Egil adı M 391 yılına ait Bizanslı Faustus Tarihinin Ermenice tercümesinde ve 6. yy'a ait Aşxarhatsuyts adlı Ermenice anonim coğrafya kitabında Agel ագեղ ve Angel անգեղ biçiminde geçer. Milat öncesinde Yunancası Sophene ve Ermenicesi Tsopk olan krallığın kışlık başkenti, daha sonra Ermeni ülkesine bağlı "dış" beyliklerden biri olan Angeltun անգեղտուն hanedanının kalesi olarak anılır.
Agel, aglô ܐܓܠ Aramice/Süryanice "kapı" demektir. Bkz. Jastrow s. 12. Dicle üzerinde, Amid ülkesinin kuzey kapısı olan stratejik noktada Agel/Egil kalesi bulunur. Tarihî Suriye ile Ermenistan arasındaki en önemli iki geçit noktasından birinin kilididir.
Ahalisinin o devirde Süryani mi, Ermeni mi, başka bir şey mi olduğuna dair elimizde bilgi yok. En azından bende yok. Lakin eski yer adlarına bakıldığında, Ermenice/Süryanice sınırının aşağı yukarı bugünkü Güneydoğu Toros dağlarının güney yamaçlarını izlediği ve Amid (Diyarbakır) düzlüğünün egemen kültürünün Süryani/Arami olduğu malum.
Sadece Ermenice kaynaklarda geçen Angel biçimi kafamı kurcaladı. /n/ sesi nereden türemiş? Şöyle akıl yürüttüm. Orijinal isim Agel ve Aggel olmalı; Sami dillerinde şedde tipiktir, ve her iki biçim de Süryanicede aynen ܐܓܠ yazılır. Sözcüğün çift g ile Yunanca yazımı αγγελ ise, genel kural gereği /angel/ okunur. Nitekim Faustus tarihi Yunacadan çeviri olduğu gibi, Aşxarhatsuyts da muhtemelen Yunanca bir orijinalden çeviridir.
*
Egil, 15. yy'dan itibaren Kürt Mirdasî beylerinin makamı idi. 1930'larda Dicle adıyla ilçe yapıldı. 1950'lerde Dicle ilçesinin merkezi, yakında bulunan Pîran kasabasına taşındı. Böylece Pîran Dicle oldu, Dicle de eski adı olan Egil adına tekrar kavuştu.
Kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Eylül 2013 Perşembe
6 Ağustos 2013 Salı
Anadolu tarihinde gezintiler: Arinç, -aric
Türkiye coğrafyasında Arinç adında dört yer bulabiliyorum. Muş merkeze bağlı Arinç köyü, en erken Hovhannes Mamikonyan’ın 905 tarihli vekâyinamesinde anılmış, vaktiyle önemli bir yermiş. Şimdiki adı Çöğürlü. Diğerleri Van Bahçesaray’a bağlı Arinç (Altındere), Siirt Baykan’a bağlı Arinç (Çamtaşı), bir de Hakkari Yüksekova’ya bağlı Arinç (Çatalkaya). Ayrıca Ermenistan’ın Kotayk ilinde bir Arinç köyü var, orası da 11. yy’dan beri kaydedilmiş.
Dört tane de Arinçik veya Arincikbuluyoruz. Muş merkeze bağlı Kıyıbaşı köyü, Suren Eremyan’ın yayınladığı 967 tarihli bir belgede Arnçig առնչիկ olarak geçiyor, ki “arinç-çik, küçük arinç” demek. 1960 yılında adı değiştirilinceye kadar da Arinçik kalmış. Muş Bulanık’a bağlı Bostancılar, Van Bahçesaray’a bağlı Çatbayır, Bitlis Hizan’a bağlı Oğlaklı köyleri Arinçik. Siirt merkeze bağlı Alenzok yahut Arinzuk köyü de tahminimce Arincik’tir.
Gerek sözcük yapısı gerek coğrafi dağılım açısından, Ermenice olduğu şüphesiz. Ama anlamından emin olamıyorum. Eski Ermenice ar’inç’ առինչ “ilişki, taalluk, bağlılık” anlamında soyut bir isim. Acaba buradaki kullanımı “bağlı yer, dependency, uyduköy” gibi bir şey olabilir mi? Olabilir ama emin değilim. Onuncu yüzyılda Mamikonyan Muş’taki Arinç’in adını açıklamak için mitolojiye başvurduğuna göre, o zaman bile sözcüğün anlamı belirsizmiş sonucunu çıkarabiliriz.
*
Daha da sorunlu olan, aric’li yeradları. Türkiye’de bunlardan en az onyedi tane var. Aram Kosyan Հայկական Լեռնաշխարհի Տեղանուններ kitabında Ermenistan’dan da yedi sekiz tane saymış.
Türkiye’dekileri sayalım. Amariç (Bingöl Yedisu Ayanoğlu köyü), Çinanariç (Kemah Kemerkaya), Tavtariç (Çemişgezek Yemişdere), Havdariç (Bingöl Yayladere Güneşlik), Kaylariç (Erzincan Üzümlü Karakaya), Kinadariç (Elazığ merkez Gözebaşı), Kdariç (Mazgirt Güneyharman), Kmbariç (Elazığ merkez Tohumlu), Lusadariç (Pertek Yeğencik), Pakayariç (iki tane, biri Tercan Çadırkaya, diğeri Kemah Hakbilir), Ptariç (Erzincan Üzümlü Bayırbağ), Pazgariç (Erzurum Aziziye Düztoprak), Sivariç (Kiğı Eşme), Sngariç (Erzurum Aziziye Adaçay), Vanariç (Tunceli Merkez Suvat), Xağdoyariç (Aşkale Büyükgeçit ve Küçükgeçit), Zartariç(Elazığ Merkez Değirmenönü).
En meşhuru Tercan’daki Pakayariç, MÖ 1. yüzyıldan beri kaydedilmiş, Hıristiyanlık öncesi döneme ait önemli bir tapınak merkezi. Lusadariç ile Kdariç de antik çağdan beri bilinen yerler.
Aric առիճ ne demek bilmiyorum. İşin kötüsü, bilen kimse de yok. Ne Acaryan’da, ne Mkhitaryanların büyük sözlüğünde bu kelime yok. Hübschmann Ermenice yeradlarına dair klasik eserinde açıklamaya teşebbüs bile etmemiş. Kosyan da es geçmiş.
Çoğu örnekte adın birinci unsurunu Ermeniceyle yorumlayabiliyoruz: Sngariç = mantarlı aric, Ptaric = kör aric, Pazgaric = pancar aric, Kaylaric = kurt aric'i, Kinadaric belki üzüm-bağı aric. Tavtaric belki Davut’un aric. Diğerleri opak, ipucu vermiyorlar.
Binbeşyüz sene önce de kadim isimlermiş. Altıncı yüzyılda yazan tarihçi Agathangelos, Pakayaric adının her iki unsurunun Part (Eşkani) dilinde olduğunu belirtme gereği duymuş, başkaca açıklama vermemiş. Lakin ne Boyce’ta, ne Durkin-Meisterernst’in bir şaheser olan Orta Farsça ve Partça sözlüğünde buna tekabül edecek bir kelime bulamıyorum.
Aşkale’deki Xağdoyaric muhtemelen Hald’lar (Xald’lar) aric’i anlamına geliyor. Hald/Xağd Ermenilerin Urartulara (ve dahi yakın çağda Gümüşhane civarının yerli halkına) verdikleri isim. Acaba oradan bir ipucu çıkar mı? Bilemedim.
*
Manisa’da Doğu kökenlilerin oranı nedir? Misal: 28.04.1706 tarihli bir Osmanlı belgesinde, “Simav kazası karyelerine göçen on bin kadar Kürd ve Türkmen taifelerinin [Kula civarında] ahali hudutlarına, bahçelerine ziyanları dokunduğundan menedilmesi...” mevzubahis ediliyor. “Türkmen” sözcüğü Osmanlı kullanımında genellikle Kürt ile eş anlamlıdır. Hadi bakalım, bu Kürtlere ne oldu?
Az daha güneyde, Alaşehir ile Sarıgöl ilçelerinde sekiz on köye sahip olan bir Caber aşireti yahut cemaati vardır. Kendilerine sorarsan öz be öz Türkmen olduklarını söylerler. Ama Suriye ve Urfa’daki Kürt olan Caberlerle alakasız olmaları muhtemel mi?
Komşu Kütahya’ya bakıyoruz. Mesela 26 Ocak 1919 tarihli Resmi Gazete’de çıkan yazıya göre Altıntaş nahiyesinin merkezi Kürtköyü adlı köye taşınmış, ki bugünkü Altıntaş kasabasıdır. Buyur buradan yak.
Aydın’da şimdiki adı Turanlar olan köyün eski adının Yenikürtler veya Asikürtler olduğunu da bir tarihte yazmıştım. Anadolu tekinsiz yerdir, deştikçe altından neler çıkar bilemezsin.
18 Ocak 2013 Cuma
Hizan notları
Hizan'ı 2010'da dip bucak dolaşmıştık, sevgili Behvad Şerefhanoğlu ve oğlu Barzan ile beraber. Güzel yerlerdir. Öğretici üstelik.
Hizan’daki 180 civarında köy adının 140 kadarı Ermenicedir. Otuz tane kadar Kürtçe köy adı sayabiliyorum. Öz adı Türkçe olan tek yerleşim, şimdiki Hizan ilçe merkezi olan Karasu köyüdür. 1878 olaylarında eski ilçe merkezi olan Nefsi Hizan (şimdi Kayalı) kasabası tahrip olunduktan sonra, bölgenin yeni idare merkezi olmuş. (harita).
Xizan için Ermenice sözlükte şu anlamları buluyoruz: 1) sürgün, göçmen, başka yerde eğreti yaşayan kimse ve eğreti yaşanan yer; 2) gelin. Arasan kimbilir ardında ne hikâye vardır.
Hizan’daki 180 civarında köy adının 140 kadarı Ermenicedir. Otuz tane kadar Kürtçe köy adı sayabiliyorum. Öz adı Türkçe olan tek yerleşim, şimdiki Hizan ilçe merkezi olan Karasu köyüdür. 1878 olaylarında eski ilçe merkezi olan Nefsi Hizan (şimdi Kayalı) kasabası tahrip olunduktan sonra, bölgenin yeni idare merkezi olmuş. (harita).
Xizan için Ermenice sözlükte şu anlamları buluyoruz: 1) sürgün, göçmen, başka yerde eğreti yaşayan kimse ve eğreti yaşanan yer; 2) gelin. Arasan kimbilir ardında ne hikâye vardır.
Türkiye’nin en ulaşılmaz, dağlık bölgelerinden biridir. Eskiden Hakif, Uçum, Spayert, Gargar ve asıl Hizan olmak üzere beş (veya altı) beylikmiş. Her birinin harabe kalesi var. 1840-öncesi idari yapıya ilişkin hiçbir bilgi bulamadım. O devirde nüfusunun hemen bütünüyle Ermeni olduğu anlaşılıyor. Bir miktar Kürt de belki varmış; ama bölge geniş çaplı hayvancılığa müsait olmadığı için, aşiret nüfusunun köklenmesine fırsat olmamıştır.
1840’larda, Tanzimat hamlesi gereğince etraftaki Hakkâri, Bitlis ve Cizre (Kürt) beyliklerinin tasfiyesinden sonra sosyal dengeler altüst olmuş.
*
Molla Sadullah1850’lerde yalınayak bir derviş olarak Müks-Bahçesaray’dan kalkıp Hizan’a gelmiş. Oradaki Kürtleri etrafına toplamış. İstanbullu peder Natanyan’ın 1877 tarihli gezi raporunda aktardığına göre servet ve güç sahibi olmuş. Nakşibendiymiş galiba, ya da Kadirî, şimdi anımsayamadım.
Mollanın oğlu Şeyh Celaleddin iktidarının çapını büyütmüş. Mal mülk ve davar sahibi olmuş. Davarını besleyebilmek için “istediği dağı ve ormanı zaptetmeye, ayak bastığı her yeri işgal etmeye” başlamış. Birtakım Ermenilerin malına musallat olmuş. Zengin Ermenilerden Murad adlı birinin saray misali evini zaptetmiş – ki şimdi köy statüsünde olup Hizan şeyhlerinin mülkü olan Gayda arazisidir. Murad'ın direnmeye kalkan kardeşini bıçaklatmış. Hizan (eski) merkezdeki Surp Harutyun kilisesini yıktırarak taşıyla ev ve tekke inşa ettirmiş. Ermenilerin birçoğu onun hizmetine girmiş. Mal sahibi olan adam kendi tarlasında maraba olmuş, “karıları hizmetçi, çocukları rençber” olmuşlar.[1]
1877’de Rus savaşı çıkınca, Hizan Ermenilerinin bir bölümünün Ruslardan medet umduğu anlaşılıyor. En azından Celaleddin’in 1878’de giriştiği katliamın gerekçesi olarak söylenen şey bu. Ben hikâyeyi Ermeni tarafından okuduğum için, işin o yönüne dair pek bilgi bulamadım.
Katliamın sonuçlarını, İstanbullu peder Eprigyan’ın 1902 basımı Coğrafya Sözlüğü’nde aktardığı ayrıntılı tablolardan izleyebiliyoruz.[2]Eprigyan’a göre 1860 tarihinde 110 küsur köyde toplam 4324 hane olan Ermeni nüfusu 1880’de 1014 haneye düşmüştür. Kırktan fazla Ermeni köyü ve kasabası tamamen boşalmıştır. Eski Hizan kasabasından anlatılana göre bir gecede 1500 kişi göçmüş ve kasaba tamamen terk edilmiştir. İlçede bulunan manastır ve kiliselerin büyük bir kısmı 1880 itibariyle metruk ve yıkıktır.
Yine Eprigyan’ın bir başka kaynaktan aktardığı kısmî bilgilerden, Ermeni nüfusun 1895’te, 1880’e oranla yaklaşık bir kat arttığını görüyoruz. Aradaki fark belki kaynakların birbirini tutmamasından kaynaklanabilir. Kaçanların geri dönmesi ya da bir müddet Müslüman görünmeyi tercih edenlerin asıllarına rücu etmesiyle de alakalı olabilir. Bilmiyorum.
Eksilen 2000 ila 3000 hane (10 ila 15 bin kelle) nüfusun tamamının öldürüldüğünü sanmıyorum. Benzer vakaların çoğunda olduğu gibi, eksilenlerin bir kısmı, korku veya çıkar veya fırsat saikiyle din değiştirmiş olanlardan ibaret olmalıdır. Nitekim bugün bile o havalide (Bahçesaray, Hizan, Çatak…) kimin ne kadar Kürt, ne kadar başka şey olduğunu anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. İkinci bardak çaydan sonra işler çatallaşır.
*
Şeyh Celaleddin hikâyesi, Ermeni yazar Raffi’nin 1884’te Moskova’da yayımladığı Celaleddin adlı romanının konusunu oluşturur. Ermeni devrimci edebiyatının ilk ve en ünlü klasiğidir. Konusu bildik: Memleket baskı ve zulüm altında inlemektedir; gerici din adamları halkı savunmaktan acizdir; Ermeni genci Serhad onları eleştirir, silahlı direnişin meşru olduğunu savunur, kahramanca çatışarak ölür. 1880-90’larda bir kuşak Ermeni gençliği bu romanla coşmuş, silahlı mücadele ve devrimci örgüt heyecanına kendini kaptırmıştır.
Celaleddin soyundan gelen Hizan şeyhleri 1970-80’lere dek ilçenin mutlak hakimi konumundaydılar. Bugün etkileri biraz azalmış görünüyor. Eski politikacılardan Kâmuran İnan, abisi Abidin İnan Gaydalı ve onun oğlu Edip Safter Gaydalı bu ailedendir.
[Serhad ve Murad diye Ermeni adları da olabiliyor, evet.]
*
İspayert(Ermenicesi Spargerd, yeni adı Sağınlı) bucağı, Hizan’ın da en uzak ve ulaşılmaz kesimidir. Vadinin üç kolundan en sağdakinin ta sonunda Nurs köyü bulunur. Dağın kovuğuna sıkışmış, birkaç haneden oluşan bir yerdir. İnsana sanki kaça kaça gelip buraya sığınmışlar hissini verir. 1960’tan sonra resmi adı Kepirli idi, 2012 Haziranında Nurs adı iade edildi.
Belli ki eskiden önemsiz bir yermiş. Natanyan’ın (1877), Eprigyan’ın (1880-1895) ve Kevorkian’ın (1914) köy listelerinde adı geçmiyor. En erken 1928 tarihli Dahiliye Vekâleti listesinde izini bulabildim. Aslı Nork olmalı, “yeniler” veya “yenievler” demektir. Ermenice yer isimleri çoğu zaman nominatif değil akkuzatif halinde kaydedilir, bunun da akkuzatifi Nors olur.
[Doğudaki pek çok yerde bu k/s ikilisiyle karşılaşırız. Misal: Dunk/Dunıs (Ahlat’ta Tunus mahallesi), Arkunik/Arkunis (Olur Ilıkaynak köyü), Tağunk/Tağuns(Erzurum Köprüköy’de Karataşlar köyü), Xozunk/Xozunıs(Erzincan Aydoğdu köyü), Garcgank/Garcganıs(Refahiye ilçe merkezi), Pertk/Pertıs (Şenkaya Zümrüt köyü), Punk/Punıs (Hizan Derince köyü) vs. Her iki biçime Türkçe ve Ermenice kaynaklarda rastlarsın, aklın karışır.]
Nurs civarındaki mezraların adları Nırpan, Lvar, Nerkin Godens, Arkin veya Harkin, Tağik, Ant, Aros, Pandıs. Hepsi Ermenice – narinler, çanak, nadaslık, mahallecik vesaire, gayet sıradan isimler. İlk beşinin ahalisi 1914 itibariyle tamamen veya kısmen Ermeni imiş. Nors mahallesinin eski durumunu, az önce dediğim gibi, bulamadım.
| Nurs köyünde Bediüzzaman çeşmesi önünde |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)