hak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2012 Salı

Daha net nasıl söylenir bilemedim


‎1) Kamuya malolmuş şahsiyetlere ilişkin ileri geri konuşma hakkı, özel kişiler hakkında konuşma hakkından çok daha geniştir. Doğru düzgün yerleşik hukuka sahip olan ülkelerde bu ayrım gözetilir. Başkan Obama için "vatan haini ahlaksız herif" dersen ABD'de ceza almazsın; ama komşunun bacanağına böyle desen ödetirler. Kişiler siyasi ve sosyal önderlik rolüne soyunmuşsa, düşmanlarının da olabileceğini hesaba katmak zorundadır.

2) Kamuya malolmuş ve uzun zaman önce ölmüş şahısları alay ve aşağılamadan koruyan herhangi bir hukuk ilkesi düşünülemez. Jül Sezar'a laf sokabiliyorsan Muhammed veya İsa'ya da sokabilmen gerekir mantıken.

3) Kişilerin bundan dolayı alınıp gocunmaları sadece kendilerini ilgilendirir. Ahmet yahut Mehmet gocunacak diye kimse hakikatleri söylemekten alıkonamaz.

4) Benim söylemimden ötürü bazı kişiler veya zümreler saldırıya uğrayacak, zulüm görecek, toplumda marjinalleşecek, zulme ve hak ihlaline karşı savunmasız kalacak ise o zaman benim söylemim nefret suçunu oluşturur. Amerika'da MüslümanLARA yönelik bir hayli nefret söylemi var maalesef. Bununla mücadele etmek gerekir. Fırsatım ve gücüm olsa ben de mücadele etmek isterim. BU ÜLKEDE başörtülü Müslüman kadınlara yönelik ayrımcılık ve hakaretle, çok şükür, elimden geldiğince mücadele ettim yıllar boyunca. Etmeye devam edeceğim.

5) MüslümanLIĞA dair görüşlerim maalesef olumlu değildir. Bu görüşlerimi de istediğim ortamda istediğim dille çatır çatır ifade etme HAKKINA sahip olduğumu düşünüyorum. Ha, bu konu aslında gündemimde baş sırada yer alıyor mu? Hayır almıyor. Ayrıca insanları üzen, rencide eden sözler söylemeyi sevmem. AMA, hoşuma gitsin gitmesin eğer başka birileri, analarının ak sütü gibi helal olan ifade özgürlüklerini kullandığı için Müslüman linç güruhlarının saldırısına uğruyorsa, o zaman işin rengi değişir. O mücadelede saf tutmayı boynumun borcu bilirim.

Milyon tane gerizekâlının hakaretine de uğrasam o borcu savsaklamayı doğru bulmam.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Hakk = haqq


Arapça kalın qa ile haqq حقّ   “yasaya veya hakikate uygun olma, right”, ince ke ile hakk حكّ  “sert bir uçla oyma, to carve”.  Bizde de kullanılırlar, ilkinden hakhukukhakikathakkını helal et,hakkıdır hakka tapan, haklı davanızda yanınızdayız, muhakkaktahakkuk, istihkak, tahkikat vs. İkincisinden taşa yazı hakketmekhakkak.

Arapça qaf ile kef apayrı iki sestir, birbirine asla karışmazlar diye biliyoruz. İlki küçük dil civarında bir yerden, ikincisi sert damağın arka kemerinden söylenir. Herhangi bir tarihte, Arapçanın herhangi bir lehçesinde, kaflı bir sözcükten kefli türev türetilmesi ya da tersi olması, ya da birinin yanlışlıkla öbür türlü telaffuz edilmesi ihtimali zayıftır. O yüzden haqq ile hakk iki alakasız kelime deyip geçiyoruz.

*

Derken hokka sözcüğü aklımıza takılıyor: “taştan, camdan veya ağaçtan oyulmuş küçük kap.” Klasik devir Arap sözlüklerine göre bu kelime hem kaf hem kefle huqqa veya hukka yazılabilirmiş. Anlamı “oyma” fiilinden geldiğine göre kefle yazılması mantıklı, ama qafla yazılan şekil daha yaygınmış. (Türkçeye de qaflı haliyle gelmiş, öbür türlü hokka değil hükke olurdu.) Telaffuzda istikrarsızlık genellikle yabancı dilden alıntıya işaret eder. Acaba olabilir mi?

Nitekim bakıyoruz, Arapçayla akraba iki kuzeybatı dilinde, Aramice ve İbranicede kalın h ve kalın kaf ile Ḥ-Q-Q “taş veya metali oymak, sivri uçla kazımak - to engrave, inscribe, carve out.” Aramice sözcük, Babil ve Filistin lehçelerinde Milat öncesinden itibaren kaydedilmiş. Kefli hali yok, her zaman kaf ile yazılıyor. “Oyuk kap” anlamında ḥuqqā bulamıyoruz, ama kuşku yok ki eskiçağda Araplar bu nesnenin adını kendi dillerinde türetmekten ziyade, sanayi alanında daha gelişkin olan kuzey komşularının lehçesinden almış olmalılar.

Aramice sözlüklerde Ḥ-Q-Q fiilinin başka anlamına rastlamıyoruz. Ama Tevrat’tan beri İbranicede görülen ikincil anlam, “yasamak, kanun koymak, ferman etmek”. Anlam genişlemesi gayet mantıklı: yasaları, fermanları, sözleşmeleri taşa oymuşlar, hangi Şark Medeniyetleri müzesine gitsen bir sürü nümunesini görürsün. İbranice ḥuqqah חקּה   “enactment, statute, law, custom”. Bugünkü İsrail’de “anayasa” anlamında kullanılıyor. Ḥaqûq חקוק “taş veya metale hakkedilmiş" anlamında sıfat. Ḥiqqûq חקּוק eski metinlerde “oyulmuş şey”, günümüzde “yasa, kararname, resmen kayda geçmiş karar”. Ḥuqiyot חקיוט “yasallık”.

Arapçada “resmi belge” anlamına gelen bir de hucca = hüccet sözcüğü var, o daha da ilginç. Ama bugünlük bu kadar.