Taksim'e çıkan Dolapdere yolunda her pazar sağlı sollu bir hareketlilik görürdük. Eşim özellikle bit pazarına gelmeyi isterdi. Aman aman tekin yerler değil buralar derdim. Pazar sabahı kahvaltı sonrası ise neden bugün Dolapdere pazarına gitmiyoruz dedim:) Hava soğuk ama güneşli. Can havuz&hamam seansı sonrası derin öğle uykusuna dalar dalmaz, annem yanında kaldı, biz pazarın yolunu tuttuk.
Pazarda herkes bize turistmişiz gibi bakıyor. En sık duyduğumuz iki cümle
-Bizi de/Beni de çek abla/abi
- Tabi, hemen, poz ver bakayım:)
Kimisi ciddi, vereceği pozu biliyor, yakışıklı limoncumuz gibi ...
Kimisi de bizi dalgaya alıyor sanki:)
Diğer cümle ise bir soru:
-Niye çekiyorsunuz şimdi, ne yapacaksınız bunlarla, gazeteci misiniz?(İyi niyetle, merakla sorulan bir soru)
-Keyif için çekiyoruz sadece:) Yok , gazeteci değiliz.
Kimileri uzaktan uzağa, uzun uzun poz veriyor, çekingenlik hiç yok, biz ise çekingeniz pek müdahale edemiyoruz, desek ya Teyzecim biraz kenara çekilebilir misin diye... Diyemiyoruz, belki de kızların anneleridir, koruma içgüdüsüdür.
Kimileri ise yanıbaşımıza gelip duruyor öylece sessizce, çekelim diye.
Biz küçükken ne önemliydi çekilen fotoğraflar, öyle bol kepçe çekilinmezdi şimdi ki gibi, pozlar ziyan edilmezdi. Bu pazarda halen çok değerli bu fotoğraflar, işi gücü bırakıp bize uzun uzun poz veriyorlar, biz çektikçe mutlu oluyorlar.
Ot satan amcayı çok seviyoruz, bir daha gidersek pazara, yanımızda basılmış bir fotoğrafı olacak hediye edilmek üzere...
Meyve pazarını dolaşa dolaşa çıkıyoruz yukarılara...
Bir sokağa geliyoruz ve duruyoruz... Hep çekilir ya çamaşır asılı sokaklar. Bu sokakta çamaşırlar esas öğe, sağına soluna da evler konulmuş sanki...
Sokakta uzun vakit duruyoruz, kareye sürekli başka insanlar giriyor.
Şimdi sıra Bit pazarında... Üstteki köprüden geçip yolun karşısına varıyoruz. Bir bakıyorum eşimin sırt çantasının ön gözünün fermuarı açık, bu duruma hazırlıklı olduğumuzdan tabi ki değerli birşey yok o kısımda. Benim çantam ise montumun içinde saklı. Tedbiri elden bırakmamak lazım ki bu gezi hafızamızda güzel kalsın:)
Hava gerçekten soğuk, bit pazarında her satıcının önünde tenekeden mini sobası var...
Eşyalar yerlere saçılmış bazılarında...
Muhtemelen çöpler karıştırılarak bulunmuş bu eşyaların birçoğu. Ya da eskicilerden, bir kısmı da çalıntı belki de.
Bu pazar koleksiyoncular için birebir, ancak epey bir sabır ister aradığınızı bulmak...
Bu maske bir Venedik hatırasına benziyor.
Kimi satıcı ise düzgün çalışmış, düzenli bir şekilde yerleştirmiş, en çok bu eski resimler hüzünlendiriyor beni. Neden buradalar???
Geziyi tamamlayıp eve dönüyoruz, Can uykusundan yeni uyanmış. Sıcak yuvanın huzurunu yaşıyoruz. Peki ya şu günlerde Elazığ'da sıcak yuvası olmayanlar....
Yardımlarınızı esirgemeyin...
İrtibata geçmek için:
Cihan DURU
moskito78@hotmail.com