Sade yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sade yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2013 Salı

Bu ürünü mutlaka almalı mıyım?

Bir ağaç yeter
Bir arkadaşım facebook'ta güzel bir yazı paylaşmış. Gerçekte yazan kim bilmiyorum ama eline sağlık. Kendi kendimize bir şeyi çok beğenip almak istediğimizde sorabileceğimiz içsel sorular işte aşağıda:


Haydi madem AVM’lere gitmiyoruz, biraz da alışveriş alışkanlıklarımızı sorgulayalım.
Bir şeyi almak üzeresiniz, kendinize 'Buna GERÇEKTEN ihtiyacım var mı?' diye sorun.
Elinizde tutmakta olduğunuz şey çok hoş, aklınızdan genelde ilk olarak evet cevabı gelecektir çünkü zaten bir ihtiyaç ortaya koymuş ve almak için hamle yapmış bulunuyorsunuz.
Peki o zaman şu sorularla devam edelim:
'Bu alışverişi kendimi mutlu etmek için mi yapıyorum?'
'Mutlu olmam sadece buna mı bağlı?'
'Bu alışverişi başkalarına iyi görünmek için mi yapıyorum?'
'Diğer insanlar beni sadece sahip olduklarımla mi değerlendiriyor?'
'Öyleyse çevremdeki insanları tekrar değerlendirmem gerekmez mi?'
'Bu parça bana yük olacak mı? Evde yerim var mı?'
'Bu parçayı artık istemediğimde ne olacak? Başkasına verebilir miyim yoksa çöpü mü boylacacak?'
Çöpe gidecekse,
'Geri dönüşümü mümkün mü yoksa 500 sene sonra toprağı kazdıklarında benim çöplerimle mi karşılaşacaklar?'
Ve en önemli soru:
'Hayatıma bu parça olmadan devam edebilir miyim?'
'Bu parçayı başka nasıl elde edebilirim?'

'Takasla olabilir mi?'
'Arkadaşımdan isteyebilir miyim?'
Hepinize sevgiler 



Takas ve serbest geri dönüşüm-freecycle linkleri

Dünya'da pek çok şehirde takas etkinlikleri yapılıyor ve serbest geri dönüşüm (freecycle) grupları kuruluyor. Ben de bir süredir freecycle İstanbul'u takip ediyorum. Neler verildiğine inanamazsınız. Ben de bizim ve annemlerdeki eşyaları freecycle ile dağıtmaya başladım. Şimdiye kadar telsiz telefon, cep telefonu, rooter modem, organik fasulye konservelerimi, ufak elektrikli ev aletlerimizi, kıyafet ve ayakkabılarımı paylaştım. Bazı üyeler paylaşımlarım karşılığında kendileri de bana kullanabileceğim zeytin, zeytinyağı, börülçe, baharat, müzik ve film cdleri verdiler. Tayini sebebiyle bütün bir evini bile boşaltanar var. Bu güzel harekete siz de katılın, parasız ekonominin tadını çıkarın.

İnsanların karşılıksız paylaşımı kadar güzel bir şey daha yok, hele bir de bu sevgi olursa!












 


Takas Siteleri

http://www.olevole.com/
http://esyakutuphanesi.com/
https://projemefon.com/
https://www.biayda.com/
https://www.facebook.com/askidaekmekvar
https://www.facebook.com/hayatimisadelestiriyorum
https://apps.facebook.com/zumbara/?fb_source=search&ref=ts&fref=ts  ZUMBARA

FreeCycle Nedir?
Freecycle, elinde kullanmadigi esyalar olanlar ile, o esyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ucretsiz olarak e-mail yolu ile birlestirmeye ve geri donusumu arttirmaya calisan, uluslararasi bir projedir.

http://www.freecycle.org

İllere Göre FreeCycle Grupları
http://groups.yahoo.com/group/freecycleAnkara
http://groups.yahoo.com/group/freecyclebolu
http://groups.yahoo.com/group/freecyclecanakkale
http://groups.yahoo.com/group/freecyclediyarbakir
http://groups.yahoo.com/group/tepebasi-eskisehirturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecycleistanbul
http://groups.yahoo.com/group/freecycleizmir
http://groups.yahoo.com/group/kartepeturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecyclesinop
 
Anneler ve bebekleri icin: bebedonusum+subscribe@googlegroups.com
http://bebedonusum.blogspot.com/

Tüketim çılgınlığına karşı hareketler bunlar


Tüketimin esiri olmayın

Uzun bir süredir tüketim çılgınlığına karşı yaşamaya çalışıyorum. 
*Armağan ekonomisini çok seviyorum. Son zamanlarda takasa evde kullanmadığım pek çok eşyamı ve kıyafetlerimi hediye verdim ve inanılmaz hafifledim. Omuzlarımdan sanki büyük bir yük kalktı.
*Devamlı evde dolaşırken "buna ihtiyacım var mı?" diyerek bakınıyorum. İstemediklerimi bir kutuda biriktiriyorum ve freecycle üzerinden paylaşıyorum. 
*Bazı eşyalarımı sahibinden.com'dan ufak fiyatlara satıyorum. 
*Bankalarla ilişkilerimizi azalttık. Kredi kartlarımızdaki borçları kapatarak sayısını 2'ye düşürdük. Ben daha çok nakit ve limiti 150TL kadar komik olan bir kredi kartımı kullanıyorum, internetten kitap vs. alırken çok işe yarıyor ;) 
*Dışarıda yemek yerine evde hazırlıyoruz.
*Büyük marketlerin yerine yakınımızdaki esnaflardan alışveriş yapıyoruz.
*Genelde senede 2-3 kere kuaföre gidiyorum, o da yazın düğün veya saç kesimi için. Bu yüzden saçlarımı ya belime kadar ya da ufacık görebilirsiniz.
*Bir anne olarak yaptığım en büyük kalem harcamam sağlıklı, doğal, hormonsuz ve ilaçsız organik gıda alışverişi. İkinci olarak temizlik, sağlık ürünleri ve olmazsa olmazım kitap geliyor. 
*Aldığım ürünlerin geri dönüşümünün olabilmesine, çevreyi kirletmeyecek özellikte olmasına ve hayvan eziyeti içermemesine dikkat ediyorum.

Benimle aynı fikirde olanların buluştuğu hızla büyüyen yeni bir facebook grubunda da benzer bir paylaşım gördüm. Bu liste de Facebook Tüketmeyeceğim! Grubundan alınmıştır.Llisteye siz de ekleme yapabilirsiniz.

Siz de böyle bir hediye duvarı yapabilirsiniz
9. Listelenmiş şirketlerin ürünlerini tüketmeyerek boykot ediyorum.
8. Kredi kartı kullanmıyorum.
7 Bankaları kullanmıyorum.
6. Arkadaşlarımla ürün takasına girişiyorum.
5. Arkadaşlarımla buluşup, haftanın farklı günlerinde birimizin arabasıyla işe gidiyoruz.
4. İhtiyacım olmayan bir şeyi, ne kadar ucuz olursa olsun ASLA satın almıyorum.
3. Hemen evimdeki HER ŞEYİ inceliyor ve kullanmadığım HER ŞEYİ ihtiyacı olanlarla takas ediyor. Onlara veriyor ya da makul bir fiyatla satıyorum.
2. Küçük mahalle esnafını kullanıyorum.
1. İnsanları kandırmayan, onların yanında olan şirketleri, basın ve yayın organlarını destekliyor ve ürün alımımda onları tercih ediyorum.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Çocuklarınız hayatı yavaş yaşamayı öğrensin


Bir gün farkettim ki hayatım gittikçe hızlanıyor. Artık çocukluğumdaki gibi uzun uzun hiçbir şey ile ilgilenemiyorum, uzun uzun kitap okuyamıyorum, bir işi yaparken aklımdan diğer yapacaklarımı sıralıyorum. Yerimde oturamıyorum sanki habire yetişmem, yapmam gereken bir şeyler var. Parkta çocukları bir oyuncaktan ötekine koşturuyorum, eve dönünce yıkanacaklar, sonra bir de yemek pişecek, akşama bir sürü ev işi… Çalışan annelerin durumu ise daha vahim. Tüm günlerini okulda geçiren çocukları evde sıkılıyor diye çeşit çeşit aktiviteye koşturan, oyun gruplarına götüren ama durmadan ardı ardına yeni programlar yapan anneler var. Aman çocuğumun gelişimi eksik kalmasın diye alınan bin türlü oyuncak, teknolojiyi takip etsin geri kalmasın diye en yeni teknoloji ürünleri...

Hiç “Yeter artık dur. Bu normal değil!” dediğiniz oldu mu? Neden hayatımızı çok dolu, karmaşık yaşamak istiyoruz? Neden diğer yandan içimizde uzaklarda her şeyden apayrı yaşama isteği uyanıyor? İçgüdülerimizi takip edecek olursak hayatımızı daha yavaş, sakin ve mutluluk dolu yaşayabiliriz.


Pazarlama cambazlarının tüketici oyunlarından bir an uzaklaşabilirsek ne kadar gereksiz şeyi hayatımıza sokup o değerli zamanımızı paylaştığımızı anlayabiliriz. Aklımızda devamlı yer tutan bir seneden fazladır kullanılmayan eşyalardan kurtulmalı, giyilmeyen kıyafetler verilmeli. Biraz daha ileri gitmek isteyenler için Dave Bruno’nun “100 Thing Challenge-100 eşyayla yaşamak” blogu ilgi çekebilir. Benzer şekilde zamanımızı alan pek çok ilişki, iş ve alışkanlık da sınırlandırılabilir. Daha az olursa, daha yavaşlayabilir, daha çok içimize dönebilir ve kendimize daha çok zaman ayırabiliriz.

Teknolojiyi kullanmak harika bir şey ama onun yüzünden daha fazla çalışıyoruz, her gün saatlerce bilgisayar başında duran anne babaları çocukları takip ediyor. Eski filmler yavaş geliyor, artık takip edemeyeceğimiz hızda filmler revaçta. Çocuklar daha hızlı ilerleyen bilgisayar oyunları oynuyorlar, bebekler bile çizgi film izliyorlar en az her 3 saniyede bir karesi değişen.

Hayatımız gerçekten de film kareleri kadar hızlı mi ilerliyor? Küçük yaştan itibaren teknolojik ekranlara maruz kalan bir jenerasyon olarak bunun beklentisi içindeyiz. Çocuklarımıza da farkında olmadan aynı yanlışları yapıyoruz.

Ne yazıkki hayat o kadar hızlı ilerlemiyor. Hatta son derece yavaş, ancak kendi hızında sabit değişimler yaşanıyor. Biraz daha sabırlı olabilen beklemeyi öğrenen çocuklar daha çok mutluluk yakalıyor,. Ama en çok da ekran bağımlısı çocuklar gerçek hayatta bocalıyor. Hayat ekranlardaki kadar hızlı aksın istiyor. Ama olmuyor! Çocuklarımızı stresten uzak tutmak için hızlı tüketimden uzak tutarak hayatı yavaş yaşamaya yönlendirmeliyiz.

İşte sizin ve çocuğunuzun hayatını yavaşlatmak ve daha fazla keyif almak için birkaç önerim:

-Doğada vakit geçirin, uzun uzun hayvanları, bitkileri, ağaçları, böcekleri, çiçekleri, yaprakları inceleyin ve üzerine konuşun. Kafanız boşalır ve doğanın gücü ile rahatlarsınız.

-Şehirdeyseniz çocuğunuz ile birlikte geri dönüş zamanını planlamadığınız bir park gezintisi planlayın. Uzun uzun kedilerle oynayın, salıncakta sallanın, kaydıraktan kayın, bir sürü yeni arkadaş ile tanışsın, oynasın.

-Kitap okumaktan hoşlanan çocuğunuzla uzun uzun kitap okuyun, ne zaman biteceğine o karar versin.

-Bir haftasonu da çocuğunuzu alışveriş merkezlerine, aktiviteden aktiviteye taşımak yerine ailecek evde oturun, birlikte oyunlar oynayın, bulmaca yapın, keyifli vakit geçirin.

-Çocuğunuz ne zaman isterse yemek yesin, uyku uyusun. Günlük planınıza sadık kalmak adına zorlama yapmayın. Çocuğunuzun içgüdülerine güvenin.

-Çocuğunuzla birlikte zaman geçirirken “geç kaldım, yetişmem lazım” gibi kelimeleri kullanmayın, günlük planınızı boşaltın.

-Bir yere yetişmeniz gerekirken çocuğunuza sanki tüm gün vaktiniz varmış gibi hissettirin, aceleye gelmeyen işler aksamaz.

-En güzel günler neşeli geçen günlerdir. Başınıza ne gelirse gelsin, çocuklarınıza daima gülümseyin, neşe ile isteklerinizi anlatmaya çalışın.