Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2015 Çarşamba

OMO ile "Deneyimsel Öğrenme" üzerine...





Geçtiğimiz ay çok keyifli bir etkinliğe katıldık biz Nil'imle... Instagramdan beni takip edenler paylaşımlarımı görmüşlerdir zaten...






OMO'nun davetlisi olarak deneyimsel öğrenme hakkında bilgiler almak üzere Salt Galata'ya gittik.




Önce kahvaltımızı yaptık...






Nil müzik aletlerini görünce tutamadı kendisini kahvaltıyı bırakıp konsere geçti hii hii :)






Yıllar önce iki farklı hocadan bateri dersleri almıştım, Nil de annesinin yolundan gidecek belli oldu ;)




Kahvaltıdan sonra çocuklarımızı atölyeye bıraktık ve çok değerli konuşmacıları dinlemek üzere toplantı odasına geçtik.






İlk olarak sözü Universal marka müdürü Ercan Solmaz aldı. Modern ebeveynlik konseptinin 2001 yılında başladığını, 2004 yılında çocuk gelişimi üzerine oluşturdukları "Kirlenmek Güzeldir" felsefesiyle çocuk gelişimine pozitif katkıda bulunmayı amaçladıklarını anlattı. Çocukların özgürce kirlenerek oynadıkları oyunlar planladıklarını, her yıl devam eden projeler yarattıklarını  ve bu seneki sloganlarının "Hadi Hareketlen Kirlen Öğren" olduğunu söyledi. İstanbul, Ankara, İzmir’de 5-12 yaş arası çocuk sahibi 900 annenin katılımı ile gerçekleşen çok kapsamlı bir araştırma yaptıklarını anlatarak bu araştırma sonuçlarından bahsetti bizlere... Bu araştırmaya göre;




Anneler ve Geleceğe Bakış 

• “Beni daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı %68

• “Çocuğumu daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı % 69

• Annelerin %60’ı çocukları için gelecekte hangi vasıfların iyi olacağını kestiremiyor

• Çocuklarını geleceğe hazırlamak konusunda kendilerini ve imkanlarını yeterli gören annelerin oranı sadece % 31

• %56’sı çocuğum büyüdüğünde önde gelen meslekler çok daha farklı olacak diyor.

• Annelerin %58’i değişimi yakalamakta zorlanıyor.

• Annelerin %89’u okulda öğrendiklerinin çocuklarının gelecekte başarılı olması için tek başına yeterli olmadığını düşünüyor.



Çocuklar ve Teknoloji

• Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.

• Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.

• Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)



Çocuklar ve Oyun

• Annelerin %11’i çocuklarını dışarı hiç çıkarmazken, %49’u çocuğunu haftada sadece 2 gün dışarıya çıkarıyor.

• Evde 2 saatten fazla oyun oynayan çocukların oranı %45 iken dışarıda 2 saatten fazla oynayanların oranı %26.

• Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.

• Çocuğuyla 2 saatten fazla oyun oynayan anne oranı ise %6. Anneler bu orana gerekçe olarak çocuklarıyla ne oynayacaklarını bilemediklerini ya da onlara bir şeyler öğretme konusunda kendilerini yeterli görmediklerini söylüyor.



Anneler ve Yaparak-Deneyimsel Öğrenme Modeli

• Annelerin %61’i “deneyimleyerek-yaparak öğrenme” kavramını hiç duymamış.

• Kavram anlatıldığında, annelerin % 84’ü bu modeli çocuğu için çok faydalı buluyor.

• Annelerin yalnız % 48’i hayatlarında yaparak-deneyimleyerek öğrenmenin yeri olduğunu ifade ediyor.

• Annelerin % 73’ü kirlenen çocuk daha fazla öğrenir diyor.

• “Kirlenen çocuk daha mutlu olur” diyen annelerin oranı % 82’yi buluyor.






Annelik serüvenimde benim en önem verdiğim şeylerden biri gün içerisinde elimden geldiğince Nil'i mutlu edecek aktivitelere yer vermek, evet bu beni zaman olarak inanılmaz kısıtlayan ve neredeyse her gece 3'lerde yatmamla sonuçlanan bir şey (o uyuduktan sonra evi toplama, bilgisayardaki işlerimi halletme ve sonra mutfağa girip rutin olarak kurabiye yapımına ayırıyorum zamanımı...) ama onun günü mutlu bir şekilde tamamladığını bilmek inanın tüm yorgunluğumu unutturuyor. İşte bu sebeple bu araştırmada en çok şu %6' lık "çocuğuyla 2 saatten fazla oyun oynayan anne oranı"na takıldım ben, bu oran bana çok ama çok düşük geldi :( 





OMO marka müdürü Ercan Solmaz "deneyimsel öğrenme" modelini bizim çocukken düşe kalka, birebir yaşayarak öğrenme halimiz olarak özetledi ve bu modelin okul dışı eğitimde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.




Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof. Dr. Yankı Yazgan edindiğimiz her besinden aldığımız kilo gibi, çocuğun tablet karşısında geçirdiği her sürenin dikkat ve öğrenme sorunu olarak ona geri döndüğünü söyledi. Neyin zararlı neyin faydalı olduğu üzerinde düşünmemiz gerektiğini belirtti. Her anne babanın genel isteğinin kendi ayakları üzerinde duran, mutlu ve özgüvenli çocuk yetiştirmek olduğunu ama bunun için de bazı yetilerin olması gerektiğini, özgüven, empati, doğru iletişim, saygı, kendi sınırını bilme, başkalarına değer verme gibi özellikleri çocuklarımıza kazandırmamız gerektiğini ekledi.





Prof. Dr. Yankı Yazgan günümüzde zamanın hızlanması durumu olduğunu, teknolojinin de bu sürecin bir sebebi değil bir ürünü olduğunu söyledi. Teknolojinin düşmanımız olmadığını ama önemli olanın bunu ne kadar kullandığımız olduğunu söylerek; günlük almamız gereken miktarı aşarsak zararsız gibi görünen sudan bile zehirlenebileceğimiz örneğini verdi.  Zamanın hızı ve geleceğe dönük belirsizliklerin anne babada endişe yarattığını belirtti. Endişenin default bir fabrika ayarı gibi anne babalığın bir parçası olduğunu, bu durumun bir sebebi veya gerekçesi olmadığını çünkü en değerli varlığımızın çocuklarımız olduğunu söyledi ki zaman zaman aşırı endişe duyan ve bunun önüne geçemeyen bir anne olarak bu sözleri duymak beni rahatlattı :)




Prof. Dr. Yankı Yazgan deneyimsel öğrenmeyi ikiye ayırdı;


1. Duyular ne kadar çok sık kullanılıyorsa o kadar iyi. Örneğin markete araba yerine yürüyerek gitme gibi doğal hayatın içerisinde yer alma, beyin için de birçok fonksiyonu iyi koordine etmeyi sağlıyor.


2. Duyulara yüklediğiniz mana ile bunların kayıt altına alınmasını sağlıyorsunuz. Beyin adeta tag'leyerek çalışıyor. Örneğin "bu markette şu ürün satılıyor" gibi... Gördüklerimizden bir sonuç, bir ders çıkartıyoruz. Örneğin "şurdan geçerken köpek havlamıştı bu yüzden ben yolun diğer tarafına geçiyim" gibi...





Prof. Dr. Yankı Yazgan "Çocuğunuzun deneyimsel hesabında ne kadar deneyim biriktirirseniz o kadar kendi ayakları üzerinde duran bir çocuk sağlarsınız. Merak çok güçlü bir arzu ve dürtüdür. Hakikisini tattırmaktan alıkoymayın. Birşeyin hakikisini tadan kopyası ile yetinmez" diyerek konuşmasını tamamladı.




Aktif Yaşam Derneği'nin kurucu üyelerinden Mehmet Ali Çalışkan Türkiye'de oyun kavramının pek olmadığını, deneyimsel öğrenmenin kilit kavramlarından birinin oyun olduğunu anlattı. Oyunun aslında çocuğun dili olduğunu, çocuğun hayatında sadece birkaç saatini alan bir aktivite değil çocuğu anlamak için başvurduğumuz yöntemlerden biri olmalı diye ekledi. Mehmet Ali Bey çocuğun dilinden konuşmak için oyunun çok önemli olduğunu, anne babayla ilişki kurma biçimini oyunun oluşturduğunu söyledi. Ayrıca hareketle oyun arasında güçlü bir bağ olduğunu, hareket etmeyen çocuğun oyun oynamadığını ve ne yazık ki Türk toplumunun boş zamanını geçirmede aktif olmayı tercih etmediğini belirtti. Bu bağlamda hareketi ve oyunu çocuğumuza hayatın ta kendisi olarak anlatmamız gerektiğini söyledi.




Mehmet Ali Çalışkan çocuğu toplumun ve ailenin dışında bir kategoriye koyduğumuzu, bunun yanlış olduğunu söyledi.





"Oyun oynayan yetişkinler olmadığı için çocukların hayatında da oyun yok. Peki oyundan kastımız ne? Burada tecrübenin imkanları ortaya çıkıyor. Merak keşifin kapısını açıyor. Şehirli bir çocuk gördüğü her ağacı sadece "ağaç" olarak tanımlıyor. Halbuki kasabada dağ eteğinde yaşayan bir çocuk ağacın gürgen, meşe, kayın veya çitlembik olduğunu biliyor. Buna yapılandırılmamış oyun deniyor. Bizim kentli hayatımızda ise çocuklar deneyimsel öğrenmeden uzaklaşarak çeşitli etkinliklerle yapılandırılmış oyun oynuyorlar. Oyunu çocuğun zamanının sadece 1-2 saatini geçireceği bir taktik olarak görmemeliyiz, oyunu çocuğun hayatına entegre edeceğimiz yollar bulmalıyız..." diyerek konuşmasını tamamladı Mehmet Ali Çalışkan...




OMO kampanya elçisi, oyuncu ve anne sevgili Demet Akbağ da küçüklüğünde evde yemek yerken annesinin garson rolünü oynadığını, o ve kız kardeşinin Türkan Şoray'la Filiz Akın kılığına girdiğini, bir restoranda yemek yiyormuş gibi rol yaptıklarını ve annesinin bu oyunu hiç bozmadığını gülümseyerek anlattı. Güzel havalarda sokağa çıkıp yakar top oynadıklarından bahsederek çocukluğuna da bir noktada teşekkür etti. Oğlu küçükken yere örtü serip su içerisine karabiber, boya vesaire dökerek iksir yaptıklarını, ama geçmişi düşününce oğlunun kendi çocukluğu kadar özgür olmadığını üzülerek ifade etti. Demet Akbağ "dokunarak, değerek, hissederek oyunlar oynayalım, özgüven ancak bu şekilde olabilir." dedi ve "teknoloji bebek bakıcımız olmasın" diyerek konuşmasını tamamladı...




Nil oyunlarla eğlendi, ben dinlediklerimle yaşadığım endişelerin gayet normal olduğunu ve annelik yolumda doğru adımlarla ilerlediğimi farkettim. Bu yüzden anne kız ikimiz de kocaman bir gülümsemeyle ayrıldık Salt Galata'dan... Paylaştıkları değerli bilgiler ve anılar için Prof. Dr. Yankı Yazgan'a, Aktif Yaşam Derneği kurucu üyelerinden Mehmet Ali Çalışkan'a, sevgili Demet Akbağ'a, çektiği birbirinden güzel fotoğraflar için sevgili Bahadır Aydın'a, Universal marka müdürü Ercan Solmaz'a ve OMO ailesine bu keyifli gün için çok teşekkür ediyorum!






5 Nisan 2015 Pazar

HEDİYE DAVETİYE: III. Homeopati Konferansı'na 3 adet davetiye alacaklar

Sevgili homeopati severler, geçen sene de davetiye vermiştim. Bu sene de Homeopati Konferansı'na 3 adet davetiye vereceğim kişiler ve yedeklerin isimleri aşağıda:


1. davetiye: Zelin İçen
2. davetiye: Nesibe Silsüpür Dermicioğlu
3. davetiye: Yasemin Yılmaz


1. yedek: Elif Yartasi
2. yedek: Burcu Gümüş
3. yedek: Havva Çuhadar Yekrek

Burada isimleri geçen kişilere bir mail de gönderiyorum. Lütfen davetiye alacaklar katılım konusunda bana geri dönün. Katılamıyorsanız yedek isimlere davetiye veriyor olacağım.

İyi konferanslar!

Başak
 




















15 Mart 2015 Pazar

III. Uluslararası Homeopati Konferansı'na davetlisiniz!

Türkiye'de Homeopati artık üniversitelerde, doktorlar arasında yaygınlaşıyor. Bu sene de yine 11-12 Nisan tarihlerinde Uluslararası Homeopati Konferansı İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılacak. Doğal Anneyim Blogumu takip edenler arasından 3 kişi bu konferansa ÜCRETSİZ katılım hakkı alacak. Bunun için dogalanneyim@gmail.com adresine 04 Nisan 2015 Cumartesi gününe kadar "Homeopati Konferansına katılmak istiyorum" yazılı, ad, soyad ve cep telefonunuz yazan bir e-posta göndermeniz yeterli. İsimleri 05 Nisan 2015 Pazar günü açıklayacağım.

Homeopati konferansı ve program bilgisi aşağıda:





III. ULUSLARARASI  HOMEOPATİ  KONFERANSI
   “Kronik Hastalıklarda Homeopatinin Başarısı- Tedavisi Zor Hastalıklarda Prognoz”
11-12 NİSAN 2015
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KONGRE VE KÜLTÜR MERKEZİ

Bu yıl III. Uluslararası Homeopati Konferansı, Homeopati Derneği sponsorluğunda İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı işbirliği ile 11-12 Nisan 2015 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenleniyor. 27 Ekim’de T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile ülkemizde çağdaş tıp hizmeti konusunda daha anlamlı bir döneme girdiğimizi düşünüyoruz. Alternatif tıbbın yaygınlaşması konusunda daha atılacak çok adım olduğunun da farkındayız. Önümüzdeki yıllarda pratik uygulamalarıyla karşılaşacağımız Homeopati alanında hekim ve eczacılarımızı daha fazla bilgi sahibi yapmak öncelikli hedefimizdir. Bu amaçla 10 Nisan’da henüz homeopati eğitimi almamış olan katılımcılar için bir ön-konferans düzenliyoruz.

Üçüncü konferansımızın konusu olarak “Kronik Hastalıklarda Homeopatinin Başarısı- Tedavisi Zor Hastalıklarda Prognoz” konusunu seçmemizin amacı, yalnızca akut hastalıklarda ve sınırlı endikasyonlarda değil, insan varlığını derinden etkileyen, modern/konvansiyonel tıbbın endikasyona yönelik yaklaşımının etkisiz kaldığı hastalıklarda da Homeopati’nin farklı bir şekilde nasıl çözüm üretebildiğini göstermektir. Homeopati gibi binlerce yıllık bilgeliği bünyesinde barındıran alternatif tedavi yönteminin doktorlar ve eczacılar tarafından bilimsel bir zeminde sunulmasının önünün açıldığı bu yeni çağda, ülkemizde bu tedavi yönteminin daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyoruz. Bu konferansımızda daha öncekilerden farklı olarak Türkiye’de homeopati konusunda çalışanlar arasında da bilgi ve deneyim paylaşımı yapmayı amaçlıyoruz. Bu yüzden, yurtdışından gelen önemli uzman konuşmacıların yanı sıra bir yarım günü Türkiye’de çalışan homeopatların karşılaştıkları ilginç vakaların paylaşılmasına ayırdık.
Tüm sağlık profesyonellerinde farkındalık yaratmayı amaçladığımız lll.Uluslararası Homeopati Konferansı’na katılımınızı bekliyoruz.
Prof. Dr. Afife Mat                                                                                            Uzm. Dr. Günnur Başar
İstanbul Üniversitesi                                                                                        Homeopati Derneği
Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı                                                             Yönetim Kurulu Başkanı
Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı                               


Bilgi ve iletişim için: Homeopati Derneği
Tel:     0 212 244 92 04, 
GSM:  0 535 082 44 09; 
Konferans ücreti 300 TL (erken kayıt ücreti) - 01 Mart’tan sonra 370 TL                                         Akademik personel ve öğrenciler için 200 TL - 01 Mart’tan sonra 250 TL
 ÖN KONFERANS :Homeopatiye Giriş 10 Nisan 2015  17.00      Ücret: 50 TL


KONFERANS PROGRAMI



ÖN KONFERANS
10 Nisan 2015        ECZACILIK FAKÜLTESİ BÜYÜK AMFİ A

16.00 – 17.00  Kayıt
17.00 – 19.00  Homeopatiye Giriş
                        Uzm.Dr. Günnur Başar Homeopat, Homeopati Derneği Başkanı
      
                                                            KONFERANS
11 Nisan 2015
09.00 – 10.00  Kayıt
                      
Açılış konuşmaları:
10.00 – 11.00  Homeopati Derneği Başkanı
                        Sağlık Bakanlığı Yetkilileri
Dekan
Rektör
11.00 – 11.30  Kahve Molası

11.30 - 12.15  Homeopatinin Etkinliğine Bilimsel Bir Bakış
                        Uzm.Dr. Günnur Başar Homeopat, Homeopati Derneği Başkanı          
12.15 – 13.00   Homeopati ile Kanser Üzerine Yapılan Araştırmalara Kısa Bir Bakış
                        Yrd. Doç. Dr. Öznur Aksakal Radyasyon Onkoloğu ve Homeopat, Bilgi Üniversitesi

13.00 – 14.00  Öğle Yemeği

14.00 – 15.00  Güzellik, Aşk ve Homeopati: Kronik Ruhsal Bozukluklara Uygulamalı Bir Yaklaşım
                        Uzm. Dr. Vangelis Zafeiriou Yunanistan Homeopati Derneği Başkanı, ECH üyesi
15.00 – 16.00  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Sendromu ve Homeopati  
                        Uzm. Dr. Dora Patchova  Bulgar Homeopatik Doktorlar Birliği Başkanı, ECH   
                        Üyesi ve LMHI Temsilcisi 

16.00 – 16.30  Kahve Molası

16.30 – 17.30  Kronik Deri Hastalıkları ve Homeopati
                        Dr. Samir Chakkur Homeopat, Dr.Batras Akademisi, Mumbai, Hindistan
17.30 – 18.00  Homeopatinin Etkinliğinin Hayvanlarda Kanıtlanmasına Dair Bir Çalışma:  Farelerde      
                        ağrı ve Davranış Modellerinde Anax İmperator
Doç. Dr. Oğuz Mutlu Öğretim Üyesi, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı Kocaeli
18.00 – 18.30  Homeopatik İlaç Yapımı
                        Ecz. Fatma Henden Serbest Eczacı, Homeopati Derneği

18.30 – 19.30  Açılış Kokteyli


12 Nisan 2015

 9.30 10.00  Türkiye’de Homeopati ile İlgiliYasal Düzenlemelerde Son Durum
 Uzm.Ecz. Burcu Şen Araştırma Görevlisi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı, İstanbul

10.00 –10.30 Türkiye’de Yetişen Homeopatide Kullanılan Bitkiler
Uzm.Ecz. Bahar Gürdal Araştırma Görevlisi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Botanik Anabilim Dalı, İstanbul
10.30 11.00  Tarantula Cubensis ekstraktının (Theranekron D6) süt veren İneklerde Mastit    
                     Tedavisinde Etkinliği
         Prof.Dr. Kutlay Gürbulak Öğretim Üyesi, Erciyes Üniversitesi Veteriner      
         Fakültesi, Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı, Kayseri
11.00 – 11.30 Kahve Molası

11.30 – 13.00  Homeopati ve Kansere Yaklaşım
Dr. Faroukh Master Öğretim Üyesi, Mumbai Üniversitesi,  Mumbai Homeopatik Tıp Fakültesi,  Hindistan

13.00 – 14.00 Öğle Yemeği

14.00 – 14.30  Girişimsel Diş Tedavilerinde Arnica Kullanımı ile Alınan Sonuçlar
                        Uzm.Dr. Kudret Parpar Anestezi Uzmanı, Medipol Diş Hekimliği Fakültesi, İstanbul
14.30 – 15.30  Otoimmün Hastalıklarda Homeopati
           Dr. Vania Siderova Homeopat, Brüksel, Belçika
15.30 16.30  Türkiye’de Homeopati ile Kronik Hastalıklarda Alınan Sonuçlar
                        Uzm. Dr. Günnur Başar Homeopat, Homeopati Derneği
                        Prof. Dr. Zeynep Sümer Öğretim Üyesi, Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi
           Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Sivas
           Uzm. Dr. Sevgi Postoğlu, Homeopat, Nefroloji Uzmanı, İzmir
                        Dr. Banu Kantarcıoğlu Veteriner Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı
                        Elif Alın, Homeopat, Homeopati Derneği

16.30 – 17.30   Kapanış ve Dans Gösterisi
                         



20 Ekim 2014 Pazartesi

Ev yapımı şekersiz ıslak doğumgünü keki ve 6 yaş partimiz



Bu sene Melisa’nın 6. yaş günü partisinde her sene olduğu gibi yine kendim şekersiz, bal ve pekmezle tatlandırılmış pasta yaptım. Evde pasta yapımı ilk bakışta zor gibi gözükse de içeriğinin süt tozu, margarin, tatlandırıcılar, yapay katkı maddesi dolu unlar, pastörize yumurta yerine doğal süt, tereyağı, zeytinyağı, tam buğday unu gibi malzemelerden olması ve tam bir öğün yerine geçebilmesi açısından çocuklar yediklerinde içim çok rahat oluyor. Çünkü doğum günlerinde çocuklar sadece pasta yemek istiyorlar.

Doğum günü kutlaması olarak düşününce idealim olan en güzel kutlama şekli pastayı annenin çocuklarla birlikte yapması, süslemesi, çocukların yiyebileceği 3-4 çeşit doğal yiyecek, fazla kalabalık olmadan yeterince doğum günü çocuğunun kendi başına idare edip oyun kurabileceği en fazla 8-10 tane arkadaş. Hatta yaşına göre arkadaş sayısı. Hediye olarak şimdiye kadar evimizde yeterince oyuncak olduğu için oyuncak yerine ufak hediyelikler, kıyafet ve ağırlıklı kitap tercih ettik. Bu sene iki kutlama ve iki pasta hazırladık. Bir eski mahalle arkadaşları ile her sene olduğu gibi açıkhavada Özgürlük parkında piknik şeklinde doğumgünü yaptık. İkinci olarak da 1. sınıf arkadaşları ile evde kutladık. Piknikte gelen misafirler yanlarında şekersiz, tuzlu ufak ikramlar getirmişlerdi. İçecek olarak çocuklara şekersiz kayısı hoşafı ve su ikram ettim. Evdeki doğum gününde ise pastamızın yanında taze sıkılmış meyve suyu, kısır, ıspanaklı börek ve yeşil salata vardı. Gelen çocuklara kurşun kalem ve balon hediye ettik. Geçen sene de ufak okuma kitapları vermiştik. Tüm bunlardaki hedefim herşeyin sade bir şekilde olması, çocuğun da kutlama hazırlarına pasta yapımından, evin süslemesine, arkadaş hediyelerini hazırlamaya katılabilmesi. En önemlisi çocuğun azla yetinmeyi ve mutlu olmayı bilmesi çünkü büyük şehirlerde çocukların parti beklentileri farketmeden biz ebeveynler tarafından çok yüksek seviyelere çekilebiliyor.

Her sene doğumgünlerinde çocuklara soruyorum “pastayı ne şekilde ve neli yapayım?” diye ona göre şekillendiriyorum ya da en üst resmi öyle oluşturuyorum. Aşağıda resimleri olan havuçlu şekersiz pasta tarifimi bu blogdan bulabilirsiniz. Melisa’nın 6. yaşı için yaptığım doğumgünü pastasını 3 kat pandispanya keki arasına krema ve meyve koyup, üstüne de yine krema ve kuruyemişlerle süsledim. Resmini ve tarifini aşağıda paylaşıyorum.

Şimdiye kadar denediğim organik, şekersiz pastalarımın resimleri şöyle:
Çilekli pandispanyalı pasta
Havuçlu kekli kelebek pasta

Havuçlu kekli fotoğraf makinası pasta

Havuçlu kekli kuruyemiş 3 yaş süslemeli pasta
Havuçlu kekli ev şeklinde kuruyemiş süslemeli pasta

Pandispanyalı Hello Kitty pasta
Pandispanyalı kalp süslemeli pasta

Pandispanyalı kalp süslemeli pasta ve pastanın bir böğürtlenli ara katı



Havuçlu keki bir kere pişirip kabarınca ortadan kesiyorum. Pandispanyaları ise daha az kabardığı için tek kat kullanıyorum. Kaç kat istersem o kadar pandispanya pişiriyorum. En son kalp desenli pastalar için 3 kat pandispanya arasına yıldızlı olanda muz ve ceviz, 6 yazanda ise donmuş vişne ve böğürtlen kullandım. Her kat pandispanyayı pişirdikten sonra 1 dolu kaşık pekmezli yarım-bir bardak kadar suyla ıslatıyorum.

Sade pandispanya tarifi
4 yumurta
Yarım çay bardağı hurma şurubu/keçiboynuzu pekmezi
4 Türk kahvesi fincanı organik tam buğday unu (1 fincanını keçiboynuzu tozu koyunca çikolatalı kek gibi oluyor)
2 yemek kaşığı sıvı yağ (soğuk sıkım zeytinyağı)
3 yemek kaşığı kaynar su
1 paket kabartma tozu veya karbonat

Yapılışı:
*Yumurta aklarını cam kasede krem şanti kıvamına gelinceye kadar çırpın. Hurma şurubunu ekleyin.
*Yumurta sarılarını kaynar su ve tereyağı ile çırpın. Aklarıyla birleştirin, bunu yaparken mikser değil, çırpma teli ya da tahta kaşık kullanın.
*Toz malzemeleri ekleyin. Hepsini tahta kaşıkla karıştırın.
*Yağlanmış (zeytinyağı/tereyağı), unlanmış kalıpta, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40-45dk kürdan temiz çıkana kadar pişirin. Benim evdeki turbo fırınımda 160 derecede 10 dakikada pişiyor, fırından koku geldiği anda kürdanla kontrol edin mutlaka.
*Kek soğuyunca krema sürmeden önce hurma şurubunu/pekmezi sulandırarak keki ıslatın, taze meyve suyu da olur.

Krema:
5 su bardağı süt (yaklaşık 1.5litre, ben sütçümden aldığım sütü kullanıyorum)
4 yemek kaşığı organik tam buğday unu
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 yumurta sarısı (pandispanyalarda yeterince yumurta olduğu için koymadım)
1 yemek kaşığı tereyağı (ben yaptığım sade yağdan kullandım)
1 çay kaşığı vanilya (ya da vanilya çubuğundan bıçak ucuyla sıyırarak koyun)
Tatlandırmak için yeterince bal (ben bir yaklaşık çay bardağı kadar bal koydum)

Yapılışı:
*Un, nişasta ile sütü muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirin.
*Koyulaşında içine tereyağı ve yumurta sarısını ekleyin. Karıştırın.
*Soğuyunca bal ile tatlandırın.
*3 kat pandispanyalı kek için kremayı yarım miktar daha fazla yapmanızı öneririm.
*Çikolatalı krema için pişirirken içine keçiboynuzu tozu atabilir, tatlandırmak için de doğuyunca pekmez kullanabilirsiniz.

Tüm çocuklara ve yiyenlere afiyet olsun!

Not: Bu tarifi benimle paylaşan ve yiyen herkesin beğenisini almamı sağlayan şekersiz pasta pişirmede becerikli arkadaşım Derya Karakoçan’a çok teşekkür ediyorum.
 


Peki siz çocuklarınıza nasıl doğum günleri planlıyorsunuz? Pastanızı nasıl yapıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum :)


28 Nisan 2014 Pazartesi

Anaokulları sebze yetiştiriyor!

Murat Tapik anaokulu öğrencileri ile
Anne ve babasına ben çiftçi olmak istiyorum diyecek çocukların yetiştiği anaokulları gerçek oluyor. Bir süredir alışveriş yaptığım Datça Murat Çiftliği sahibi Murat Tapik okullarda ve anaokullarında toprak, tarım, sebzeler, yerli tohum ile dikim konusunda minik çocuklara eğitimler vermeye başladı. Kendisi de bu blogumda anlattığım gibi Türkiye'nin en iyi okulları sayılan Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi'nden sonra çiftçilik yapmaya karar vermiş.

"Geleceğin büyükleri ve şimdinin miniklerinin doğayı tanıması, toprak ile bütünleşmesi ve bilinçli beslenmesi en önemli işlerimizden... Desteklerimizle inşallah birçok anaokulunda çocuklar yerli salatalıklar, domatesler yetiştirecek, en önemlisi de doğa sevgisini çok erken yaşta hissedecekler. Şehirde büyüyen bir çocuğun ilk çilek fidesini ekerek, toprağa alışmalarını sağlamak, ürünleri nasıl ve ne zaman yetiştiğini öğretmek belki de tüm işlerimizden daha da önemli bir aktivite. Son bir kaç hafta daha pek çok yerde bu aktivitelerimize devam edeceğiz. " diyen Murat bey resimlerde Eyüboğlu Erenköy anaokulunda miniklerle bostan ekimi yapıyor. Tüm fotoğraflar burada. "Kendi anaokullarında proje geliştirmek için, her zaman gönüllü olarak destek veririm değerli hocalara" diyen Murat bey'e murat.tapik@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Minik eller iş başında

27 Nisan 2014 Pazar günü benzer bir şekilde Slowfood'dan Leyla Kabasakal, Kadıköy Özgürlük Parkı'nda çocuklara bostan yapma etkinliği düzenlemişti. Etkinlikler ile ilgili güncel bilgileri daha çok Doğal Anneyim facebook sayfamda yayınlıyorum. Oradan da takip edebilirsiniz.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Hediye: Snowpark davetiyesini kim almış?

Snowpark'a davetiye verdiğimi önceki blogumda anlatmıştım. Yorum bırakan kişiler arasından rastgele seçtim. Hediyeyi alacak kişi aşağıda:

-  Biletler 3 kişiliktir
-  5 Nisan – 31 Mayıs 2014 tarihleri arasında geçerlidir.
- (resmi tatiller ve hafta sonları hariç)
Lütfen spam dahil posta kutunuzu kontrol edin ve mailimi aldığınıza dair bana teyit geçin. Eğer 15 Mayıs'a kadar mailime cevap alamazsam 2 adet yedek seçtim. Onlarla sırasıyla iletişime geçeceğim.
Mail gelmediyse benimle dogalanneyim@gmail.com adresinden iletişime geçin lütfen. Geçmişte verdiğim bazı hediyelerin sahipleri nedense bana geri dönmediler, şaşırtıcı ama hediyelerini talep etmeyenler de oluyor.

Hediye davetiyemi alacak kişi 6. sıradaki yorumuyla Hale. Hediye detayları ile ilgili size bir mail attım.
1. yedek: heidi
  2. yedek: Gülbin Karakaya
İyi eğlenceler!

Gel Oyna'da Anne Çocuk oyun grubu başladı!

Bostancı'da açılan Gel Oyna Tahta Oyuncak dükkanı ve oyuncak yapım atölyesi hakkında daha önce bir blog yazmıştım. Sahibi Şule Şenol ile doğal annelere her Perşembe ve çalışan anneler için her Cumartesi 13.30-15.00 arası yeni iki oyun grubu oluşturduk. Grubumuzda anneler ve çocuklar birlikte oynuyoruz, sohbet ediyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz. İnternet yerine gerçek hayata dokunarak, konuşarak sosyalleşmek isteyen tüm anne babaları ve çocuklarını bekliyoruz. Ben de her Perşembe katılmaya çalışacağım. Ücretler için lütfen Gel Oyna ile iletişime geçiniz.

Anaokulları için: Gel Oyna'da  hafta içi sabah saatlerinde okul grupları ile çalışmaları  başladı. Geçen hafta Çekmeköy'den İz Çocuk Gelişim merkezinden anaokulu çocukları, daha önce de ALEV okullları, Small hands, Utopia, Küçük Ağaç gibi okulların ana sınıfları Ümraniye'deki atölye ve dükkanı görmeye, aktivitelere katılmaya gelmişler. Okul grubunuzla Gel Oyna atölyesine  gelmek, aynı zamanda ahşap oyuncak zenginliğini görmek isterseniz Gel Oyna'yı arayabilirsiniz.

Adres: Gel Oyna, Şemsettin Günaltay Cad. Bostaniçi Sok. Birlik Apt. No:4A Bostancı-İstanbul Tel: 0216 363 38 44