Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2015 Salı

Portreler





28 Şubat - 8 Mart tarihleri arasında Levent Kültür Merkezi'nde Facebook'ta faaliyet gösteren "Deklanşörün Sultanları" & "Beşiktaş Fotoğraf ve Gezi Kulübü" gruplarının "Portreler" isimli sergisi düzenlendi. Benim bu sergiye katılma nedenim ise çok özeldi çünkü biricik teyzem Lebide Girgin Viyana'da çektiği bu fotoğraf ile bu sergide yer aldı.






Canım teyzem çektiği bu fotoğrafı sergi bittikten sonra Down Sendromlular Mecidiyeköy Cafesi'ne hediye etti...




Canım Lebişim kimbilir çektiğin yeni fotoğrafları (İspanya'da da ne güzel kareler yakalamışsındır şimdi!) ve katılacağın yeni sergileri (mesela Mayıs'taki Anneler Günü Sergisi ;)) heyecanla bekleyeceğim! Işığın bol olsun bitanem benim!








Portreler sergisinde yer alan diğer fotoğrafları da sizlerle paylaşıyorum.


Hepinize güzel bir gün dilerim...




Kadir Aynur




Hatice Er




Pınar Atav




Arzu Saraç






Yıldıray Aktürk




Neşe Şayir




Sabiha Köse




Gülveren Bektaş






Ayşin Zaim




Emine Çalışkan




Keziban Çetinavcı




Üst Fotoğraf: Önder Güngör


Alt Fotoğraf: Gülsen Bayraktar






Yıldıray Aktürk




Zehra Özdilim




Evren Özgüner




Üst Fotoğraf: Osman Taşyapan


Alt Fotoğraf: Gülseren Yanar




Kezban Kocacı




Nurcan Alkan




Özge Aktaş




Didem Müftüoğlu




Serpil Bozkurt




Erkan Ölmez




Nuray Aparı






Gülden Doğan




Nilhan Azaklı Hoşgör




Nihat Alagöz




Hatice Şenlik




Filiz Çalık Tezgeldi




Erdem Sipahi




Pınar Atav




Feyza Öksüz




Sinan Sokumoğlu




Elvan Alver




Elvan Alver




Elvan Alver




Elvan Alver






Nilhan Azaklı Hoşgör




Nurcan Alkan






Figen Yazgaç


25 Mart 2015 Çarşamba

Vino'da Kız Kıza :)





 


Geçtiğimiz günlerde Vino Steak House'un 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında blogger anneler için düzenlediği geceye katıldım. Çocuklarımızı bir geceliğine evde bırakmanın coşkusuyla yuppiii diye restorana böyle koşturmadık tabii bu işin esprisi :) Ama gerçekten kız kıza keyifli bir gece geçirdik. Şarap hakkında bilmediğim şeyler öğrendim, güzel bir yemek yedim, kızlarla çene çaldım ve köşk içerisinde yer alan tablolarla sergi gezmiş kadar oldum e daha ne olsun :)




Vino Steak House'un bulunduğu köşk 1941 yılında Anıtkabir'in de mimarı olan Emin Onat tarafından yapılmış...




Göztepe Bağdat Caddesi üzerinde yer alana köşkün 250 kişilik kapalı, 300 kişilik açık alanı bulunmaktaymış.




Önce şarap (kav) odasını dolaştık.




Fiyatları 25TL'den 3.650TL'ye kadar değişebilen, 14 ülkeden 350 çeşit şarap bulunuyormuş. İçmek istediğiniz şarabı kav odasından kendiniz seçebiliyormuşsunuz.




Şarap odasından sonra masamıza geçip peynir tabağı ile açılışı yaptık... 








İkram edilenler arasında ben en çok dana lokum ve üç boyutlu köfteyi beğendim...




Şarap danışmanı Alper Apaydın her salı ve perşembe saat 18:00'de Vino Steak House'un facebook sayfasında ‪#‎AlperAnlatıyor hashtagi altında şarap hakkında bilgiler paylaşıyormuş...




İçtiğimiz ilk şarap Alper Bey'in genç şarap olarak nitelendirdiği 2013 yılına ait bir Chianti idi...




Şimdi gelelim Alper Bey'den dinlediğimiz şarap içim kurallarına;





1. Gözle inceleme: Şarap kadehe ilk konulduğunda önce gözle incelenmeliymiş. Şarap kadehini beyaz bir zemin üzerine koyup renginde herhangi bir anormallik var mı, rengi kahveye mi kaçıyor yoksa berrak mı, tortu var mı gibi özelliklere bakmak gerekiyormuş.


2. Koklama: Daha sonra şarabı koklayarak herhangi bir bozulma olup olmadığına bakılmalıymış. En sık rastlanan hata mantar hatasıymış, mantardan kaynaklanan hatalarda şarabın kokusu ojeyi andırıyormuş. Şarabın içindeki mikro organizmaların hatasına ise bret hatası deniliyormuş, böyle durumlarda şarabın ağır hayvansı bir kokusu oluyormuş. Ayrıca yapım aşamasında, üretim yerinden kaynaklanan klor hatası da olabiliyormuş.




3. İkinci burun : Şarabın içindeki molekülleri harekete geçirip, daha yoğun bir aroma sağlamak için kadehle hafif daireler çizerek şarabı sallamak gerekiyormuş, bu işleme ikinci burun deniliyormuş.


4. Damakta analiz: Son olarak şarabı damakta diş etlerine temas ettirerek asit-gövde analizi yapmamız gerekiyormuş. Örneğin şarabı ağzımıza aldığımızda diş etimizde bıraktığı burukluk tanen'den (şarabın doğal kimyasal oluşumu) kaynaklanıyormuş. Şarap ağzımızı sulandırıyorsa bu asit oranının yüksek olduğunu gösteriyormuş. Eğer şarap hava aldıysa meyve aroması düşük oluyormuş. Şarabın yoğunluğuna göre de gövdeli veya gövdesiz olduğunu anlıyormuşuz. Örneğin şeftali suyu gövdeli, vişne suyu ise gövdesiz bir içecekmiş.




Şarap dünyası şu anda eski dünya (örneğin Fransa, İtalya) ve yeni dünya (örneğin Amerika, Şili) olarak ikiye ayrılmış durumdaymış...




İçtiğimiz ikinci şarap ise "kupaj" denilen birden fazla şarabın birleşmesiyle oluşan 2012 yılına ait bir California şarabıydı. Benim için biraz fazla sertti, içtiğimiz ilk şarap Chianti meyvemsi tadıyla benim damak tadıma daha çok hitap etti. Zaten Nil'e hamileliğim ve ardından 2 yıl süren emzirme dönemim boyunca içkiden uzaklaştığım için artık bir kadehten fazlasını bünyem pek kaldıramıyor...




Bu geceyi organize eden marka danışmanı sevgili Deniz Sağlam'a ve Seyhan'cığıma teşekkür ediyorum!






Ve sizleri Vino'nun içerisinde yer alan güzel tablolarla baş başa bırakıyorum...




Sonay Demirhan Demir




Sonay Demirhan Demir - "Tekirler"




Sonay Demirhan Demir - "Temenni" 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu 




Ayla Aksoyoğlu




Şeli Abut Benhabib




Sonay Demirhan Demir - "Aynadakiler"




Sonay Demirhan Demir - "Kürk"




Sonay Demirhan Demir - "Gülümseme"




Sonay Demirhan Demir - "Cafedeki Rus Kadınlar-I"




Sonay Demirhan Demir - "Cafedeki Rus Kadınlar-II"






Şeli Abut Benhabib