Kasım ayında İzmir'e geldiğimde limonata gibi bir hava karşılamıştı bizi... Kış güneşinin tadını doya doya çıkarmıştık. Annemle Bostanlı'da yürüyüş yapıp, balıkçıları fotoğraflayıp, Alsancak’ta Fransız Kültür Merkezi bahçesinde yer alan La Cigale'de oturup çok keyifli bir öğle yemeği yemiştik. Hava durumunun İzmir için bile kar yağışını gösterdiği şu günlerde bu kadar güzel bir hava beklemiyorum elbette... Bu sebeple bavulum boğazlı kazaklarla dolu! Ama Kasım ayında çektiğim bu iç açıcı fotoğraflarla hiç olmasa içimizde güneşin açmasını istedim :) Hepinize keyifli bir pazar dilerim!
Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Şubat 2015 Pazar
İzmir & La Cigale
Kasım ayında İzmir'e geldiğimde limonata gibi bir hava karşılamıştı bizi... Kış güneşinin tadını doya doya çıkarmıştık. Annemle Bostanlı'da yürüyüş yapıp, balıkçıları fotoğraflayıp, Alsancak’ta Fransız Kültür Merkezi bahçesinde yer alan La Cigale'de oturup çok keyifli bir öğle yemeği yemiştik. Hava durumunun İzmir için bile kar yağışını gösterdiği şu günlerde bu kadar güzel bir hava beklemiyorum elbette... Bu sebeple bavulum boğazlı kazaklarla dolu! Ama Kasım ayında çektiğim bu iç açıcı fotoğraflarla hiç olmasa içimizde güneşin açmasını istedim :) Hepinize keyifli bir pazar dilerim!
6 Ekim 2014 Pazartesi
Pier & Kızlar Ağası Hanı
İzmir'i çok seviyorum, buradan her zaman güzel anılarla ayrılıyorum. Bunda hiç şüphesiz ikinci annem olan canım kayınvalidemin de payı çok büyük, fotoğraf tutkumu bildiği için ne zaman gitsek bizim için çok güzel programlar hazırlamış oluyor, birlikte bu programı keyifle uyguluyor ve bol bol fotoğraflar çekiyoruz ;) Onun sayesinde İzmir'in keşfetmediğim noktalarını görmüş, deneyimlemiş oluyorum. Şimdi paylaştığım bu fotoğraflar da güneşli bir İzmir gününde önce Konak Pier, ardından Kızlar Ağası Hanı'na yaptığımız keyifli tura ait, bu güzel gün için çok teşekkürler anneciğim ♥
Konak Pier ünlü Fransız mühendis & mimar Gustave Eiffel tarafından dizayn edilmiş ve 1890 yılında açılmış. 1950'lerin sonuna kadar gümrük binası olarak kullanılmış, 1960 yıllarındaysa balık haline çevrilmiş. 2003'te yeniden yapılanma çalışmalarına başlanarak 2004 yılında alışveriş merkezi olarak hizmete sokulmuş.
Pier tam Nil'lik bir yerdi, yerinde hiç durmadı ve o koca alanda özgürce koşturdu durdu :)
Niloş'u daha fazla zaptedemeyince pusetine oturttuk, neyseki yorgunluktan hemen uykuya daldı da biz de rahat bir şekilde turumuza devam edebildik :)
Kızlarağası Hacı Beşir Ağa'nın yaptırdığı Han'ın inşa kitabesindeki tarihe göre 1744'te bina edildiği kesin olarak anlaşılmaktadır. 1745 yılında heyelan nedeniyle Han cephesinde önemli derecede çökme ve yıkılmalar olmuşsa da Han derhal onarılmıştır. 1778 tarihinde vuku bulan yer sarsıntısından, Han büyük ölçüde hasara uğramış, 1779 yılında ikinci defa ve esaslı olarak onarılmıştır.
Han daha sonraki yıllarda da deprem ve yangın badireleri atlatmıştır. 4000 metre karelik, kareye yakın dikdörtgen planlı, 2 katlı, kuzey bölümdeki bedestenleri tek katlı, yaklaşık 600 metre karelik büyük avlusu olan görkemli bir yapıdır.
Kaynak: http://www.kizlaragasihani.com
Bu fotoğrafı çektirirken hiç farkında değildim, sonradan farkettiğim heykelle olan benzerliğe çok şaşırdım! Yoksa o heykeldeki kişi ben miyim :)
Handa dükkanları dolaşmaktan yorgun düşerseniz Dibek kahvesi içerek bir mola verebilirsiniz...
Annem Hisarönü Şambalicisi'ni duymuş, yeri aradık taradık en sonunda bulduk, küçücük bir dükkan, oturacak yer bile yok, paket yaptırıp alıyorsunuz, biz de tarçınlı kaymaklı şambalimizi paket yaptırdık ve bir cafede oturup yedik, böyle bir tat yok, yolunuz hanın oralara düşerse mutlaka uğrayın ve benim için de bir tane mideye indirin lütfen olur mu :) Ufff şimdi olsa da yesem keşke!
Konak saat kulesine vardığımızda Niloş da uykudan uyandı.
Güvercinleri de besledikten sonra turumuzu noktaladık.
Bayramın bu son gününde hepinize sevdiklerinizle birlikte keyifli günler dilerim...
p.s. Sheinside çekilişim halen devam etmekte, şansını denemek isteyenleri beklerim :)
13 Eylül 2014 Cumartesi
20 Temmuz 2014 Pazar
Salıncak
Kızımla kısa kaçamağımız sona erdi ve döndüğümüzde İstanbul bizi gri ve sevimsiz yüzü ile karşıladı, hıh! Yeniden Bencik Koyu'na dönmek ve o yeşillikler arasında kaybolmak istedim resmen! Bilmeyenler için yazıyım Bencik Koyu Marmaris'in 24 km. dışında Datça Yolu üzerinde masmavi denizi ile harika bir koy. Şehir karmaşasından uzaklaşıp kafa dinlemek için birebir! 20 senedir böyle, umarım bir 20 sene daha bu bakirliğini ve temizliğini korur... Açıkçası Marmaris'e her gidişimde gördüğüm manzara beni çok üzüyor, eskiden virajlı yolu indiğimizde şehir aşağıda belirirdi ve babam mutlaka arabayı kenara çeker bir hatıra fotoğrafı çektirirdik. Bu sefer inerken babam "fotoğraf için durmamı ister misiniz?" diye sordu hiçbirimiz istemedik çünkü artık fotoğrafı çekilecek bir güzellik yoktu önümüzde :( Eskiden sadece kıyı şeridinde kalan yerleşim yerleri ve apart oteller artık o kadar geriye kadar gelmiş ki yeşillikten eser kalmamış geriye :( Bir başka günümüzü de Selimiye'de geçirmek istedik ama eskiden kendi halinde sakin bir belde olan burasının da keşfedilmenin getirdiği bir hırsa bürünmüş olduğunu farkettik üzülerek... En basitinden bir örnek size; geçen seneye kadar girişin ücretsiz olduğu Kaptan'ın Yeri kişi başı 20 Lira'ya çıkarmış giriş ücretini... Büyük bir hayal kırıklığı oldu doğrusu... En güzel yer bizim koyumuz diyerek kendimizi Bencik Koyu'nun yeşil kollarına, mavi sularına yeniden atıverdik...
Ahh böyle yan gelip yatmayı çok isterdim ama benim arı mayam yerinde durmadığı için bu pek mümkün olmadı :)
Salıncağa hep Nil binecek değil ya, şayet tatildeysek eğlenmek benim de hakkım ;)
Bu güzel salıncak fotoğrafları için canım ablama teşekkür ediyorum :)
Canım annem dokunduğu herşeyi güzelleştirmeyi iyi biliyor, boş kola şişelerine kılıf örüp vazo olarak değerlendirmiş :)
Kısacık tatilde Nil'in peşinde koşturmaktan oturmaya pek vakit bulamadım ama oturabildiğim nadir anlarda biraz bulmaca çözdüm, biraz da ablamın hediyesi "Papatya Kokulu Hikayeler" kitabına göz gezdirdim. Bazen şu telefonlar neden icat edildi ki diye söylenmiyor değilim doğrusu, yok mailleri bir oku, whatssup'tan cevap yaz, yok instagrama bak derken insanı esir alıyor gerçekten, aslında tatile çıkarken telefonu evde bırakmak gerek, içinizde bunu yapmaya cesaret eden oldu mu merak ediyorum :)
Elbise: Sheinside
Çok yakında Sheinside'ın harika bir çekilişi ile karşınızda olacağım, bu güzel çekilişi kaçırmayın derim :)
İyi haftalar herkese!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


















