Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2015 Pazar

Peşk / Ji bo bîranîna Bro Omeri

Bu çalışma, kitap sayfalarının sessiz sığınağında özlediği baharı bekleyen Kürt şiirini, yepyeni bir form ile bir kez daha Kürt halkına armağan etmektedir. Kadim bir halk hazinesi olan şiiri, coşku, hüzün, serzeniş ve umutların melodisiyle harmanlayarak zenginleştiren bu eser, aslında Kürtler için de bir ilki temsil ediyor; ulusu ölümsüzleştiren ölümsüz şairlerin hak ettiği derin saygıyı gözler önüne seren ve değerlerimize sahip çıkmanın önemini hatırlatan bir temsil bu.Doktor, şair ve yazar kimlikleriyle halkına hizmet etmeyi görev bilmiş biri olarak Bro Omerî, gençlerimize rehberlik edebilecek eşsiz bir örnek. Onun gönüllerdeki yerini ve şiirini taze tutabilmek, gelecek umutlarının taze kalması anlamına geliyor. Bu tür çalışmaların sayısı arttıkça, Kürt halkının umutları da yükselecektir. Bro Omeri’nin Klasik Şiir anlayışıyla yazdığı şiirlerdeki imge zenginliği, mısralarına birer kaynak niteliği kazandırmıştır. Mısraların imgeler ardına gizlediği esrarlı mesajlarla bizi bize anlatan bu değerli şairimize ve onun şahsında bütün şairlere karşı bir vefa borcu olarak, Bro Omerî’nin şiirleri Kürt sanatçılar tarafından bestelenerek PEŞK (Ji bo bîranîna BRO OMERÎ) albümünde toplandı. Bu şarkılar poptan rock’a, blues’tan caza, modernden alternatife kadar, güçlü bir ahenk ile akıyor. Kalan Müzik tarafından, 23 eserden oluşan (ikisi enstrümantal ve şairin kendi sesinden okuduğu şiirler) iki cd olarak yayınlanan albüme; Beste ve yorumlarıyla yüz elli müzik emekçisi katkıda bulundu. Eserler sayesinde, Kürtçe müziğin mevcut müzikal formlarını yıkmayı ve bu yolla tüm müzik türleri üzerine köprüler inşa edilmesi hedeflendi. 2007 yılında kaybettiğimiz değerli Kürt şairi Bro Omerî’nin şiirleri ölümsüzlüğe atılmış bir çığlık gibi çınlayacak kulaklarımızda… Toprağımızın muhtaç olduğu yağmur damlaları gibi filizlenecek yüreklerimizde… Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha muhtaç olduğumuz bu günlerde hazırlanan PEŞK adlı özverili çalışmayı, tıpkı adı gibi yağmur taneciklerine dönüşüp yüreklerinize damlaması umuduyla, Bro Omerî ve bütün şairlerin anısına ithaf ediyoruz …
CD 1
Sersal (Bro Omeri)
Dilo (Nizamettin Ariç)
Peyman Ji Yare (Sakina&Anadolu Quartet)
Kone Serxwebune (Lawje)
Her Warek Bi Bilbilek (Tara Jaff)
Keça Peri (Issa Hassan)
Rojen Tari (Agit Işık)
Newroz (Tara Mamedova)
Keça Kurd (Sedat Anar)
Yar Çü Gere (Ruşen Alkar)
Evindarim (Diljen Roni)
CD 2
Brakuji (Bro Omeri)
Keça Peri (Kerem Gerdenzeri)
Helbesta Benav (Dodan Özer)
Evindarim (Mirady)
Şervane Kurd Im (Yekbun)
Rewşa Welet (Mehmet Atlı)
Gori (Ferec)
Nalebar (Xeyal)
Berfin (Simir Rudan)
Şehid ü Gazi (Mehmet Akbaş)
Pesne Yare (Süleyman Çarnewa)
Daxwaziya Dawi (Dara Yıldırım)


28 Haziran 2014 Cumartesi

Erkan Oğur, Derya Türkan & İlkin Deniz - Dokunmak

2014 Yılı içerisinde çıkmasına en çok sevindiğim albüm budur herhalde...

Bu güzel adamlar üşenmeyip bir araya gelip bu güzel eseri ortaya çıkardılar. Şu şarkısı daha güzel denemeyecek eserler ile dolu albüm. Hani biri gelip al şu kâğıdıkalemi bana bi best of listesi yaz, Erkan Oğur & Derya Türkân'dan dese, albümdeki listeden farksız olurdu sanırım. Her bir şarkı kocaman hikâyeler yazdırıyor içinize, çekinmeyin açın sesini dalın dilediğiniz hayâllere bu güzelim ezgilerle, bırakın size ismi gibi dokunsun.

Unutmadan 'MUTLAKA ama MUTLAKA' bu albümü satın alın, hem bu güzel insanlara bir teşekkür hemde müzikhaneniz'de klasikler arasında yerini alması niyetine... Keyifli dinlemeler

Not: Albüm üzerine Ezgi Atabilen'in, Erkan Oğur & Derya Türkân ile söyleşisi aşağıda.
Ezgi ATABİLEN eatabilen@hurriyet.com.tr

Erkan Oğur şarkılarının en yenileri: Dokunmak Erkan Oğur ve Derya Türkan bu kez, yanlarına İlkin Deniz’i de alarak bu kez şifa niyetine müzik yapıyorlar.

‘Fuad’ albümüyle başlayan müzikal birlikteliklerini ‘Uzaktaki Müzik’ projesiyle sürdüren Erkan Oğur ve Derya Türkan, yanlarına İlkin Deniz’i de alarak yeni albüm çıkardılar. Adı ‘Dokunmak’. Türk müziği makamlarının ve doğaçlamanın etkisiyle, dinleyicinin ruhuna adeta şifa verici bir nefes üflüyorlar.

Yollarınız 15 sene evvel kesişmiş sanırım. Nasıl oldu?
Erkan Oğur: Daha da eski, 1980’lerde.

Derya Türkan: 1984’te ben konservatuvara girdim. Herkes sazlarını almış eline, bir köşede çalışıyor. İkili üçlü gruplardan birinde Erkan Ağabey’i gördüm. O da ud hocasıydı o zaman konservatuvarda. O gün tanıştık. 2000 yılında Civan Gasparyan’la birlikte ‘Fuat’ albümünü yaparken, beni de davet ettiler. Aslında Erkan Oğur’u da o çalışmada gerçekten tanıdım. 15 yıldır çeşitli projelerde birlikte olduk. Ama 6 senedir ikili olarak çalıyoruz. O albüm benim müzik hayatımda bambaşka bir sayfa açtı.

E.O.: O albüme adını veren şarkıda tarihi bir solosu var. O solodan sonra işler değişti.

15 senedir albüm yapmıyor Erkan Oğur. Onu yeni bir albüm çalışması için heyecanlandırmayı nasıl becerdiniz?
D.T.: Türkiye’deki müzik ve sanat anlayışı belli. Bu durum müzisyenler için çeşitli olumsuzluklar doğuruyor. Eğer salt müzik düşünen biriyseniz, bu üzüntüler insanı albüm yapmaktan falan soğutuyor. Geçen ağustos ayında, sohbet arasında çıktı albüm fikri. Bize yeni bir heyecan getireceğini düşündük. Ben çok istiyordum Erkan Ağabey’le bir albüm yaparak, ürettiğimiz “şifa niyetine müzik”in kaydedilmesi. Erkan Ağabey de isteyince hemen başladık çalışmaya.

Sizi ne heyecanlandırdı?
E.O.: Beni müziği kaydetmek heyecanlandırmıyor. Çünkü müzik şifa verecekse, eczanedeki ilaçlar gibi kutulara konmamalı. Ama ekonomik nedenler bizi kaydetmeye zorluyor. Bana göre müzik o anda üremeli ve o anda paylaşılıp, hafızaya alınmalı. Bu da benim kendi problemim aslında...
Aslında toplumca terapiye ihtiyaç duyduğumuz dönemlerden geçiyoruz. Yaşadığımız dönemde insanlara derman olması için mi “şifa niyetine müzik” diyorsunuz yaptığınız müziğe?

E.O.: Onunla hiç alakası yok. Tarih boyunca insanlar şifa peşinde koşmuşlar. Biz de şifacı falan değiliz. Sadece yaptığımız müziğin insanları dinlendiren ya da hoşuna giden bir tarafı var. Şimdiye dek hayata ve müziğe dair edindiğimiz tecrübe bunu gösteriyor bize. Biz de bu dinginliği sadece o güne has şekliyle, bir kereye mahsus bir stüdyoda kaydedelim diye düşündük.

Nedir peki bu albümün şifa formülü?
E.O.: Öncelikle, makam unsuru. İkincisi tınıların, renklerin ilişkisi, uyumu, sıcaklığı ve estetiği. Üçüncüsü, kompozisyon mantığı, bestelerin bu işe uygunluğu. Dördüncüsü, parçalardaki hızlar. Beşincisi de makam akışı, yani modların doğal akışı. Onun dışında kişilerin çalış duyarlığı, çalış estetiği... Dokunması.. Aslında esas olarak severek, inanarak, dürüst bir şey üretme. İnsan ne olursa olsun kendini çalıyor.

MÜZİK KAYDEDİNCE UCUZLUYOR

Siz albümü konuşalı 6 sene olmuş. Neden bu kadar zaman geçti aradan?
D.T.: Ürettiğimiz müzik her an değişebilen, her an kendini yenileyen bir müzik. Bir konser ertesi günkü konsere benzemiyor. O yüzden kayıt da bir kereye mahsus yapılan bir kayıt. Bir konserin kaydedilmiş hali bir nevî. Meşk usulüyle yapılan eski sistemdeki derslere benziyor.

E.O.: Müziği hafızaya almanın eğitsel bir tarafı da var. Konserde kayıtlı olmayan bir müziği dinleyen kişiler bir şeyler öğreniyorlar. Bir şeyleri anlıyor belki de bir şeyleri anlamadıklarını fark ediyorlar. Kaydetmemek şok etkisiyle insanları eğitir. Ama kaydettiğin zaman ucuzluyor işte müzik. Tembel çocuklar gibi oluyor o zaman insanlar. Eğitsel tarafı yok ve çok erdemli bir şey değil.

Albümün adı neden ‘Dokunmak’?
E.O.: Benim kendi yaklaşımım bu. Biz sesleri işitiyor, görüyor, tadıyor, dokunuyor, kokluyor ve anlamadığımız bir şekilde hissediyoruz... Altı duyumuzla yani. Böyle yoğunluklar var. Onun bir parçası işte ‘Dokunmak’. Belki ileride ‘Sesi Görmek’ diye bir albüm de yaparız.

D.T: Bir sesi basarken, onun ardından gelecek sesleri de onun arkasına dizmek... Tek ses, devam eden bir ses ve o sesin yarattığı his. O yüzden dokunmak. Bir tane notaya dokunuyorsunuz ve o notanın dünyasına dalıyorsunuz.

Albümün kayıt aşamasında nasıl çalıştınız?
D.T.: İki üç günde kaydettik albümü. Stüdyoya girmeden önce ne çalacağımızı bilmiyoruz. Parça olarak belli olan şeyler var ama emprovizasyon (doğaçlama) ağırlıklı bir müzik olduğu için doğallığında gelişiyor. O şekilde biz de kendimizi tedavi ediyoruz. Tamamıyla paylaşım yani.

E.O.: Albümde bir tane sözlü parça var. Enstrümantal albümlerde hep “sözlerini koymayı unutmuşsun bunun” nevînden eleştiriler aldım. Onun için bu albümde çok tereddüt etsem de bir sözlü şarkı koyduk.

KENDİ PRODÜKSİYON ŞİRKETLERİNİ KURDULAR

Erkan Oğur ile Derya Türkan, Serbülent Sertoğlu ile birlikte yeni bir prodüksiyon şirketi kurdular. Adı, MM&T (Mikro Makro Tonal Müzik). Amaçları ise; “dinleyiciye satan bir şeyi vermektense, bilinmeyen bir güzeli ulaştırmak.” Buradan da az buçuk anlaşılacağı üzere kâr amacı gütmüyorlar. Üstelik genç müzisyenlere de kapıları açık. Geçen eylül ayında kurulan şirketin ilk albümü ‘Dokunmak’. Ardından Derya Türkan’ın ‘İstanbul Kemençesi’ adlı solo kemençe albümünü, Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu’nun yeni çalışmasını, Ara Dinkjian’ın Secret Trio projesinin kayıtlarını ve Bekir Ünlüataer’in yeni albümünü yayınlayacaklar.

Erkan Oğur (vokal - perdesiz gitar - klasik gitar - Oğur sazı), Derya Türkân (klasik kemençe), İlkin Deniz (bass)

"Να είσαι καλύτερος άνθρωπος από τον πατέρα σου"
"na einai kalytero anthropo apo ton patera tou"
"Be a better man than your father"

15 Kasım 2013 Cuma

Toñi Fernández - Dame la Mano

Toñi Fernández - Dame la Mano albümünden "A Mi Hermano Manuel" şarkısıyla Flamenco esintileri.

11 Kasım 2013 Pazartesi

Circassian Ensemble of Jordan - Musique Tcherkesse (Circassia)

Çerkesyanın kaybolan sınırlarını, sınırsız bir melankoli, neşe ve hüzünle sergiliyor "Circassian Ensemble of Jordan"

Muhannad Nasip, accordion (Pshina)
Mohammad Apesh, accordion (Pshina)
Mohammad Anfouqa, percussions (Baraban)
Mahmoud Bishmaph, stringed instrument (Apa-Pshina)
Ehab Jankhot, percussions (Pkhachach)
Blan Jalouqa, accordion (Pshina) et flûte
Maen Nakhwa, percussions (Baraban)
Bater Abaza, accordion (Pshina)
Sanad T'haquakhua, stringed instrument (Apa-Pshina)
Mohammed Saeed Bazoqa, accordion (Pshina)

Yakaza Ensemble - “A'mâk-ı Hayâl” + “İçbükeydış”

Geleneksel enstrümanlarla elektronik tınıları birbiri içine geçiren ve enstrüman zenginliğiyle dikkat çeken Yakaza Ensemble’ın ilk albümü A'mak-ı Hayâl (Hayalin derinlikleri) A.K. Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşuyor.

Yakaza; Sufi terminolojisinde ‘bu dünyanın rüya olduğunu görmeyi sağlayan; insanın gözlerini açan bir anlık deneyim’ anlamına geliyor. 2006 yılında kurulan Yakaza Ensemble da benzer bir felsefi yaklaşımı sürdürerek enstrümanların ve seslerin ‘özdeki birlik’ fikri üstünden müziğine yön veriyor.

Zamandan ve mekandan bağımsız olarak bir yaşantıyı bugünkü anlayışla yeniden yorumlayan topluluk, müziğinin içinde yansıttığı tarihsel anları hiyerarşik olarak sıralamıyor. Parçalar kimi zaman birleşerek bir bütün oluştururken kimi zaman da bir araya geldiklerinde yeniden anlamlanıyor. Yakaza Ensemble; Ceren Erendor (viyolonsel, yaylı tanbur), Eray Düzgünsoy (afgan rebabı,dombra, kudüm), Fakih Kademoğlu (ney, shakuhachi, saron) ve Ömer Sarıgedik’ten (elektronikler, bas) oluşuyor.

Yakaza Ensemble albümleri ‘Amak-ı Hayal’ henüz dinleyiciyle buluşmadan verdiği konserlerle adından söz ettirmiş, geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmıştı. Yakaza Ensemble albümün çıkışıyla birlikte Türkiye sınırlarından taştı ve prestijli festivallere konuk olarak kabul edildi. 2 Ekim’de Almanya’da düzenlenen Ruhr Trienalle kapsamında konser veren Yakaza Ensemble, 6 Kasım’da ise, Macaristan’da düzenlenen World Music Festival’de sahneye çıkacak!

19’uncu yüzyılın ikinci yarısında yaşayan mutasavvıf ve düşünür Filibeli Ahmet Hilmi’nin kaleme aldığı A'mak-ı Hayâl (1910) kişisel bir iç yolculuğun serüvenini anlatıyor. Görünenin kat be kat altındaki gerçeği arayan Raci’nin çevresinde meczup olarak tanınan Aynalı Baba’yla tanışması ile şekillenen yapıt, kahramanının gerçeküstü dünyasının izini sürürken Yakaza Ensemble’ın A'mak-ı Hayâl’i ise romanın bir bölümünü müzikal olarak yanısıtyor.

Giriş bölümündeki eski Japonca sözleriyle ‘Sonsuz Bilmece’ ve teatral anlatımıyla ‘Yokluk Tepesi’ albümün öne çıkan parçaları olurken A'mak-ı Hayâl’den geriye akıllarda en çok şu soru kalıyor: “Bu şimdi yeni ‘dünya müziği’ mi, ‘yeni dünya’ müziği mi?

“İçbükeydış”

Yakaza Ensemble’ın ikinci albümü “İçbükeydış” A.K. Müzik etiketiyle Türkiye’de yayınlandı.

Mart ayında Japonya’da Syunoven adlı sanatçının çalışmalarıyla beraber cd+kitap olarak yayınlanan albüm Türkiye’de A.K. Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşuyor. İki sene aradan sonra yayınlanan bu ikinci albümde yedi parça bulunuyor. Yazar Bedirhan Toprak’ın Gecenin İzi adlı şiirinin kullanıldığı albümün açılış parçası olan İçbükeydış’ın yanı sıra Geri Dönüş parçasında gruba kontratenor Kaan Buldular eşlik ediyor. Bunun dışında Kum, Multan, Şeha, Persona ve İz albümdeki diğer parçalar. Grupta bu albümde Afgan Rebabı, Şakuhaçi, Çello, Ney, Elektronikler gibi daha önceki albümde duyduğumuz seslerin yanı sıra gitar vokal ve saksofon gibi enstrümanlar da eşlik ediyor.

Dışta kaldığını düşündüğümüz herşeyin içte olduğuna işaret eden bir kelime oyunu İçbükeydış. Aynı zamanda zıtlıkların birbiriyle varolduğu fikri ise bestelerin yapım aşamasında gruba hareket noktasını oluşturmuş. Albümün soundunun belirlenmesinde tüm çalışmaların gece hazırlanmış olması da önemli bir rol oynuyor.

2010 yılında A.K. Müzik tarafından yayınlanan ilk albümleri A’mak-ı Hayal den sonra özellikle yurtdışında pekçok konser veren Yakaza Ensemble ikinci albümlerinin Türkiye’den önce Japonya’da yayınlanmasıyla da bir ilki gerçekleştiriyor. Aynı zamanda İçbükeydış parçası üzerine üç japon djin hazırladığı remixler EP olarak plak formatında Japonya’da yayınlandı.

Yakaza Ensemble’ın bu yeni albümü, grubun ismini kendi koyduğu Yeni Dünya Müziği adına ikinci bir adımı oluşturuyor.

Trio Tzane - Gaïtani

“Yunanistan, Bulgaristan ve Karadeniz üzerinden geçerek Makedonya’dan Türkiye’ye uzanan bir yolculuk hikâyesi bu. Üç sesten anlatılan... Zaman zaman birleşen zaman zaman armonilerle ayrılan...”

Türkiye’den Gül Hacer Toruk, Yunanistan’dan Xanthoula Dakovanou ve Fransa’dan Sandrine Monlezun Fransa’da bir araya geldi. Üç farklı ülkeden ve kültürden gelen bu üç kadın ‘Gaitani’de kendi buluşma hikâyelerini anlattı. Onları buluşturan Fransa’da Yunanca, Türkçe ve Bulgarca olarak birbirine benzer ama aynı zamanda farklı hikâyeler anlatıyorlar. Bu Balkan hikâyelerini çok sesli, özlerine sadık ama aynı zamanda kendi yorumlarını katarak, bazen de yepyeni düzenlemelerle seslendiriyorlar.

Gaitani'nin üç dilde de yakın bir anlamı var. Türkçe kaytan (pamuk veya ipek sicim), Bulgarca bir çesit oya ve Yunanca tutarak etrafinda dönülen bir ip. Trio Tzane bu kelimeyi bir bağ olarak görüyor, farklı dilleri ve kültürleri arasındaki bir bağ.

Akordeon: Taxiarchis Vasilakos
Gadulka, tapan: Dimitar Gougov
Grup : Trio Tzane
Kontrbas: Nicolas Beck
Ney : Adrien Espinouze
Saz : Paul Goodman
Tombak, tef: Antoine Morineau
Vokal : Gül Hacer Toruk
Vokal : Sandrine Monlezun
Vokal : Xanthoula Dakovanou

Xanthoula Dakovanou, Virginia Kerovpyan and Doğan Ertener - Comptines De Miel Et De Pistache "Rhymes with honey & Pistachio (Bal ve Fıstık ile Tekerlemeler)"

Önce ninniler başlar kulaklara fısıldanmaya, sonra tekerlemeler ballı fıstıklı. Hani okumaya başlarken önerilen kitaplar olur, dinlemeye başlarken önerilecek birşeylerde vardır mutlaka, içimizden ve yakın coğrafyalardan.

01- Doğan Ertener - Ilgaz (Türkiye)
02- Macha Gharibian - Al Liném (Ermenistan)
03- Xanthoula Dakovanou - Thalassaki (Yunanistan)
04- Tara Mamedova - Lori (Kürtçe)
05- Virginia Kerovpyan - Aghvésse (Ermenistan)
06- Eva Maelian - Meg Yergou Yerek (Ermenistan)
07- Melina Vlachos - Kounia Bella (Yunanistan)
08- Doğan Erdener - Dere Geliyor Dere (Türkiye)
09- Tara Mamedova - Derê Malê (Kürtçe)
10- Macha Gharibian - Kele Kele (Ermenistan)
11- Melina Vlachos - To Kokoraki (Yunanistan)
12- Eva Maelian - Djiv Djiv (Ermenistan)
13- Doğan Ertener - Bom Bili Bili Bili Bom Bom (Türkiye)
14- Özge Uyanık - Ninni (Türkiye)
15- Xanthoula Dakovanou - Milo Mou Kokkino (Yunanistan)
16- Virginia Kerovpyan - Loussin Élav (Ermenistan)
17- Doğan Ertener - Üsküdar'a Gider iken (Türkiye)
18- Tara Mamedova - Tesiyê (Kürtçe)
19- Doğan Ertener - Hani Bana Hani Bana (Türkiye)
20- Xanthoula Dakovanou - Tou Hagiadiou mou t'aslama
21- Macha Gharibian - Vidjagui yérk (Ermenistan)
22- Dogan Ertener - Türkmen kizi (Türkiye)
23- Melina Vlachos - Ps To Trivoun To Piperi (Yunanistan)
24- Doğan Ertener - Pabucu Yarım Üşüdüm (Türkiye)
25- Xanthoula Dakovanou - Ipne Pou Pernis Ta Mora (Yunanistan)
26- Macha Gharibian - Dadigues (Ermenistan)
27- Tara Mamedova - Bûka Zerîn (Sarı Gelin, Sari Gyalin) Ermenistan
28- Doğan Ertener - Tiren Gelir (Türkiye)

21 Mart 2013 Perşembe

Merih Aşkın - Siret (2013)

Suretten ötesini arama çabasında, içe doğru yapılan bir yolculuktu ‘’Siret’’ ..

‘’Siret’’ albümünde, Anadolu ezgileri, deyişler gibi geleneksel müzikleri , en sade halleriyle yorumlama çabasıyla birlikte caz müziğinin armonik yapısı ve doğaçlama özelliğiyle de sergileyen Merih Aşkın, kendisine ait üç kompozisyona da yer veriyor. Küçük yaşlarından itibaren geleneksel müziğe ilgi duyan müzisyen, Erkan Oğur, Derya Türkan, Murat Aydemir, Ayşe Tütüncü gibi ustaların yanı sıra on iki farklı müzisyenle çıkıyor ‘’Siret’’ yolculuğuna. Sonbahar aylarında, kayıtları Cenk Erdoğan tarafından Studio Undo’da yapılan albümün mastering’i ise Mike Wells tarafından Los Angeles’da yapıldı. Steinbeck, ”Bir zamanlar halk, her gördüğü, her duyduğu ,her düşündüğü üzerine bir türkü yakarmış. O günler çok gerilerde kalmıştı..’’ der. ‘’O günlere özlemle, geçmişe, köklere ve suretten ötesine selam ederek’’ başlıyor Merih Aşkın’ın ‘’Siret’’ yolculuğu.

Yapım: Z Müzik -- Kalan Müzik

Katkıları ile/Featuring
Ayşe Tütüncü:Keyboard
Burcu Yankın:Bendir, Erbane
Canberk Ulaş: Duduk
Cenk Erdoğan:Klasik Gitar
Derya Türkan:Klasik Kemençe
Ercüment Orkut:Keyboard
Erkan Oğur:Perdesiz Gitar,Klasik Gitar
Fırat Alkış:Erbane
Murat Aydemir:Tanbur
Semih Burcu:Perdeli&PerdesizBass
Tolgay Yılmaz:Davul
Volkan Hürsever: Kontrbas
Merih Aşkın:Vokal,Kopuz,Perdesiz Gitar,Klasik Gitar

14 Mart 2013 Perşembe

Grup Abdal - Ozanca

Grup Abdal'ın yeni albümü "Ozanca" müzik marketlerde

“Abdal” yeni bir müzikal varoluş çabası ve arayışıdır.

“Abdal”ın müzik serüveni ilk olarak sosyal medya aracılığıyla başlamıştır. Dinleyicileriyle İnternette buluşan grup, kültürel değerleri sahiplenirken, dinleyicilerinin beğeni ve görüşlerini de dikkate alarak, ilk albümlerini 2012 ocak ayında müzik piyasasına sundular. Her ne kadar bu müzik grubu yeni bir oluşum olarak görülse de aslında uzun yıllar müziğe adanmış bir emeğin bütününü temsil etmektedir. 2013’ün mart ayında ikinci albümleri Ozancayı yayınlayan grup müzikal yaşamına devam etmektedir.

Geleneksel değerlere sahip çıkarken kendi müzikal varlıklarını oluşturabilmek adına ortaya çıkan farklılıklar müzikal arayışlarının bir sonucudur. “Abdal”ı farklı kılan yanları yorum ve enstrumanları kullanış biçiminde ortaya çıkmaktadır. Türküleri icra etme temelini ise komalı perdenin gitara ve çarangoya eklenmesi oluşturmaktadır.( Bu sayede gitara ve çarangoya bağlamanın solo çalımlarında sahip olduğu özellikler katılabilmiştir.) Buna ek olarak santur, akordeon, kontrbas klasik kemençe, keman, klarnet, bağlama ve vurmalılar ise çalışmalarına renk katan diğer enstrümanlardır.

Grup Abdal

Ardı sıra upuzun gölgesine basarak gidiyorum, Kendimce oyunlar oynuyorum. Eşeğimin ayağı bastıkça babamın gölgesine sobeliyorum yolları,bu kaçıncı gidiş baba, kaçıncı gidişimiz, Kim bekler bizi. Niye böyle heyecanlısın, ne taşırsın, benim aklımın ermediği

Bakalım hangi köyde gazdan lambalar ateşlenecek, hangi kahvede demli çayların buharına dalacağız, bana küçük bisküvitler verecekler, sana cigara saracaklar,
Sen tellerinden sazının haberler çalacaksın, aşık olanların gönlünü yakacaksın

Ben günler sonra sıcağın kucağında uykuya dalacağım, en sevdiğim nağmede sessiz oynayacak dudağım, sen çalacaksın, ben dolacağım, bugün hükümdar olacağız baba, güzel rüyalar göreceğiz sımsıcak yataklarda

Yarın yine yollarda olacağız, sen telaşla kalkacaksın sabahleyin,
Ben şaşarak heyecanına eşeğimin sırtında yine sobeleyeceğim yolları
Babam, abdalım, Niye böyle heyecanlısın, ne taşırsın benim aklımın ermediği.

Abdal yıllarca taşıdı köyden köye duyulmadık hikâyeleri, sevinçleri, acıları sazıyla yolları arşınladı, sesinde, sazında ezgilendi Anadolu’nun yazısız tarihi. Grup Abdal, ömür kervanını türkülerle yürütmüş Abdalların çıkınlarını kokluyor, derin bir nefes alıp kalbimize üflüyor naifçe, saygıyla...

Bu albümümüzde yanımızda olan, bizlere destek veren, Hasan Saltık’a, Cem Çelebi’ye,
Saim Dursun’a, Rustam Mahmudzade’ye, Tarık Çalışkan’a, Barış Güvenler’e,
Yaşar Erdoğan’a, Zafer Taşdan’a, Volkan Arslan’a, Reyhan Son Kayış’a, Mustafa Şafak’a,
Sinan Demirtaş’a, Ali Asker Kayış’a ve Kalan Müzik Çalışanlarına teşekkür ederiz.

Kerem Kekeç: Akustik-klasik gitar, vokal
Burcu Sarak: vokal
Ali Ekber Kayış: Kontrbass, charango, Akustik-Klasik-Perdesiz gitar, Bandolin, Yaylı tambur, Mandolin, vokal
Özge Ünkap: santür, perküsyon

Düzenlemeler: Ali Ekber Kayış, Kerem Kekeç
Neriman Güneş: Viola, Keman, Vokal
Adem Tosunoğlu: Bağlama, Klasik Kemençe
Perküsyon: Yaşar Erdoğan
Akordeon: Rüstem Mahmudzade
Klarnet: Caner Malkoç
Yapım: Kalan Müzik
Yapımcı: Hasan Saltık
Studyo: Alekka
Kayıt, Mix, Mastering: Ali Ekber Kayış
Kapak Resmi: Saim Dursun
İç Kapak Çizgisel Resim: Ali Asker Kayış
Baskı: FRS

26 Şubat 2013 Salı

Ceylan Ertem "Sezen Aksu Tribute" Son Bakış

Ceylan Ertem "Sezen Aksu Tribute" Son Bakış
Söz: Aysel Gürel, Müzik: Onno Tunç
Lyrics: Aysel Gürel, Composer: Onno Tunç

Kuş Masalı
Başka kapılarda duruyoruz bu sabah
Başka kapıların zillerini çalıyor ellerimiz
Birini gece çalıyorsa, birini kuşlar alıyor
Birini gece susuyorsa, birini kuşlar çağırıyor
Sustunuz, susmayınız "Sadece Boktan Bir Sabah Bu Sabah"
Birsen Tezer

"Gözlerin gözlerimden ayrılmasın istedim, oysa biz seninle hiç göz göze gelmedik"

9 Şubat 2013 Cumartesi

Yasmin Levy - Sentir (Deluxe Limited Edition)

2009 çıkışlı albüm bir süre sonra 'Deluxe Limited Edition' versiyonu ile, 5 yeni şarkı, 4 adet şarkı müzik notası ve 'The Making of Sentir' videosu ile 2. bir bonus CD ile yeniden yayımlandı. Deluxe versiyonun çıkışı sanırım çocuğunun doğum dönemine rastlıyordu, muhtemelen tamamen duygusal bir amaçla yayımlandı :)

26 Ocak 2013 Cumartesi

18 Ocak 2013 Cuma

Yamma Ensemble - Yamma

Yamma Ensemble - Yamma (2011)

Talya G.A. Solan – lead vocals
Avri Borochov – double bass
Yonnie Dror – wind instruments
Aviad Ben Yehuda – percussion (darbuka, cajon, bells)
Sefi Asfuri – string instruments (oud, bouzouki, violin)
Evgeny Krolik – sound engineer

Carlos Nuñez - Discover

Carlos Nuñez - 2012 Discover

Maria Soliña
C.E. Ferreiro; Lyricist
Carlos Nuñez; Performer
E. Paz Valverde; Composer
Fernando Conde; Producer
Teresa Salgueiro; Vocal

Negra Sombra
Carlos Nuñez; Performer
Carlos Nuñez; Producer
Luz Casal; Vocal
Ry Cooder; Guitar
Ry Cooder; Producer
Traditional; Composer
Traditional; Lyricist

17 Ocak 2013 Perşembe

Ismaël Lô - Discography

Ismaël Lô - Jammu Africa

1989 Diawar
1989 Natt
1991 Ismaël Lô
1994 Iso
1996 Jammu Africa
2000 Tadieu Bone
2001 Dabah
2001 The Best Of
2006 Senegal
2006 African Classics - Ismaël Lô

24 Aralık 2012 Pazartesi

Coşkun Karademir & Emirhan Kartal - Sırdaşk

Hem bloğumuzda, hem Facebook sayfamızda daha önce tanıtımını sizlerle paylaştığımız o güzelim ezgilerle dolu "Dönüş Yolu" albümünü hatırlarsınız.

Yerin kulağı var derler, hele ki içinde aşk olan sırla gizli bir albümse bu çabuk işitilir:) Kalan müzik etiketiyle çıkacak olan Coşkun Karademir & Emirhan Kartal - Sırdaşk albümü yakında müzik marketlerde olacak.

Dönüş yolu ardından aklımızda ki birkaç soruyu Coşkun Karademir'e sorduk. Bu küçük sohbeti sizlerle paylaşalım;

“Mekteb-i İrfan”
“Dönüş Yolu-The Way Back”
ve şimdi "Sırdaşk"

-Dönüş yolu ile başlayan sızılı yolculuk Sırdaşk ile nasıl bir yolda devam ediyor?

Coşkun Karademir
Dönüş yolu trio, müzikal ifade ile anlatılacak olunursa; evet, sızılı. Sebebi ise, o üçlünün yan yana geldiğinde yaşadığı hâl'dir sanırım. Sırdaşk ise, hem konusu ve hem de müzikal sunumu itibariyle dönüş yolundan fikrin kaynağı olarak uzak olmasa da uzak diyebilirim. Fikrin kaynağı olarak uzak değil dememdeki kasıt ise de yine bir geleneğin taşıyıcılığını ve aktarımını sağlama düşüncesidir. Yine bir yol var ve zorlu....

-Sırdaşk albümünde Hatice Doğan Sevinç'in eksikliği hissedilirmi?

Coşkun Karademir
Müzikal ve konusal farklılıktan ötürü klasik kemençe yani sevgili Hatice Doğan Sevinç'in yanımızda bulunmasına imkan vermiyor diyelim. Çünkü bu albümde ortada zaten bir gelenek ve kültür var. Biz bunu kendi müzikal varlığından çok fazla uzaklaştırmadan biraz icra, biraz da düzenleme çeşnileri yaratmaya çalışarak sunmaya çalışıyoruz diyelim...

-Dönüş yolunda geniş bir coğrafya işlenmişti, Sırdaşk bu anlamda nerelere dokunuyor?

Coşkun Karademir
Dönüş yolu, repertuar bakımından açıkçası sınırsız.. Bu konuda bizim hissettiğimiz herhangi bir eserin dönüş yolu trio repertuarında yer alması çok olası. Ama sırdaşk, konusu itibariyle sınırlı, aslında bu sınır bir hayli büyük, yani çalıp-söyleme, aşıklık, alevi-bektaşi vb. köklü geleneklerin yaşadığı ve yaşatıldığı her yer diyebiliriz.

-Sır verilmez ancak içinde aşk olan bir sır, asla sır olarak kalmaz; Bize fısıldadığı küçük sırlar neler?

Coşkun Karademir
Sırdaşk, aslında geleneğin geleceği konusundaki düşüncelerimizi yansıtmaya çalıştığımız bir albüm. Bunu ilk olarak mekteb-i irfan'da anlatmaya çalıştık. Niyet yine aynı, belki biraz şekli şemali farklı..

-Dönüş yolu ile daha geniş bir kitlenin takibindesiniz, şimdi Sırdaşk; Müziğiniz adına ileriye dönük proje ve planlarınız neler?

Coşkun Karademir
Aslında müzik adına ileriye dönük plan ve proje sistemimiz yok, ama hayallerimiz hep var. Zaten bu sistem işi değil, emeğin arzı meselesidir. Yani anlatıcak kadar bilgi sahibi olamadığımız birşeyi ağzımıza almayız. Bu konuda da tutucu ve sabırlıyız diyebilirim. Ama yinede, gelecekte farklı projeler le nefes almaya devam edicez gibi görünüyor.

-Uzunca zaman popüler müzik tüketimi hakim bir şekilde devam etti, fakat son yıllarda etnik, folk ve özellikle Enstrumanların takip edildiği birçok albüm ve dinleyicisi var. Bu değişimin sebebi sizce nedir? İnsanların müzik tüketiminde ki bu olumlu gelişmenin devamı için neler yapılmalı.

Coşkun Karademir
Popüler kültür ve müzik dediğimiz kavram, bugün dünyada var olan ve hüküm süren bir arz-talep çılgınlığı. Bu süreç olumlu yada olumsuz tabi ki geleneksel kültürleri uzunca bir süre gözardı ettirdi. Yani göz önünde olamayan herhangi birşey nasıl unutulur ve umursanılmazsa müzik de öyle... Şunu da belirtmek lazım ki, geleneksel müziği var gibi görülen ilgi, insanların uyandığından yada farkındalıklarının arttığından da değildir bence. Kökü insanın benliğinde ve yaşadığı toprağında olan her gelenek illaki bir şekilde yaşamını zor da olsa sürdürmüştür. Çünkü varlığı hiçbirzaman tüketilememiştir, çünkü yapılıp satılması beklenen bir mal değildir.

13 Aralık 2012 Perşembe

Viktoria Tolstoy (Louise Viktoria Kjellberg) - My Russian Soul

Epeyce zaman önce Türkiye'de konser veren Rus asıllı isveçli kızce, Viktoria Tolstoy (Louise Viktoria Kjellberg) Bulut kadar hafif, bir o kadar dolu sesi ve jazz yorumuyla dinlenilesi bir insan.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Türkü - Nomads Of The Silk Road

Amerikalılar Fidayda'ya, o Türklere hayran

13.02.2011
Beş ABD vatandaşından oluşan "Türkü", tam 15 yıllık bir müzik grubu. Anadolu'nun yüzlerce yıllık ezgilerini, ABD'nin dört bir yanında verdikleri konserlerde seslendiriyorlar. Grubun kurucusu Ted Monnich, kendini "Etnik olarak Türk değilim. Ama kalbim ve ruhum kesinlikle Türk" sözleriyle anlatıyor. Konserlerinde İstanbul'un fethini canlandıran grup, Amerikalıların en çok Fidayda ve Misket'i beğendiğini söylüyor. İşte bu ilginç grubun hikâyesi

Amerikan halkı sizi Türk müziğinin temsilcileri olarak tanıyor. Türkiye'ye ilginiz nasıl başladı?

Yıllar önce bir gün Türkiye'yi ziyaret ettim ve hayatım değişti. Kültürünüze ve insanlarınıza aşık oldum. Ziyaretim sırasında satın aldığım sazı çalmayı, ABD'deki Türk hocalardan öğrendim. Arkadaşlarım o günden sonra bana "Türk" lakabını taktı. Grubu 1996'da kurduk. Amerika'nın dört bir yanında konserler verdik. Ancak 11 Eylül saldırıları grubumuzu da olumsuz etkiledi. Müslüman bir ülkenin müziğini icra ettiğimiz için konserlerimiz iptal edildi. En çok ilgi çeken turnemiz, 2004'te yayımlanan "Özlem" albümünün ardından kale dekoru ve ateş dansçılarıyla İstanbul'un fethini canlandırdığımız turne oldu.

Türkü'nün logosu, Anadolu'nun simgelerinden Hitit Güneşi. Anadolu sizin için ne anlam ifade ediyor?

Etnik olarak Türk değilim ama kalbim ve ruhum kesinlikle Türk. Özlem, neşe, hüzün gibi etkileyici duyguların hepsi Anadolu'da var. Bu yüzden Anadolu beni kendine çekiyor. Örneğin Havada Bulut Yok türküsünü her dinlediğimde hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Anadolu'nun ezgileri ABD'lileri de etkiliyor. En çok Fidayda ve Misket'i beğeniyorlar.

Sizi en çok etkileyen Türk müzisyenler hangileri?

İstanbul'a her geldiğimde 100'e yakın albüm satın alıyorum. Arif Sağ, Erdal Erzincan'a hayranım. Neşet Ertaş'ın müziğindeki ruh ve samimiyet de beni çok etkiliyor. Kargo, Kıraç, Aynur gibi sanatçı ve grupları da yakından takip ediyorum. En çok birlikte çalışmak istediğim sanatçı ise Mercan Dede. Diğer yandan biz ABD'de Türk kültürünün temsilciliğini de yapıyoruz. Türkü'nün konserlerini izleyen ABD'li çok sayıda genç kadın oryantal dans dersleri almaya; genç erkeklerse saz öğrenmeye başladı.

Bugüne kadar neden Türkiye'de konser vermediniz?

Türkiye'de sahne almayı çok istiyoruz. Yedikule Zindanları'nda sahne almak en büyük hayalim. ABD'de bizi Türk müziğinin temsilcileri olarak tanıyorlar, ancak Türkiye'de neredeyse hiç tanınmıyoruz. Birkaç kez Unkapanı'na gelip plak şirketleriyle görüşmeyi bile düşündüm!

http://www.reverbnation.com/turkunomadsofthesilkroad

28 Kasım 2012 Çarşamba

Cyminology - As Ney

Antik Pers İmparatorluğu’nun musiki kültürü ve edebi eserlerinden etkilenerek, bu tema üzerine kurulu eşsiz bir müzik ortaya koyan Cyminology, varlığıyla doğu-batı kültür köprülerine bir yenisini daha ekliyor. Güçlü ve ritmik olmasına rağmen kimi zaman hassas ve kırılgan bir hale dönüşebilen müzikleri ile bir kategoriye dahil edilmesi çok güç olan Cyminology, Alman-İranlı Cymin Samawatie’nin olağanüstü vokaliyle zenginleşiyor.

Cymin Samawatie - vocals
Benedikt Jahnel - Piano
Ralf Schwarz - Bass
Ketan Bhatti - Drums