Bebek Beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek Beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2014 Pazar

Baby&You Dergisi Ekim, Kasım, Aralık 2014 köşe yazılarım

Baby&You Dergisi Ekim 2014 Yazım: "Şiddetsiz bir doğal doğum"


Baby&You Dergisi Kasım 2014 Yazım: "Anne elinden şekersiz doğum günü pastası"



Baby&You Dergisi Aralık 2014 Yazım:"Neden doğal anneyim?"

30 Ekim 2014 Perşembe

7x24 haber'de çıktım: Türkiye'nin En Doğal Anneleri!

Türkiye'nin En Doğal Anneleri!

Doğal yaşam konusunda bir birleri ile sürekli diyalog halindeler. Onlar için organik yaşam her şey demek. Doğal anneler grubu Türkiye'nin buluşma noktası haline geldi.

Doğal yaşamı seçen annelerin grubu: Doğal Anneyim
 
Facebook grupları sosyal medya üstünden pek çok anne ve babaya bebek ve çocuk bakımında deneyimlerini paylaşma imkanı sağlıyor. Dikkat çeken gruplardan biri de Doğal Anneyim (www.facebook.com/groups/dogalanneyim) grubu. Üye sayısı 17bin kişiyi aşan Doğal Anneyim grubu doğal yaşama meraklı Kimyager Başak Pirtini tarafından dünyamızı kirleten, bizi hasta eden kimyasallardan uzak ekolojik bir yaşam isteyen ve ilaçsız yöntemlerle, doğal beslenmeyle sağlıklı çocuklar yetiştirmenin yollarını arayan ve uygulayan anne ve babaları buluşturmak amacıyla kurulmuş. 
 
Doğal yaşam ve annelikle ilgili yakında kitapları çıkacak olan Başak Pirtini’ye göre doğal anne tanımı şöyle: “Doğal anne benim gözümde çocuklarını doğal ebeveynlik esaslarına göre, dünyamıza, çevreye ve hayvanlara saygılı, ekolojik farkındalık sahibi yetiştirmeye çalışan annedir. Bunun için kullanacağı her türlü üründe çevreye zarar vermeyenini, doğal olanını seçmeye çalışır. Evde üretebileceklerini kendisi yapar. Doğal içerikli gıdalarla beslenir. Yapay, suni, zararlı kimyasal içeren, hormonlu, ilaçlı, fabrikasyon gıda ve ürünleri tercih etmez. Gıda, ilaç, temizlik sektörlerinin dayatmaları bizi doğallıktan uzaklaştırıyor dolayısıyla sağlığımızı da bozuyor.”
 
Başak Pirtini’den doğal yöntemlerle sağlıklı çocuk yetiştirmek için öneriler...
 
1. Hamile kalmadan en az 6 ay önce tıbbi gereklilik yoksa ilaç kullanmayın, hastalık anında doğal bitkisel tedavileri kullanın.
 
2. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin. Organik, ilaçsız doğal ve yerli tohumdan üretilmiş gıdaları tercih edin.
 
3. İnsanların yapay olarak ürettiği gıdalardan ve katkı maddelerinden uzak durun. Doğada doğal formunda bulunan işlenmemiş besinleri tercih edin.
 
4. Evinizde doğal ve ekolojik deterjanları, kozmetik malzemelerini kullanarak vücudunuza giren zehirli kimyasalları azaltın.
 
5. Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmek için detoks yapan taze sebze ve meyve sularını içmeye alıştırın.
 
6. Çocuk doktorunuza danışarak uygun dozlarda günlük probiyotik, balık yağı, çörek otu yağı, bal, polen, propolis gibi bağışıklık kuvvetlendirici gıdaları çocuğunuzun beslenmesine ekleyin.
 
7. Hastalık anında çocuğun kendi vücuduna güvenmesi için telkinlerde bulunun. Vücudunun özellikle hasta kısmı dahil her bir parçasını sevmesini öğretin.
 
8. Hayatınızda iyileştirici etkisi olan size iyi gelen müzikler daima olsun. Bir müzik aleti çalın ya da dinleyin.
 
9. Her gün kahkaha atın. Hayatınızda günlük başınıza gelen olaylarla mücadele etme gücünüzü artıracak mizah duygunuzu daima kullanın, çocuklarınızın mizah duygusunu geliştirmeye çalışın.
 
10. Bağımlılık yapan her türlü gıda, alkol, sigara gibi maddelerden uzak bir yaşam hedefleyin. Gerekirse bu bağımlılıklarınızdan kurtulmak için profesyonel destek almaktan çekinmeyin.
 
11. Çocuklarınıza doğal ve sağlıklı yaşam şeklinizle önce siz örnek olun. Onlar sizi taklit edecektir.




Doğal Anneyim grubunda anneler ateş, kusma gibi temel hastalıklar, doğal doğum, bebek emzirmesi ve ilk aylardaki beslenme gibi konularda birbirleriyle evde uyguladıkları doğal yöntemleri paylaşıyorlar. Bir yandan evde kendi yoğurt, kefir, peynir gibi gıdaları, ekolojik bulaşık ve çamaşır deterjanların tariflerini öğreniyorlar. Grupta ayrıca aile içi anne, baba ve çocuk özel ilişkileri de en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. 
 
Doğal Anneyim grubuna katılmak isteyen anne ve babalardan grup kurallarına uymaları ve birbirlerine saygılı olmaları bekleniyor. Çalıştığı Holdingde üst düzey yöneticilik yaparak, emekli olmuş, Doğal Anneyim grubunun uzun süredir yöneticiliğini yapan Gülay Zeynep sosyal medyada bir grubu yönetmenin şirket yönetmekten zor olduğunu belirtirken, her gün gruptaki özel paylaşımları denetliyor, herkesin gruba alınmadığını, üyelerin seçilerek kabul edildiğinin altını çiziyor. 
 
Doğal anneyim grubu ve Başak Pirtini’ye ulaşabileceğiniz linkler:
 
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Doğal Anneyim Facebook Sayfası: http://www.facebook.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim Facebook Grubu: http://www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram @dogalanneyim: http://www.instagram/dogalanneyim
Twitter @dogalanneyim: http://www.twitter.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim e-bülten ile takip: http://eepurl.com/TeYdX


Kaynak: http://www.7x24haber.com/turkiyenin-en-dogal-anneleri-haberi-5012.htm

20 Ekim 2014 Pazartesi

Ev yapımı şekersiz ıslak doğumgünü keki ve 6 yaş partimiz



Bu sene Melisa’nın 6. yaş günü partisinde her sene olduğu gibi yine kendim şekersiz, bal ve pekmezle tatlandırılmış pasta yaptım. Evde pasta yapımı ilk bakışta zor gibi gözükse de içeriğinin süt tozu, margarin, tatlandırıcılar, yapay katkı maddesi dolu unlar, pastörize yumurta yerine doğal süt, tereyağı, zeytinyağı, tam buğday unu gibi malzemelerden olması ve tam bir öğün yerine geçebilmesi açısından çocuklar yediklerinde içim çok rahat oluyor. Çünkü doğum günlerinde çocuklar sadece pasta yemek istiyorlar.

Doğum günü kutlaması olarak düşününce idealim olan en güzel kutlama şekli pastayı annenin çocuklarla birlikte yapması, süslemesi, çocukların yiyebileceği 3-4 çeşit doğal yiyecek, fazla kalabalık olmadan yeterince doğum günü çocuğunun kendi başına idare edip oyun kurabileceği en fazla 8-10 tane arkadaş. Hatta yaşına göre arkadaş sayısı. Hediye olarak şimdiye kadar evimizde yeterince oyuncak olduğu için oyuncak yerine ufak hediyelikler, kıyafet ve ağırlıklı kitap tercih ettik. Bu sene iki kutlama ve iki pasta hazırladık. Bir eski mahalle arkadaşları ile her sene olduğu gibi açıkhavada Özgürlük parkında piknik şeklinde doğumgünü yaptık. İkinci olarak da 1. sınıf arkadaşları ile evde kutladık. Piknikte gelen misafirler yanlarında şekersiz, tuzlu ufak ikramlar getirmişlerdi. İçecek olarak çocuklara şekersiz kayısı hoşafı ve su ikram ettim. Evdeki doğum gününde ise pastamızın yanında taze sıkılmış meyve suyu, kısır, ıspanaklı börek ve yeşil salata vardı. Gelen çocuklara kurşun kalem ve balon hediye ettik. Geçen sene de ufak okuma kitapları vermiştik. Tüm bunlardaki hedefim herşeyin sade bir şekilde olması, çocuğun da kutlama hazırlarına pasta yapımından, evin süslemesine, arkadaş hediyelerini hazırlamaya katılabilmesi. En önemlisi çocuğun azla yetinmeyi ve mutlu olmayı bilmesi çünkü büyük şehirlerde çocukların parti beklentileri farketmeden biz ebeveynler tarafından çok yüksek seviyelere çekilebiliyor.

Her sene doğumgünlerinde çocuklara soruyorum “pastayı ne şekilde ve neli yapayım?” diye ona göre şekillendiriyorum ya da en üst resmi öyle oluşturuyorum. Aşağıda resimleri olan havuçlu şekersiz pasta tarifimi bu blogdan bulabilirsiniz. Melisa’nın 6. yaşı için yaptığım doğumgünü pastasını 3 kat pandispanya keki arasına krema ve meyve koyup, üstüne de yine krema ve kuruyemişlerle süsledim. Resmini ve tarifini aşağıda paylaşıyorum.

Şimdiye kadar denediğim organik, şekersiz pastalarımın resimleri şöyle:
Çilekli pandispanyalı pasta
Havuçlu kekli kelebek pasta

Havuçlu kekli fotoğraf makinası pasta

Havuçlu kekli kuruyemiş 3 yaş süslemeli pasta
Havuçlu kekli ev şeklinde kuruyemiş süslemeli pasta

Pandispanyalı Hello Kitty pasta
Pandispanyalı kalp süslemeli pasta

Pandispanyalı kalp süslemeli pasta ve pastanın bir böğürtlenli ara katı



Havuçlu keki bir kere pişirip kabarınca ortadan kesiyorum. Pandispanyaları ise daha az kabardığı için tek kat kullanıyorum. Kaç kat istersem o kadar pandispanya pişiriyorum. En son kalp desenli pastalar için 3 kat pandispanya arasına yıldızlı olanda muz ve ceviz, 6 yazanda ise donmuş vişne ve böğürtlen kullandım. Her kat pandispanyayı pişirdikten sonra 1 dolu kaşık pekmezli yarım-bir bardak kadar suyla ıslatıyorum.

Sade pandispanya tarifi
4 yumurta
Yarım çay bardağı hurma şurubu/keçiboynuzu pekmezi
4 Türk kahvesi fincanı organik tam buğday unu (1 fincanını keçiboynuzu tozu koyunca çikolatalı kek gibi oluyor)
2 yemek kaşığı sıvı yağ (soğuk sıkım zeytinyağı)
3 yemek kaşığı kaynar su
1 paket kabartma tozu veya karbonat

Yapılışı:
*Yumurta aklarını cam kasede krem şanti kıvamına gelinceye kadar çırpın. Hurma şurubunu ekleyin.
*Yumurta sarılarını kaynar su ve tereyağı ile çırpın. Aklarıyla birleştirin, bunu yaparken mikser değil, çırpma teli ya da tahta kaşık kullanın.
*Toz malzemeleri ekleyin. Hepsini tahta kaşıkla karıştırın.
*Yağlanmış (zeytinyağı/tereyağı), unlanmış kalıpta, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40-45dk kürdan temiz çıkana kadar pişirin. Benim evdeki turbo fırınımda 160 derecede 10 dakikada pişiyor, fırından koku geldiği anda kürdanla kontrol edin mutlaka.
*Kek soğuyunca krema sürmeden önce hurma şurubunu/pekmezi sulandırarak keki ıslatın, taze meyve suyu da olur.

Krema:
5 su bardağı süt (yaklaşık 1.5litre, ben sütçümden aldığım sütü kullanıyorum)
4 yemek kaşığı organik tam buğday unu
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 yumurta sarısı (pandispanyalarda yeterince yumurta olduğu için koymadım)
1 yemek kaşığı tereyağı (ben yaptığım sade yağdan kullandım)
1 çay kaşığı vanilya (ya da vanilya çubuğundan bıçak ucuyla sıyırarak koyun)
Tatlandırmak için yeterince bal (ben bir yaklaşık çay bardağı kadar bal koydum)

Yapılışı:
*Un, nişasta ile sütü muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirin.
*Koyulaşında içine tereyağı ve yumurta sarısını ekleyin. Karıştırın.
*Soğuyunca bal ile tatlandırın.
*3 kat pandispanyalı kek için kremayı yarım miktar daha fazla yapmanızı öneririm.
*Çikolatalı krema için pişirirken içine keçiboynuzu tozu atabilir, tatlandırmak için de doğuyunca pekmez kullanabilirsiniz.

Tüm çocuklara ve yiyenlere afiyet olsun!

Not: Bu tarifi benimle paylaşan ve yiyen herkesin beğenisini almamı sağlayan şekersiz pasta pişirmede becerikli arkadaşım Derya Karakoçan’a çok teşekkür ediyorum.
 


Peki siz çocuklarınıza nasıl doğum günleri planlıyorsunuz? Pastanızı nasıl yapıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum :)


17 Nisan 2014 Perşembe

Çocuğunuz bu doğal kurabiyeleri Hadihamyap’sın!



www.hadihamyap.com

Çok uzun süredir evde rafine şekerli tatlı pişirmiyorum. Genelde eğer kek yapacaksam içine elma, havuç rendesi, portakal suyu, hurma şurubu (evde hazırlanmış), pekmez, kuru meyveler ve kuruyemişler katıyorum. Eğer sütlü tatlı yapacaksam sade şekersiz olarak pişiriyorum. Üstüne sonradan bal ve tarçınla tatlandırıyoruz. Bir de tabii çiğ pudinglerim var, avokado ve keçiboynuzu tozu ve muz ile yaptığım. Ancak bir doğumgünü olduğu zaman herkesin yemesi açısından doğumgünü pastasını pekmezli pişiriyorum. Yine şekersiz.

Bu sefer küçük kızımın doğum günü yaklaşıyor. Nasıl hazırlık yapayım? Hepsine yetişemiyorum... Evde hep doğal ve organik malzemelerden yapmaya çalışıyorum.. Dışarıdan aldıklarıma da nasıl güvenirim... derken imdadıma hadihamyap yetişti.

Siteyi ilk olarak facebook Doğal Anneyimgrubumda paylaşan sevgili Filiz Morkoç’tan duydum. Filiz Morkoç ve arkadaşı Dalya Saftekin Çalışkan birlikte “Kendi çocuklarımıza yedirmeyeceğimiz hiçbir gıdayı satmıyoruz” diyerek yola çıkmışlar. Titiz anneler olarak kendi elleriyle temiz tarım ürünleri ve organik malzemelerden doğal, sağlıklı ve lezzetli atıştırmalıklar yapmaya başlamışlar. Başladıkları bu işte organik ve doğal üreticilerden GDOsuz, kimyasal gübresiz, yerli tohumdan üretilmiş malzemeler tedarik ediyorlar. Diyorlar ki “Çünkü çocuğunuzun aldığı gıdalar, kişiliğini ve düşüncelerini de etkiler. Yani sizin kalsiyum deposu sandığınız hazır meyveli bir yoğurt, çocuğunuzu huysuz, söz dinlemez, hiperaktif yapabilir…GDO’lu mısır şurubuyla yapılmış, içine koruyucu maddeler katılmış bir kek, çocuğunuzun zeka gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.”

Filiz, Emre ve Erdem

Dalya ve Ceylin

Ben doğumgünü için tuzlulardan ve granolalardan seçeceğim. Ancak şeker sevenler için de tatlı kurabiyeler ve kekleri var. Şeker konusu pek çok profesör tarafından açıkça zehirle eş değer olarak anlatılıyor. Benim bu konuda beslenme kitaplarından okuduklarıma göre şekerin başta glikoz formu vücut hücrelerimiz tarafından asıl enerji kaynağı olarak kullanılıyor. Esasen meyveci ve sebze yemesi gereken otobur bir genetik yapımız var. Sıcak ülkelerden soğuk ülkelere da göçün de etkisiyle tarım ile birlikte o topraklarda yetişen tahıl ve hayvansal gıdalar yenmeye başlanıyor. Her ne kadar şekerden uzak kalmaya çalışıp adaptasyonlarla yerine alternatif enerji kaynakları bulsak da damağımız ihtiyaç duyulan şekeri arıyor. Ben şekerin doğal yollardan kimyasal işlem görmemiş besinlerden alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu da taze meyve, bal, pekmez demek oluyor. Rafine beyaz şeker üretilirken doğal olmayan kimyasallar işe karışıyor. Beslenmemizde arada ev dışında kaçamaklar olsa da bu şekilde ağırlıklı beyaz şekersiz bir düzenimiz var.

Doğumgünlerimize gelen çocuklar her sene şekersiz pekmezli pastamızı, tuzlu ikramlarımızı yiyor ve doğal meyve sularımızı içiyorlar. Bu seneki partimiz için Hadihamyap’tan beğendiğim bazı tuzlular aşağıda :)

Glutensiz ve kazeinsiz kuruyemiş granolaları
Patatesli tuzlu kek
Bu peynirli poğaça ama sebzeli poğaça da yapabiliyorlar
Nefis susamlı simit
Çörek otlu tuzlu kurabiye toplar

Filiz ve Dalya hanım mutfaklarındaki kuralları sitelerinde çok güzel yazmışlar. Her annenin mutfağında uygulaması gerekli diye düşünerek burada paylaşmak istiyorum. Benim mutfağımda da bu kurallar uzun süredir geçerli. Şeker maddesi eksik olarak...

“Mutfaklarımızda;

DAİMA
Yerli üreticiler tarafından mevsiminde yetiştirilen temiz meyve ve sebzeler,
  • Halis sızma zeytinyağı ve tereyağ,
  • Kaliteli, gerçek süt ve süt ürünleri, ev yapımı yoğurt,
  • Serbest dolaşan organik tavuk yumurtası (yerli üretici),
  • Zengin ve doğal un karışımları (Tam buğday unu, yulaf unu, mısır unu, çavdar unu vb),
  • Mevsiminde alınıp ev yapımı tekniklerle işlenmiş/dondurulmuş meyve ve sebzeler (şeftali, vişne, bezelye vb),
  • Almanya'dan getirttiğimiz organik tarımla yetiştirilmiş, rafine edilmemiş ve beyazlatılmamış ham şeker kamışından üretilen şeker(*),
  • Kaya tuzu
kullanıyoruz...

(*) Hadihamyap.com olarak şeker konusundaki tercihimizi niçin bu şekilde kullandığımızı ünlü onkolog Prof.Dr.Erkan Topuz'un ağzından okumak için "Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa" başlıklı bu yazıyı öneriyoruz.

Hadihamyap ürünlerimiz için Almanya'dan temin ettiğimiz  organik tarımla yetiştirilmiş, rafine edilmemiş ve beyazlatılmamış şeker kamışından üretilen şeker için şu linkiinceleyebilirsiniz.

ASLA
  • Margarin ve katı yağ,
  • Katkı maddeleri,
  • Yapay kıvam vericiler, 
  • Koruyucu maddeler,
  • Yapay lezzet vericiler,
  • Yapay aromalar,
  • Glikoz, mısır şurubu, suni tatlandırıcı,
  • Beyaz rafine şeker,
  • Gıda boyası ve suni renklendirici,
  • Beyaz rafine un,
  • Rafine tuz,
  • Soya katkılı peynir ve süt ürünleri,
  • Uzun ömürlü pastorize edilmiş süt ve yoğurt,
  • Mevsimsiz meyve, sebze
kullanmıyoruz...”

Sipariş üzerine ürünlerin hazırlandığı Hadihamyap’ı aşağıdaki kontaklarından takip edebilirsiniz. Ürünleri kargo ile İstanbul içi ve dışına da gönderiyorlar.

Twitter ve instagram: @hadihamyap

Her türlü sorunuz için: 
Dalya Saftekin Çalışkan - 0532 347 31 37
Filiz Morkoç - 0533 241 80 11





25 Mart 2014 Salı

Çocuklarınızın besinlerini yeşillendirin!



Çiğ ve yeşil beslenme son iki senedir kışı daha güçlü atlatmamıza yardımcı oluyor. Emekli çocuk doktorumuz Hülya Sonugür her zaman ilk sebze sonra diğer besinler derdi. Her öğünde yenen sebzeler özellikle de koyu yeşil yapraklılar besin değeri açısından insan bedeni için çok çok önemli.

Çocuklarımıza neden koyu yeşil yapraklı sebzeleri yedirmeliyiz?
İnsanların sindirim yapısı otoburlara daha yakındır. Otobur beslenme vücudu alkali yapar ki bu da hastalıkları yenmede büyük rol oynar. Bu sebeple sağlıklı olmak ve böyle kalmak için çocuklarımızı bebeklikten itibaren koyu yeşil yapraklı sebzelere ve yeşil içeceklere alıştırmalıyız.
Datça Murat Çiftliğinden aldığım yeşillikler ve onlara yakışan meyve sebzeler

Çocuklarımıza hangi yeşillikleri yedirmeliyiz?
Çocuklarına yeşil gıdaları, salataları yedirmek sanırım tüm annelerin en zorlandıkları konulardan biri. En sağlıklı olan kara lahana, ıspanak, ısırgan ve diğer otlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler, potasyum, kalsiyum, çinko ve magnezyum içerdiği için mutlaka yenmeli, suyu içilmeli diyor uzmanlar.

Yeşilliklerin içerikleri:
Havuçtan çok daha fazla A-vitamını, portakaldan çok daha fazla C-vitamini, tam buğdaydan çok daha fazla E-vitamini, sütten çok daha fazla B2-Vitamini ve sindirlebilen kalsiyum ve kaliteli protein içerirler. En önemlisi meyve, kuruyemiş ve asit üreten yiyeceklerden daha fazla alkali mineralleri kalsiyum ve magnezyumu içerirler.

Isırgan otu ile Organik marulun karşılaştırması:


Isırgan otunda:
30 kat daha fazla C-vitamini
20 kat daha fazla Provitamin-A
40 kat daha fazla kalsiyum
25 kat daha fazla magnezyum
50 kat daha fazla demir vardır.

O yüzden yabani yenebilir otlar süper süper doğal yiyecek olarak düşünülebilir.

Çiğ kendir tohumunda vücudumuz tarafından kolayca emilebilecek Omega3,6,9 bulunur. Keten tohumu ve çiğ susam tohumu da bu açıdan faydalıdır.

Yeşilliklerin diğer faydaları:
-Tüm bağımlı olduğunuz yiyecekleri bırakmanıza ve zararlı gıdalara canınızın çekmesine son vermeye,
-Sabahları yataktan zıplayarak kalkacak enerjiye sahip olmanıza,
-Çocuklarınızın her türlü diş problemlerini geri döndürmeye,
-Kendi ağız hastalıklarınızı geri döndürmeye ve ağız sağlığınızı korumaya,
-Her türlü vitamin ve mineral eksikliğinizin tamamlanmasına ve önlenmesine yardımcı olur.

Ne kadar tüketilmeli:
Yeşilliklerden günlük besinleri elde etmek için çocuklarda günde yarım kilo, yetişkinlerde günde 1 kilo koyu yeşil yapraklı tüketmek gerekiyor. Sadece marul ve kereviz sapı yeterli olmaz, her çeşit yabani yenebilen ot tarımsal olarak üretilenlerden kat kat fazla mineral ve vitamin içerir.

Kolay lezzetli yeşil smoothie:
-Yarım kilo taze ıspanak
-2 tam olgun muz (daha kremalı olması için fazla da konabilir)
-1lt su

Hepsi yüksek devirli blendarda çekilir. Pipetle çocuklara servis edebilirsiniz.

Yeşil gıdaları yemek istemeyen çocuklara nasıl yedirebiliriz?
Yeşillikleri çocuklara yedirmek için püf noktalar:

Çocuklar binbir zahmetle hazırladığınız yeşil yemekleri yemek istemeyebilir. Bu ingilizce video size biraz yardımcı olabilir.



1. Yeşilliklerinizi keyif ve zevkle çocuğunuzun önünde yiyerek örnek olun. Böyle devam eden bir kaç gün sonrasında çocuğunuz size meraklanıp soracaktır. Denemelerine izin verin ama zorlamayın. İşin püf noktası bu zorlamadan sabırla beklemek.

2. Eğer bir salata yiyorsanız çok lezzetli bir salata sosu ekleyin. Çocuğunuza neyi sevdiğini sorun, oyun oynayın. Onların isteklerini yerine getirdiğinizi hissetsinler. Salatalarını en favori salata sosları ile sunun. Duyulduklarını ve onlara sorulduğunu hissetsinler.

3. Yeşillikleri gizleyerek sunun. Kara lahana, ıspanak, yabani otları yemesini istiyorsanız smoothie içine gizleyin. Saf muzlu smoothie ile başlayarak (blenderda su ve muz) içine ufak ufak parçalarla gittikçe artan şekilde yeşilleri ekleyin. İlk renk yeşil bile olmazken gitgide halen çok tatlı olan yemyeşil bir içecek olacak.

Bir başka yöntem de hurma gibi tatlı bir şeyi, salata yaprağına sararak vermek. Verdikten sonra yanlarında kalın ve heyecanlı bir olaymış gibi davranın.

4. Yeşil içecekleri eğlenceli bir pipetle sunun.Ör. Çocuklar bir sürü halkası olan bir pipeti kulanırken içecekten ziyade pipete odaklanırlar.

5. Çocuğunuza en favori yemeğini sorun. O yemeği pişirin fakat öncesinde salata yemesi gerektiğini söyleyin. Çocuğunuza ne yiyeceği konusunda onun da karar vermede bir rolü olduğunu hissettirmiş olacaksınız. Ancak bir karar verilince ona sadık kalın, bu önemli bir nokta.

6. Hayvanat bahçesine gidin ya da yabani hayvanları inceleyin, haklarında kitaplar okuyun. Hayvanların doğada nasıl otçul beslenip barış dolu yaşadığını gözlemlesinler.

Çiğ beslenme hakkında daha fazla bilgi için: Green up your child, www.therawfoodfamily.com

11 Şubat 2014 Salı

20 soruda zeytinyağı hakkında bilmeniz gereken herşey



Çiğ yeşil zeytin, zeytin ve dönüştüğü zeytinyağı

Binlerce senedir Anadolu köylüsü zeytin ağacının değerini ve verdiği ürünlerin sağlık açısından faydasını bilmiş ve bundan faydalanmış. Nadir de olsa Ege’de 100 yaşına yakın zeytin ağaçları gördüğümü hatırlıyorum. Sadece eski geleneklerden dolayı değil, artık doğal sağlık hareketinde yer alan Türk ve yabancı doktorların çoğu zeytinyağını her türlü yemekte mısırözü, ayçiçek yağı, kanola yağı ve margarin yerine kullanmayı öneriyorlar. Peki bu mucize olarak değerlendirilen zeytinyağı hakkında neleri bilmemiz gerekiyor? İşte geçen haftalarda röportajını yayınladığım doğal annelerden sevgili zeytinyağcım Dilek İnce Özenel 20 soru-cevapta sizin için derledi.

 
1 - Kaliteli zeytinyağı nasıl olmalıdır?
 
3 unsuru içermelidir. Tek bahçenin, en sağlam ve en sağlıklı  zeytinlerinden, doğal yöntemlerle elde edilmiş saf yağdır.
Doğal yöntem nedir: Herhangi bir enzim, karışım  eklenmeden, ısıl işlemden geçmeden (soğuk sıkım) elde etmektir. Soğuk sıkım maksimum 30ºC’dir


2 - İyi bir zeytinyağı nasıl anlaşılır?

İyi zeytinyağının dil ve burnunuzla algılayabileceğiniz 3 özelliği vardır.
Aroma, Yakıcılık, Burukluk  .

Aromasını kokladığınız zaman tekrar tekrar koklamak isteyeceğiniz yağdır. Mis gibi zeytin ve eğer gerçekten soğuk sıkım yağ ise çimen kokusunu almalısınız .

Yutulurken boğazda yakıcılık hissetmeniz iyidir. Bu yakıcılık zeytinyağını değerli kılan fenollerin hala canlı ve var olduğunun göstergesidir.

Burukluk, zeytine özgü burukluğu hissetmeniz gerekir.

3 - Hangi yörenin zeytinyağı daha iyidir?

Zeytin ve zeytinyağı en gurme zevklerin başında gelir. Kişisel damak tadı, doğduğunuz topraklar, alışkanlıklarınız, yemek kültürünüz, gelenekleriniz gibi nedenlerle her kaliteli yağı beğenmeyebilirsiniz. Buna rağmen kaliteli bir zeytinyağı kendini farkettirecektir.

4 - Kaliteli saf zeytinyağı nasıl üretilir?
Zeytin toplamayı merak eden çocuk
Farklı bahçelerin ürünleri karıştırılmaz. Tek bahçenin zeytinleri tek tek elle toplanır. Hasat makineleri hem ağacı zedeler, hem bir sonraki yılın verimini düşürür, hem de bir miktar asiditeyi arttırabilir. 
En sağlam ve sağlıklı zeytinler en doğru hasat zamanında toplanmaya başlanmalıdır. En lezzetli yağ da zeytin yeşilden pembeye dönerken tam ALACA dediğimiz zamanda toplanan zeytinden olur.

Kesinlikle toprakla temas ettirilmez. Aksi takdirde çok hızla asitlenmeye uğrar. Yere düşen zeytinler dip zeytin tabir edilir ve bunlar ayrı değerlendirilmelidir. Ne yazık ki çoğu kez bunların sızma yağa karışım yapıldığını görüyoruz. Biz bu zeytinleri %100 zeytinyağı sabunu üreterek değerlendiriyoruz.

Hasat edilen zeytinler delikli kasalarda en fazla 25-30 kilo olacak şekilde birbirlerini ezmeyecek şekilde kasalara konmalıdır. Köylülerin genelde sentetik çuvallarda istiflediğini görüyoruz. Bazı üreticiler de keten çuvallarda saklıyorlar. Keten çuvalın her ne kadar hava alma özelliği olsa da zeytinyağında kusura neden olabiliyor. 

Zeytinler toplandıktan sonra en kısa sürede sıkıma gitmelidir. Bu süre zeytinyağı kalitesinde çok önemlidir.
Zeytinler toplanıyor
Kontinu sistemle çalışan bir fabrikaya gelen zeytinler önce huni denen havuzlarda bekletilir. Yürüme bantları ile yıkama havuzlarına alınır. Bu aşamada her türlü toz, toprak, yapraklardan arındırılır. Daha sonra ezilerek bir zeytin hamuru haline getirilir. Buna kırma denir. Daha sonra bir süre malaksörde karıştırılır. Bu aşama önemlidir çünkü bu aşamada sağlık için yararlı olan biyofenollerin ve polifenollerin açığa çıktığı aşamadır. Burada çok önemli bir nokta var. Kırma işleminde ısıyı arttırmadan nazikçe yapmak gerekir ve karıştırma kapalı bir ortamda havayla temas etmeden, ısı maksimum 27-30 derecelerdeyken 40-45 dakikada bitirilmelidir. Bunun sonucunda zeytinyağı süzülerek zeytin acı karasuyundan ayrıştırılır. Geriye en son filtreleme kalır. Sıkılan yağı biz hemen tüketmeyip, filtreleme yapmadığımız için içindeki tortunun dibe oturması beklenir.
Bütün bu hususlara dikkat ediliyorsa zeytinyağı kaliteli elde edilir.

5 - Zeytinyağı pahalı mıdır? Ya da neden pahalıdır?

200TL bir t-shirte, 20-30TL bol kremalı bilmem ne aromalı sağlıksız kahvelere gözünü kırpmadan veren bazı şehirliler, varlığını idame ettirmek için olmazsa olmaz koşul olan sağlıklı ve doğal tarım için ne yazık ki pahalı diyebiliyor. Oysa ki neye göre pahalı olduğunu bir sorgulamamız lazım. 1 litre erken hasat yağ elde etmek için yaklaşık 10 kg yeşil zeytin kullanılmakta. Günlerce florasan lambaların  altında petlerde raflarda alıcı bekleyen, hangi yılın, hangi bahçenin yağı olduğunu tam olarak bilme şansımızın olmadığı ve üstüne üzerinde soğuk sıkım yazmayan yağları sorgusuzca alınırken pahalı bulmuyoruz ama. Gıdada tek kriter fiyat olduğu sürece her geçen gün doğallıktan biraz daha uzaklaşacağız demektir. 
Diğer bitkisel yağlara nazaran zeytinyağı görece olarak pahalı olsa da en ekonomik yağdır. Çünkü ısındığında genişleme özelliği nedeniyle 1-2 yemek kaşığı yağ yemeklerde yeterli olur.
6 - Zeytin bölgelerine tatile gidip gelirken yol kenarlarında gördüğümüz ucuz zeytinyağlarından alabilir miyiz?

Sağda solda 7-8 liraya satılan yağları almalarını tavsiye etmiyorum. Gerçek sızma yağı o fiyata almanıza imkan ve ihtimal yoktur. Karışım olması, stoklarda çok uzun süreler bekleyip tüm nefasetini kaybetmiş olması büyük olasılıktır. Takip ettiğim bloglardan birinin bu konuda yaptığı bir deney de var. Şu linke bir göz atmanızı rica ediyorum.

Ayrıca kaliteli bir yağ olarak üretilen bir yağ dahi, petlerde ve güneşin altında yüksek sıcaklıklarda bekleyerek çok kısa sürede bozulabilir. Bazılarından “zeytinyağı kokuyor, yemeklerde kullanamıyorum” sözünü hepimiz duyarız. İşte bu ağır yağlar bu yağlar.
7 - Kaliteli saf zeytinyağı bozulur mu?

Zeytinyağı pet değil cam şişede korunmalı
Saf zeytinyağı son derece hassastır. Uygun koşullarda saklanmazsa çok kısa sürede nefasetini kaybetmeye başlar. Uygun koşullar nelerdir?
Zeytinyağının 3 düşmanı vardır. Isı, ışık, oksijen.

Zeytinyağı doğrudan güneş ışığı görmeyen serin yerde saklanmalıdır. Yağa rengini veren betakaroten önemli bir antioksidandır. Ve güneş ışığının etkisiyle miktarı azalabilir.
Her türlü kokuyu içine çekme ve kokuyu alma özelliğinden dolayı başka kokularda karışmayacak şekilde mutlaka ağzı kapalı muhafaza edilmelidir.

8 - Tadımcıların zeytinyağını tarif ederken kullandıkları olumlu özellikler nelerdir? 

Olumlu: meyvamsı, badem, elma, tatlı, taze, çiçeksi, hafif acı, kekremsi.

9 - Olumsuz özellikler nelerdir?

Olumsuz: küf, (sıkılmadan önce eğer zeytinler havasız bir yerde kalmışsa bu şekilde tarif ediliyor) şarapsı, sirkemsi, metalik, ransid, yanık, saman ve ahşap tadı, sabunsu, kara su, topraksı, salatalık tadı, cevizimsi, esparto (zeytinhamuru preslenirken kirli sıkma torbası kullanılmış), kurtlu (zeytin sineğinin tahribatına uğramış yağın kokusu).
10 - Teneke kutularda yağ almak sağlıklı mıdır?

Zeytinyağının koyu renkli, dar boyunlu cam şişelerde saklanması idealidir. Evinde sürekli sızma zeytinyağı kullananlar laklı tenekelerde saklayabilirler. Bu kaplar yağınızı sağlıksız bir yağ yapmaz. Lezzetini de değiştirmezler. Ancak tabii ki havayla temas ettirip oksidasyonu hızlandırmazsanız.En büyük riski budur. Oksitlenme sonucu oluşan kusura ransit kusuru denir ki bu tür yağlar hemen kokularıyla farkedilirler.
11 - Zeytinyağım soğukta donuyor. Ne düşünmeliyim?

Saf zeytinyağının buzdolabına girdiğinde donması gerekir. Bu durum yağınızın faydasını azaltmaz .Ancak yağınızı güneş almayan serin bir yerde saklamanız yeterlidir.  Dolaba koymanıza gerek yok.

12 - Zeytinyağını yemeklerde pişirmek besin değerini azaltır mı?

Bilindiği üzere sebze meyveleri çiğ tüketmek içerdikleri canlı enzimler nedeniyle çok kıymetlidir. Zeytinyağı da öyledir. İdeali mümkün olduğunca sonradan eklemektir. Alışageldiğimiz lezzeti de yakalamak için benim uyguladığım yöntem yemek pişerken küçük bir miktar koyup, yemeğe sonradan çiğ eklemektir. Bilimsel yönünü bilmemekle birlikte düdüklü tencereye de yağ koymuyorum önlem olarak. Yemek benim için bir görev gibi değil keyif unsurudur. Lezzeti de önemsediğimden pişirme aşamasında kullandığım da oluyor. Sebze meyveleri çiğ de yesek dalından kopup bize ulaşana dek geçirdiği yolculukta da kayıplar yaşamıyor mu? Yediklerimiz bizler için hem şifa hem zehir olabilir. Bunu belirleyen şey de miktar olduğuna gore zeytinyağının da bir yağ olduğunu unutmadan dozunda kullanmak gerekir.
13 - Kızartmalarda zeytinyağı kullanılabilir mi?

Bu konuda sık sık farklı görüşler dillendiriliyor. Ben Ege’de, zeytinyağının beşiğinde, köyümüzde uzun yıllar sağlıkla yaşamış ve yaşlanmış olan büyüklerimizin tavsiyelerine çok itibar ederim. Onların ve bir çok kaynağın da belirttiği üzere kızartmalarda da kullanılabilecek en ideal yağlardan biridir zeytinyağı. İçerdiği antioksidanlar ve oleic asit sayesinde zeytinyağının yanma derecesi 210ºC’dir. İdeal kızartma seviyesi 180 derecedir. Mısırözü ve tereyağı gibi bitkisel ve hayvansal yağların yanma derecesi 180 derecenin altındadır. Ve bu nedenle kızartma esnasında zehirli yan ürünlere dönüşüyorlar.

Evet sızma yağ kızartmalarda da en uygun yağdır derken, yağın saflık derecesini de hesaba katmalıyız. İyi kalite bir sızma ise bu geçerlidir. Karışım vs nedenlerle daha düşük kalitedeki bir yağın yanma derecesi elbette ki daha düşük olacaktır.

14 - Zeytinyağı pompaları zararlı mıdır?

Uzun süreli saklanan kaplardan günlük  kullanım şişelerine aktarırken pompa kesinlikle kullanılmamalıdır. Pompalar yağın içine hava basar ve yağın peroksit değerini yükselterek bozulmasına neden olabilirler.

15 - Uzun süreli saklamalar ne şekilde olmalıdır?

Paslanmaz çelik tanklar, laklı tenekeler, cam kaplar, nakliye amaçlı yağ için üretilmiş damacanalar idealdir. Toprak kaplar ve küpler de saklamaya uygundur. Ancak hijyenik sebeplerle kullanımı  sınırlıdır. Bu kapları yıkasanız da dokularda kalıntı kalır. Küplerin iç yüzeyinde oluşan gizli çatlaklara yerleşen mikroorganizmalar nedeniyle bir sonraki sezonun yağını koymadan önce tam olarak temizlenmeleri zordur.
16 - Zeytinyağını her yıl en faydalı haliyle tüketmek için ne yapmalıyız?

Kasa kasa zeytin
Daimi güvenebileceğiniz bir üreticiniz olsun. Tahmini yıllık tüketiminizi saptayın. Her hasat döneminin başında toplu alım yapın. Böylelikle hem daha uygun fiyatla daha taze yağ kullanmış olursunuz . Zeytinyağının raf ömrü 18 ay gibidir. Sonra yavaş yavaş nefasetini kaybetmeye başlar. 


 

17 - Rafine ve Riviera yağ ne demektir?

Rafine zeytinyağı: Yüksek asitli, kötü tat ve kokulu yağlar yüksek ısıda rafine edilerek yenebilir hale getirilmiş yağdır. 220 derece yüksek sıcaklıkta sıcak su buharı ile damıtılarak nötralizasyon işlemi arıtılma yapılır. Sonra vakumlarda soğutulur. Ve koyu olan renk açılır. Daha sonra da deodorizasyon işlemi ile kendine özgü tat ve koku giderilir. 
Riviera Yağlar: Naturel ve rafine yağların belli oranlarda karıştırılması ile elde edilen yağdır. Örneğin %80-90 rafine edilmiş bir yağa %15 naturel yağ karıştırılarak elde edilir.

18 - Erken Hasat Yağın özelliği nedir?

Zeytinler henüz siyahlaşmamışken yeşil haldeyken toplanıp sıkılan yağlardır. Nefis lezzette, yakıcılığı daha hissedilir, daha koyu yeşil renkte, ve daha fazla zeytin aromalı bir yağdır ki kahvaltılarda, salatalarda, mezelerde fark yaratırsınız. Siyah zeytinden elde edilen yağa nazaran daha fazla miktarda zeytinin sıkılmasıyla elde edilir yani üretim miktarı düşüktür. Bundan dolayı da fiyatı farklıdır.
19 - Zeytin sütü nedir?

Taş değirmene koyulan zeytinler hamur haline getirilir. Elde edilen hamur, liften yapılmış torbalara dolduruluyor ve baskı tepsisinde üst üste dizilerek sızmaya bırakılıyor. Damla damla akan yağa zeytin sütü deniyor. 100 kilogram zeytinden en fazla 1 buçuk litre zeytin sütü elde ediliyor. Dolayısıyla son dönemde bir pazarlama unsuru olan bu konunun abartıldığını düşünüyorum.


20 - Son olarak Doğal Anneler zeytinyağını bebeklerinin yemeklerden başka hangi alanlarda kullanabilirler?

Zeytinyağının eminim 100’ün üzerinde kullanım alanını listelemek mümkündür. Ama anneleri en çok çocukları ilgilendirdiği için bunları sayarsak:
Banyolarda saf % 100 zeytinyağı sabunu olarak,

Banyo sonrası masajlarda,

Boğaz ağrısı, faranjit, mide rahatsızlıkları gibi problemlerde içerek,

Sabah uyandığımızda ağzımızı ve boğazımızı temizlemek için gargara,

Bebeklerin konaklarında, saç ve cilt nemlendirmede, kabızlıkta

Çamaşırları toz haldeki zeytinyağı sabunu ile makinede de yıkayabilirler.

Kısacası her evde iyi kalite bir sızma yağ olmazsa olmazdır.

Dallarda yeşil yeşil zeytinler
Sevgili Dilek’e hazırladığı bu harika bilgiler için teşekkür ediyorum. Ben de zeytinyağını banyo sonrasında cildimi nemlendirmek için kullanıyorum. Bir de Dilek’in nefis yağından yaptığım yenebilir malzemelerden ürettiğim kremlerimde...