyorsa dünyada öldüyse öbür tarafta kemikleri zızlasın inşallah...Benim peygamberime hakaret edecek adamın amına koyarım....
Akay Demir
Dinsiz ermeni tohumu Sevan NİŞANYAN senin gibi ermeni piçlerini biz bu ülkede yeri geldiğinde DEVLETTEN önce haddini bildiririz sonun hrand gibi istersen şimdiden yazılı dilekçe ver savcılığa kelle almaya geliyoruz yaşadığın semte ALLAH'ın izni ile inşaAllah .
Erdal Karadeniz
seni anan doğurmamış sıçmış sen bok bile olamayacak kadar aşağılık bir cisimsin bu ifade özgürlüğüm;seni gebertip köpeklere kanını içirmek istiyorum bu da temennim
Olcay Veli Çiçekdaği
Senin Sonun yaklaştı ermeni köpeği daha da yazmıyorum.