SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2011 Çarşamba

GERİYE SAYIM SON HAFTA

Can geçtiğimiz cumartesi yani 4 gün önce Bademcik+Geniz eti ameliyatını oldu... Olma sebebi bademciklerinin haddinden büyük olması solunum yollarında kışın özellikle geniz eti ile birlikte tıkanma oluşturması idi. İri bademcik sahibi olunduğunda aynı zamanda geniz eti de benzer büyüklükte oluyormuş. Operasyon sonrası alınan bademcik ve geniz etlerini gördüğümüzde böyle olduğuna şahit olmuş olduk gerçekten de...
Yoksa bize hiç problem çıkarmadı bademcikleri şimdiye dek. Bilakis onu korudular belki, arkadaşları bademcik enfeksiyonu geçirirken o geçirmedi çoğu zaman. Ancak genizden konuşması ve gece horlamaları yüzünden rahat uyuyaması, beslenme zorluğu da olumsuz tarafları idi. Yazın değil ama kışın bizi zorlayan tıkaçlar oldular hayatımızda...

En basit operasyonlardan biri sanırım bademcik+geniz eti alınması, Can'ın odasından ayrılması ve uyanmış halde dönmesi yarım saat sürdü. Ama iyileşme süreci ve sonrasında yarattığı ağrılar, yeme&içme güçlüğünü göz önüne aldığınızda da en zor geçirilen operasyonlardan biri olduğunu gördük yaşadık... Operasyon kararı öncesinde çevremdekilerle paylaşıp deneyimlerini öğrendiğimde olumsuz cevapla pek karşılaşmadım. Herkes operasyon sonrası bol bol dondurma yeme imkanına kavuştuğundan bahsediyordu. Bu hoşa giden birşeydi.
Eşim de bu gruptandı. Arada bir fark vardı eşim ve sorduğum kişiler bu operasyonu 7-8 yaş üzerinde olmuşlardı. Can ise yaklaşık 4 yaşındaydı ve dondurma ile de arası iyi olan bir çocuk değildi...

Ameliyat sonrası zordu, hem de çok zor. Bugün 5. günümüz. Bu kadar ağrılı ve zor bir süreçten geçeceğimizi bilsek böylesine rahat gidemezdik hastaneye ameliyat öncesi.

Can'a ameliyat öncesi bu durumu uygun bir dille anlatmam gerekiyordu. Bir AVM deki oyuncakçının kitap reyonlarında dolaşırken şu kitaba rastladım.
Erken_ocukluk_Kitapl_Hastanede_en_ucuz____hastanede_739

3-6 Yaş arası çocuklara uygun, anlayabilecekleri bir dile sahip olan bu kitabı alıp defalarca okuduk. Kitap, Tubitak Yayınlarından. Bir çeviri olan kitapta kahramanımız Murat kulak ağrısı çekiyor, doktora gidiyor, ameliyat durumu oluşuyor, ameliyatını oluyor, ağrısız bir şekilde evine dönüyor. Kitap hastanede nasıl bir ortam olduğundan, bir ameliyattan önce ve sonra neler yaşandığından bahsediyor. Çocukların uzun uzun bakabileceği, bir şeyler öğrenebileceği ve üzerinde konuşabileceği ayrıntılara, resimlere sahip bir kitap. Sayfalar arasına gizlenmiş sarı ördekçiği bulma oyununu Can çok sevdi.
Bu sebepten Can'da ameliyat öncesi en ufak bir olumsuzluk yoktu. Biraz hava koklayacaktı, uykuya dalacaktı o kadar. Sonrasını ne o ne de ben böyle düşünemezdik...

Ameliyat sonrası ağrıyla geçecekti. İlk yudum suyunu ancak ertesi günün akşamı içecekti, ardından ise bir kinder süt dilimi yiyecekti sadece. O bitkin sesiyle yatağından kalkıp anne bak ben artık iyileştim yiyebiliyorum içebiliyorum dediği an bir mucizeydi sanki.
"Bana kinder süt dilimi verebilirsin artık".
İlk istediği şey bu olmuştu. Doktor yesin yeter ki soğuk olsun yediği şeyler dediği için soluğu buzdolabında almıştım bile. Oysa ki bu sevincim kısa sürecekti, bu isteğin devamı gelmeyecekti takip eden zamanlarda. Geçici bir iyileşme hissi haliydi sanırım. Her gün yiyebildiği şeyleri not eder hale gelmiştim.
Bademcik operasyonu sonrası yaraların kapanması ve sonra kaplayan kabuğun düşmesi ile geçen iki ayrı süreç var. İkinci sürecin başı da aynı derecede ağrılı geçiyormuş. Yani her gün azalan bir eğilim seyretmiyor ağrı düzeyi. Kişinin yaşına ve iyileşme sürecine göre belli günlerde yeniden ikinci bir pik yapıyor ağrı.

Hiç sevmediğim halde buzdolabını çeşitli danone ürünleri ile, janjanlı ambalaja sahip ürünlerle(çilekli süt...) dolduracaktım. Can'ın marketten ara ara istediği ama kinder süt dilimi haricinde alınmayan ürünlerle.
Sadece bir kinder süt dilimi hakkımız vardı öncesinde. Gerçekten katkısız olduğuna inandığım bir ürün olmasından sebepti. Ama onu bile bir daha eve sokmak istemiyorum şu an itibariyle... Normal yeme düzenine yeterki geçelim.
Bütün bu istediği sevdiği şeylerden, onca janjana rağmen çok az yiyebildi 4 gün boyunca. Yedikleriyle ancak bir kuşun karnı doyabilirdi. Her su içişinden sonra ağladı. 1. ve 3 gece ağrılarla geçti. 2. ve 4. gece ise iyiydi, bu sabah ise kulak ağrısı ile uyandı. Hemen şurubuna sarıldık. İlk 4 gün boyunca su içmedikçe iyice kuruyan boğazı sonraki denemelerinde daha ağrılı cevap verdi. Ağrı kesici şurubu içmedi, o kadar çok ağladı ki şurubu içmeden önce ya da sonrasında bir daha cesaret edemiyorduk biz de, çünkü ağlaması da iyi değildi boğazı için. Şurup biraz asitli bir yapıya sahipti ve yutarken ağrıyı beraberinde getiriyordu ve tadı da çok kötüydü. Şurubu 4. gün değiştirmeye karar verdim. Evdeki diğer parasametol ve ibufen içeren şurupların tadına baktım ve en beğendiğim tada sahip olanı vermeye başladık. Sonuç olumluydu. Doktorun verdiği şurup ile hemen hemen aynı mg parasetomol değerini içeriyordu. Artık Can çok az bir sızlanma ile içiyordu şurubunu ve böyle olduğu için de şuruptan yarım saat sonraki süreçte beslenebiliyordu.
Ağrıların yoğun olduğu dönemlerde şurup yerine iğne şeklinde ağrı kesiciler tercih edilebilir diye düşünüyorum şimdi. Çünkü çocuğun daha çabuk toparlaması için yemesi içmesi gerekiyor. Özellikle yazın susuz kalmaması çok önemli. Şurupların ise içerdikleri ağrı kesici miktarları çok çok sınırlı. Ve en temel öğeyi suyu dahi içemeyen bir çocuk için acı bir şurubu içmek işkence gibi. Sonrasında o acı tadı gidermek için suyu dahi içemiyorken peşinden.
Her çocuk bu kadar ağrı çekmiyor olabilir. Ama ağrıdan su dahi içemiyor durumdaysa doktoru ile de görüşerek iğne düşünülebilir diyorum şimdiki deneyimimle. Biz bu süreci pes edip ağrı kesici kullanmayarak geçirmiş olduk.

Bugünden sonra herşey daha iyiye gidecek diye umuyorum. Öğlen ağrı kesici şurup sonrası bir kase çorba içebildi. Şimdiye kadar ki denemelerim ya tamamen olumsuzlukla sonuçlanmıştı ya da 4 tatlı kaşığı ile sınırlı kalmıştı.

Şu an itibariyle tek isteğim bebek doğmadan oğlumun eski sağlığına kavuştuğunu görmek. Kaybettiği kiloyu almasını, sesinin yine eskisi gibi güçlü çıktığını duymak istiyorum. Şu anki halsiz sessiz konuşmalarını her duyuşumda gözlerim doluyor, bazen kendimi tutamıyorum da. Ameliyat sonrası ilk iki gün ise daha yoğundu bu durum. O yiyemediği için ben de yiyemedim, su dahi içmek istemedim. O ağlarken ağrı duyarken sakinleşsin kendini iyi hissetsin diye kucağımda gezdirdim durdum. İpek kız bütün bunlara katlandı:( Böylesi İpek bebeğe haksızlık idi ama anne yüreğimle buna da engel olamıyordum. Şimdi yavaş yavaş eski düzenimize kavuştuk neyse ki.

İpek Bebeğe gelince;
2 gün önceki kontrolümüzde, suyumuz normal, nst sonuçlarımız normal idi. Henüz 3 kgyu ancak yakalamış olan İpek Kız bir süre daha rahat yerinde kalacak sanırım. Acelemiz yok bizim de, 1 hafta var 40 haftayı tamamlamamıza daha.

Gelmek için abisinin iyileşmesini ve kendisini mutlulukla huzurla sağlıkla karşılayacağımız günleri bekliyor olsun...

28 Eylül 2010 Salı

ŞİFALI TARİFLERE DÖNÜŞ...

IMG_1911IMG_1913
Geçen kış şifalı tarifler adı altında yazdığım keklerim daha kış gelmeden yeniden pişmeye başladılar peşi sıra…
Baharatlı Elmalı Kek ve Şifalı Kek

Geçtiğimiz kış bizi hastalıklardan korumaları içindi, bu seneyse iyileştirmeleri, şifa vermeleri için pişiyorlar…


IMG_1915

Can kreşe başlayalı 1 ay oldu ancak kreşe gidebildiği gün sayısı 11!!!
Rutinimiz bir hafta kreş bir hafta ev istirahatı oldu. Kreşteki arkadaşları gibi şurubunu okulda değil evde içiyor. Tecrübesiz aileler bizim gibi yapıyor sanırım.
Kreşe alışma sürecinde hiç sıkıntı yaşamadık diye sevinirken bu doktor ziyaretleriyle keyif hafif kaçar gibi…

Eninde sonunda karşılaşacağımız bir süreçten geçiyoruz kabul. Çevreden duyduğumuz bu, bir şekilde bağışıklık kazanıyorlar, ilk yıl böyle geçer deniyor ancak anında doktora gidip antibiyotik destekli iyileşmeyle ne kadar bağışıklık kazanılacağı şüpheli…
Aksini yapmak da mümkün değil henüz. Üzerine titrediğiniz çocuğunuzu ateşli bir halde, balon olmuş bademciklerle doğal bağışıklığı kazanmasına bırakacak cesur yüreğe sahip değiliz henüz… Biraz daha büyümeleri gerekiyor, doğal bağışıklığa bırakılacak güce sahip olmaları için sanki.

Bahsedilen büyüme bizim gözümüzde de hiç gerçekleşmeyecek belki de… Sesimin tonunda en ufak değişiklik fark etse sürekli arayıp “nasıl oldun” diyen annemi düşünürsem eğer…
Ne kadar büyürsek büyüyelim, ne kadar büyürlerse büyüsünler o iç sızısı hiç geçmiyor demek ki…

İçimde bir sızısın sen,
İnce bir sızı
Her an, her yere beraberimde taşıdığım...
IMG_1205IMG_1214
IMG_1204IMG_1207

1 Aralık 2009 Salı

SIRA BANA GELDİ...

Sonunda beklenen haber geldi. Domuz gribi aşılanma işlemi 24 yaş üstüne de 2 Aralık itibariyle yapılabiliyor. Şu an tek açıkta kalan 50 ile 65 yaş arasında kalanlar. Onların ne günahı var ki? Umarım bu yaş grubunda olup aşılanmak isteyen vatandaşlarımız için de bir imkan sunulabilir.

Efendim ben yarın gidip aşımı olacağım.
Can Paşa aşılananı 15 gün oldu. Yani antikorları yeterli güce ve sayıya ulaştı:) Ben de aşı olduktan sonra bir 15 gün kendimi koruyabilirsem bu iş tamamdır.
Eşime gelince, grip olduğunu hiç görmedim 5 yıllık evliliğimiz sürecinde. Maşallah diyelim ancak aşı olmanın zararı olmaz. O da olmaya çalışacak işten fırsat bulursa…

Ailecek aşı dostu ilan ediyoruz kendimizi:)

21 Kasım 2009 Cumartesi

ŞİFALI TARİFLER BAŞLIYOR

Bebeklerin/çocukların da yiyebileceği şifalı tarifler başlıyor...
ilk tarifimiz şifalı kek...


2009-11-21, ŞİFALI KEK 036

2009-11-21, ŞİFALI KEK 004
2009-11-21, ŞİFALI KEK 006

17 Kasım 2009 Salı

DOMUZ GRİBİ AŞISI


Uzun zamandır polemik konusu olan domuz gribi aşısı sonunda Türkiye'de de sağlık ocaklarında yapılmaya başlandı. Bu imkandan sadece kronik hastalıkları olanlar ile 6ay-5 yaş arasındaki bebekler/çocuklar faydalanabiliyor şimdilik.
Aşı hakkında ki türlü polemikleri benim aklım almıyordu. Haberleri takip edişim aşı ne zaman başlayacak bunu öğrenebilmek içindi. Nihayet beklediğim haber yayınlandı. Aşı için tarih belirlendi.

Maalesef Can'ın astım problemi olduğu 1 yaş itibariyle kesinleşti. Doktorumuzun kontrolünde o gündür ilaçlarımızı düzenli olarak kullanıyoruz. Astım artık düzenli tedavi ile küçük yaşlarda tedavi edilebilir bir hastalık.
Astımlı olanlar bilirler grip olmak çok kötüdür. Çünkü normal bir insanın ya da bebeğin geçireceği gibi geçirmezler. Akciğerler tepkisini verir, hırıltılar başlar. Ardından kortizonlu tedaviler başlar. Bu yüzden gripten korunmak astımlı olanlar için çok çok daha önemlidir.
Bu sene yazın sonunda Can normal mevsim gribi aşısını oldu ve 3 aydır burnu bile akmadı. Öksürük yok, hırıltı yok.
Bu sebepten tartışmaları anlamsız buluyor ne zaman aşılama başlayacak diyordum. Doktorumuzla da aynı fikirdeydik. Şiddetle tavsiye ediyordu. Astım olsun olmasın.
Zaten aşıyı tavsiye etmeyen doktorlardan şüphe ediyorum.
Velhasıl Sağlık ocağını gün aşırı arıyorum ama yanıt hep olumsuz, aşılama halen başlamamış. Derken cuma akşamı sağlık bakanlığı basına aşılamayı 16 Kasım Pazartesi başlatacağını duyurdu. Aşıların dağıtımında yaşanan gecikmeden dolayı, bizim sağlık ocağında ise en erken Salı sabahı başlanabildi. Zaten başlanmasaydı da telefonla bilgisini Sağlık Bakanlığından aldığım diğer yakın noktalardan birine gidecektik... Kolay değil bütün sağlık ocaklarına aynı anda aşıyı dağıtmak. Neyse ki gerek kalmadı.
Salı sabahı ocağın ilk aşılanan bebeği Can idi. 1 numaralı aşı kartımızı aldık.
1 ay sonra da 2. aşılama için gideceğiz.
Aşının etkisini gösterebilmesi için 15 güne ihtiyacımız varmış. Ondan sonra kim korkar Domuz gribinden artık.

Ebeveynlere de tavsiyem bebeklerinizin/çocuklarınızın hasta olup çok daha fazla yan etkisi ve riski olan ilaçları/tedavileri almalarına sebep olmaktansa biran önce aşı olmalarını sağlayın. Her gün haberlerde ölenlerin sayısının arttığını görüyorsunuzdur, inanın ilerleyen zamanlarda bu sayı daha da artabilir. Korkunuz artmasın, sonradan pişmanlıklar yaşamayın. Bunun yerine aşınızı yaptırın, içiniz rahat etsin.

Sağlık bakanlığının grip ile ilgili web sayfasını ziyaret edip daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.
Açalya'nın ilgili yazısını okuyabilirsiniz.

8 Mart 2008 Cumartesi

Acı ve Tatlı

Hayat böyle işte, herşey birarada, acı ve tatlı lezzetlerden oluşuyor.
Oğlumun diş çıkarması tatlı bir lezzet bıraktı belleğimizde... Hala mutlu oluyorum düşündükçe, gidip bir daha bakıyorum, dokunuyorum. Ama öte yandan da üzülüyorum.
Grip oluşu, ishal oluşu ve bir de üstüne pişik oluşu acı bir tada dönüştürdü hayatı...
Bugün sabah doktorda aldık soluğu... Benim korkum 4 gün önce öksürükle başlayıp artarak hırıltıya dönüşen hastalığının bronşite dönüşmesiydi. Neyse ki sadece grip durumunda, hırıltısı boğazında ki akıntısındanmış. Bronşite dönüşmemesi için kaç aydır ilaç kullanıyoruz, umarım işe yarar. Yapılan alerji testinde Can'ın üst solunum yollarının virüslere karşı hassas olduğu, alerjik cevap verip bronşlarda iltihaplanmaya sebep olduğu ortaya çıkmıştı. Bu alerjiyi tedavi edebilecek bir şurup önermişti doktoru. 3 ay kullanmamızı tavsiye etmişti, 2 aydır kullanıyoruz ve belki bir süre daha da kullanmaya devam edecekmişiz. Bugün yapılan yeni test alerjik durumun devam ettiğini gösterdi. Onun dışında iki şuruba daha başladık ama Can ishal oldu. Şuruplar mı yaptı yoksa ben farketmedim bu sabahtan beri mi vardı tam ayıramıyorum. Yoksa diş çıkarmasından dolayı mı?
Can için ishal demek çok kötü pişik demek aynı zamanda. Anında pişik oldu bile... Bu gece uyku yok bana, sürekli altını değiştirmem gerekecek...
Bugün hastaneye yüklü bir gelir bırakıp döndük:(
Başbakanımız 4 çocuk yapın diyor. Güzel diyor da çalışan annelere destek ya da çocuklu ailelere destek de gelecek mi bu sözün ardından. Sağlık ocaklarında verilen hizmet iyileştirilmeli, her ocağa birer çocuk doktoru atanmalı... Hemşirelere bebekleri zedelemeden nasıl aşı yapılır öğretmeliler. Benim gördüğüm örnek çok kötüydü, yaşadığımız tecrübelerde... Bir daha gitmemeye yemin ettim.
Özel hastaneleri de çok methetmiyorum aslında. Yeri geliyor hastaneye gelir olsun diye fazladan testler yapılıyor gibi geliyor bana. Çocuğunuz olduğu için de hiçbirine hayır diyemiyorsunuz.
Can bugün tam kan sayımı oldu, demir bağlama ve kansızlık durumlarına bakıldı. Alerji testi yenilendi. Hastalığı virütik mi yoksa bakteriyel mi ona bakıldı.
6 aylık olmasına rağmen teki torbasına henüz inmeyen testisinin ultrasonla nerede olduğuna bakıldı. 1 yaşına kadar daha bekleyeceğiz, yolda gözüküyor bakalım. 1 yaşına kadar inebiliyormuş. İnmez ise ufak bir ameliyat gözüküyor. Beraberinde sünnetini de yaptırmayı düşünüyorum.

Ama mutluyum, çok şükür, yine de oğlumun sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
Annem hep derdi...
Dermansız dert vermesin bizi yaratan...

15 Ocak 2008 Salı

HERŞEYİN BAŞI SAĞLIK

Çok ara verdik. Beklettik. Umarız biraz da özlettik kendimizi:)

Can'ımız bronşit oldu 10 gün önce. Basit ilaçlarla düzelmedi. Hava verildi ardından hastanede. Sonra baktık doktorumuz bizi hastaneye yatırmaya niyetli, hava veren aleti(nebulizatör) satın alıp tedaviye evde devam ettik, çok da iyi oldu. Bugün doktor kontrolüne gittik ve bronşitin kaybolduğunu sadece boğazda kaldığını, onu da öksürükle atacağını söyledi. Ben de aynısını muayeneden önce doktora söylemiştim. Hastalıklar bizi kötü eğitiyor. Herşeyi okuyup araştırıp, en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biraz da yıpratıyor bu süreç. Şimdi uyuyor Can. Ev-iş derken ve süt iznimin olduğu günleri de doktorda, hastanede geçirince uzun bir ara vermiş oldum bloğa. Yeni birşeyler yapmaya da pek vaktim olmuyor zaten.

Artık biraz güzel fotoğraflar ekleyelim oğluştan. Hastalıklar uzak olsun meleklerimizden
Ayurveda üzerine çalışmalar yapan arkadaşım Judith ile konuştuk dün biraz. Türkiye'de çok fazla bronşit vakası olduğunu söyledi. Bunun sebebini de hava kirliliğine, bebeklere ilk aylarında yoğun bir aşı takvimi uygulanmasına ve fazla ilaç kullanımına bağlıyor.

Eğer kullanmak isterseniz de bir kaç ayurveda tedavisi önerdi. Ben Can için uygulayamadım çünkü sadece anne sütü alıyor ama 6 aydan büyük olan bebekler için uygulanabilir.

En genel tedavi bir tatlı kaşığı toz zerdeçalın bir bardak dolusu süte karıştırıp günde 2 ya da 3 kez içilmesiymiş. En iyi sonucu sabah aç karna içildiğinde veriyormuş.
Bir başka yöntem eşit miktarlarda kuru zencefil, kara biber ve kırmızı biberin(pippali) toz haline getirilip günde 3 kez verilmesiymiş.
Eğer birer tatlı kaşığı bal ve zencefil suyu, 150 ml sıcak su içinde çözündürülür ise iltihabı söküyormuş.

2 tatlı kaşığı balın her gün alınması bronşit tedavisi için yardımcı oluyormuş.

Ben de bunlardan yola çıkarak ve bir başka arkadaşımın tavsiyesi ile bu sabah kahvaltıda deli bal diye geçen balın içine bol ceviz karıştırarak yedim, benim sütümle Can'a geçer diyerek.
Sağlıklı, huzur dolu günler hepinize...


25 Kasım 2007 Pazar

ANTİBİYOTİK KULLANIMI

Geçen hafta mutfakta türlü türlü şeyler hazırladım. Hepsini biriktirip yayınlamayı düşünüyordum. Ama Esra'nın haberini okuduktan sonra fotoğraflarını çekmek, tarif yazmak istemedim. Ailesine ve yakın arkadaşlarına başsağlığı diliyorum.

Geçen haftanın diğer olayı Can'ın ishal olması idi. 1 gün olup da geçmeyince cuma sabah sağlık ocağına gittim tez elden. Doktor muayene etti ve çok kötü bağırsak enfeksiyonu geçiriyor dedi. Boğazlarına da baktı. 2 tür antibiyotik ve bir de bağırsak florasını tekrar düzene sokan (ölen faydalı bakterilerin yerine yenisinin takviyesi) Reflor verdi. 2 gün uyumadım desem yeridir. Sulu dışkılama sonrası bir de pişik olmuştu çünkü. Sürekli altını değiştirip emziriyorum. Esas kafamı kurcalayan ve beni uykularımda da rahat bırakmayan konu ilaç kullanımı idi. Pediatri portalı sitesini açıp bu konu hakkında sorulan soruları okudum uzun uzun. İlaçlara önce başladım. Sonra ertesi gün diğer ishal belirtilerine baktım hiçbirini göstermiyor oğlum. Ara sıra epey sulu ve yeşil dışkılama yapıyor ama bu kadarın fazlasını da emiyor öncesinde. Ateş yok, genel durumu ve iştahı iyi, ağzı kuru değil, bol ıslak eskisi gibi. 2 doz verdiğim antibiyotiği de Reflor'uda kestim. Kendisinin mikropları yenmesine fırsat vermem gerek.
2 aksırığa bile antibiyotik yazmayacak, doğal yöntemlerle( anne sütü) hastalığını atlatmasını önerecek bir doktor bulmalıyız dedik ve bulduk. Sağlık ocağı doktorlarına artık güvenmiyorum maalesef.
Şu an Can'ın tek ilacı anne sütü, diğer ilaçlara kapımız kapalı bir süre, daha 2 aylık olan bir bebeğe bu kadar çok ilaç tavsiyesi ne derece doğru?
Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz, deneyimleriniz nelerdir?

8 Kasım 2007 Perşembe

KULAK İLTİHABI

Bugün Can'ı alıp Sağlık Ocağına gittim aşılarını yaptırmak için. Daha önceleri özel bir hastaneye gidiyorduk ama her seferinde ücret ödemektense neden bize yakın olan sağlık ocağına gitmiyorum ki dedim. İyi ki gitmişim, sağlık ocağı gayet temiz düzgün ve sakindi. Fakat aşılarımızı yine olamadık. Sarılık 2.doz aşıyı soğuk algınlığından dolayı yapılmamıştı. Şimdi ise ilk ayını epey geçtiği için diğer aşıları aksamasın diye 2.ay aşılarıyla birlikte olacak bu aşısını da. Aşılar arasında ya minimum 1 ay geçmesi ya da aynı gün yapılması gerekiyormuş. Çok garip geldi ama çocuk doktoru ile konuşunca o da aynısını söyledi. Hemşire odasından çıkıp ardından ocaktaki çocuk doktoruna göründük. Hastalığının iyileşip iyileşmediğini de kontrol ettirmek için. Bunun yanında dün banyo yaparken kulağında normalden fazla kir olduğunu farketmiştim. Bir önceki yazımda akıntı yazmışım, düzeltiyorum. Doktora bu durumu belirttim. Maalesef kulak iltihabı olmuş Can. Soğuk algınlığının arkasından sıklıkla olurmuş. Doktor kulak damlası, antibiyotik şurup ile parasetomol içeren bir şurup verdi. Ancak eczaneden ilaçları alıp eve gelince okudum ki; 2 yaşın altındakilere verilmez yazıyor şurupların prospektüsünde. Kafamda kocaman bir soru işareti ile kalakaldım. Doktor çay kaşığı ile yani düşük dozda kullan demişti. Ama yine de kulak damlasını kullanabilirim fakat ağır bir antibiyotiği vermeye çekiniyorum açıkçası. Önceki şurubu 10 gün kullanıp bırakmıştım, pediatrik bir şuruptu, yani bebeklerde kullanabiliyordu. Fakat tam geçmemiş akıntısı. Eskisine göre daha iyiydi ama maalesef ilaç tam etkili olmamış. Şimdi ki yeni şuruplar konusunda şüphelerim var. Sanırım bir doktora daha gitmek en iyisi.