Bunalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bunalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

28 Şubat 2014

Bir demet çiçek mutlu eder hep beni. Dün Kızılay'dan aldım ve eve gelene kadar hep kokladım. Bahçedekilerin açmasını da dört gözle bekliyorum. Onlar kokmuyor ama görünüşlerini seviyorum.
Yine kendimizi oyalayalım, bir parça olsun, bir süreliğine bile olsa. Ne kadar yaşanılır kılarsak hayatı o kadarı kar bize. İnsanların yorduğu, hayatın yorduğu, bizi kalıpların içine alıp kendi şeklimizi ortaya koyamadığımız zamanlar, "yalan dünyanın" sözde kalmayan kendini gerçekten de yalan olduğunun bizzat ispatı, insanlar arası sevimsiz ilişkiler, haksızlıklar.... Sözler gerçekten suya yazılan yazı gibi, bu gün de yaşamak zor zanaat..

Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme, Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime, Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme...” (Hz. Mevlana)

10 Ekim 2013 Perşembe

Anlık..

Bugün dilime bir şarkı dolandı, bir yerde duyduğumdan değil aklıma geliverdi eskilerden, çocukluğumdan, sonra o şarkıyı buldum internetten dinledim defalarca, dinlerken gözlerim doluverdi birden, beni nerelere götürdü.. öncesi de yok değildi, koldan kanattan çok konuştuk bugün, ordan bir aralık açıldı yüreğimde kapattım sandığım, aramızda olmayan sevdiklerimizi andık, onlarsız olan hayatımızı onlar olsaydı nasıl olurdu diye düşünüp durdum, çocukluğumu özledim, hayatımı kurana kadar ki zamanlarımı, herşey o kadar çok değişmiş ki, bir dönemi kapayıp bir başkasına başlamışım, öncekiyle alakasız çok başka bir döneme, keşke hiç bitmeden devam edebilseydi. Bazen çok güçsüz hissediyorum, tepki veremediğim, "ben" diyemediğim zamanlar ne çok oldu, ortalarda kalakalmışsın ve ne yapacağını bilmiyorsun bu hissi çok iyi biliyorum. Yanlış ya da doğru birşeyler yapıyorsun, kendince yaşıyorsun işte, bütün bu bocalamaları onların yokluğuna yoruyorum, bu aynı uçmanız gerekirken yürümek gibi, kol ve kanadı olmadan kim uçabilir ki..

30 Mayıs 2013 Perşembe

31 Mayıs 2013

Ne çekti bu başım, midem kısaca bedenim benden. Yine epey yordum kendimi, eziyet ettim resmen bedenime. Öğreniyor insan sürekli ama bende de bir öğrenememe ve akıllanmama gibi durumlar da var sanki. Elbet bu da değişecek bir gün o eski halimden eser kalmayacak. Rutinim değişti yine, bloğuma sızlanmak dışında yazacak, ekleyecek birşey bulamıyorum. Kısa süreli birşeyler yapma çabaları hep sonuçsuz kalıyor.Artık burayı sanki lastik gibi sündürüp, süründürüyorum gibi geliyor. Ben bu hallerden kurtulup kendime dönebilmeyi çok istiyorum geldi mi peşpeşe gelir hesabı, ağırlıyorum her geleni. Özledim bol elişili, muzur kuzu resimleri, hamur işleri, sokak manzaralı postları. Ben arayadurayım onları, mutlu haftasonları...

''Gideceğin yoldan eminsen, ENGELLER dinlenme noktan olmaktan öteye gidemez. ''  Paulo Coelho                                                                                   

23 Mayıs 2013 Perşembe

23 Mayıs 2013

Karamsar değilim aslında, kendi çevremde yaptığım kamuoylamalarına göre neşeli bile sayılırım ilginç ama.. Arkadaşlarım ara ara kabuğuma çekilip yalnızlığı seçtiğimi de antiparantez yapmadan geçmiyorlar. Ne zaman içimi dökmem, içime dönmem gerekse hüzünlü yanım çıkıveriyor işte, o benim bir parçam, hüzünlü biriyim ben. Nasıl görünüyorum acaba dışarıdan hep bunalım ve karamsar mı diyorlar diye düşünmek yerine, bırak nasıl görünürse görünsün demek, başkaları ne düşünürse düşünsün banane yapamamak belki de hayatımda değişmesi gereken ilk ve en önemli şey. Tamam hepsi nasıl görünüyorum endişesi olmasa bile bir kısmı da sosyal sorumluluktan, beni okuyanlara, es kaza denk gelenlere pozitif yerine negatif yükleme yapmama adına, burada fotoğraflar neşeli yazılar biraz buruk olabiliyor, oyunculuk bana göre değil, kendimi iyi hissetmezken iyiymiş gibi yapamıyorum, düşünün işte bendeki halleri, karmaşayı... içinden çıkılmaz hale getiren de bu işin içinden çıkacak olanda ben.
Totalde birşeylere gebe bu durumlar öyle hissediyorum, boşuna bu kadar karmaşık değilim, dileğim hayırlı birşeylerle sonuçlanması, belkide hiç bir yere varmayacak sadece sıkıntı bilmiyorum. Nasıl bakıp, nasıl gördüğümüze bağlı. Şu ara ya bakmıyoruz ya da bakıp göremiyoruz.
Bu  mod ne kadar sürer bilmiyorum ama dün akşam ip çantaları çıktı ortaya, gökkuşağı renklemesi yine favorimdi zigzag trabzan başladım, sanki örecek gibiyim bu sefer. Örüp örüp yastığa dönüştürmediklerimi ele alacağım mesela bugün. Birde mobilya boyamak için malzeme edinmem gerek, boya yapmak istiyorum.
Şu ara boş vakitlerimde blogda gerilere gidip eski yazılarımı okuyorum o kadar hoşuma gidiyor ki (kendini beğenme olarak algılanmasın ltf..) sonrasında içimden geçen "eminim bu sefer, artık yazmak istemiyorum, gerçekten istemiyorum" seslerine karşılık bir kıyamama olayı çıkıveriyor ortaya, hepsi verilmiş bir emek ve ben son noktayı koyamıyorum. Dileğim ruh halimin silkelenip kendine gelmesi, kah bunalım kah hayalci bir şekilde sürüp gitmesi.
Olmayacak hayaller peşinde yıpranmamak, bilinçaltında ne kadar korku, endişe varsa ortaya çıkıp, durup durup nüksetmemesini istiyorum. Sarılıyorum oğluşuma, elişine, ota, böceğe, resimlere..