Hatuns etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hatuns etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2014 Çarşamba

Tatlı Cadı





Hafta sonu arkadaşlarımla kız kıza kahvaltı yaptık, bilirsiniz işte en yakın arkadaşlarınızla bir araya gelir ve hep birlikte cadı kazanını bir güzel kaynatırsınız :) Tabii minik tatlı bir cadı da bizimle birlikteydi ve ben o gün şunu farkettim ki; benim kızım artık büyüyor, bebeklikten çıkıp bir bireye dönüşüyor, kendi isteklerini artık çok daha güzel ifade ediyor. Bunu deneyimlemek ve gelişimindeki bu değişime şahit olmak çok ama çok güzel. Dilerim Allah isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatır...
















Kazak & Çanta: Pull&Bear


Etek: Choies


Ayakkabı: Topshop


3 Aralık 2013 Salı

Jamie's





Pazar günü kızımla pek bir uyumluyduk! İkimizde leoparlı bluzlerimizi giydik. Aslında tekstilde leoparlı detaylardan oldum olası uzak durmuşumdur ama nedense üstümdeki bluzü pek sevdim, kızım da leopardan eksik kalmasın istedim :)




Nil'i anneanneyle dedeye bırakıp kendimi hemen Zorlu Center'a attım.




Çünkü iki fıstıkla randevum vardı ;) Biraz mağazaları dolaştık ama ben pek ısınamadım buraya, ferah ortamları sevdiğim için bana çok basık geldi...   




Karnımız acıkınca Jamie Oliver'ın açtığı Jamie's Italian'ı deneyelim dedik. 




Gitmediyseniz hemen söyliyim hiçbir şey kaybetmediniz! Jamie Oliver buraya sadece ismini vermiş o kadar!






Kısıtlı menüye bakıp ne yesek diye kara kara düşünüp lazanyada karar kıldık.




Sanırım hayatımda yediğim en kötü lazanyaydı! İçinde kıymadan çok bolca havuç ve pişmemiş soğan vardı, bulamaç gibi birşeydi yani, ıyk!




Yemekten umduğumu bulamayınca şaraba verdim kendimi napıyım :P






Büyük bir hayal kırıklığı ile ayrıldık Jamie's Italian'dan...






Starbucks'ta bir kahve molası verip vedalaştık...




Zorlu kendini bana sevdirme konusunda bayağı zorlandı. Jamie's sınıfta kaldı. Sanırım hoşuma giden tek şey Starbucks'ın duvar süslemesi oldu.




Dönüşte köprüden geçerken öylesine çektiğim bu kare de günün en güzel sürprizi oldu doğrusu :)


7 Eylül 2013 Cumartesi

Rota







Hayatımızda yeni değişiklikler olmakta ve bu değişiklikler birtakım seyahatleri de beraberinde getiriyor. Şimdilik rotamızı İzmir'e doğrulttuk, belki sonra başka şehirler de buna ilave olur kimbilir... Etrafıma iyi enerji yaymaktan yanayım, yaşam içinde bunu başarmak her zaman mümkün olmasa da elimden geldiğince buna gayret ediyorum çünkü bu enerjinin ayna gibi geri sektiğini düşünüyorum. Bu yüzden düşüncelerime engeller, bariyerler sokmamaya çabalıyorum, hayatın bana güzel planları olduğunu düşünüp yeniyi sevgiyle kucaklamaya çalışıyorum. Kısacası İzmir yakında oradayız, lütfen sen de aç kollarını sevgiyle sarmala bizi tamaaaammmm mııııııııııı :)






Bu seyahat öncesi canım arkadaşlarımla biraraya gelmek istedim, kıyafet olarak da Mudo'dan aldığım bu elbiseyi seçtim. Bu elbisenin de bir hayli komik hikayesi var aslında. Canım ablam buradayken bir gün Mudo'ya girdik, ablam bu elbiseyi denedi bana gösterdi, ben beğenmedim ıı-ıhh dedim. Neyse alışverişe devam ettik ama elbise ablamın aklında kaldığı için bir de anneme gösterdi, annem bayıldı ve ablam da aldı ;) Ertesi gün bir kolye ve taşlı bir kemerle onu o kadar güzel kombinledi ki ben elbiseye bayıldım ve ne yaptım dersiniz tırım tırım gidip bir de kendime aldım. Ahhh biz kadınlar adam olur muyuz dersiniz ;)






Çok enteresan, benim doğumdan sonra gözümde alerji ortaya çıktı. Artık kafeinli şeyler (kahve, kola, gazlı içecekler, çikolata vs...) tükettiğimde göz kapaklarımda inanılmaz bir kaşıntı oluyor, Türk kahvesi içersem bu alerji tavan yapıyor. Bu yüzden bunlardan uzak durmaya çalışıyorum, kafeinsiz kahve içiyorum. Alerjim yüzünden de artık gözümde belirli makyaj ürünlerini kullanıyorum, fotoğraftaki far & göz kalemi Physicians Formula'nın, bayağı memnun kaldım ben bu markadan...




Ahhh annelik işte... Biriyle ilgilenirken öbürünü de ihmal etmemek... Ne yalan söyliyim ben bir tane ile zor başa çıktığım için iki, üç ve daha fazla bebeği olan annelere helal olsun diyorum, zor bir işi başarıyorsunuz hanımlar!




Civcivim artık kumral bebek oldu ve bu saç ona çok yakıştı!




Pırpırım da çok ciddi bir ameliyat geçirmişti, zor günlerdi ama çok şükür eski sesine kavuştu sonunda, hatta artık bülbül gibi şakıyor diyebilirim maşallah :)




Bugünün maskotu da Lola oldu! Bütün gün bize gıkı çıkmadan eşlik ettiği için de koca bir aferini haketti :)




Bir diğer aferin (ve maşallah da) Nil'ime gelsin lütfen! Bugün cafe'de iki saatten fazla uyuyup anneciğine zaman tanıdığı için ;) Nil hiçbir zaman gündüzleri fazla uyuyan bebek olmadı ve büyüdükçe zaten az olan uyku saatleri gittikçe azalmaya başladı, bugün full iki saat uyuyunca şaşırdım doğrusu :) Uyumak demişken ben de yatsam çok iyi olacak, saat gece yarısı 2 olmuş bile ve çok değil 4 saat sonra bu tatlı cadı uyanmış olacak!




Hepinize harika bir pazar dilerim!


15 Temmuz 2012 Pazar

Fink





Fırından yeni çıkmış bir Noni ile işte karşınızdayımmm! Bugün kız arkadaşlarıma kısa bir kaçamak yaptım, artık son finklerimi atıyorum, yakında Nil herkesin papucunu dama atacak kihh kihhh :) Hamileliğimin 36. haftasındayım ama bizim küçük hanım önden önden gidiyor. Boyu 50cm'i geçmiş, kilosu da 3.300 olmuş, ben de bu göbek neden bu kadar devasa diyordum hıh şimdi anlaşıldı :P Ultrasonda ne kendime benzetiyorum ne de prensime, daha çok minik tosarık bir sumo güreşçisi gibi duruyor hii hii :) Bakalım birbirimizi ilk gördüğümüzde neler hissedeceğiz, meraktan çatlamazsam iyidir! Tüm hamileliğim boyunca 14 kilo aldım, şu anda 75 kiloyum, hayatımda hiç görmediğim bir rakam! Kilonun yanı sıra vücudumda birçok değişiklik de oldu tabii özellikle balkonlara kaçak kat çıkmış gibiyim, her sabah Allahım bugün büyümemiş olsunlar diye uyanıyorum :P Süt verirken nasıl oluyor peki? Ay lütfen alıştıra alıştıra söyleyin bana, daha da büyüyeceklerse vallahi şak diye düşer bayılırım! Bu arada giyim açısından kışın hamile olmak daha zor diye düşünüyordum ama bu sıcaklarda fikrim tamamen değişti! Sanki ne giysem üstüme yapışıyor gibi... Herşeyi çıkarıp atmak istiyorum. Forever New'dan aldığım bu uçuş uçuş elbise ile kendimi çok iyi hissettim ama :)


Hepinize şimdiden harika ve serin çoook serin bir hafta dilerim!




















Ohhh fıstıklardan öpücüklerimi de aldım artık tıpış tıpış evime dönebilirim :)

11 Mart 2012 Pazar

Hazırlık

Yavaş yavaş dönüş için hazırlıklara başladım, kısmetse cumartesi günü minik prensesimle birlikte Moskova topraklarına adım atmış olacağım... Ay çok heyecanlıyım! Bu sefer nedense kendimi tatile gidiyor gibi hissediyorum, bu kadar aradan sonra böyle hissetmem normal sanırım ;) 
Noni nasıl derseniz son günlerde hep bu vaziyette :) Nerde bir koltuk, bir puf, bir tabure var hop benim totiş hemen üstüne kuruluveriyor, özellikle geçtiğimiz hafta kendimi fazla yorgun hissettim ve bulduğum her köşeye tünedim kihh kihhh :) Benim böyle ağır vasıta hallerimi bilen arkadaşlarım da sağolsunlar beni yormadılar ve vedalaşmak için karşıya geçtiler, birçok çiçek bir de böcekle keyifli bir gün geçirdik hep birlikte...
Çiçeklerimizden ilkini hemen takdim ediyorum :) Bu dünya güzeli kim derseniz: Dünya bebek! O kadar tatlıydı ki (dikkatinizi çekerim benim gibi kıvırcık!) onu yemeden kendimi nasıl tuttum bilmiyorum!
Dünya'nın dünyalar tatlısı annesi Aytül, o da benim gibi hamiş, ikinci kız bebişimiz Mayıs'ta geliyor inşallah ;) 
Dünya'nın dünyalar güzeli teyzesi Deniz yani bizim pırpırımız :)
Bu yakışıklı tosuncuk da Ömercik! Senin o minik ellerini yerim ben!!! Minik kızımıza ve oğlumuza maşallah diyin lütfen!
Ömer'ciğin çiçeği burnunda annesi Zeynep...
Civcivimin kucağına da pek yakıştı doğrusu, darısı tez zamanda arkadaşımın başına inşallah!
Civcivin kuru kafalı kolyesine bittim! Bu arada Bulgaristan göçmeni arkadaşımın kolundaki Marteniçka (мартеницка) bileziği... Bulgar geleneğine göre her yıl 1 Mart günü kırmızı ve beyaz renklerdeki bileklik bileğe takılıyor, leylek görene kadar bilekte kalıyor, leyleği gördükten sonra çıkartıp çiçek açan bir ağaca asılınca dilek gerçek oluyormuş... 
Bu da benim kaytan bıyıklı yüzüğüm, Bağdat Caddesi'nde bulunan QUQLA'dan aldım ;)
Görüyorum görüyorum ufukta harika bir hafta bizi bekliyor ;)

26 Şubat 2012 Pazar

Ben bu hafta sonunda... Van Gogh Alive & Salvador Dali sergilerinde...






Uzun bir süredir bir sergi gezmemiştim... İçimdeki minik sanat canavarı artık beni besleeee diye haykırmak üzereyken teyzem "Dali sergisi bu hafta sonu sonmuş, gitmeye ne dersin?" diye teklif etti. Tabii bu teklifin hemen üstüne atladım :) Hazır oraya gitmişken programımıza Van Gogh Alive sergisini de dahil ettik ve rotamızı Karaköy'e çevirdik...




Abdi İbrahim’in önderliğinde gerçekleştirilen Van Gogh Alive sergisinde ünlü sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları, hayat deneyimlerinden oluşan yapıtları ve sözleri 40 projektör aracılığıyla dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, tavana yansıtılıyor...




Karanlık bir salon, projeksiyonla Van Gogh'un her köşeye yansıtılan ünlü tabloları, derin sözleri ve içinize işleyen müziklerle kendinizi bir sergiden çok bir rüyanın içinde gibi hissediyorsunuz... Arka fonda Erik Satie'yi de duyunca bir köşeye kuruldum ve bu anın tadını çıkarttım. Açıkçası ilk defa bir sergi; eserlerin orjinalleri sunulmadığı halde beni böylesine büyüledi.



























 






















Van Gogh Alive sergisi pazartesi hariç diğer günler 11:00 - 19:00 saatleri arasında Karaköy Limanı 3 No'lu Antrepo'da 15 Mayıs'a kadar ziyaret edilebilir...


Antrepo 3'den ayrılıp çok yakındaki Tophane-i Amire'ye doğru yol aldık...




Bu sefer hedefimizde Salvador Dali sergisi vardı... Bizi uzun bir kuyruk karşıladı, neyseki teyzem biletleri internetten aldığı için kuyruğa girmeden kendimizi direkt salona attık... Ama o da ne?! Sanırım serginin bitiyor olmasından dolayı içerisi tıklım tıklımdı, en nefret ettiğim şey itiş kakış içinde bir sergiyi dolaşmaktır, bu yüzden girmemle çıkmam bir oldu diyebilirim.


Hem kalabalık hem de sergilenen eserler bakımından benim için Dali büyük bir hayal kırıklığı oldu. Açıkçası Pushkin Müzesi'nde gezdiğim Dali sergisi çok daha doyurucuydu benim için...












Sergiler bitti, şimdi sıra kızlarda...




Civciv & pırpırın işleri, benim bebişim, kar yağışı o bu derken uzuuuun bir süre görüşememiştik, fırsat bu fırsat hasret giderdik bilmem belli oluyor mu :) 







Umarım sizler de pek keyifli ve kendinizi mutlu eden 2 gün geçirmişsinizdir... Şimdi önümüzde yepyeni bir hafta var, haydi hep birlikte haftamızın çoook güzel geçmesini dileyelim olur mu ;)