video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2015 Cumartesi

Álvaro Siza

Equipamiento Deportivo Ribera-Serrallo . Cornellà de Llobregat



16 Mart 2013 Cumartesi

Quadro Nuevo LIVE

1- 35. Uluslararası Burghausen Jazz haftası 1. Mayıs 2004 (01:49:03):
1- Concert at the 35th International Jazzweek Burghausen 1. May 2004 (01:49:03):

1.01. Nature Boy
1.02. Tu vuo' fa'l'americano
1.03. Ansage I
1.04. El Choclo
1.05. Miserlou
1.06. Ansage II
1.07. Canwzone della Strada
1.08. Ansage III
1.09. Giovanni Tranquillo
1.10. Ansage IV
1.11. Chitarra Romana
1.12. Sultana
1.13. Mocca Swing
1.14. Ansage V
1.15. Tango Gosselin
1.16. El Pano Moruno
1.17. Jakob Elija
1.18. Ansage VI
1.19. Libertango
1.20. Bei mir bist du scheen

2. Journey To Italy (00:51:21):

2.01. Fahrt durch die Nacht
2.02. Stra?enmusik I
2.03. Unter den Balkonen
2.04. Gedanken unterwegs
2.05. Im Restaurant
2.06. Unsere Instrumente
2.07. Die Philosophen
2.08. Nature Boys
2.09. Am Mittelmeer
2.10. Vom Psalter
2.11. Stra?enmusik II
2.12. Auf der Suche nach Renzo Modesti
2.13. Toskanische Impressionen

3. Fernsehbericht (TV Documentation)

3.01. Ein Portrait uber Quadro Nuevo "Zwischen Spessart und Karwendel" (09:36)

4. Videoclip

4.01. Mocca Flor (01:33)

Musicians:

Mulo Francel - Saxophones, Clarinets, Mandoline
Robert Wolf - Guitar
Andreas Hinterseher - Accordion, Vibrandoneon, Piano
D.D. Lowka - Acoustic Bass, Percussions

Quadro Nuevo - Zwei Halbe Leben Sind Ganzes, İki Yarım Hayat, Two Half Lives (DVD)

ZWEI HALBE LEBEN SIND GANZES, İKİ YARIM HAYAT

EINFÜHLSAME DOKU ÜBER DAS THEMA REINKARNTATION“ Hamburger Morgenpost

„UNFASSBAR - EMONTIONAL - TOLERANT - UNHEIMLICH“

DEUTSCH

Der 18-jährige Özer lebt in Antakya und erinnert sich daran, schon einmal als Elektriker gearbeitet zu haben. Heute wäre er 39 Jahre alt und hätte eine Familie…wäre da nicht eine Mauer über ihm zusammengestürzt, die ihn unter sich begrub.

Cansu ist 11 Jahre alt und darf heutzutage ihre Kinder aus ihrem Leben als „Lulu“ nicht besuchen, da ihre Schwiegermutter aus dem vorangegangenen Leben jeglichen Kontakt unterbindet. Das will ihr nicht in den Kopf.

Mit viel Einfühlungsvermögen werden vier Kinder und Jugendlichen porträitert, die behaupten, schon einmal gelebt zu haben. Sie leben in Antakya, das im Altertum viel großer war als heute. Es hieß Antiochia am Orontes und war ein bedeutendes kulturelles Zentrum. Antakya ist für Moslems, Juden und Christen ein wichtiger Ort. Die Stadt blickt auf eine lange Tradition der friedlichen Koexistenz verschiedener Volks- und Religionsgruppen zurück. Hier praktizieren Moslems, Juden und Christen sowie Türken, Araber, Kürden und Armenier gegenseitige Toleranz im Alltag. Die Geschichten der Wiedergeborenen sind auf magische Weise mit diesem Ort ind der Südtürkei verbunden. Möglicherweise ist dies auch der Grund, weswegen diese Geschichten genau dort stattfinden. Die berührenden Melodien von Quadro Nuevo geben die mystische Atmosphäre der Region wieder und nehmen den tragischen Schicksalen der Kinder ein wenig die Schwere. Ein besonderes Highlight im Film ist die Zusammenkunft der verschiedenen Religionsoberhäupter, wie es so noch nie dokumentiert worden ist.

Der Autor und Filmemacher Servet Ahmet Golbol stammt selbst aus Antakya. Als sohn türkischer Migranten, die in den 70ern nach Deutschland gekommen sind stellt er auch Fragen an seine eigene Geschichte. Auch er hat zwei unterschiedliche Leben, zwei Kulturen in sich zu vereinen.

TÜRKÇE

İki yarım hayat bir bütündür

„Hassas, Empatik, Reenkarnasyon içerikli bir Belgesel. “ Hamburg yerel gazetesi.

„İnanılmaz - Duygusal - Toleranslı – Esrarengiz. “

18 yaşındaki Özer Antakya’da yaşar ve bir zamanlar Elektirikçi olarak yaşadığını hatırlar. Üzerine düşen duvar onu ezmemiş olsaydı, bugün 39 yaşında ve bir Ailesi olurdu.

Cansu şuan 11 yaşında, önceki hayatında „Lulu“ kişiliğinde. Kayınvalidesi tarafından çocuklarını görmesine izin verilmez ve bunu kabullenemez. Daha önce yaşamış olduklarını iddia eden dört çocuğun ve bazı gençlerin canlandırmalarıdır. Onlar antik çağda bugünden çok daha büyük olan Antakya’da yaşıyorlardır. O zamanki ismi Orontes’deki Atiochia’dır, önemli bir kültür merkezidir.

Antakya Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için önemli bir yerdir. Şehir farklı etnik ve dini grupların barış içinde yaşandığı uzun bir geçmişi vardır. Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar gibi Türkler, Araplar, Kürtler ve Ermeniler günlük yaşamlarında birbirlerine karşılıklı hoşgörü içerisinde yaşamlarını paylaşmaktadırlar. Rejenere öyküleri sihirli bir şekilde Türkiye'nin güneyindeki bu yer ile bağdaştırılır. Belki de bu hikâyelerin orada gerçekleşmesinin nedeni de budur. Quadro Nuevo’nun duygusal melodileri bölgenin mistik atmosferini yansıtır ve çocukların birazda olsa trajik kaderlerinin ağırlığını hafifletir. Filmin özel vurgusu ise, şimdiye dek bu şekilde Belgesellendirilmemiş olan, farklı Dini liderlerin buluşmasıdır.

Yazar ve Yönetmen Servet Ahmet Golbol kendisi de Antakyalıdır. 70'li yıllarda Almanya'ya gelen bir göçmen Türk ailesinin oğlu olarak, o da kendi tarihini sorgular. Aynı zamanda iki kültürü kendi içinde bağdaştırmaya çabalayan, kendisinin de iki farklı hayati vardır

26 Şubat 2013 Salı

Ceylan Ertem "Sezen Aksu Tribute" Son Bakış

Ceylan Ertem "Sezen Aksu Tribute" Son Bakış
Söz: Aysel Gürel, Müzik: Onno Tunç
Lyrics: Aysel Gürel, Composer: Onno Tunç

Kuş Masalı
Başka kapılarda duruyoruz bu sabah
Başka kapıların zillerini çalıyor ellerimiz
Birini gece çalıyorsa, birini kuşlar alıyor
Birini gece susuyorsa, birini kuşlar çağırıyor
Sustunuz, susmayınız "Sadece Boktan Bir Sabah Bu Sabah"
Birsen Tezer

"Gözlerin gözlerimden ayrılmasın istedim, oysa biz seninle hiç göz göze gelmedik"

25 Ocak 2013 Cuma

28 Kasım 2012 Çarşamba

Cyminology - As Ney

Antik Pers İmparatorluğu’nun musiki kültürü ve edebi eserlerinden etkilenerek, bu tema üzerine kurulu eşsiz bir müzik ortaya koyan Cyminology, varlığıyla doğu-batı kültür köprülerine bir yenisini daha ekliyor. Güçlü ve ritmik olmasına rağmen kimi zaman hassas ve kırılgan bir hale dönüşebilen müzikleri ile bir kategoriye dahil edilmesi çok güç olan Cyminology, Alman-İranlı Cymin Samawatie’nin olağanüstü vokaliyle zenginleşiyor.

Cymin Samawatie - vocals
Benedikt Jahnel - Piano
Ralf Schwarz - Bass
Ketan Bhatti - Drums

13 Kasım 2012 Salı

Ballaké Sissoko - At Peace

Ballaké Sissoko "At Peace" Albümünden - Kalata Diata,

Keyifli dinlemeler.

9 Kasım 2012 Cuma

Yasmin Levy - Libertad "Freedom, Özgürlük"

İstanbul'dan Tel Aviv'e; Flamenko, tango, fado sanki hepsi bir arada. Geniş bir coğrafya "Yasmin" renginde fısıldanıyor kulaklara. Tek yapmanız gereken sakin bir şekilde uzun uzun dinlemek, onunla tanışmak.

"Adama Music" adına Ben Mandelson'un yapımcılığını üstlendiği 'Libertad' ('Freedom') adlı albüm, Avrupa'da Harmonia Mundi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Yasmin için yeni bir müzikal yolculuk olan albüm, sanatçının Ladino dilinde okuduğu parçalar üzerinde büyük etkisi olan İspanyolca ve Türkçe şarkılara yoğunlaşması ile, kendine has bir duruş ortaya koyuyor.

Yeni albüm, Yasmin'in müziğe bakış açısını ve coşkusunu daha önce hiç olmadığı kadar açık bir şekilde ifade ediyor. Sanatçı, "Bu proje, şu an hayatımda kim ya da ne olduğumu, nerede olduğumu ortaya koyuyor. Kendimi her açıdan özgür hissediyorum" diyor. Bu yeni özgürlük hissinde ilk çocuğunu doğurmuş olması da çok büyük bir etken. Yasmin özgür duruşunun yanına olgunluk ve güven duygusunu da ekleyince, dinleyicileri ile daha önce hiç olmadığı kadar açık ve rahat bir ilişki kurmayı başarıyor.

Bu yeni "özgürlük" albümdeki parça seçiminde de hissediliyor. Toplam 12 şarkının 7'si Yasmin'e ait. 'Libertad' ayrıca, Türk müziğinin incilerinden biri olan ve Sezen Aksu'nun yorumuyla akıllara kazınan "Firuze"(Aysel Gürel), en iddialı Farsça parçalardan biri olan "Recuerdo" ("Soghati") ve bir Enrico Macias klasiği olarak "Adieu Mon Pays" gibi parçalrın yorumlarını da içeriyor. Yasmin Levy albümlerinin vazgeçilmezleri olarak gösterilen birkaç Ladino da albümde yerini alıyor.

8 Kasım 2012 Perşembe

Jordi Savall, Gürsoy Dinçer, Montserrat Figueras, Lior Elmaleh, Hespèrion XXI - La Sublime Porte; Voix d'Istanbul(The Voice of Istanbul) 1430-1750

Jordi Savall, İstanbul albümünün başarısının ardından Doğu'yla Batı arasındaki sınırları yeniden geçiyor ve bu sefer Osmanlı İmparatorluğu'nun değişik ses (şarkı) geleneklerini ustaca inceliyor.

“Bab-ı Ali”nin (ya da “Bab-üs Saade” denilen Osmanlı sarayının) çevresindeki Osmanlı, Rum, Sefarad, Ermeni vokal ve enstrumantal eserlerini içeren “İstanbul’un sesleri” adındaki bu kayıt, Moldavyalı Prens Dimitri Cantemir’in “Müzik Biliminin Kitabı” adındaki eserinin yayımlandığı zamanlarda İstanbul’daki Osmanlı, Sefarad ve Ermeni enstrumantal müziğine adamış olduğumuz ilk kaydımızın devamıdır. Türk müziği, kültürü ve tarihi hakkında yapma gereğini duyduğumuz sayısız araştırmalar sırasında, Osmanlı tarihi ve uygarlığı konusunda Batı’nın ne kadar şaşırtıcı bir cehalet içinde olduğunun giderek bilincine vardık.

Jean-Paul Roux’nun Histoire des Turcs (Türklerin Tarihi) adlı eserinde dediği gibi, “Türkler hakında hayal edebileceğimizden çok daha fazlasını biliyoruz, ama bildiklerimiz arasında hiçbir bağlantı yok”. Okulda öğrendiklerimizden aklımızda kalanlar, Türklerin 1453’te Constantinople’u aldıkları, Muhteşem Süleyman’ın Şarlken’in egemenliğine karşı I. François’nın müttefiki olduğu, ya da 1572’de Hıristiyan ülkelerin donanmalarının İnebahtı’da Türkleri korkunç bir yenilgiye uğrattığıdır. İnebahtı savaşında sol elini kaybeden büyük yazar Miguel de Cervantes, La gran sultana (Büyük Sultan) (1615) adlı tiyatro eserinde Osmanlı âlemini bize ustalıkla canlandırmaktadır. Racine sayesinde Sultan Bayezıt’ı tanırız; Molière’in Bourgeois gentilhomme (Kibarlık Budalası) adlı eseriyle, XVIII. yüzyılda hâlâ moda olan Türk tarzı eserleri öğreniriz. Osmanlı dünyası ve efsaneleri üzerine düşler görmemizi sağlayan yazarların listesi kabarıktır: Théophile Gautier’den Anatole France’a, Lully’den Mozart’a, Pierre Loti’den Victor Hugo’ya; bu arada Lamartine’in ya da Nerval’in sözlerini, Ingres’in ve Delacroix’nın bazı tablolarını, ya da Bellini’nin, Lotto’nun, Holbein’in XV, XVI ve XVII. yüzyıllarda Türkiye’de dokunmuş halılarını unutmadan.

Türklerin hayat tarzından ya da kullandıkları eşyalardan esinlenmiş pek çok şey var çevremizde: Türklerin “köşk” adını verdikleri küçük pavyonlardan gelen “kiosque”lar; Hollandalılar tarafından Boğaziçi’nden götürülmüş olan “tulipe” (lale), adını tülbentle sarılan türbanların biçiminden almıştır; yiyeceklerimizde Türk kökenli pek çok şey vardır, hem yalnızca Türklerin şiş kebap dedikleri etler değil. Osmanlıların Viyana kuşatmasından sonra, Türk kahvesi ve (şehri kuşatanların bayraklarını süsleyen amblemin biçiminden esinlenmiş) ayçörekleri rağbet gören bir lezzet olmuştur; “Bulgar dağ köylülerinin ulusal yiyeceği” olarak tanımlanan yoğurt, Anadolu bozkırlarındaki göçerlerin ezelden beri bildikleri bir yiyecektir ve adı Türkçede “yoğunlaştırılmış süt ürünü” anlamına gelir. Saray, harem, odalık, pala gibi sözcükler, oryantalist ressamların tabloları, kum fırtınaları hayal dünyamızdan hiç eksik olmaz... Böylelikle oldukça az tanıdığımız şeylerden oluşan bir dağarcığımız varken, hayal gücümüze bağlı olarak az çok biçim değiştirmiş bir dizi gerçek dışı imgeye sahip oluruz..

Bab-ı Âli”nin çevresinde bulunan Rum, Ermeni ve Sefarad müzisyenleriyle diyalog halindeki bu harikulade ve büyüleyici Osmanlı vokal ve enstrumantal parçalar, Osmanlı İmparatorluğu’nda gayrimüslim uyruklar için geniş bir inanç özgürlüğü bulunduğunu bizlere hatırlatmaktadır: Ortodoks Rumlar, Hıristiyanlar ve Museviler bu İslam topraklarında kendi inançlarının gerektirdiği şekilde ibadetlerini sürdürebilmişlerdir, tıpkı bu topraklarda konuşulan türlü dillerin Osmanlı şehirlerini birer Babil Kulesi’ne dönüştürdüğü gibi." Jordi Savall, Bâle, 19 Eylül 2011 (Çeviri: İnci Kut)

Gürsoy Dinçer (vokal, Turkey)
Hesperion XXI (topluluk)
Lior Elmaleh (vokal, Israel)
Montserrat Figueras (vokal, Spain)
Jordi Savall (şef)

2 Kasım 2012 Cuma

Zarbang Ensemble - - Call To Love (Bang Mehr)

İran ve Afganistan’ın en iyi perküsyoncularından kurulu Zarbang, kabile ritimlerinden etkilenerek her enstrümanın özüne sadık kalırken, çalgılarını farklı kültürlere de uyarlayabildiklerini gösteren bir topluluk. Dinamik, meditatif ve içe dönük estetik anlayışıyla Zarbang, Sufi ve Fars ritimlerinden yola çıkıp tüm değişken durumlara temas ediyor.

Jordi Savall & Montserrat Figueras & Lior Elmaleh & Hespèrion XXI - Mare Nostrum

Latince "bizim denizimiz" anlamına gelen "mare nostrum" Romalıların, belki de insanlık tarihinde değişim ve dialogların en önemli bölgesi olduğu düşünülen Akdeniz'e verdiği isim. Bu cömertçe hazırlanmış CD kitapta Jordi Savall bizi insanlar ve kültürlerin anası Akdeniz'in gizini keşfetmeye davet ediyor...

"Kökenlerimizi ve trajedilerimizi, anlaşmazlıklarımızı ve umutlarımızı daha iyi anlamak konusunda tarihin bize yardımcı olmasına izin verelim. Ve müziğin, seslerin ve enstrümanların diyalogu aracılığıyla, “Akdeniz” müziksel çeşitliliğinin sonsuz zenginliğinin nasıl bitmez tükenmez bir duygu ve güzellik, diyalog ve keşif kaynağı sağlayabildiğini bize göstermesine izin verelim. Tıpkı Amin Maalouf gibi, biz de “Eğer kafası karışmış insanlığımız için yeniden bir parça umut yeşertmek istiyorsak, sadece kültürlerin ve inançların diyalogundan daha öteye, bir ruhlar diyaloguna geçmeliyiz. 21. yüzyılın başında olduğumuz şu günlerde, Sanatın vazgeçilmez misyonu budur” diye düşünüyoruz." Jordi Savall, New York, 10/15 Ekim 2011

"Jordi Savall tarafından Doğu’dan ve Batı’dan ustaca bir araya getirilmiş bu sözlü ve enstrümantal parçaları dinlemek sıradan bir deneyim değil, zira estetik duygular bir yana, huzur bulan insanlığımızla sihirli bir şekilde sohbet eden çok daha yoğun duygular yaşamamızı sağlıyor.

Yolunu kaybetmiş insanlığımıza biraz olsun umut vermek istiyorsak, sadece kültürler ve inançların diyaloğunun ötesine geçerek ruhların diyaloğuna önem vermeliyiz. 21. yüzyılın başlarında olduğumuza göre, bu tartışmasız olarak sanatın görevidir. Ve farklı zamanlar ve toprakların ürünü olan Akdeniz'den gelen bu harika müziği dinlediğimizde tam olarak bunu hissediyoruz. Birbirinden uzak ve hatta düşman olarak düşündüğümüz medeniyetlerin aslında şaşılacak derecede birbirine yakın ve sıkı bağlarla bağlı olduğunu aniden keşfediyoruz, daha doğrusu yeniden keşfediyoruz. Zaman ve mekandaki bu yolculuğumuzda, alıştığımız çatışmaların aslında yanıltıcı olup olmadığını ve insanoğlu ve kültürlerin gerçek doğasının enstrümanlar, sesler, korolar, ritimler, jestler, doğaçlamalar ve ortak nefesin bu diyalogunda bulunup bulunmayacağını merak edip duruyoruz. Daha sonra içimizde bir inanç filizlenmesinden kaynaklanan derin bir sevinç hissediyoruz: farklı olmak düşmanlığa kapı açmak anlamına gelmek zorunda değil; kültürlerimiz içine girilmez bariyerlerin arkasında kapalı kalamaz; dünyamız sonsuz uçurumlara mahkum değil; hala kurtulabilir... Her şey bir yana, insanlık serüveninin başlamasından beri sanatın asıl amacı bu değil midir?" Amin Maalouf

Gürsoy Dinçer (vokal)
Hesperion XXI (topluluk)
Jordi Savall (şef)
Lior Elmaleh (vokal)
Montserrat Figueras (vokal)

20 Ekim 2012 Cumartesi

Mahsa Vahdat & Mighty Sam McClain; A Deeper Tone of Longing:Love Duets Across Civilizations

Mahsa Vahdat & Mighty Sam McClain; A Deeper Tone of Longing:Love Duets Across Civilizations


1. A Deeper Tone of Longing
2. When You Came
3. Nobody
4. Two Jewels
5. Sun of Iran
6. We Are Sailors
7. My Heart Doesn't Know Borders
8. Refugee of Love
9. Lover's Prayer
10. Coat of Dreams and Silk

1 Ekim 2012 Pazartesi