FARKLI LEZZETLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FARKLI LEZZETLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2011 Cuma

CARTE DOOR YENİ TATLI SERİSİ

Reklam olarak algılanmasın ama buraya da yazmadan edemedim. Biri sizi sürprizleriyle hiç ummadığınız vakitlerde çok ama çok mutlu ediyorsa bir teşekkür edersiniz. İşte bu yazı bir teşekkür yazısıdır.

Sevgili Carte Door,
Son sürpizin ile mest olduk ailecek. İlk önce çikolatalı sufleyi denedik. Eşim dedi ki bir restoranda bir sufle ancak bu sufle kadar güzel olabilir. Daha da güzeli olamaz, yemedim şimdiye kadar.
Hakikaten öyle...
kekler_cikolatalikek
Sonra sırayı creme brule aldı... Bu kadar mı gönlün zengin, crem brulenin üzeri karamel ile doldu taştı, lezzeti kendini aştı... Bir paketin içerisinden çıkan iki ölçü de aynı gün yapıldı ve takip eden iki gün içinde tüketildi gitti aynı memnuniyetle...
gununtatlisi_cremebrulee
Sırada Fondan ve Can'ın en başından beri anne bundan yap dediği Macaronlar var. moderntarifler_fondanmoderntarifler_macaron
Belki torpili bu kez kendime yapıp Limonlu Keki yaparım...
kekler_limonlukek
Pudinglerimiz ise bekliyor sırasını...

Gönülden teşekkürler sana ve seni yaratan bizlere tanıtan ekibe...

İyi ki varsınız...

13 Mayıs 2010 Perşembe

PRAG'DAN LEZZETLER

Prag'da güzel bir Çek mutfağına sahip restoran bulalım deyip de et konusunda da seçici iseniz bilin ki aç kaldınız ya da hep aynı şeyi yiyor buldunuz kendinizi...

Kimden KLUBEM

Bu tecrübeyi yaşayıp sonrasında ne mi yaptık? Kendimizi pastalara vurduk tabi. Benim yediklerim arasında en güzeli şu mangolu dilim idi...

Kimden KLUBEM


Abur cubur yemek yok diye direnip şu pizza dilimlerine de yenildik... İlk iki gün direncimi koruyabildim sadece...
Kimden KLUBEM


Kahvaltılar otelde yapıldı. Çok geniş bir menümüz yok idi. Daha doğrusu çeşit çok idi ama bize uyanlar kısıtlıydı. Bolca isli kaşar peyniri, kızarmış ekmek, müsli, bal, marmelat, biraz kek çeşitlerinden ve bizi pek mutlu eden onların dilinde de Çay olan Caj bizim seçtiklerimizdi. Sabah kahvaltısında nasıl etli pilav yeniyor, etli çorba içilebiliyor şaşırdık. Salamlı omletlere iç geçirerek bakıp yine isli peynirimizi alıp oturduk masamıza... Yemediğimiz şeyin fotoğrafını da çekmeyiz diye de protesto ettik:)
Kimden KLUBEM


Pastalara devam...
Kimden KLUBEM


Abur cuburlardan bir diğeri Pietrin tepesinde Eifel'in küçük kardeşine tırmanmadan önce enerji toplanması için yenildi. Tatlılara son deyip tuzlu birşeyler isteyince, şartımızda "no pork" olunca önümüze soğuk tavuk şinitzelli sandwich sunuldu. Başka bir öneri yok mu deyince bu şahane marine edilmiş peynir ile başbaşa kaldık. Yemek isterseniz kulenin hemen altındaki kafede... Akşam güneş batmadan tepeye çıkmamız gerek... En güzel ışık bu saatte yakalandı. Sabah erken kalkıp fotoğraf çekecek dermanı bulamıyorsak en azından akşam ışığında fotoğraf çekmeliyiz dedim eşime. En güzel fotoğraflar bu tepede bu akşam ışığında çekildi...
Kimden KLUBEM


Bütün gün durmadan gezip akşam da geç saattlerde otele dönünce ertesi sabah güneş doğmadan kalkıp fotoğraf çekmek maalesef gerçekleşmedi. Gün doğumunda Prag fotoğraflarımız olamadı:(

Teselliyi bu goodies lerde bulduk:)
Merak edip yaklaşıyoruz...
Kimden KLUBEM


Metal Merdanelerde hamur sarılmış, toz şekere bulanmış...
Kimden KLUBEM


Sonra da ateş üzerinde pişirilmiş, tercihe göre ister yine tarçınlı şekere bulanmış ister fındıklı ya da bademli şekere...
Kimden KLUBEM


Sonrada yine arzuya göre ister nutella isterseniz de fıstık ezmesi sürülüyor.
Kimden KLUBEM


Tercih nutella:) Ortaya cinnamon bunsun daha hafif bir şekli çıkıyor. Az yağlı, boru şeklinde yemesi daha zor hali:) Biz patenti alıp İstanbul'a getirmeyi düşündük, Nasıl talep görür mü sizce:) Bizim gruptan bir arkadaşımız azmedip evde aynısı pişirmiş. Evdeki ahşap merdaneye aliminyum folyo sarıp fırının ızgara bölümünde ara ara çevirerek başarıya ulaşmış.
Kimden KLUBEM


Madem Çek mutfağında umduğumuzu bulamadık. O zaman ilk akla gelen mutfak tabi ki İtalyan Mutfağıdır...
Önce çorbalar gelsin dedik. Sonra bruschettalar... Çorba anlayışları ilginç idi. Haşlanmış sebzelerin üzerine sıcak su dökülmüş şekilde... Çorbanın suyunda sebzelerin lezzetinden eser yok çünkü... Arkadaş grubumuzdan bir kısmı bir başka restoranda şahit olmuşlar bu duruma. Sebzeleri kase içerisinde sofraya getirip sıcak suyu kaseye sofrada eklemiş garson:) Sağlıklı deyip sesimizi çıkarmadan yedik efendim...
Kimden KLUBEM


Vejeteryan pizzamız, peynir çeşitli pizzamız, makarnalar...
Kimden KLUBEM


Tatlısız olmaz... Panna Cotta'yı bir de burada tadalım...
Bol krema tadıyla başarılı...
Kimden KLUBEM


Dönüş vakti geldi... Akşama yolculuk var. Son bir kez daha oturup seyreyleyelim şu güzel şehri...
Kahve içelim, ancak hiç bir kafede kahveyi sıcak alamıyoruz. Fazlasıyla ılık, artık bunun bir hata değil gelenek ve tercih olduğunu anlıyoruz... Starbucks haricinde her yerde bu şekildeydi...
Kimden KLUBEM


Ilık kahve içmek güzel olmuyormuş ancak manzara bu durumu unutturuyor.
Kimden KLUBEM


Ve Savoy...
Seni son güne sakladık...
Kimden KLUBEM


Lavobaya inerken mutfağına rasladık. Camekanın ardından gururla gösteriyordun. Evet kesinlikle pasta da yemeliyiz burada dedik..
Kimden KLUBEM


Ancak gel gör ki hesaplar şaştı, yine et çeşidi problemi var, yine bizi tavuk yemeye mahkum bıraktın ama bu mahrumiyet ne güzeldi böyle....
Kimden KLUBEM


Hayatımda yediğim en güzel tavuk şinitzel idi. Yumuşacık sütlü tavuk...
O kadar güzeldin ki pastaya hiç yer bırakmadın...
Kimden KLUBEM

Eşim ve bir arkadaşımız önce şinitzel istemediler. O kadar gelinmiş farklı bir şey yiyelim diyerek. Seçimleri aynı yemek oldu. Beef with Tartar... Ancak sonuç hüsran... Gelen tabak aynen geri gönderildi. Garson kızımıza iyi pişmiş lafını üstüste söylediğimiz halde değil hafif pişirmek ateş yüzü görmemiş bir kıyma karışımı geldi. Yemediğimiz şeylerin fotoğrafını da hiç çekmediğimizden ispatını burada sunamıyorum. Bu güzel şehrin tek eksiği bu dil problemiydi. İngilizce bilen sayısı çok çok az, yol sorup cevap almak, garsondan net bilgiler alabilmek mümkün değil.

Çek halkı kendi halinde, kimse dönüp de size bakmıyor, hayatı aynı durgunlukla yaşayıp gülmeden geçiren sessiz sakin bir millet...
Sevdik biz onları. Kendi dünyalarında iyi niyetli hallerini ve bu şehri...
Kimden KLUBEM

3 Ekim 2008 Cuma

FIRIN KARDEŞLİĞİ ve BAYRAM

Fırının ısısını değerlendirmeyi çok severim. Yani fırın bir kere çalışmaya başladı mı bence arkası gelmeli, peşpeşe birşeyler pişmelidir. O zaman kendimi rahat hissederim.
Mesela bu kurabiyelerden 3 tepsi piştikten sonra sırada bekleyen çikolatalı kurabiye muffinler girdi fırına...
bademli nişasta kurabiyesi
Bademli nişasta kurabiyesi çocukluğumun lezzetlerinden biri, daha önce yayınladığım çilekli kek gibi hafızamı zorlayarak yaptığım bir tarif oldu ama aradığım lezzeti buldum...

çikolatalı kurabiye muffin 2
Neden mi çikolatalı kurabiye muffin ismi. Çünkü üstü çatlak kurabiye lezzetinde ve kıvamında oldular, altı ise bildiğimiz muffin lezzet ve kıvamında. Üstü çıtır altı yumuşak kek. Tarifini yakında ekleyeceğim.
çikolatalı kurabiye muffin
Elmalı tartımız ise fırını elmalı kek ile paylaştılar. Elmalı tarttan artan iç ile elmalı kek yapıverdim. Tartımı çok beğendim, beyaz tart kalıbı içerisinde dışarıda yediklerimizin görüntü ve lezzetini aratmadı. Tarifi yine yakında...
elmalı tart

Bu tatlımız fırını hiç bir tatlıyla paylaşmadı çünkü ocakta piştiler. Tarifi burada...

kakaolu muzlu rulo

Bu açmalar ise fırını tek başına doldurdular çünkü 4 tepsi olarak piştiler. Kalabalık bayram sabahı kahvaltı sofrası içindi.
acma

Bayramı güzel kılan, uzun süredir görmediğimiz sevdiklerimizle bizi biraraya getirmesiydi. Yaz boyunca pek fırsat bulup görüşemediğimiz komşularımızla da biraraya geldik, herkes tatilden döndü artık, sonbahar ve ardından uzun bir kış bizi bekliyor.
Kışı özledik, umarım hastalıklardan uzak güzel huzurlu bir kış geçiririz.

Bu truflar Punto Amcalar içindi. Punto Amca tatlılardan uzak durduğu için onun için doğal bir tatlı olan günkurusu kayısısı geldi aklıma. Aslında o kadar güzel bir tatlı ki. Ben çay ile kuru kayısı yemeyi çok seviyorum ama illa ki gün kurusu olmalı. İçine kendi çekirdeği kırılıp koyulduğunda çok daha lezzetli oluyor. Bademli kurabiye yiyormuşsunuz gibi...

çikolatalı truf

Punto Amcalarda çok güzel bir sürpriz yaşadık. Can paşa ilk defa adam akıllı yürüdü karşımızda. O gün eve döndüğümüzde de devam etti. Daha öncekilerden farklı olarak koltuklardan koltuklara değil doğrudan salonun ortasına doğru yürüdü. Bayrama bir güzel ilki sığdırmış olduk.

Herkes için umarım güzel bir bayram olmuştur. Biz büyükler için biraz yorgunlukla geçiyor bayramlar sanki, özellikle biz hanımlar için... Ama olsun, bayram demek tatil demek değildir, uzanıp dinlenmek değildir. Sevdiklerimize ulaşmak, bize ulaşanları buyur etmektir.
Bayram gibi bir bayram geçirmiş olmak dileğiyle...

19 Eylül 2008 Cuma

DÖNÜŞ PASTASI

IMG_7607_resize
Dönüş Pastası olsun bu pasta,
Birçok anlamda...
Bloğa dönüş
Mutfağa dönüş
Yazmaya dönüş
IMG_7609_resize
Yarın iki pasta daha yapmam gerekiyor, biri oğlum, biri eşim için...
İki başak erkeğimin de doğumgünü var

5 Mayıs 2008 Pazartesi

YEMEK-NAME MAYIS SAYISI

Bu ay Yemek-Name'de büyük bebekler için lolipop kurabiye, minik bebecikler içinse yoğurtlu pirinçli kabak yemeği hazırladım.

13 Mart 2008 Perşembe

DÜN VE BUGÜN

Bu hafta çok güzel geçti, sebebi ise ziyaretimize gelen sevdiklerimiz...

Can ile pek dışarı çıkamayınca bizi ziyarete gelsinler diye yollarını gözlediğim arkadaşlarım tek tek geldiler bu hafta. Dönüp bakınca nasıl geçti bu hafta günler diyorum. Cuma geldi bile...

Ziyaretimize gelsinler diye genelde davet etmek zorunda kalırım sevdiklerimi... Anne ve babam da dahil buna. Hatta ısrar ederim bazen, yerinden kımıldamak istemeyenler olur ya, hadi gelin, hadi gelin diye ısrar etmek zorunda kalırsınız... Sağolsunlar gelirler ama bazen de davetime icabet edilmez, o zaman da üzülür, gücenirim elimde olmadan... Bu hafta hiç gücendirmedi arkadaşlarım beni...

Ama içlerinde biri var ki ne davet bekler ne rica, bu açıdan apayrı yeri vardır ben de... Sizi görmeye geleceğim deyip, geldi dün onca yolu aşıp, bizi çok mutlu etti, daha önce Can'ı görmeye geldiği gibi yine... Bazı arkadaşlar söyler "ya bir ara sana gelcem/gelcez" filan da filan. Halen gelecekler bekliyoruz:) İnsan dediğini yapmalı, yapmayacağını da dememeli. Bakın, Gülriz'im size örnek olsun. Geleceğim der ve gelir...

Yetmedi bir de bloğuyla özdeşleşen papatya desenli tahinli kurabiyelerinden getirdi Gülriz. İçimi okumuş gibi, canımın kıyır kıyır bir kurabiye çektiğini bilir gibi yapıp getirmiş. Sabah düşünüp yapmak istemiştim, Can Ağa o kadar vakit izin vermez diyerek vazgeçmiştim.
Bu güzel birlikteliğe en yakın arkadaşlarımdan Emel'de katıldı, davete icabet ederek kırmadı beni sağolsun. O da benim gibi yeni anne ve çalışmayı bırakıp bebeğine bağlananlardan. İlk defa kızıyla başbaşa dışarı çıktı, cesaretini topladı ve geldi, bu yüzden ona da çok büyük bir teşekkür ediyorum. Bu arada blog camiasına o da katıldı, yaptığı lezzetli ve bir o kadar pratik tarifleri ve kızıyla geçirdiği günleri artık buradan sizlerle paylaşıyor.

Peki ben neler yaptım buluşma öncesinde...
Can Ağa sabah uyanmadan kalkıp önce muffinlerimi pişirdim. Üzümlü fındıklı kakaolu muffiler... Sabah ile öğle arasında ki uykusunda ise dilim poğaçayı.
Öğleden sonra da yoğurtlu havuç kızartmasını.
Bu hafta ziyaretimize gelen can arkadaşım Nazife'ye ve üniversiteden arkadaşım Fatma'ya da davetime icabet ettikleri ve bizi unutmadıkları için teşekkür ediyorum... Her haftamız böyle olsun diye de diliyorum. Günlerimiz çok daha güzel oluyor, fırınımızdan güzel kokular geliyor, çayımız kaynıyor, bir de üstüne güzel sohbetler ekleniyor ve günlerimiz işte böyle anlam kazanıyor...

10 Aralık 2007 Pazartesi

MAMMA

Dede ve babannemiz geldi. Can çok sevinçli.... Boynunu da yavaştan tutmaya başladı artık. Ama hala ellerinin farkında değil, ben ellerine zorla birşey tutturmaya çalışıyorum. Bu arada fotoğraflar hep gülerken ki halleri, mızmız halleri daha çok ama onları saklıyoruz:)

İşte yaptığım pratik tatlı mamalar...
Sevilerek tüketilen; Baharatlı, pekmezli, portakal aromalı kek
Pratik Tarif; Sütlü İrmik Pastası- meyve sosu ile birlikte...
Ama dede ve babannemizin getirdiği mamaların yanında benimkiler hiç kaldı. Doğal ve lezzetli bir çok ürün. Can torun henüz yiyemiyor ama ben yedikçe o da nasiplenir elbet.

Ertesi gün de kuzen Alp 5 yaşına girdi. Annesi gene evi bir güzel süslemişti. Benim pasta planlarım biraz ıslandı. Ganaj krema pastayı kaplamaya yetmedi. Tadından yinmez kıvamında idi ama görüntü süslerle kotarılmaya çalışıldı. Pandispanyayı Müge'nin damalı pasta tarifinde anlattığı şekilde yaptım. Hatta biraz da kırmızı gıda boyası kullanıp pembe bir pandispanya elde etmiştim. Buraya kadar çok başarılıydı. Kremalama kısmında acemilik yaşadık. Kuaförden gelip son anda yapılmaya çalışıldığından toparlama fırsatı da olmadı. Ancak Can'ın hatırına bizi mazur görürler yine de diyerek pastayı alıp yola çıktık kuzene doğru.

Bunlarda Gönül yengemizin el hünerleri,

İçi damla sakızlı muhallebi üzerinde eritme çikolata, meyve ve krokanlar ile tart

Meyveli ve damla çikolatalı 5.yaş pastası...
Tarifleri pek yakında...