Çocuk psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2014 Salı

Anne çocuk "Gel Oyna"da birlikte tahta oyuncak oynayın


Gel Oyna


Oyun oynamak büyük küçük herkesin çok sevdiği bir aktivite. Doğal ebeveynlikte de anne, baba ve çocuğun birlikte geçirdiği doğal oyun vakitleri çok önemli bir yer tutuyor. En çok doğal malzemelerden üretilmiş oyuncakları çok seviyorum. Daha önce çocuklarımın çok sevdiği logy manyetik ahşap oyuncaklarımızı yazmıştım. Bu sefer gittiğim özel bir tahta oyuncak dükkanını kızlarım çok sevdi. Hatta her hafta anne-baba-çocuk birlikte gidilebilecek bir oyun mekanı.

Bu doğal oyuncak dükkanının sahibi sevgili Şule Şenol’u yıllar önce fuar düzenlediğim zamanlardan tanıyorum. Projesini yürüttüğüm HOBİZ Keyifli İş ve Yaşam Fuarı’mıza 2004 yılında tahta oyuncaklarıyla katılımda bulunmuştu. Tahta oyuncak işini severek yıllardır yeni projeleriyle sürdürmeye devam ediyor. Şule hanım “Gel Oyna” adını verdiği dükkanında yüzlerce tahta oyuncağı anne, baba ve çocuklarla dükkanın atölye kısmında oyun oynatarak hatta tahta oyuncak yapmayı öğreterek buluşturuyor. Çocuk oyunları, montessori, waldorf gibi eğitim konularında oldukça bilgili olan Şule Şenol, okullara ve anne babalara oyuncak seçiminde danışmanlık yapıyor. Şule hanım’ın web sitesinde oyuna dair pek çok değerli yazısı da var. Dilerseniz www.ahsapoyuncak.web.tr üzerinden de dükkandaki oyuncakları alabiliyorsunuz.

"Hangi oyuncakla oynamak istersiniz?"
Sosyal sorumluluk projelerine çok önem veren ve oyunun halkın her kesiminde birlikte oynandığındaki birleştirici gücüne inanan Şule hanım senelerdir Meydan AVM’de açık alanda tahta oyuncak oyun atölyeleri düzenliyor. Ayrıca ekolojik pazarlarda da tahta oyuncaklı aktivitelerde bulunuyor. Etkinlikler için Facebook Gel Oyna sayfasına bakabilirsiniz. Sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirdiği oyun odaklı T-istasyonu projesinin de ayrıca bir T-istasyonu facebook grubu var.

Resimler için devamına bakın...


T-istasyonu Projesini dinlemek için resme tıklayın
İşte en sevdiğimiz oyuncak dükkanını ziyaretimizden bazı kareler:


Çocukken her zaman bayıldığım tahta atlar işte burada.


tahta yoyolar
Kızlar yoyoları seviyorlar. Bir dahaki sefere gittiğimizde yoyo almak istiyorlar.

Tahta oyuncaklar

Solda üstte waldorf için tahta birbirine geçmeli yarım daire oyuncak, tahta bebek evi, topaçlar, tahta arabalar...
Bulmaca küpleri ve tahta şekil bulmacaları.
 
 
tahta kutulu oyuncaklar
Çeşit çeşit tahta oyuncaklar... Altta yerde ufacık tuğlalardanev yapma seti inşaat yapmayı seven baba ve oğullar, kızlar için çok yaratıcı bir oyuncak. Tuğlaları mısır nişastası ve kum karışımından malç ile yapıştırıyor ve istediğiniz zaman tekrar su ile ayırabiliyorsunuz.

Ortada renkli nota çanları
Orf ve müzik grupları için çok eğlenceli.
 
Montessori blokları
 Montessori eğitimi için kendi setinizi oluşturabileceğiniz tahta bloklar, küpler ve üçgenler.


Minyatür çerçeve
 Tahta oyuncak yapım atölyesi şeklinde yapılmış bu çerçeveyi çok beğendim.

tahta bebek evi
Kadıköy Özgürlük Parkı içerisinde benim de iki senedir parkta çocuklara daha evvel blogumda paylaştığım üzere kitap okuyarak destek verdiğim KitapOkuyan Çocuklar Projesi neticesinde yeni açılan İnteraktif Çocuk Kütüphanesi’ne de bu oyuncaktan vermiş Şule hanım.

Atölye

Kızlar oyuncak yapım atölyesini geziyorlar.

oyuncak kesme aletleri


Şule hanım tahta oyuncak yapımında kullanılan tahtaları istenilen şekillerde kesen ve delen elektrikli aletleri tanıtıyor.

Basit kıl testere ile tahta kesiyoruz.


Çizdiğim sonsuz sembolünün kıl testere ile kesildikten sonraki hali.


Kızlar kukla yapmak istiyor ve masa başına oturuyorlar. 

kukla yapıyoruz
Deniz hanım kızlara tahta çubuk, tahta toplar, keçe, keten kumaş ve renkli boyalarla kukla yaptırıyor.







Minik ellerden canlanan tahta kuklalarımız.

Kızlarım bu eğlenceli aktivite dolu dükkandan bir sonraki sefere topaç ve yoyo alma hayalleri ile ayrılıyorlar. Çocukların en sevdiği ve değer verdiği oyuncaklar kendi yaptıkları veya sizin onlar için yaptıklarınız oluyor. Eğer çocuğunuza gerçekten yaratıcı oyuncaklar vermek istiyorsanız Gel Oyna’ya uğramanızı mutlaka öneririm.

Adres: Gel Oyna, Şemsettin Günaltay Cad. Bostaniçi Sok. Birlik Apt. No:4A Bostancı-İstanbul Tel: 0216 363 38 44



25 Mart 2014 Salı

Çocuklarınızın besinlerini yeşillendirin!



Çiğ ve yeşil beslenme son iki senedir kışı daha güçlü atlatmamıza yardımcı oluyor. Emekli çocuk doktorumuz Hülya Sonugür her zaman ilk sebze sonra diğer besinler derdi. Her öğünde yenen sebzeler özellikle de koyu yeşil yapraklılar besin değeri açısından insan bedeni için çok çok önemli.

Çocuklarımıza neden koyu yeşil yapraklı sebzeleri yedirmeliyiz?
İnsanların sindirim yapısı otoburlara daha yakındır. Otobur beslenme vücudu alkali yapar ki bu da hastalıkları yenmede büyük rol oynar. Bu sebeple sağlıklı olmak ve böyle kalmak için çocuklarımızı bebeklikten itibaren koyu yeşil yapraklı sebzelere ve yeşil içeceklere alıştırmalıyız.
Datça Murat Çiftliğinden aldığım yeşillikler ve onlara yakışan meyve sebzeler

Çocuklarımıza hangi yeşillikleri yedirmeliyiz?
Çocuklarına yeşil gıdaları, salataları yedirmek sanırım tüm annelerin en zorlandıkları konulardan biri. En sağlıklı olan kara lahana, ıspanak, ısırgan ve diğer otlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler, potasyum, kalsiyum, çinko ve magnezyum içerdiği için mutlaka yenmeli, suyu içilmeli diyor uzmanlar.

Yeşilliklerin içerikleri:
Havuçtan çok daha fazla A-vitamını, portakaldan çok daha fazla C-vitamini, tam buğdaydan çok daha fazla E-vitamini, sütten çok daha fazla B2-Vitamini ve sindirlebilen kalsiyum ve kaliteli protein içerirler. En önemlisi meyve, kuruyemiş ve asit üreten yiyeceklerden daha fazla alkali mineralleri kalsiyum ve magnezyumu içerirler.

Isırgan otu ile Organik marulun karşılaştırması:


Isırgan otunda:
30 kat daha fazla C-vitamini
20 kat daha fazla Provitamin-A
40 kat daha fazla kalsiyum
25 kat daha fazla magnezyum
50 kat daha fazla demir vardır.

O yüzden yabani yenebilir otlar süper süper doğal yiyecek olarak düşünülebilir.

Çiğ kendir tohumunda vücudumuz tarafından kolayca emilebilecek Omega3,6,9 bulunur. Keten tohumu ve çiğ susam tohumu da bu açıdan faydalıdır.

Yeşilliklerin diğer faydaları:
-Tüm bağımlı olduğunuz yiyecekleri bırakmanıza ve zararlı gıdalara canınızın çekmesine son vermeye,
-Sabahları yataktan zıplayarak kalkacak enerjiye sahip olmanıza,
-Çocuklarınızın her türlü diş problemlerini geri döndürmeye,
-Kendi ağız hastalıklarınızı geri döndürmeye ve ağız sağlığınızı korumaya,
-Her türlü vitamin ve mineral eksikliğinizin tamamlanmasına ve önlenmesine yardımcı olur.

Ne kadar tüketilmeli:
Yeşilliklerden günlük besinleri elde etmek için çocuklarda günde yarım kilo, yetişkinlerde günde 1 kilo koyu yeşil yapraklı tüketmek gerekiyor. Sadece marul ve kereviz sapı yeterli olmaz, her çeşit yabani yenebilen ot tarımsal olarak üretilenlerden kat kat fazla mineral ve vitamin içerir.

Kolay lezzetli yeşil smoothie:
-Yarım kilo taze ıspanak
-2 tam olgun muz (daha kremalı olması için fazla da konabilir)
-1lt su

Hepsi yüksek devirli blendarda çekilir. Pipetle çocuklara servis edebilirsiniz.

Yeşil gıdaları yemek istemeyen çocuklara nasıl yedirebiliriz?
Yeşillikleri çocuklara yedirmek için püf noktalar:

Çocuklar binbir zahmetle hazırladığınız yeşil yemekleri yemek istemeyebilir. Bu ingilizce video size biraz yardımcı olabilir.



1. Yeşilliklerinizi keyif ve zevkle çocuğunuzun önünde yiyerek örnek olun. Böyle devam eden bir kaç gün sonrasında çocuğunuz size meraklanıp soracaktır. Denemelerine izin verin ama zorlamayın. İşin püf noktası bu zorlamadan sabırla beklemek.

2. Eğer bir salata yiyorsanız çok lezzetli bir salata sosu ekleyin. Çocuğunuza neyi sevdiğini sorun, oyun oynayın. Onların isteklerini yerine getirdiğinizi hissetsinler. Salatalarını en favori salata sosları ile sunun. Duyulduklarını ve onlara sorulduğunu hissetsinler.

3. Yeşillikleri gizleyerek sunun. Kara lahana, ıspanak, yabani otları yemesini istiyorsanız smoothie içine gizleyin. Saf muzlu smoothie ile başlayarak (blenderda su ve muz) içine ufak ufak parçalarla gittikçe artan şekilde yeşilleri ekleyin. İlk renk yeşil bile olmazken gitgide halen çok tatlı olan yemyeşil bir içecek olacak.

Bir başka yöntem de hurma gibi tatlı bir şeyi, salata yaprağına sararak vermek. Verdikten sonra yanlarında kalın ve heyecanlı bir olaymış gibi davranın.

4. Yeşil içecekleri eğlenceli bir pipetle sunun.Ör. Çocuklar bir sürü halkası olan bir pipeti kulanırken içecekten ziyade pipete odaklanırlar.

5. Çocuğunuza en favori yemeğini sorun. O yemeği pişirin fakat öncesinde salata yemesi gerektiğini söyleyin. Çocuğunuza ne yiyeceği konusunda onun da karar vermede bir rolü olduğunu hissettirmiş olacaksınız. Ancak bir karar verilince ona sadık kalın, bu önemli bir nokta.

6. Hayvanat bahçesine gidin ya da yabani hayvanları inceleyin, haklarında kitaplar okuyun. Hayvanların doğada nasıl otçul beslenip barış dolu yaşadığını gözlemlesinler.

Çiğ beslenme hakkında daha fazla bilgi için: Green up your child, www.therawfoodfamily.com

29 Nisan 2013 Pazartesi

"Beslenme Dedektifi" Kelly Dorfman 1-2 Haziran 2013'de İstanbul'da



Çocukların beslenmesi ile davranışların ilişkisi
Çocukluk rahatsızlıkları ile beslenme arasındaki saklı ilişkileri inceleyen ve 
bu konuda ödül kazanmış bir kitabı da bulunan Kelly Dorfman 1-2 Haziran’da İstanbul’da.

 Bu blogdaki duyuruya 1 Haziran'a kadar yorum yapan 3 kişi Kelly Dorfman'ın 
"Doğru Yiyecek Sağlıklı Çocuk" kitabı hediyesi alacak!

Beslenmenin çocuklardaki etkileri; 1 Haziran 2013 Cihangir Yoga İstinye
Yemek seçen çocuk; 2 Haziran 2013 Cihangir Yoga İstinye

Beslenmenin çocuklardaki etkileri
Beslenme davranış, idrak ve sağlığı nasıl etkiliyor?

Kulak enfeksiyonları ile gelişim ilişkisi: Çocuğun gelişim sorunu ile gıda intoleransı/besin alerjisi ilişkisi. Kulak enfeksiyonları, işitsel gelişim, gelecekteki dikkat sorunları.

Diğer beslenme sorunları: Farklı tip besin reaksiyonlarını anlamak.

Çocuklarda besin reaksiyonları ve ne yapılmalı? Sentetik boyalar ve şeker çocukların davranışlarını ve ruh hallerini nasıl etkiliyor?

Beslenme ile kabızlık ve reflü ilişkisi: Gıda alerjisi/reaksiyonlar kabızlık ve reflüye nasıl sebep olur? Bağırsak kasları nasıl güçlendirilir?

Duyu Bütünleme Bozukluğu ve Yemek Yeme Davranışları: Sinir sistemi ve önemi. Stres hormonları yemek seçimini nasıl etkiler? DBB ve çocukluk çağı obezitesi.

Kimler için:
 Ebeveynler, hamileler, çocuklarla çalışan eğitimciler, psikologlar, öğretmenler, çocuk doktorları

Tarih:
 1 Haziran Cumartesi 10.00-14.00

Ücret:
 150 TL (eş için %50 indirim)

Yer:
 Cihangir Yoga, İstinye

Tercüme:
 Tercüme yapılacaktır.

Bilgi ve kayıt için:
info@cihangiryoga..com
Tel: 0212 277 11 90

Yemek seçen çocuk

Yemek seçen çocuk: Yemek seçmenin sebebi ve aileler bu konuda neler yapabilir?

Glüten neden sorun yaratıyor?Çölyak hastalığı ve çölyak hastalığı dışındaki glüten hassasiyeti. Glütensiz beslenme denemesi nasıl yapılır?

Yağlar ve beyin: Farklı yağ tipleri. Zorunlu yağ asitleri eksikliğinin semptomları. Depresyon, anksiyete ve bipolar (manik depresif) bozukluklarda balıkyağı kullanımı.

Dispraksi hastalığı (hareket planlama noksanlığı): Motor hareket planlamanın öğrenme ve dil gelişimine etkisi. Dil gelişimi için fosfolipitler.

Kimler için:
 Ebeveynler, hamileler, çocuklarla çalışan eğitimciler, psikologlar, öğretmenler, çocuk doktorları

Tarih:
 2 Haziran Pazar, 10.00-14.00

Ücret:
 150 TL (eş için %50 indirim)

Yer:
 Cihangir Yoga, İstinye

Tercüme:
 Tercüme yapılacaktır.

Bilgi ve kayıt için:
info@cihangiryoga..com
Tel: 0212 277 11 90

Önemli Not:
 Kontenjan sınırlı olduğu için kayıtlar başvuru sırasına göre yapılacaktır. Kesin kayıt için ödemenin yapılmış olması şarttır. Her iki çalışmaya katılanlar için ücret 260TL’dir. Eş indirimi ayrıca geçerlidir.

KellyDorfman, MS, LND
Beslenme ve biyoloji konusunda mastır derecesi olan Dorfman, Çocuğunuz Ne Yiyor?* kitabının yazarı. Çocukluk rahatsızlıkları, davranış sorunları gibi pek çok konunun beslenmeyle ilişkisini araştıran Dorfman Amerika’da “Beslenme Dedektifi” olarak tanınıyor. Otuz yılı aşkın tecrübesiyle temel sorunları hızlıca ortaya çıkaran ve araştırmalara dayanan denenmiş stratejileri kullanan Dorfman, ebeveynlere olan desteğinde pedagog, psikolog, tıp doktorlarıyla yakın çalışmalar yapıyor. Lisanslı bir beslenme uzmanı olan Dorfman, Amerika’nın çeşitli bölgelerinde verdiği seminerlerin yanısıra Living Without dergisinde köşe yazarı ve Huntington Post’ta blog yazarı.

http://kellydorfman
.blogspot.com
www.kellydorfman.com
www.huffingtonpost.com/kelly-dorfman


*Kitap Mayıs sonu Doğan Kitap Anne Baba Akademisi bünyesinde yayınlanacaktır.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Annelik bunalımları


Her anne zaman zaman bunalır. Merkür etkisi olsa gerek diyen bir arkadaşım bana 2 yaşındaki oğlu ile nasıl mücadele ettiğini, bir türlü nesi olduğunu anlayamadığı, çocuğun hiçbir şey istemediğini, devamlı ağladığını ve hiçbir şeyden memnun olmadığını anlattı. Günü mahvolmuş, zaman zaman çocuğuna zarar verme hisleri taşıyan anneler… bu kadar zor olduğunu bilmiyorduk di mi?

Anneyken insan kendisinin yeni yönlerini keşfediyor. Nasıl tehdit edilir, bağırılır, kızılır, öfkeden çıldırılır ben de zaman zaman yaşıyorum. Sonra da kendimden ve anneliğimden hiç memnun olmuyorum. Ancak biliyorum ki annelik yaşayarak öğrenilen bir şey, öyle kitaplardan okumak sadece zor anlarda hatırlanırsa yardımcı oluyor, çoğu zaman da olmuyor. Okunanları gerçekten ufak ufak yaşama geçirmek gerekiyor. Bir süre iyi gitsem sonra tekrar afallıyorum.  Gelecekten zaman zaman korkuyorum böyle bir anne olursam ileride yandım, çocuklarım hiç sözümü dinlemez diye.

En fenası ise kızlarla anne-kız rolünü değişerek oynadığımız evcilik oyunlarında çıkıyor. Mükemmel bir yemek masası hazırlayan dört yaşındaki kızım bize tahta tabaklarda kestiği ufak kağıt yemekleri sunuyor. Renkli bardaklarla çay ikram ediyor. Sonra yemeği yemezseniz büyümezsiniz diye öğretirken bir yandan da yemezsen alırım gibi tehditler savuruyor. Eee, çocuklar annelerinin kopyası derler ya, oynayın evciliği öğrenin hatalı yanlarınızı çocuklarınızdan!

İşte anne olan arkadaşlarıma konuştuğumda hepsinin zaman zaman yaşadıkları bunalımları paylaşmaları beni çok rahatlatıyor . Demek tek başıma değilim, öyle mükemmel anne de yok! Hepimizin öğreneceği çok şey var. Zaman zaman kendi annelerimin seslerine kulak versem de z-kuşağının çocuklarına göre adaptasyon kolay olmuyor. Yine de her zaman çıkmaza düştüğümde hatırladığım tek ortak nokta var:

Sevmek, gülmek, neşeli davranmak, oyunla anlatmak, kendini onun yerine koyup ben böyle davranılmayı ister miydim diye düşünmek!

İşte sonunda ben de annelik bunalımlarımdan kurtulup blog yazmaya güç bulabildim. Umarım okuyan annelere tek başlarına olmadıklarını hatırlatmıştır …

Sevgiyle kalın.


http://blog.milliyet.com.tr/bashico

Çocuklarınız hayatı yavaş yaşamayı öğrensin


Bir gün farkettim ki hayatım gittikçe hızlanıyor. Artık çocukluğumdaki gibi uzun uzun hiçbir şey ile ilgilenemiyorum, uzun uzun kitap okuyamıyorum, bir işi yaparken aklımdan diğer yapacaklarımı sıralıyorum. Yerimde oturamıyorum sanki habire yetişmem, yapmam gereken bir şeyler var. Parkta çocukları bir oyuncaktan ötekine koşturuyorum, eve dönünce yıkanacaklar, sonra bir de yemek pişecek, akşama bir sürü ev işi… Çalışan annelerin durumu ise daha vahim. Tüm günlerini okulda geçiren çocukları evde sıkılıyor diye çeşit çeşit aktiviteye koşturan, oyun gruplarına götüren ama durmadan ardı ardına yeni programlar yapan anneler var. Aman çocuğumun gelişimi eksik kalmasın diye alınan bin türlü oyuncak, teknolojiyi takip etsin geri kalmasın diye en yeni teknoloji ürünleri...

Hiç “Yeter artık dur. Bu normal değil!” dediğiniz oldu mu? Neden hayatımızı çok dolu, karmaşık yaşamak istiyoruz? Neden diğer yandan içimizde uzaklarda her şeyden apayrı yaşama isteği uyanıyor? İçgüdülerimizi takip edecek olursak hayatımızı daha yavaş, sakin ve mutluluk dolu yaşayabiliriz.


Pazarlama cambazlarının tüketici oyunlarından bir an uzaklaşabilirsek ne kadar gereksiz şeyi hayatımıza sokup o değerli zamanımızı paylaştığımızı anlayabiliriz. Aklımızda devamlı yer tutan bir seneden fazladır kullanılmayan eşyalardan kurtulmalı, giyilmeyen kıyafetler verilmeli. Biraz daha ileri gitmek isteyenler için Dave Bruno’nun “100 Thing Challenge-100 eşyayla yaşamak” blogu ilgi çekebilir. Benzer şekilde zamanımızı alan pek çok ilişki, iş ve alışkanlık da sınırlandırılabilir. Daha az olursa, daha yavaşlayabilir, daha çok içimize dönebilir ve kendimize daha çok zaman ayırabiliriz.

Teknolojiyi kullanmak harika bir şey ama onun yüzünden daha fazla çalışıyoruz, her gün saatlerce bilgisayar başında duran anne babaları çocukları takip ediyor. Eski filmler yavaş geliyor, artık takip edemeyeceğimiz hızda filmler revaçta. Çocuklar daha hızlı ilerleyen bilgisayar oyunları oynuyorlar, bebekler bile çizgi film izliyorlar en az her 3 saniyede bir karesi değişen.

Hayatımız gerçekten de film kareleri kadar hızlı mi ilerliyor? Küçük yaştan itibaren teknolojik ekranlara maruz kalan bir jenerasyon olarak bunun beklentisi içindeyiz. Çocuklarımıza da farkında olmadan aynı yanlışları yapıyoruz.

Ne yazıkki hayat o kadar hızlı ilerlemiyor. Hatta son derece yavaş, ancak kendi hızında sabit değişimler yaşanıyor. Biraz daha sabırlı olabilen beklemeyi öğrenen çocuklar daha çok mutluluk yakalıyor,. Ama en çok da ekran bağımlısı çocuklar gerçek hayatta bocalıyor. Hayat ekranlardaki kadar hızlı aksın istiyor. Ama olmuyor! Çocuklarımızı stresten uzak tutmak için hızlı tüketimden uzak tutarak hayatı yavaş yaşamaya yönlendirmeliyiz.

İşte sizin ve çocuğunuzun hayatını yavaşlatmak ve daha fazla keyif almak için birkaç önerim:

-Doğada vakit geçirin, uzun uzun hayvanları, bitkileri, ağaçları, böcekleri, çiçekleri, yaprakları inceleyin ve üzerine konuşun. Kafanız boşalır ve doğanın gücü ile rahatlarsınız.

-Şehirdeyseniz çocuğunuz ile birlikte geri dönüş zamanını planlamadığınız bir park gezintisi planlayın. Uzun uzun kedilerle oynayın, salıncakta sallanın, kaydıraktan kayın, bir sürü yeni arkadaş ile tanışsın, oynasın.

-Kitap okumaktan hoşlanan çocuğunuzla uzun uzun kitap okuyun, ne zaman biteceğine o karar versin.

-Bir haftasonu da çocuğunuzu alışveriş merkezlerine, aktiviteden aktiviteye taşımak yerine ailecek evde oturun, birlikte oyunlar oynayın, bulmaca yapın, keyifli vakit geçirin.

-Çocuğunuz ne zaman isterse yemek yesin, uyku uyusun. Günlük planınıza sadık kalmak adına zorlama yapmayın. Çocuğunuzun içgüdülerine güvenin.

-Çocuğunuzla birlikte zaman geçirirken “geç kaldım, yetişmem lazım” gibi kelimeleri kullanmayın, günlük planınızı boşaltın.

-Bir yere yetişmeniz gerekirken çocuğunuza sanki tüm gün vaktiniz varmış gibi hissettirin, aceleye gelmeyen işler aksamaz.

-En güzel günler neşeli geçen günlerdir. Başınıza ne gelirse gelsin, çocuklarınıza daima gülümseyin, neşe ile isteklerinizi anlatmaya çalışın.

15 Eylül 2012 Cumartesi

z-kuşağı annesi nasıl doğal anne olur?


2000 sonrası teknoloji çağına doğan çocuklar daha anne karnında teknolojik aletler nasıl kullanılıyor öğrenmiş oluyorlar. Onların bu hızlı adatasyonun şaşırmamak elde değil. Bu çocukların gelecek yaşamı nasıl olacak? Sadece evdeki bilgisayarlarına bağlı yaşayan sanal sosyal gruplarda binlerce arkadaşı olan ancak tekini bile evine davet etmeyen çocuklar mı istiyoruz. İçe kapanık, gerçek hayatın yavaşlığından sıkılan...


Teknoloji hızla ilerliyor, gizlenen gerçekler ve bilgiler açığa çıkıyor. Şimdilerde free energy yani bedava enerji üzerine konuşuluyor. Örtbas edilen basit kanser ve hastalık tedavi yöntemleri ortaya çıkıyor. Bunlar ışığında bizi yönlendiren tüketim toplumunda nasıl mutlu ve sağlıklı çocuklar yetiştiririm, hangi ürünleri alacaklar, kullanacaklar, ben nasıl yetiştim soruları devamlı kafamı kurcalıyor. Cevapları bir yandan kendi aile geçmişimde aramaya çalışıyorum, bir yandan da internette aynı fikirlere sahip anne ve babalarla grubumda tartışıyorum, araştırıyorum ve okuyorum.

Bir çoğumuz henüz ufak bir çocukken ya da gençlik yıllarını yaşarken bilgisayarlar geliştirildi. Ben henüz ilkokuldayken evdeki olivettimde kardeşim ile saatlerce oyun oynadığımızı hatırlıyorum. Bir de haftasonları sabahları erkenden(!) saat 06.00 da kalkar ve 08.00’e kahvaltı saatine kadar televizyonda çizgifilm izlerdik. Tom&Jerry ve Red Kit’i çok severdik. Kaydettiğimiz video kasetlerimizi arkadaşlarımıza bile götürürdük. Akşam kuşağında saat 10.00’da başlayan filmleri izlemeye çok içim gitse de “Saat 10 yatağa kon” diyen babamı dinler ve yatar, ancak yine yatakta 1 saat kadar kitap okurdum. Halen vakit gece yarısını geçse bile yatarken kitap okurum ve çoğu zaman da ışığım açık uyuyakalıyorum ;)

Çocukluğumu hatırlamamın sebebi beni bugünlere getiren anne babamın nasıl bir eğitim uyguladığını anlamaya çalışmak. Çocuklarım bir gün beni de geçsin, aşsın isterim der annem. Bunu umarım böyle hisseder annem ve babam bir gün J

Çocuklarımı her şeyi merak eden, araştıran ve öğrenmeye hevesli bireyler olarak yetiştirmeyi istiyorum. Okusunlar, hayatta en değerli şeyleri bilgi olsun, kitap olsun. Her ne kadar elektronik kitapların çağına doğmuş olsalar da elle bir kitaba dokunmanın, tutmanın hissini hiç unutmasınlar istiyorum.

Çocukken her şeyi merak eder ve öğrendiklerimi etrafımdakilere anlatırdım. Hayatımda beni en çok dinleyen kişi sağolsun babamdır ve halen de dinlemeye devam ediyor. Onun sabrına erişmeye çalışıyorum. Ne zaman kızım bana bir şey anlatsa ona sanki çok zamanım var gibi davranmaya çalışıyorum. Çünkü büyüklerin zamanları her zaman azdır ve bunu zamanlarını çömertçe kullanan çocuklarımız henüz anlayamıyorlar.  

Nasıl iyi birer anne baba oluruz?

Bunun en kısa yolu kendi anne ve babalarımızı incelemekten geçiyor. Ne kadar iyilerse o kadar iyiliklerini örnek alır, hatalarını irdeler, kendimiz yapmamaya çalışırız. Dünyadaki en önemli işin ebeveynlik olduğunu düşünüyorum. Elimizde çok büyük bir gücü barındırıyoruz.

Peki z-kuşağı annesi nasıl doğal anne olur?

Teknolojinin esiri, sanal dünyayı gerçek hayata tercih eden mutsuz çocuklar yetiştirmek hatasına düşmek istemiyorum. Çocuklarım da benim gibi doğal yaşamdan zevk alsın, doğayı teknolojiden daha fazla hayatına soksun, ancak teknolojiyi hayatında bir araç olarak iyi kullansın istiyorum. Ben çocuklarıma teknolojik aletleri öğretmiyorum. Zaten onlar içgüdüsel olarak biliyorlar, hangi düğme açar kapatır, çok hızlı öğreniyorlar, sadece gözlemleyerek.

Bir ağacı parkta görsün, televizyonda değil, ona dokunsun sarılsın istiyorum. Gerçek dünya ve yaşamı tatsın, hissetsin istiyorum. Teknoloji ile yaşam çok hızlı ancak gerçek yaşam yavaş işliyor. Bilgisayar oyununda değil, gerçek bir tohum eksin, çıkmasını beklesin, büyümesini izlesin, sabrı ve emeği öğrensin istiyorum.  Sanal bir köpeği olmasın, gerçek köpekleri okşasın istiyorum. Doğaya saygılı, dünyayı seven ve korumak isteyen çocuklar yetiştirmeliyiz. Çünkü yarın dünya bugünkü gibi olmayınca çocuklarımız bizden hesap soracaklar. Yeşili seven çocuklar yeşil bir dünya ister…

Teknolojiyi, interneti hayatımda vazgeçilmez olarak görüyorum. Ancak bunları daha çok istediğim doğal gıda ve organik ürünleri temin etmekte kullanıyorum. Teknolojiyi kullanan anne ve babalar olarak, doğayı ve dünyayı koruyan ürün ve hizmetlere yönelik hareketi yaygınlaştırmamız gerektiğine inanıyorum. Bilinçlenen ebeveynlerin ekolojik ürünlere talebi arttıkça firmalar daha çok ve uygun fiyata üreteceklerdir.

Teknolojiyi bilinçli ebeveynler olarak her alanda avantaja dönüştürmeliyiz. Artık hayatımızda çok hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabiliyoruz. Örneğin, çocuğum hastalandığında gittiğim doktordan dinleyeceğimden çok daha fazlasını internetten öğrenebiliyorum.

Çocuklarımızı bu teknoloji dünyasında gerçekte ne mutlu eder?

Mutluluğu basit şeylerde bulsunlar istiyorum. Yoksa tüm bilgisayar oyunlarını getirin koyun, hiçbir şey bahçede arkadaşları ile koşturmaca oynamanın önüne geçemiyor. Hayatlarını sade yaşamayı öğrensinler, böylece büyük işlere daha çok vakitleri kalır. Sadeleşmeyi merak edenler için “Daha Sade Hayat” isimli kitabı önerebilirim.

Tüm oyuncaklara, her türlü elektronik eşyaya sahip olabilirler ama seçenek çoksa sıkılıyorlar. Arkadaşlarında var diye isteyen çocuklara en son teknoloji bilgisayar, ipad ve telefonların alınmasını anlayamıyorum. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar gerçek ve basit oyuncak inanın onları çok daha mutlu ediyor. Hele hiç oyuncak yoksa en güzel oynuyorlar, çünkü o noktada yaratıcılık en üst seviyeye çıkıyor. Doğada olmak ise bunu tek başına sağlıyor.

Anne benimle oynar mısın? diye soruyor kızlarım her gün.

En güzel oyun ise oyuncakla değil, anne ve babayla oynanan oyun tabii. Her çocuk kadar büyüklerin de oyun oynamaya vakit ayırmaları gerektiğini düşünüyorum. Kızlarım benimle oyun oynamadıkları günleri sevmiyorlar.

İnternette aynı bilinçte insanlar buluşmaya başladı. Z-kuşağı annesi olarak ben de yandaşlarımı internetten buluyorum.

Genç insanlarız ve teknolojiyi iyi kullanıyoruz. Senelerce bloglarımı yazıp arkadaşlarımla paylaşarak bireysel geçirdikten sonra kurduğum internet grubu sayesinde kendim gibi düşünen pek çok değerli anne ve baba ile tanıştım. Ürün, hizmet, çocuk bakımı ve diğer pek çok konuyu aramızda sosyal medyada paylaşıyoruz, birlikte öğreniyoruz. İnsanın fikirlerine ilgi gösteren ve değer veren kişilerle hayatta arkadaş olması çok önemli. Umarım çocuklarım da bu büyük ve karmaşık teknolojilerin dünyasında doğru insanlarla karşılaşırlar.

Çocukları mutlu etmenin kısa formülünü ise kızım bana geçenlerde tekrar hatırlattı. Sinirli bir anımda “anne lütfen gülümse!” dedi. Artık her kriz anında devamlı gülümsüyorum. Yüzünüzde gülümsemeniz hiç eksik olmasın!