CAN'IM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CAN'IM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2012 Çarşamba

İLK DİŞLER...


Bir diş buğdayı daha yapmak lazım
Ama İpek’e değil, artık onun düzinelerce dişi var, partisini yapalı çok oldu.

Diş buğdayını Can’a yapmak lazımJ

İlk dişleri çıktı çünkü
İlk kalıcı dişleri…

Can’ın yeni dişini ilk fark ettiğimde tatildeydik ve kocaman bir “Aaaaa, Caaan dişin çıkmış senin!” tepkim oldu.
Hiç beklemiyordum, ilkokula başlar o zaman çıkar benim bildiğim çünkü.
Fark ettiğimde hala sağlam süt dişleri vardı. Arka arkaya iki diş modundaydı.
Tatilden döndük ve Can sert bir şey yediğinde dişinin ağrıdığını sallandığını söyledi.
Hemen olaya el atan bakıcımız dişçiye gitmemize fırsat vermeden bir ip operasyonu ile yeni gelen dişlere yer açtıJ
Ve o arkadan çıkan dış öndeki süt dişin yerine hemen sahip çıkıp onun yerini aldı hızlıca.
Derken yandaki dişin arkasında 2. kalıcı diş belirdi. O da kısa bir süre sonra havuç yerken rahatsız etti Can’ı ve yine bir ip operasyonuJ
1-IMG_0974

Hızla uzuyor ve yerini alıyor o da öndekinin. Ama o yerini alma ve uzama faslında o eski güzel gülüşün yerini bir süre eksik dişli bir gülüş alıyorJ

Sizin de dişiniz hiç iple çekildi miJ

19 Eylül 2012 Çarşamba

6.YAŞ




Bugün tam da 5. yaşını doldurup 6. yaşına bastığın gün.

Biz ise senin doğum gününü babanınki ile birlikte 3 gün önce kutladık.

3 gün önce 3 gün sonra fark etmiyor da 1 yıl çok fark ediyor…

Çok değiştin son bir yılda…
Artık koca adamsın bir kere… Tek değişen boyun kilon değil elbette. Zevklerin değişti, ilgi alanların değişti gelişti, artık benden çok babana yakınsın. Bunu kardeşin doğmadan önce yapmaya çalışmıştık. Ben kardeşinle ilgilenirken ihtiyaçlarınla baban ilgilendi. Bunun dışında yönünü ona döndün çünkü o yarış oyunlarını benden daha iyi oynuyor. Anne yarış oyunlarını sevmese bile seninle seve seve arabacılık oynuyor her fırsatta neyse ki. Yoksa hiç yanıma gelmeyeceksin diye korkuyorumJ

Bir kardeşin oldu, ilk başta seni hiç etkilemedi. Ne olumsuz ne olumlu bir tepki göstermedin hiç kardeşine. Sanki o hiç yokmuş gibi davrandın. Sevdim ben bu durumu, kardeşine hiç zararın ziyanın yoktu.

Oysa şimdi durum değişiyor hafiften… Çünkü sen ne ile oynasan o da dahil olmak istiyor. Elinden almak istiyor. Kurduğun kuleleri, yaptığın legoları, yolları bozuyor. Kayıp lego parçaları hep kardeşinin ağzından, avucunun içinden çıkıveriyor. Ve bizden azarı işiten sen oluyorsun, oyuncaklarını ortada bıraktığın için.
Ve sen artık tepki gösteriyorsun bu duruma… Biz de sana tepki gösterince kırılıyorsun, kızıyorsun… Bize kızıyorsun aslında kardeşine değil ama bize kızgınlığını da kardeşine tepki göstererek bize gösteriyorsun yine aslında…

Benden epey uzaklaştığını düşünsem de sana sarıldığımda seni okşadığımda tekrar o küçük çocuk olduğunu görüyorum. Anne şefkatiyle sakinleşen, huzur bulan çocuk…
Anne de sana sarıldığında huzur buluyor çok hem de…

Sen mutlu ol diye yapıldı bu doğum günü… Kardeşine yapılan doğum gününden aşağı kalmasın en az onunki kadar güzel olsun istedim.

İnsanlar geldi, hediyeler geldi, mutlu oldun.

Baban sordu oğlum hadi anlat nedir duyguların doğum gününde bir sürü hediyen oldu diye. Duygu nedir dedinJ

Öğreneceksin elbette dilimiz döndüğünce anlattık sana duygunun ne olduğunu...



İyi ki doğdun, iyi ki Can’ımız oldun… Nice güzel yaşların olsun…


Doğumgününde annen misafirlere tuzlu ve tatlı köşesi oluşturdu. Temayı lacivert rengi olarak düşündü. Örtülerini bu şekilde seçti serdi.
6 yaş kurabiyeleri yaptı sana, teşekkür etti gelenlere, ağaca astı.




Babanın ve senin doğum günündü. Birlikte olan fotoğraflarınız yer aldı büfede. İsimleriniz ise her kapıda her köşede idi. Selen Teyzen yardım etti, İyi ki doğdunuz yazdı lacivert üçgen bayraklarda…


































Evin giriş kapısında ise dev afiş vardı. 



Menümüz ise şöyleydi.

Tuzlularımız:
Minik Tuzlu Çörekler
Biber dolması
Zeytinyağlı Yaprak Sarma
Bulgurlu Kıymalı Börek(Avcı Böreği)
Yoğurtlu Cevizli Havuç Salatası
Kısır









Tatlılar:
Tiramisu Tart
Fındıklı tarçınlı kurabiyeler
Kakaolu 6 yaş kurabiyeleri
Doğumgünü pastası (Limonlu Cheesecake)

İki katlı cheesecake yaptı annen. Üzerine daha önceki doğumgünü pastanızın figürlerini koydu ve geriye hiç dilim artmadı. Bu iyiye işarettiJ




Hepsinin tarifini buraya yazalım kısım kısım ki yapmak istediğimiz vakit hemencecik bulabilelim... Tariflerle burada olacağız yakında.

Sen ise iyi ki doğdun yine...

Nice güzel renkli, gezmeli, eğlenmeli, sağlıklı, huzurlu, mutlu doğum günlerin olsun...



23 Eylül 2011 Cuma

4 Yaşı Uğurlamaca ve Yeni Kreş Maceramız...

number-4-shaped-pinata1


Bu hafta başı itibariyle Can'ın bir yaşını daha uğurladık. 3 gün öncesinde babamızın doğumgünü ile birleştirip yaptığımız Sürpriz doğumgünü kutlamasına katıp kutladık ama bir kutlama da yeni kreşinde yapmak üzere. Çünkü geçen sene kreşinde kutlanan doğumgünlerinde hep içerlemiş, benim neden kutlanmıyor diye isyan etmiş. Vakti geçirmiştik biz. Kreşe başlayalı daha birkaç hafta olmuştu o vakit ve ayın yarısını evde istirahat ile geçirmişti kreş-hastalık döngüsünden dolayı. Sonrasında işler rayına oturmuştu neyse ki.


Bu sene yeni bir kreşe başladı Can... Geçen hafta bir saat ile başlayan alıştırma haftası sonrası bu hafta başı itibariyle 08.00-15.00 uygulamasına geçildi. Geçen seneden içimiz rahattı, Can en ufak bir sorun olmadan kreşe alışmıştı çünkü... Bu sene ne olabilirdi ki!!!


Oldu! Can bugün ağlayarak çıktı sınıfına... Dün onu kreşe bırakıp eve döndükten sonra Öğretmeninin telefonu ile okula dönüp almak zorunda kaldım. 


Sebepleri neler olabilir peki?

  • Yeni okulunda kreşe gelip sınıfta oturan veliler(benim annem de beklesin o zaman mesajı hemen uyanıyor)
  • Okula henüz alışamayıp ağlayan annesini, babasını, babannesini... isteyen çocukların oluşturduğu tablo( benim bile ağlayasım isyan edesim geliyor bu tabloyu görünce, Can'da bu furyaya katılmakta sakınca görmüyordur)
  • Geçen sene çalıştığım için alıştırma  sürecinde Can'a babanne ve dedenin eşlik etmiş olması, bu sene bu görevi benim devralmış olmam(İki gün önce dedesi de onunla kreşe kadar gittiği halde ondan kalmasını istememiş, oysa dün ve bugün benim kalmamı istemişti, okulda dedeler değil anneler kalıyordu çocuklarıyla çünkü)
  • Geçen haftaki alıştırma haftasında bir hata olarak velilerin sınıflarda beklemesi, ben de dahil!( geçen hafta beklediyse bu haftada beklesin o zaman mesajı!)
  • Dün özellikle Öğretmeni ile görüşmek için Can'ın sınıfına kadar çıkmış olmam... (çıktın madem kal o zaman mesajı!)
Okula gitmek istiyor ama benim de onunla gelmemi ve bir köşede onu beklememi istiyor. 
Bugün bu isteği karşısında olumsuz cevap verince tamam sadece gel hemencik gidersin de anlaştık. Kanıp gittim ama bu istek o nokta da 5 dk bekle git pazarlığına dönüştü. Aslında tamamdı da bu şekilde ben kendimi tutup da öğretmeni ile bir görüşeyim demeseydim. O noktada sınıfa çıkmaları aşamasında istek sen de sınıfa gel'e dönüştü.

Onlar sınıfa çıktı, dışarda biraz bekleyip, döndüm. Bilinçli, deneyimli bir öğretmenleri var içim rahat.
2 saat geçti halen telefon yok, güzel o zaman...


İşe dönmeme 1 hafta kaldı sadece... 
Bakıcımızla(çocuk gelişimi mezunu evli iki çocuklu bir bayan) ilgili de içim rahat ancak İpek'i bırakıp işe gitmeye alışmam biraz vakit alacak sanırım. 
Birlikte geçen 3 aydan sonra artan bağların ardından gelişen tablo... 
Böcüğüm uyuyor... 2. ayın sonlarına doğru kavuştuğumuz uyku şeklinde...
DSC00571

27 Haziran 2011 Pazartesi

GERİYE SAYIM 3 GÜN- DENİZ SEZONUNU AÇTIK...

Günübirlik de olsa deniz sezonunu açmış olduk geçtiğimiz Cumartesi geriye sayım 5. günde...
İpek madem henüz teşrif etmedi deyip Kilyos sahillerinin yolunu tuttuk...
Hepimize çok iyi geldi bu gezi...
Denizin hem ruha hem bedene verdiği şifa ile...
DSC05472DSC05514

Can ile babası kocaman bir kale yaptılar sahilde...
En sevdiği uğraşlardan biri toprakla kumla oynamak...

Ameliyattan geriye mızmızlanmalarımız ve biraz da hastalık psikolojisi kaldı sanırım. Boğaz+kulak ağrıları 10.gün itibariyle sona erdi ancak şimdilerde de diş ağrısından bahseder oldu bir iki gündür :( Bu durum devam ederse dişçiye görünmemiz şart.

Bu psikolojiyi atmaya çalışıyoruz şimdi de. Düşüp de dizi sıyrılsa en az bir yarım saat ağlar oldu. Eskiden böyle değildi durum, düşse bile devam ederdi kaldığı yerden, uzun ağlamalar yoktu...
Bu durumun da tez vakitte düzelmesi dileğim. İpek doğmadan önce bu yönde bir şifaya da ihtiyacımız var.

DSC05518

DSC05491

İpek ile biz de deniz kenarında şemsiye altında manzaranın ve dalgaların sesini dinlemenin keyfini çıkardık... Bu hafta sadece denize şöyle bir girip çıktık, suyun tadına baktık...
DSC05486

İpek Kızı artık bu haftadan itibaren ikna çalışmalarına başlamamız gerekiyor, eğer gelmeyip biraz daha keyif yapmak ister ise...

Yüzmenin doğumu çabuklaştırdığı söylenir. Eşimin teyzesi ilk hamileliğinde denizden çıkıpta doğuma gittiğini anlatır.

İpek kızın elbet geleceği bir vakti saati vardır ancak o vakit bu haftaiçi olmaz ise, her haftasonu bol bol yüzerek geçecek benim için demektir:)

Geriye Sayım 4 Gün ise Polonezköy taraflarında doğayla içiçe geçti. 2.Köprüden çıkar çıkmaz saptığımız Çavuşbaşı-Polonezköy yolu boyunca İstanbul'dan çok uzaklara gittik sanki. Ormanın şifasına kavuştuk yol boyunca ve kahvaltı süresince . Havanın yağışlı oluşu ve serinliği ile birlikte, Karadeniz'den diyarlara ışınlanmıştık sanki bir anda köprü sonrası...
IMG_5527

Kahvaltıyı derenin manzarasında açık havadaki ahşap balkonlarda yaptık, ağaçlar altında.
IMG_5484

Doğanın içindeydik gerçekten, sağımızda solumuzda onlarcasını gördüğümüz bu tırtıllar ile mutlu olduk. Gerçekti, doğaldı... Hepsi bir süre sonra şahane birer kelebek olacaklardı...
IMG_5609

Polonezköy'den yola çıkıp Pendik taraflarına gidelim dediğimizde ise yol üzerinde solumuzda beliren göl bizi kendine çekecekti. Zaman zaman yağmurlu, zaman zaman ise güneşten gökyüzüne bakamadığımız vakitler vardı. Ama rüzgar her daim vardı ve bu uçurtma demekti bizim için... Tam vaktiydi, bir başka şifa kaynağı oldu bize...
IMG_5658IMG_5652

22 Haziran 2011 Çarşamba

GERİYE SAYIM SON HAFTA

Can geçtiğimiz cumartesi yani 4 gün önce Bademcik+Geniz eti ameliyatını oldu... Olma sebebi bademciklerinin haddinden büyük olması solunum yollarında kışın özellikle geniz eti ile birlikte tıkanma oluşturması idi. İri bademcik sahibi olunduğunda aynı zamanda geniz eti de benzer büyüklükte oluyormuş. Operasyon sonrası alınan bademcik ve geniz etlerini gördüğümüzde böyle olduğuna şahit olmuş olduk gerçekten de...
Yoksa bize hiç problem çıkarmadı bademcikleri şimdiye dek. Bilakis onu korudular belki, arkadaşları bademcik enfeksiyonu geçirirken o geçirmedi çoğu zaman. Ancak genizden konuşması ve gece horlamaları yüzünden rahat uyuyaması, beslenme zorluğu da olumsuz tarafları idi. Yazın değil ama kışın bizi zorlayan tıkaçlar oldular hayatımızda...

En basit operasyonlardan biri sanırım bademcik+geniz eti alınması, Can'ın odasından ayrılması ve uyanmış halde dönmesi yarım saat sürdü. Ama iyileşme süreci ve sonrasında yarattığı ağrılar, yeme&içme güçlüğünü göz önüne aldığınızda da en zor geçirilen operasyonlardan biri olduğunu gördük yaşadık... Operasyon kararı öncesinde çevremdekilerle paylaşıp deneyimlerini öğrendiğimde olumsuz cevapla pek karşılaşmadım. Herkes operasyon sonrası bol bol dondurma yeme imkanına kavuştuğundan bahsediyordu. Bu hoşa giden birşeydi.
Eşim de bu gruptandı. Arada bir fark vardı eşim ve sorduğum kişiler bu operasyonu 7-8 yaş üzerinde olmuşlardı. Can ise yaklaşık 4 yaşındaydı ve dondurma ile de arası iyi olan bir çocuk değildi...

Ameliyat sonrası zordu, hem de çok zor. Bugün 5. günümüz. Bu kadar ağrılı ve zor bir süreçten geçeceğimizi bilsek böylesine rahat gidemezdik hastaneye ameliyat öncesi.

Can'a ameliyat öncesi bu durumu uygun bir dille anlatmam gerekiyordu. Bir AVM deki oyuncakçının kitap reyonlarında dolaşırken şu kitaba rastladım.
Erken_ocukluk_Kitapl_Hastanede_en_ucuz____hastanede_739

3-6 Yaş arası çocuklara uygun, anlayabilecekleri bir dile sahip olan bu kitabı alıp defalarca okuduk. Kitap, Tubitak Yayınlarından. Bir çeviri olan kitapta kahramanımız Murat kulak ağrısı çekiyor, doktora gidiyor, ameliyat durumu oluşuyor, ameliyatını oluyor, ağrısız bir şekilde evine dönüyor. Kitap hastanede nasıl bir ortam olduğundan, bir ameliyattan önce ve sonra neler yaşandığından bahsediyor. Çocukların uzun uzun bakabileceği, bir şeyler öğrenebileceği ve üzerinde konuşabileceği ayrıntılara, resimlere sahip bir kitap. Sayfalar arasına gizlenmiş sarı ördekçiği bulma oyununu Can çok sevdi.
Bu sebepten Can'da ameliyat öncesi en ufak bir olumsuzluk yoktu. Biraz hava koklayacaktı, uykuya dalacaktı o kadar. Sonrasını ne o ne de ben böyle düşünemezdik...

Ameliyat sonrası ağrıyla geçecekti. İlk yudum suyunu ancak ertesi günün akşamı içecekti, ardından ise bir kinder süt dilimi yiyecekti sadece. O bitkin sesiyle yatağından kalkıp anne bak ben artık iyileştim yiyebiliyorum içebiliyorum dediği an bir mucizeydi sanki.
"Bana kinder süt dilimi verebilirsin artık".
İlk istediği şey bu olmuştu. Doktor yesin yeter ki soğuk olsun yediği şeyler dediği için soluğu buzdolabında almıştım bile. Oysa ki bu sevincim kısa sürecekti, bu isteğin devamı gelmeyecekti takip eden zamanlarda. Geçici bir iyileşme hissi haliydi sanırım. Her gün yiyebildiği şeyleri not eder hale gelmiştim.
Bademcik operasyonu sonrası yaraların kapanması ve sonra kaplayan kabuğun düşmesi ile geçen iki ayrı süreç var. İkinci sürecin başı da aynı derecede ağrılı geçiyormuş. Yani her gün azalan bir eğilim seyretmiyor ağrı düzeyi. Kişinin yaşına ve iyileşme sürecine göre belli günlerde yeniden ikinci bir pik yapıyor ağrı.

Hiç sevmediğim halde buzdolabını çeşitli danone ürünleri ile, janjanlı ambalaja sahip ürünlerle(çilekli süt...) dolduracaktım. Can'ın marketten ara ara istediği ama kinder süt dilimi haricinde alınmayan ürünlerle.
Sadece bir kinder süt dilimi hakkımız vardı öncesinde. Gerçekten katkısız olduğuna inandığım bir ürün olmasından sebepti. Ama onu bile bir daha eve sokmak istemiyorum şu an itibariyle... Normal yeme düzenine yeterki geçelim.
Bütün bu istediği sevdiği şeylerden, onca janjana rağmen çok az yiyebildi 4 gün boyunca. Yedikleriyle ancak bir kuşun karnı doyabilirdi. Her su içişinden sonra ağladı. 1. ve 3 gece ağrılarla geçti. 2. ve 4. gece ise iyiydi, bu sabah ise kulak ağrısı ile uyandı. Hemen şurubuna sarıldık. İlk 4 gün boyunca su içmedikçe iyice kuruyan boğazı sonraki denemelerinde daha ağrılı cevap verdi. Ağrı kesici şurubu içmedi, o kadar çok ağladı ki şurubu içmeden önce ya da sonrasında bir daha cesaret edemiyorduk biz de, çünkü ağlaması da iyi değildi boğazı için. Şurup biraz asitli bir yapıya sahipti ve yutarken ağrıyı beraberinde getiriyordu ve tadı da çok kötüydü. Şurubu 4. gün değiştirmeye karar verdim. Evdeki diğer parasametol ve ibufen içeren şurupların tadına baktım ve en beğendiğim tada sahip olanı vermeye başladık. Sonuç olumluydu. Doktorun verdiği şurup ile hemen hemen aynı mg parasetomol değerini içeriyordu. Artık Can çok az bir sızlanma ile içiyordu şurubunu ve böyle olduğu için de şuruptan yarım saat sonraki süreçte beslenebiliyordu.
Ağrıların yoğun olduğu dönemlerde şurup yerine iğne şeklinde ağrı kesiciler tercih edilebilir diye düşünüyorum şimdi. Çünkü çocuğun daha çabuk toparlaması için yemesi içmesi gerekiyor. Özellikle yazın susuz kalmaması çok önemli. Şurupların ise içerdikleri ağrı kesici miktarları çok çok sınırlı. Ve en temel öğeyi suyu dahi içemeyen bir çocuk için acı bir şurubu içmek işkence gibi. Sonrasında o acı tadı gidermek için suyu dahi içemiyorken peşinden.
Her çocuk bu kadar ağrı çekmiyor olabilir. Ama ağrıdan su dahi içemiyor durumdaysa doktoru ile de görüşerek iğne düşünülebilir diyorum şimdiki deneyimimle. Biz bu süreci pes edip ağrı kesici kullanmayarak geçirmiş olduk.

Bugünden sonra herşey daha iyiye gidecek diye umuyorum. Öğlen ağrı kesici şurup sonrası bir kase çorba içebildi. Şimdiye kadar ki denemelerim ya tamamen olumsuzlukla sonuçlanmıştı ya da 4 tatlı kaşığı ile sınırlı kalmıştı.

Şu an itibariyle tek isteğim bebek doğmadan oğlumun eski sağlığına kavuştuğunu görmek. Kaybettiği kiloyu almasını, sesinin yine eskisi gibi güçlü çıktığını duymak istiyorum. Şu anki halsiz sessiz konuşmalarını her duyuşumda gözlerim doluyor, bazen kendimi tutamıyorum da. Ameliyat sonrası ilk iki gün ise daha yoğundu bu durum. O yiyemediği için ben de yiyemedim, su dahi içmek istemedim. O ağlarken ağrı duyarken sakinleşsin kendini iyi hissetsin diye kucağımda gezdirdim durdum. İpek kız bütün bunlara katlandı:( Böylesi İpek bebeğe haksızlık idi ama anne yüreğimle buna da engel olamıyordum. Şimdi yavaş yavaş eski düzenimize kavuştuk neyse ki.

İpek Bebeğe gelince;
2 gün önceki kontrolümüzde, suyumuz normal, nst sonuçlarımız normal idi. Henüz 3 kgyu ancak yakalamış olan İpek Kız bir süre daha rahat yerinde kalacak sanırım. Acelemiz yok bizim de, 1 hafta var 40 haftayı tamamlamamıza daha.

Gelmek için abisinin iyileşmesini ve kendisini mutlulukla huzurla sağlıkla karşılayacağımız günleri bekliyor olsun...

13 Haziran 2011 Pazartesi

CAN'IN YILSONU GÖSTERİSİ

Yaşla beraber o kadar azalıyor ki heyecanlar, kalp pıtpıtları...
Sebebi türlü türlü... Hayatı güzel kılansa o pıtpıtlar oysa ki, ve bu yüzden o kadar kıymetliler ki... Çok sık çıkmıyor karşımıza... Oysa ki çocukken her an yanıbaşımızdalardı...

Can'ımın ilk yılsonu gösterisi bu azalmış heyecanı doruğa çıkardı bir anda...
Gösteri boyunca yüzümde kocaman bir gülümseme ama gerçekten en kocamanından...
Heyecandan yerinde oturamama... Ağızdan çıkan şaşkınlık mutluluk telaş sözleri... :)



IMG_4920

5-6 dakikalık bir dans gösterisi boyunca oldu bunların hepsi...
Gösterinin geri kalanı da benzer heyecanla geçti, çocuklar bizim çocuklar olmasa da, aynı ortak emeğin yolcuları olmaktan sebep...
Gösteri mekanına giderken heyecan&mutluluk...
Beklerken...
İzlerken...
Dönerken halen süren...
IMG_4895

Ne izleyeceğimizi bilemeden oturuyorduk, bir dans gösterisi olduğunu öğrenebilmiştik sadece, Can zaten bunun ipuçlarını veriyordu.
Ve işte karşımızdalardı... Can'ım pistin ortasında, güzel dans eşiyle...

IMG_4685

Ne büyük mutluluktu o an... Hiç bitmesin istenecek türden...
IMG_4687

Onun artan gülümseyişi ile olmayan dünyalar da artık benimdi...
IMG_4695

Gösteri sonunda selamlayışları bile ayrı güzeldi benim için...
IMG_4704


Ne güzeldi, oğlumun anane-babane ve dedeleri de oradaydı... Gösteri boyunca ara sıra gözümü onlara çevirdiğimde aynı mutluluk ve heyecanı gördüm onlarda da...
Hepimiz çocuklar gibi şendik...
Bizi de kattılar kendi aralarına biz de birer çocuk oluverdik.
Sahnedeki çocuklardan tek farkımız gözlerimizde belli belirsiz bir nemi de beraberimizde taşıyorduk...
Çocukken sevinçten de ağlanabileceğini öğrendiğimde çok ama çok tuhaf gelmişti bana...
Anlamak için anne olmam gerekiyormuş...

IMG_4910

4 Haziran 2011 Cumartesi

GERİYE SAYIM 4.HAFTA- KITALAR ÖTESİ BİR ETKİNLİK ve KİTAPLAR

Yaklaşık 1 ay kadar önce şu etkinliğe katıldım,

postcard_swap_450px1
Hiç haberimiz olmayacaktı...
Ela'nın annesi, senin sayende haberimiz oldu etkinlikten, çok ama çok teşekkürler

Kartpostal almak ve göndermekle ilgili özlemimi şurada anlatmış ve geçtiğimiz yeniyıl öncesi bir nebze gidermiştim...
Etkinliğin özeti, küçük çocuklu ailelere özel, uluslararası kartpostal gönderimi olması. Size çıkan 5 aileye çocuğunuz ile birlikte kart hazırlayıp gönderip, kime çıktığınızı bilmeden de 5 aileden kart bekliyorsunuz...
Bize çıkan ailelerin bilgilerini almamızla iyi ki katılmışız bu etkinliğe dedim daha bize gönderilecek kartlarımızı almadan...
Etkinliği düzenleyen annenin de adresiyle birlikte bize çıkan adreslerin hepsi farklı farklı ülkelerden ve kıtalardandı hatta... Amerika, Kanada, İngiltere, Fransa, Hindistan ve Avustralya...
Kartları alma işi bir akşama sıkışınca yolumuz ve ümidimiz mahalle aralarındaki kırtasiyecilere düştü, Can ile müzeye gider gibi mahalle aralarındaki kırtasiyecileri dolaştık kart bulmak için...
IMG_1215
Oyuncakçıya girmiş kadar keyifli ilgiliydi Can, artık yaşı okul çağına geliyor neredeyse, 1 yıl sonrası onun için anaokulu başlangıcı olacak...
Kartlarımızı seçtik, yazdık ve cumartesi açık olduğunu öğrendiğim postaneden gönderdik onları...
IMG_1225IMG_1216
Daha bir haftayı tamamlamadan 6. günde Amerikaya gönderdiğimiz kartın yerine ulaştığını da öğrenmiş oldum Sevgili Levi'nin annesinin bloğuma bıraktığı mesaj ile... Oysa yılbaşı vakti Ankara'ya arkadaşıma gönderdiğim kart tam 3 hafta sonra ulaşmıştı! Şaşırtıyorsun beni Türkiye Postası...

Geçtiğimiz Perşembe biz de ilk kartımızı aldık Hollanda'dan... Can'ın posta kutusundan kartı alması benim için büyük mutluluktu... İlerde büyüdüğünde kartlar mektuplar hayatında ne kadar yer eder bilmiyorum ama ucundan da olsa yaşasın görsün bilsin bu kartpostal işini...

Diğer kartlarımızı heyecanla bekliyoruz... Gelen kartlara yeniden kart yazıp göndermek ise işin bir başka heyecanı mutluluğu...

Kitaplara gelir isek... Kitaplığımda çocuk yetiştirme kitapları üzerine ufak bir birikim oluştu sayılır. Artık 2.çocukta ne kitabı demeyip dayanamayıp aldım yine birkaç kitap sanki ilk hamileliğim, ilk çocuğum gibi yeni baştan okuyup hatırlamakta sakınca yok deyip, okumayı sevmenin bahanesiyle...
IMG_4197

Can'ın kreşinden ödünç alarak okuduğum 4 kitapda çerez gibi tatlılıkla okundu diğer kitapların arasında...
Bu son 4 hafta kitap okumak için de değerlendirilmesi gereken bir dört hafta benim için...
Elim hep şimdiye kadar okuyamadığım dünya klasiklerine gidiyor... Balsac ve Dostoyevski var daha sırada. Yetişir mi 4 haftaya acaba...

IMG_4199

20 Ekim 2010 Çarşamba

DOĞAÇLAMA HAVUÇLU MUFFIN, ÇİKOLATALI KURABİYE VE YENİ ARKADAŞLAR

Pazar günü, güneşli havanın son demlerini içmeye mekanımızdaydık…

Yanımızda havuçlu muffinler ve çikolatalı kurabiyeler…
Kahveler işin ustasından…
IMG_2523
Havuçlu muffinler tamamen doğaçlama…
Semt pazarından kilo kilo aldığım havuçları sıkmaya fırsat olmayınca kek içinde bir kısmını kullanmak iyi fikirdi, en az bir 5-6 tanesi rende olarak yer aldılar. Gerisi bilindik kek malzemeleri; 3 yumurta, 1 su bardağı toz şeker, 1 su bardağına yakın sıvıyağ, kabartma tozu, şifalı baharat karışımı(zencefil, zerdeçal, tarçın, muskat)…

Seviyorum kek yapmasını, artık tarifsiz sadece el&göz kararı ile çırpıp, ondan bundan gönlümce ekleyerek mutlu sonuçlara ulaştığım pofuduk lezzet benim için… İster kelepçeli kalıpta, ister muffin kağıtlarında ister baton kalıpta...
Baharatları kullandıkça da mutlu oluyorum. Aldıklarımı kullanıyor, bayatlamadan tüketiyor olmak çok güzel…

Yakında bu kurabiyeyi de tarife hiç göz atmadan yapar hale geleceğim….
Bu sefer ki kakaomuz melez çıktığından açık renk aldılar. Bir sonraki yapışta keçiboynuzu tozu ile yapılacaklar. Faydasını biliyordum da toz halinin kakao yerine kullanılabildiğini bilmiyordum.
Seviyorum bilen bildiren insanları. Teşekkürler Ayça, Berceste

IMG_2519IMG_2525

Mekânın Pazar günkü güzelliği çocuklu ailelerin yoğun olarak tercihi olması…
Can’a arkadaş demek bu…
IMG_2617

Çekingenliğin “Ç” sinden haberi olmayan Can hemen kendi akranlarını bulur…
IMG_2534

Son 3-5 ayda başladı bu durum. Öncesinde yaşıtları görünmez adamcıklardı onun için sanki…
Şimdi ise nerede görse hemen seçip arkadaşa koşar oldu…
IMG_2527IMG_2610

Bisikleti ya da scooterı farklı, cafcaflı olanlar gözdesi her zaman:)


Çikolatalı Cevizli Kurabiye:
(Chocolate chips cookie)

IMG_2506
Malzemeler:
125 gr tereyağ(dışarıda beklemiş, yumuşamış)
120 gr toz şeker
15 gr kakao(koyu renk tercih edin)
100 gr ceviz içi (iri kırıklar halinde)
125 gr Damla çikolata(Madlen çikolata kırıkları da olur)
1 Yumurta
Aldığı kadar Un

Yapılışı:
Tereyağı ve toz şekeri çırpın. Yumurtayı ilave edip yedirin. Diğer bütün malzemeleri ekleyerek karıştırın. Ele yapışmayan katı bir hamur yapıp buzdolabına yarım saat beklemeye kaldırın. Yarım saat sonra buzdolabından çıkarıp dondurma kaşığı ile parçalar koparıp elinizle şekil verip 180 dereceli fırında 10-15 dakika pişirin.