Kanada Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanada Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2015 Çarşamba

Büyüdü mü ne?

Malum burda March break, manasız bir hafta tatilleri var çocukların, bizde eve 10 dakika uzaklıktaki kayak merkezine oğlanı kayağa yazdırdık. Ben ojulda olduğumdan gidemediğimden babadan gelen fotoğraflarla idare ediyorum, edefim son dersine gitmek, çünkü daha ilk günden vızır vızır kaydığı haberini aldığımdam yerimde duramıyorum. Okulu kıracağım ama ne yapalım!

Ha bu arada zannedilmesin çocuğu

29 Ocak 2015 Perşembe

Bir ata sporu olarak buz pateni!

Kanada'ya geldiğimizden beri bir buz pateni yapasımız var, ama hava şartları, popo üşümesi, amaaan kar var derken hiç tam olarak vakıf olamadık. Buz patenine dair en büyük olayımız gecen yıl aldığımız free passtı, onu da hiç kullanmadık yukarıda saydığım sebeplerden.

Geçen haftalardan birinde eve dönerken sahilde, göle açılan bir derenin üzerinde buz pateni yapan insanları görene dek bu durum

24 Aralık 2014 Çarşamba

Merry Christmas!

Merry Christmas to all my friends celebrating!

Kutlayan tüm arkadaşlarıma Mutlu Noeller!

Bilen bilir dinle alakalı her türlü kutlamalardan arkama bakmadan kaçarım ben, İnananlara tüm saygımla elbette, Noel'de bunlardan biri. Nedense dinlere dair hiçbirşeyi sevemedim ben. Ne zaman dindar birini görsem illaki bir kötülüğünü görürüm, o zaman da sorgularım, hoş sorgulayacağımı sorguladım ben ve

18 Aralık 2014 Perşembe

Soğuk mu?

Şimdi Kanada'da yaşıyoruz ya biz, herkesin en büyük merağı "oralar soğuk oluyor mu?". Kutba yakınlığı sebebiyle memleketin canım havasından bir tık soğuk olduğu söylenebilir. Ancak öyle dondurucu mondurucu değil.

Memlekette olsa hayatta yaşayamam dediğim -10 derecede misal tshirt üstüne bir polar giyip bakkala gidebiliyorum. Bakkal derken ağız alışkanlığı elbet, Şimdiki adıyla köşedeki market.

10 Nisan 2014 Perşembe

Yüzücü insan!

Eski  bir yüzücü ve sutopcu olarak küçüğümün sportif zamanı geldiğine inandığım bir zamanda burada yüzme dersine yazdırdık kendisini. Zaten geldiğimizden beri haftada 1-2 mutlaka havuza gidiyorduk, e adadan dolayı da suyla hep barışık olmuştu zaten. Ama bizsiz hiç tek başına havuz tecrübesi olmadığından endişeliydim biraz.

İlk ders günü geldiğinde zaten 3 kişilik sınıfta bir çocuk ağladığı için

15 Aralık 2013 Pazar

İyi ki doğmuşum!



Tam 43 yıl önce bugün merhaba dedim bir tek gününden bile pişman olmadığım bu güzel hayatıma Canım anneme ve babama bin teşekkür!

Dünyanın ta bu ucunda bu yılda bu şahane günü en anlamlı hale getiren biricik sevgilime,  canım oğlum Leo'yave Alara'ya, biricik sevgilime sonsuz desteği esirgemeyen sürpriz doğumgününe ev sahipliği yapan şahane dostlarımız Elif, Atman ve Tolga'ya, bizi yanlız

26 Ekim 2013 Cumartesi

Hissiyat böyle!

Günler hızla akıp geçerken şahane şeyler oluyor buralarda. Küçük oğlum geceleri yatmadan "seni seviyorum anne" diyor mesela, biricik sevgilim "sevgi yumağıııııı" dediğinde herkes üşenmeden gelip yumak oluyor, anne baba geldi gitti, " ah bizde yerleşsek" diye, dostlar geldi gitti "kalbimiz sizinle" diye. Buralı dostlarımız var, her sıkıntımızda koşup gelen, kazandığımız en büyük kıymetler.

Artık

6 Eylül 2013 Cuma

Bir ilk!

Leo babası gibi trenlere çok meraklı, model trenleri sadece izleyerek başlayan bu merak, artık kendi minik ahşap tren seti olunca tavan yaptı, vagonlar, tren yolları, saat kuleleri, istasyonlar derken evdeki tüm vaktini trenleri ile geçirir oldu.

İstediği bir turntable vardı, gelip gidip bakıyor, ama vagonla falan geçiştiriyoruz bu isteği. Geçen bayram dedesinden tırtıkladığı para ile de bir

2 Eylül 2013 Pazartesi

Yazın bitmesiyle..

Bir yazı daha bitirdik, yaşadığımız yer Oakville'de yaz pek hareketki geçti, festivaller, havuzlar, göle girmeler, adaya gitmeler, neler neler!

En keyif aldığımız ise Jazz festivali oldu, 7'den 70'e herkes sandalyelerini alıp downton'a indi, toplam beş sahnede yaklaşık 40 performans oldu, ben şimdi anladım, küçücük çocuklara jazzın nasıl aşılandığını. Tüm bebeler jazz eşliğinde dans ederken anne

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Tam da İmdaaat diyecekken!

Kanada'ya geleli tam 5 ay olmuş, ve kendim için aslında hiç birşey yapmamışım. Hayallerimde sabah koşuları, yüzme idmanları, bisiklet parkurları ve neler neler vardı. Hiç birisi olmadı, tam zamanlı anne oldum, ve imdaaaat fiye bağırmaya hazırlanırken mucizeler olageldi.

Önce biricik sevgilim eski püskü bisikletimizi tamir ettiler ve ona ikinci el bir trailer aldık, Türkiye'de sorduğumda 700

21 Temmuz 2013 Pazar

Çalışan anne olmanın dayanılmaz hafifliği

Uzun yıllardır çalışan ben bu Kanada'ya gelince ev hanımlığına terfi ettiğimden bir sevinmiş, keyiflenmiştim. Şimdi 7 gün 24 saatimi oğlanla geçirmekten pek memnunum, yanlış anlaşılmasın ama çalışan anne olmak pek kolaymış. Bazı günler nefesim tutuluyor, içim şişiyor, yetişemiyorum. Keşke ofiste olsam da iki satır popomun üzerinde otursam diyorum. 


Blog yazmak için bile bir zaman ayırmam

25 Haziran 2013 Salı

Olaylar, durumlar, biraz aydınlık!

Memleket birbirine girmişken, yıllar yılı burun kıvırdığımız "aman bunlar da hiçbirşeyden anlamaz" dediğimiz gençlerimiz devlet büyüklerimize dersler verirken içimden çokta post yazasım gelmedi. Zaten gece sizin oralarda gün ışımadan yatamadığımdan, illaki nöbeti birilerine devretmem gerektiğinden uykusuz kaldığımdan biraz yorgunum. Ama mutluyum, en önemlisi umutluyum. Yüzünü aydınlıklara dönen

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Seni seviyorum Anne!

O güzel ellerdeki hafif parfüm kokusu ile karışmış bulaşık deterjanı kokusu hala bugün gibi burnumda. 7 yaşındaydım, ilkokul birdeydim. 4 teneffüsün 4'ünde de okuldan kaçar evin yolunu tutardım, hafızamdaki tek şey bugün de burnumda tüten o nefis koku. Tek derdim anneme varmak, anneme ulaşmak, kızsa da , konuşmasa da, okula geri de götürse tek amacım ona varmak.

Bu anneler gününde teneffüsüm yok

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Ne koliymiş yahu!

Ne çok olmuş, ne zaman geçmiş, yazacaklarım birikti sanıyorsanız yanılıyorsunuz, biriken sadece açılacak koliler, depoya cıkacak eşyalar.

Burdaki en büyük heyecanımız apartmanda yaşanan Junk Day'di mesela. O kadar renkli bir hayatımız var. Büyük atılacak eşyalarını herkes attı. Bizde bu vesileyle taaa Türkiyelerden getirdiğimiz Bono'nun yıllarca üzerine işemekten vazgeçmediği çiş kokulu

18 Nisan 2013 Perşembe

İyi ki doğurmuşum!

Dünyanın en heyecanlı macerasıymış anne olmak, baba olmak, biz bugün bu maceranın üçüncü yılını dolduruyoruz.

Hayatta yaptığım en iyi şey, en heyecan verici, en mucizevi şeydi bir ruhu bu dünyaya getirmek, tüm zorluklarına rağmen, tüm hayatımızı bir çırpıda değiştirebilen bir şey. Bir dakika düşünmeden tüm dünyayı karşıma alabileceğim tek varlık.

Şimdi ona minik bir not:

"Seni çok seviyorum

13 Nisan 2013 Cumartesi

Karışık durumlar

Oooo uzundur yazı yazmamışım, koşturmaktan. Geçen hafta ite kaka sığıştığımız konteynerimiz geldi, aman ne gelmek. Biz biraz gümrükte bekletiriz derken ı-ıh olmazmış, alın tabağınızı canağınızı dediler, bir telaş bir depolu nakliyeci bulundu, alsın bizim pılı pırtıyı sonra da (işallah) yeni evimize getirsin eğer biz taşınabilirsek diye. Neyse o iş halloldu.

Sonra bir diğer heyecan dalgası

2 Nisan 2013 Salı

St.Lawrence Market Toronto

Şimdi biz geldik ya Kanada'ya, iyiyiz hoşuz da ilk iki gün ne yer ne içeriz diye bir endişe kapladı bizi, hemen köşede Carrefour yok artık, Makro bir arabalık mesafede değil, köşede bakkal bile yok. Hemen internetten bir araştırma yaptım ve St.Lawrence Market'i buldum, daha önce hiç gitmemiştik, toplandık çekçek arabamızı da aldık gittik. Meğer National Geographic dünyanın en iyi marketi secmiş

29 Mart 2013 Cuma

LovePeaceTravel!

Tüm dostlarımızı bırakıp geldiğimiz bu Kanada yolculuğumuzun çok güzel bir bebeği var artık. Birbirini çok seven komün hayata özlem duyan, Met'in dediği gibi yaş aralığı 3 ila 55 olan bir sıkı dost topluluğu, bir nevi aile, baktık ki 140 karaktere sığamıyoruz, whatsupta yetmiyor, bir sayfa yapalım, isteyen dilediğini, gönlünden geçeni yazsın, varsa özlemini anlatsın, olmadı devlet meseleleri

17 Mart 2013 Pazar

Dinazor müzesi -ROM

Efenim şimdi bizim evlilik yıldönümüzdü ve oğlana güzel bir hediye vermek istedik, kalktık Royal Ontario Museum'daki Dinasorları görmeye gittik. AMan ne dinazorlar, aman ne cok gezilecek kat! biz iki saatte iki kat gezebildik. Yorgunluktan bitap düştük ama Leo'muz için büyük heyecandı, ipad uygulamaları ile fosiller gercek dinazorlara dönüşüyordu mesela. Oğlan aklını oynatmadan eve

14 Mart 2013 Perşembe

Home is where your stuff is!

11 Martta başladığımız yolculuğumuz iyi gidiyor. Saat farkından ötürü biraz sıkıntılar yaşıyor olabiliriz ve hatta uykusuz olabiliriz ama alışma sürecimiz pek hızlı.



Başlıkta yazdığım gibi " Home is where your stuff is". Öncelikle eve gelir gelmez Leo'nun odasına getirebildiğimiz tüm oyuncaklarını, okulun son gününde sınıfın ona yaptığı sürprizi, beton kamyonunu ve elbette dinazorlarını