Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2014 Salı

Anne çocuk "Gel Oyna"da birlikte tahta oyuncak oynayın


Gel Oyna


Oyun oynamak büyük küçük herkesin çok sevdiği bir aktivite. Doğal ebeveynlikte de anne, baba ve çocuğun birlikte geçirdiği doğal oyun vakitleri çok önemli bir yer tutuyor. En çok doğal malzemelerden üretilmiş oyuncakları çok seviyorum. Daha önce çocuklarımın çok sevdiği logy manyetik ahşap oyuncaklarımızı yazmıştım. Bu sefer gittiğim özel bir tahta oyuncak dükkanını kızlarım çok sevdi. Hatta her hafta anne-baba-çocuk birlikte gidilebilecek bir oyun mekanı.

Bu doğal oyuncak dükkanının sahibi sevgili Şule Şenol’u yıllar önce fuar düzenlediğim zamanlardan tanıyorum. Projesini yürüttüğüm HOBİZ Keyifli İş ve Yaşam Fuarı’mıza 2004 yılında tahta oyuncaklarıyla katılımda bulunmuştu. Tahta oyuncak işini severek yıllardır yeni projeleriyle sürdürmeye devam ediyor. Şule hanım “Gel Oyna” adını verdiği dükkanında yüzlerce tahta oyuncağı anne, baba ve çocuklarla dükkanın atölye kısmında oyun oynatarak hatta tahta oyuncak yapmayı öğreterek buluşturuyor. Çocuk oyunları, montessori, waldorf gibi eğitim konularında oldukça bilgili olan Şule Şenol, okullara ve anne babalara oyuncak seçiminde danışmanlık yapıyor. Şule hanım’ın web sitesinde oyuna dair pek çok değerli yazısı da var. Dilerseniz www.ahsapoyuncak.web.tr üzerinden de dükkandaki oyuncakları alabiliyorsunuz.

"Hangi oyuncakla oynamak istersiniz?"
Sosyal sorumluluk projelerine çok önem veren ve oyunun halkın her kesiminde birlikte oynandığındaki birleştirici gücüne inanan Şule hanım senelerdir Meydan AVM’de açık alanda tahta oyuncak oyun atölyeleri düzenliyor. Ayrıca ekolojik pazarlarda da tahta oyuncaklı aktivitelerde bulunuyor. Etkinlikler için Facebook Gel Oyna sayfasına bakabilirsiniz. Sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirdiği oyun odaklı T-istasyonu projesinin de ayrıca bir T-istasyonu facebook grubu var.

Resimler için devamına bakın...


T-istasyonu Projesini dinlemek için resme tıklayın
İşte en sevdiğimiz oyuncak dükkanını ziyaretimizden bazı kareler:


Çocukken her zaman bayıldığım tahta atlar işte burada.


tahta yoyolar
Kızlar yoyoları seviyorlar. Bir dahaki sefere gittiğimizde yoyo almak istiyorlar.

Tahta oyuncaklar

Solda üstte waldorf için tahta birbirine geçmeli yarım daire oyuncak, tahta bebek evi, topaçlar, tahta arabalar...
Bulmaca küpleri ve tahta şekil bulmacaları.
 
 
tahta kutulu oyuncaklar
Çeşit çeşit tahta oyuncaklar... Altta yerde ufacık tuğlalardanev yapma seti inşaat yapmayı seven baba ve oğullar, kızlar için çok yaratıcı bir oyuncak. Tuğlaları mısır nişastası ve kum karışımından malç ile yapıştırıyor ve istediğiniz zaman tekrar su ile ayırabiliyorsunuz.

Ortada renkli nota çanları
Orf ve müzik grupları için çok eğlenceli.
 
Montessori blokları
 Montessori eğitimi için kendi setinizi oluşturabileceğiniz tahta bloklar, küpler ve üçgenler.


Minyatür çerçeve
 Tahta oyuncak yapım atölyesi şeklinde yapılmış bu çerçeveyi çok beğendim.

tahta bebek evi
Kadıköy Özgürlük Parkı içerisinde benim de iki senedir parkta çocuklara daha evvel blogumda paylaştığım üzere kitap okuyarak destek verdiğim KitapOkuyan Çocuklar Projesi neticesinde yeni açılan İnteraktif Çocuk Kütüphanesi’ne de bu oyuncaktan vermiş Şule hanım.

Atölye

Kızlar oyuncak yapım atölyesini geziyorlar.

oyuncak kesme aletleri


Şule hanım tahta oyuncak yapımında kullanılan tahtaları istenilen şekillerde kesen ve delen elektrikli aletleri tanıtıyor.

Basit kıl testere ile tahta kesiyoruz.


Çizdiğim sonsuz sembolünün kıl testere ile kesildikten sonraki hali.


Kızlar kukla yapmak istiyor ve masa başına oturuyorlar. 

kukla yapıyoruz
Deniz hanım kızlara tahta çubuk, tahta toplar, keçe, keten kumaş ve renkli boyalarla kukla yaptırıyor.







Minik ellerden canlanan tahta kuklalarımız.

Kızlarım bu eğlenceli aktivite dolu dükkandan bir sonraki sefere topaç ve yoyo alma hayalleri ile ayrılıyorlar. Çocukların en sevdiği ve değer verdiği oyuncaklar kendi yaptıkları veya sizin onlar için yaptıklarınız oluyor. Eğer çocuğunuza gerçekten yaratıcı oyuncaklar vermek istiyorsanız Gel Oyna’ya uğramanızı mutlaka öneririm.

Adres: Gel Oyna, Şemsettin Günaltay Cad. Bostaniçi Sok. Birlik Apt. No:4A Bostancı-İstanbul Tel: 0216 363 38 44



25 Mart 2013 Pazartesi

Oyun


Oyun, Öz Hakiki Türkçe. Bazı Eski Uygurca kaynaklarda oyug diye de geçiyor. +In ve +Ig eşdeğer anlamlı iki yapım ekidir, geçişli fiillerden nesne adı, geçişsiz fiillerden özne veya eylem adı yaparlar. Dolayısıyla oy- fiilini varsayabiliyoruz. Bu bizim bildiğimiz ağaç oymak, gözlerini oymak vs.’deki oymak mıdır acaba? Köken anlamı “boşaltmak” ise eğer, hımm, bir mantıkî alaka kurar gibi oluyoruz. Boşlamak, boş işler yapmak, boş boş oyalanmak filan? Geçişli anlamı olan oymak’tan başka bir de geçişsiz oymak mı vardı, “dün akşam canım sıkıldı, bir süre oydum” gibisinden? I-ıh olamaz, Türkçede bir fiilin hem geçişli hem geçişsiz anlam taşıması görülmüş şey değil.

Peki, başka ihtimal. Belki oymanın dönüşlü (yani refleksif) hali olan bir oyunmak fiili vardı, “boşalmak, boşa vakit geçirmek, kendini boş kılmak” anlamında. Oyun dediğimiz şeyin aslı da asimile edilmiş +Ig ekiyle oyuŋ idi. Eski Türkçede malum, bir normal /n/ bir de dilin arka tarafıyla söylenen /ŋ/ var, ayrı sesler, bazı Anadolu ağızlarında halâ o ayrım korunur. Bu ikincisi her zaman n+ğ bileşiğidir. Olabilir mi? Yok, bu teori de zayıf. Bir kere sözcük oyuŋ değil oyun, Kaşgarlı’da, Kutadgu Bilik’te, Kitabül İdrak’te hep böyle yazılmış. İkincisi, oyunmak diye bir fiil hiç kaydedilmemiş.

Mevzuyu daha da karıştıralım. Oyalamak ne demek? Bu sadece Türkiye Türkçesine has bir fiil, diğer Türki dillerde yok. +AlA- eki eski Anadolu Türkçesinde sevilen bir yapım ekiyken şimdi hemen hemen öldü. Süreğen ve kararsız eylem bildirir, misal: çapmaktan çabalamak, tepmekten debelenmek, gevmekten gevelemek, kakmaktan kakalamak, sepmekten sepelemek. Demek ki oyalamanın ardında gene bir oymak fiili olmalı. Peki bunun anlamı neydi? “Oynamak” mı? “Boş iş yapmak” mı? Vallahi bilmiyorum. Bileni de yok galiba.

Kaşgarlıda, Çağataycada ve bilumum Türk dillerinde geçen ozmakdiye bir başka fiil var, “yarışta başkasını geçmek” anlamında. Bu bir ipucu verir mi? “Yarış” ile “oyun” arasında anlam bağı belirgin gerçi, ama yok, bu da olmaz, fiil sonsesinde /y/ ile /z/ arasında yapısal bir bağ kurmanın yolu yok.

Peki ya tığla işlenen oya? Onun hiç alakası yok, Yunancadan alıntı. Ta eski Atina’da chiton’un kenarına işledikleri tığ işinin adı ὤια, Türçeye çok geç devirde İstanbul ağzından geçmiş.

Bu soruyu bilemedim hocam.

*
İngilizce play, Anglosaksonca plegan/plaegian fiilinden. Esasen to cultivate demek, yani idman etmek, egzersiz yapmak, fiziksel becerilerini geliştirmek – oyun işini ciddiye almış adamlar. Almanca eşdeğeri pflegen olur, onun oyunla hiç alakası kalmamış, “ilgi ve özen göstermek, gözkulak olmak, to care” yönüne evrilmiş.

Game neymiş diye bakıyoruz.  Anglosaksonca gaman “bir araya gelmek, toplanmak, beraber bir iş yapmak”, aşağı yukarı Almanca gemein ve Latince communisayarında bir kavram. Demek ki eski İngilizler oyun deyince bir yerde toplanıp idman ve beceri işleri yapmayı anlıyormuş.

*
Latincede ilk zamandan beri iocus ile ludus ayrılmış. İlki “sözcük oynu, espri, laf ebeliği”, ikincisi bedensel etkinlik gerektiren oyun, cambazlık, aslan terbiyeciliği, gladyatörlük filan.  Ernout & Meillet sf. 656-657’de ludus üzerine enfes bir analiz var. “Oyunlar” derken dinî ve törensel kökenli birtakım kamu eğlencelerinin kastedildiğini, eski Roma dinine ait pek çok sözcük gibi bunun da Hintavrupa kökenli olmadığını gösteriyor; belki de Etrüsklerden alınmış.

İmparatorluğun son demlerinde kamusal oyunların sona ermesiyle beraber ludus sözcüğü de kullanımdan düşmüş; iocus anlam genişlemesiyle her türlü oyun için kullanılmaya başlamış. Fransızca jouer “oynamak”, İtalyanca gioco “oyun”, ikisi de iocus’tan geliyor. Ludus’un türevleri ise ancak edebî Latinceden derlenmiş entel mamulleri, prelude (“oyun-öncesi”), elude (“oyundan kaçmak”),  illusion(“algılarım bana oyun oynuyor, Oytun”), delusion, ludicrous vb.

La Gioconda “oynaşlı bayan” demek, aklımıza gelmişken. Jokerde “oyuncu”. (“Şakacı” anlamı derivatif.)

*
Farsça bâxtan oynamak, şimdiki zaman kökü bâz. Farsça fiilin, tıpkı İngilizce Almanca Yunanca filan gibi bir muzari (şimdiki zaman) bir de mazi (perfekt) kökü vardır. İkincisi binlerce yıl önce fiil köküne +t ekleyerek imal edilmiştir. Finaldeki /g/ sesi ardına +t alınca sertleşir ve sızıcılaşır, /xt/ olur. Bir şey almazsa İndo-İrani dillerin tipik evrimini geçirip önce /c/, sonra /dz/ ve en son /z/ halini alır. Orijinal kök *bhag- olmalı. Ama bu dediğim ama üçbin senelik hikâye.

Kumarbâz, sihirbâz, hilebâz, düzenbâz Türkiye Türkçesinin ta ilk devirlerinden beri görülen bileşikler. Canbâz ile hokkabâz da 17. yüzyıldan önce zuhur etmiş. Küfürbâz’a ise 1920’lerden önce rastlamadım. Tuhaf bir türev, galiba kumarbaz’dan kinaye ile türetilmiş. Yoksa “küfür-oynayan” deyiminin makul bir anlamı yok.

Bir de bâzîçe vardır, oyuncak anlamında, ama onu kaç kişi bilir?