Doğa Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2013 Perşembe

Yeşil Anne Işık Kırgız bebeği için ekolojik deterjan üretti!

Türkiye’de şehirde yaşayan bir doğal anne olmak kolay değil. Hayatımda yaptığım alışkanlık değişikliklerinden, yemeyi ya da yememeyi seçtiğim besinlerden, kullandığım ürünlere kadar pek çok eleştiri alıyorum. Devamlı artık normal ve dünyanın sağlıklı geleceği için şart olduğuna inandığım uygulamalarımın karşısında duranlara göğüs germek kolay değil. Buna karşın en büyük destek sosyal medyadan geliyor. Facebook üzerindeki Doğal Anneyim grubumdaki üye sayısının 6500'e yakın olması doğal ve ekolojik yaşama olan ilginin hiç de az olmadığını gösteriyor. Grupta özellikle ekolojik marka sahiplerini de ürünlerini anne ve babalara tanıtmaları konusunda teşvik ediyorum. Yeşil Anne Işık Kırgız ile yollarımız Doğal Anneyim grubunda kesişince çok mutlu oldum. Çünkü hem doğal beslenmeye önem veren, hem de anneleri Türkiye’deki yeşil doğamızı korumak için bilinçlendirmeye çalışan değerli annelerden biri Işık.

Işık Yeşil Anneyim blogunda geçenlerde benimle yaptığı bir röportaja yer vermişti. Röportajı okumak için tıklayın.

Enerjisine ve bir kimyager olarak yaptıklarına hayran kaldığım Yeşil Anneyim Blogu yazarı Işık Kırgız ile Türkiye’de bir kadın girişimci anne olarak ürettiği Mom’s Green Ekolojik Temizlik malzemeleri konuştuk.


Sevgili Işık, ekolojik deterjan yapma fikri nereden çıktı?

Başakcım; öncelikle sana Mom’s Green ürünleri ve www.yesilanne.com sitemize gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Önce biraz kendimi tanıtayım. Ben 34 yaşında , iki çocuk annesiyim. İTÜ Çevre Mühendisliği mezunuyum. İTÜ’de İşletme Yüksek Lisansı yaptım ve 1999 yılından itibaren gıda, kozmetik ve deterjan üretimi yapan yerli, yabancı birçok şirkette pazarlama müdürlüğü yaptım. Bir çok paketli ürünün üretim süreçlerini gördüm. Evimde de ailemi paketli gıdaların, kimyasal deterjanların zararlı, kanserojen etkilerinden korumak için kendimce yiyecek ve deterjan yapıyordum. Sebze, meyveleri İpek Hanım Çiftliği'nden, ekolojik pazarlardan ve kendi bahçemizden yiyorduk. Kendimce yeşilanne  idim :) İkinci bebeğimin doğması ile de Mom’s Green markası oluştu ve yesilanneyim.blogspot.com adresinden anneleri bilgilendirici yazılar da yazmaya başladım.

Marka nasıl ortaya çıktı, size bu konuda en çok kim cesaretlendirdi?

İkinci bebeğim prematüre bir doğum olduğu için bazı sağlık sorunları yaşadı ve beraberinde bir yoğun bakım süreci oldu. Bu süreçte bir çok bebeğin, özellikle de tüp bebek yöntemi çok yaygın olduğu için çoğul gebelikler sonucu prematüre doğduğunu, kimyasallara, alerjenlere karşı çok daha hassas olduğunu gördüm. Astım, alerji ve egzama çok görülen hastalıklar arasında maalesef. Hem kendi bebeğim hem diğer bebekleri ve çocukları zehirli kimyasal deterjanlardan korumak için bir marka yaratmaya karar verdim. Türkiye’de üretilen, annelerin karşılaştığı yemek, yağ, toz, çamur gibi lekelerde iyi performans veren fakat hiç bir kimyasal içermeyen bitkisel temizleyiciler olsun istedim. Mom’s Green Ecologic böyle doğdu. Çocuklarını gerçekten temiz ve sağlıklı bir ortamda büyütmek isteyen annelerin temizleyicisi oldu. Sloganımız da “Anne Sevgisi Kadar Doğal”…

Sana göre ev temizliğinde en önemli nokta nedir?

Gerçek temizliğin olduğu bir evde herhangi bir toksin olmaması gerekir. Sülfat, fosfat, formaldehit gibi kanserojen kimyasallar olmamalıdır. Doğal temizleyiciler kullanılmalıdır. Ellerin sık yıkanması gerekir. Evin mutlaka her gün 10 dakika havalandırılması gerekir. Su filtreli süpürgeler kullanılmalıdır. Yastık, yorganlarımızı da havalandırmalıyız.

Her oda da mutlaka yeşil yapraklı bir bitki olmalıdır. Yatak odasına  bitki konmaz karbondioksit verir bilgisi doğru değildir. Öyle olsa idi,  gece yeşillik ve orman olan bir yerde nefes alamamanız gerekirdi. Gece  bitkilerden çıkan karbondioksit, toplamda ortama verdikleri oksijen  yanında çok çok azdır. Ayrıca ortamdaki zararlı gazları temizleme özelliği de vardır.

Temizlik kokudan anlaşılmaz. En kötüsü de çamaşır suyu kokan bir ev temiz  değil, aksine kanserojen bir evdir. Kimyasal bir bulaşık deterjanı ile yıkadığınız bulaşıkların durulanabilmesi için 8 ton su gerekir, ama bulaşık makinaları 18 kg suyu tüm yıkama durulama boyunca kullanır. Bu sebeple kanserojen maddeler sizin ve çocuğunuz önce midesinde daha sonra tüm vucudunda birikir.

Pek çok anne artık aldıkların ürünlerin içeriğini sorguluyor. Ürettiğin deterjanların içeriğinde neler var?


Mom’s Green ürünleri içinde Hindistan cevizi yağı, palmiye yağı, buğday ve patates nişastasından elde edilmiş ekolojik yani insan ve çevre dostu hammaddeler bulunmaktadır. Fosfat, sülfat, formaldehit, paraben gibi, zararlı kimyasallar içermez, kalıntı bırakmaz.

Mom’s green markası ile ilgili hedeflerin nelerdir?


Mom’s Green’i ben çocuklarım için yarattım. İnşallah büyüdüklerinde yaşayan ve birçok annenin tercihi olan bir marka olur. Onlar yönetirler. Bu sebeple asla ticari sebepler uğruna  yalan söylemem. Çocuklarıma bırakacağım en önemli miras olmasını istiyorum. Temiz, dürüst bir marka olması için çalışıyorum. Çocuklarımız bizim en değerli varlığımız, onların sağlıklı olarak yetişmesi için bilinçli anneler olmamız gerekiyor.

Türkiye’de bu şekilde ekolojik deterjan yapan bir kaç firma var ama bir kadın girişimci aynı zamanda ufak bebek annesi olarak hem kariyer hem de çocuk yapmayı nasıl beceriyorsun?


Öncelikle, Mom’s Green kendi ailemin de ihtiyacından çıkan bir marka ve  çocukları koruma amacı olduğu için de bebeğim 2 aylıkken büyük bir hevesle çalışmaya başladım ve 6 aylıkken de ilk üretimi yaptım. Evden çalıştım, geceleri çalıştım. Bebeğimin uyku ve süt saatlerine göre ayarlayarak çalıştım. Şimdi bir yaşını geçti ve tüm gece uyuduğu için 23:00-03:00 arası en verimli olduğum zaman. Ev sessiz olduğunda blog yazıyorum, yeni ürünleri çalışıyorum. Annelerden gelen maillere cevap yazıyorum. İnsan isterse her şey için zaman bulabilir. Tabi uykumdan harcıyorum hafta içinde en fazla 4-5 saat uyuyabiliyorum.

Blogunda güncel çevre ve ekoloji konularına değiniyor ve pek çok anneyi bilinçlendiriyorsun. Buradan annelere vermek istediğin özel bir mesaj var mı?


Annelere mesajım, yapabildikleri her türlü ürünü evde kendileri yapsınlar. Buna yoğurt, ekmek, deterjan da dahil. Ama eğer bir formül tutturamadılarsa, sonuçtan memnun kalmadılarsa, annelerin yeterli zamanı yoksa hemen markete koşmasınlar. Kimyasal deterjanları almasınlar. Çocuklarının sağlığını düşünerek doğal temizleyiciler kullansınlar.

Mom’s Green organik deterjanların sanıldığı gibi pahalı değil. Ürünlerinin kullanılmasını teşvik için blog okurlarımıza nasıl bir davette bulunursun?


Ben ürünlerin ulaşılabilir olması için, işi çevirecek kadar bir kar ekleyerek elimden geldiğince uygun fiyatlı olmasına çalışıyorum. Şu anda www.yesilanne.com'da tüm ürünleri içeren %50 indirimli ve kargo bedava setimiz var. Onu alarak ürünleri denemelerini öneririm. Bu fırsattan yararlanmak için tıklayın.

17 Haziran 2013 Pazartesi

#toplanmahalle manifestosu

Taksim Gezi Parkı'nda 31 Mayıs 2013'te başta bir iki ağaç için başlatılan hareket aslında hepimizi insanlık, özgürlük değerlerimizi, tüketim, gıda ve yaşam koşularımızı sorgulamaya itti. Bunun için pek çok düşünür, araştırmacı, yazar, politikacı, öğretmen, öğrenci herkes fikir ve yorum paylaşımlarında bulunmaya başladı. Biz de anneler olarak tek bir seste hareket edelim istiyoruz. İşte sizin de mahalle bilincimizi geliştirmek adına paylaşmanızı önermek isteyeceğim #toplanmahalle manifestomuz. Daha güzel yarınlara ellerimiz kenetlenmiş, gönüllerimiz birleşmiş daha sevgi ve barış dolu bir dünyaya uyanmayı diliyorum.

******************************


Gezi Parkında ağaçların korunması, parkın doğal ortamının sürdürülebilmesi için başlayan direnmeyi ebeveynler olarak kendi mahallelerimizde başlatmak istiyoruz. Gezi  direnişi bize çevremizi korumak, ve doğa ile uyum içinde yaşamak adına çocuklarımızın ve bizim kendi yaşadığımız ortamda söz sahibi olabileceğimizi ve bir araya gelerek pek çok şeyi değiştirebileceğimizi öğretti.
Ve biz ebeveynler kendi mahallelerimize sahip çıkarak aşağıdaki manifestoyu imzalıyoruz

Ebeveynler ve çocukları için Toplanmahalle başlıklı Manifesto

Mahallemiz doğaya saygılı, temiz, yaşayanlarının birbiriyle bilgi, eşya, ihtiyaç, oyun, sanat, çevre bilinci gibi pek çok şeyi paylaşabildiği bir yerdir. Mahallemizin park alanları oyun ile beraber çeşitli aktiviteleri sunup, paylaşabildiğimiz yeşil alanlardır. Anne, baba ve çocuklar buralara oynamaya, paylaşmaya, ve doğayı tanımaya gelirler. Nasıl bir mahalle istediğimiz konusunda konuşabilir ve beraber karar alabilir, gönüllü destekler verebiliriz. Bizler bu mahallede yaşayan ve çeşitli yaşlarda çocukları olan ebeveynleriz.
Bu hareket belli ortak değerler altında toplanmıştır

Mahalle
— İlişki,iletişim, çevre bilinci, tüketim söylemi, oyun ihtiyacı olan bir grubuz. Burada yaşayan ebeveynler olarak bu konuda konuşmaya başlıyoruz, aktiviteler düzenliyoruz. Ve yaptığımız şeylerin ortak faydalarından beraber yararlanıyoruz

İşbirliği
 — Beraber karar veriyor, beraber uyguluyoruz. Bunları birbirimizle fikir paylaşarak, kaynak değişiminde bulunarak (oyuncak, kıyafet v.s değişim günleri),  çevre bilinci ile hareket eden, sağlıklı beslenmeyi destekleyen tüketim alışkanlıklarını yayarak yapıyoruz. Bu bilinçle davranan mahalle market/bakkal dükkanlarını destekliyoruz.

Açıklık 
— Birbirimizin bilgi birikimi ve mesleki katkılarını paylaşıyoruz. Bunu açık havada çeşitli kermes benzeri aktiviteler ile "masama gel sende öğren" gibi başlıklarla paylaşıyoruz. Çocuklarımızın mahalleliden görerek öğreneceği "ayakkabı boya", tamir yap" gibi paylaşım atölyeleri bunlara bir örnek olabilir. Küçük meslek gruplarını çocuklarımız ile tanıştırıyoruz. Ortak çocuk havuzu gibi paylaşımlar düşünerek çocuklarımızı birbirimize bırakabiliyoruz

Çeşitlilik
— Farklı bilgi, faklı statü, farklı yaş, farklı gelir seviyesi gibi pek çok farklılığı içimizde bulunduruyoruz. Beraber oynuyor, beraber, düşünüyor, ve birbirimizin farklılıklarından öğreniyoruz

Sürdürülebilirlik 
— Doğaya doğru davranmak, doğal kaynakları korumak, çevreye duyarlı bir yaklaşımla yaklaşmak gibi konuları konuşuyoruz. Mahallemizde sokaklara, ağaç diplerine atılan çöp, sigara izmariti, gezdirilen sahipli köpeklerin dışkılarının kaldırım ortalarına bırakılmaları gibi konularda düşüncelerimizi paylaşıp, aksiyon alıyoruz.

Oyun 
—Unutulmaya yüz tutmuş oyunları yeniden canlandırıyoruz. Mahallenin teyzesi ile 5 taş oynuyor, ip atlıyor, top oyunlarını keşfediyoruz. Eskiden olduğu gibi mahallenin kaldırımlarına iniyoruz.

13 Kasım 2012 Salı

Haydi çocuklar kışın parka



Bizim çocuklar henüz yuvaya gitmiyor. Biz de bir doğal anne çocuk oyun grubu oluşturduk. Haftada iki gün buluşuyoruz. Bir gün oyun günümüz var. Bütün gün çocuklar parkta birlikte oynuyorlar. Yiyecekleri de yanımıza alıp anne ve çocuklar güzel bir gün geçiriyoruz. Güneş, rüzgar, yağmur, çamur demeden süren bu aktivite hepimize çok iyi geliyor. Havanın çok şiddetli yağmurlu geçtiği bir günde ise aramızdan birinin evine sığınıveriyoruz, oyun günü orada devam ediyor. Doğrusu benim gibi annelerle güzel paylaşımlar yaptığımız bu günü iple çekiyorum her hafta.Her Çarşamba saat 11.00-13.00 arası Kadıköy Özgürlük Parkındayız. Gelmek isteyenler o günün katılımı için mesaj atabilir.
 

Yine bir gün de kitap okuma gününe başladık. Yine parkta güzel sakin bir çardak altında buluşuyoruz. Çocuklar yanlarında bir kitap getiriyor. Seçilen bir iki kitap getiren anne tarafından grup halinde oturmuş çocuklara dramatize ederek okunuyor. Kitap hakkında çocukların fikirleri soruluyor. Kitabın vermek istediği mesaj üzerinden geçiliyor. Sonra çocuklar tekrar çayır çimen koşturmaya başlarken biz annelere de biraz sohbet zamanı kalıyor.Bugün içinde Pazartesi saat 11.00-13.00 Kadıköy Özgürlük Parkındayız.Gelmek isteyenler o günün katılımı için mesaj atabilir.

Şehir parkları oyun grupları düzenlemek için çok güzel ortamlar. Parklar özellikle kışın daha çok hoşuma gidiyor. O kadar çok bitki nasıl renk değiştiriyor, yaprak döküyor, tohum saçıyor. Bir de yaza göre çok daha boş oluyor, sanki tüm park bize kalmış :) Bizim gittiğimiz Özgürlük Parkı çok büyük bir park. Kadıköy Belediyesi çok güzel bir iş yaparak, yüzlerce çeşit bitkinin, ağacın, çiçeğin devamlı bakımını yapıyor, bir yandan her mevsim türlü türlü yeni çiçekler ekiyor. Kaç kere seranın ve yönetim binasının yanından geçerken burada çalışmak ne harika olurdu diye aklımdan geçirdiğimi hatırlamıyorum :)

Çocuklar da parka bayılıyor. Değişik bitkileri göstererek, anlatarak şehirde mümkün olduğu kadar bir çevre bilinci geliştirmeye çalışan anneler için ideal bir yer. Çocuklarına şehirde doğayı anlatmayı seven annelere bir de Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesini gezmelerini tavsiye ederim. Her iklime uygun bitkilerin ve ağaçların sergilendiği bahçede çocuklara özel bir çok atölye de düzenleniyor. Eğer tıbbi bitkilerle ilgileniyorlarsanız Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi  de hoşunuza gidecektir. Sağlık Çevre Okulu programı çerçevesinde atölye çalışmaları arasında ekolojiden, ekmek yapımına, doğal doğumdan, bitki fotoğrafçılığına pek çok konu var. Yine çocuklara özel sanat, çevre, mini bahçe kurma, böcekler gibi onlarda programı mevcut.

Haydi anneler çocuklarımızı parklara götürelim!

28 Ağustos 2012 Salı

Havuçlu kekimi kaptım, parkta doğumgünü partisi yaptım!


Çocuklar 2-3 yaşına geldi mi doğumgünü partilerini bol arkadaşlı ve oyun dolu kutlamayı istiyorlar. Ev ortamına dar gelebilecek misafir sayısı karşısında şehirli anneler arasında oyun/aktivite merkezlerindeki doğumgünü partileri popüler olmaya başladı. Bu merkezlerdeki partiler eğlenceli geçse de maddi olarak daha ekonomik ve alternatif bir doğa partisi yapmak isterseniz en yakınınızdaki parkta açıkhavada kutlama yapmanızı öneririm.

Biz de bu sene park arkadaşlarımızın başlattığı geleneğe katılarak doğum günümüzü parkta kutladık. Evimizin yakınında piknik masaları bulunan büyük bir park var. İlk yıllarda evimizde yaptığımız kutlama bu sefer de parkta çok keyifli geçti. En güzeli çocuklar çok keyif aldı.


Eğer dışarıda park ortamında bir parti düzenleyecekseniz dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var:

-İlk olarak bir haftalık hava durumunu kontrol edin. Davetiyelerinizi ilettikten sonra bir iki gün öncesinde tekrar kontrol edin. Yağmur yağma durumunda kapalı alana geçilebilecek alternatif bir kutlama bölgesi planlayın.

-Parti alanını belirlemek için fazla süse gerek yok, uzunca bir ipe balonları bağlayın. Pasta kesimi sonrasında çocuklara bu balonları dağıtabilirsiniz.

-Bardak, tabak, peçete, piknik masası için örtü alırken plastik ürünler yerine kağıt olanları tercih edin. Evden çatal, kaşık, bıçak getirebilirsiniz. Tüm çöplerinizi parti sonrasında iyice toplamayı unutmayın.

-Davetli olan annelerden tatlı veya tuzlu bir ikram getirmelerini isteyebilirsiniz. Siz de iki üç ikram eklediniz mi masanız kolayca dolacaktır.

-İçecekleri unutmayın, çocuklara su, meyve hoşafı vermeyi düşünebilirsiniz. Biz şekerli meyve suları ve asitli içecekleri tercih etmedik. Tabii yetişkinler için çay ve kahve şart. Büyük termoslarınızı hazır edin.

-Doğumgünü pastası herhalde tüm çocuklar tarafından en heyecanla beklenen ikramdır. Harika bir pastanız olursa tüm çocuklar partiye bayılırlar. Ben de içeriğini doğal ürünlerle hazırladığım krema soslu havuçlu kekimi yaptım. Öyle havalı şekiller, karakterleri yoktu ancak bu seneki tüm aile doğumgünlerinde yetişkinler ve çocuklar tarafından beğenilerek sonuna kadar tüketildi.

Aşağıda en sevdiğim yemek kitabımdan şekersiz kek tarifimi bulabilirsiniz. Bu tarifle esmer bir havuçlu kekiniz oluyor. Malzemeleri organik ve doğal köy ürünlerinden seçecek olursanız kekin tadı çok daha lezzetli oluyor. Ben kitaptaki tarife ek olarak muhallebi şeklinde bir krema hazırlıyorum.

Kek için:
-Yaklaşık 2 su bardağı tam buğday unu
-1 tatlı kaşığı karbonat
-1 tatlı kaşığı tarçın
-yarım tatlı kaşığı toz karanfil
-bir tutam muskat rendesi
-yarım çay kaşığı doğal kaya tuzu (mineral değerleri NaCl sofra tuzuna göre daha yüksektir)
-3 su bardağı (4-5 adetten) havuç rendesi (organik havuçlar kimyasal gübre artığı içermezler)
-1 su bardağı dövülmüş ceviz (ilaçız kabuklu cevizleri tercih edin)
-2 çorba kaşığı yoğurt (evde mayalanmış yoğurt gibisi yok)
-4 yumurta (oda sıcaklığında)
-1.5 çay bardağı zeytinyağı (ben soğuk sıkım sızma zeytinyağı kullanıyorum)
-1 su bardağı pekmez (keçiboynuzu ya da üzüm pekmezi kullanıyorum)

  1. Yaklaşık 30 santim çapında kek kalıbınızı yağlayıp unlayın. Yapışmaz yüzeyli kalıplar bir çeşit plastikle kaplandıklarından yüksek sıcaklıkta kaplamadan madde sızar. En sağlıklı olan cam ve toprak (güveç) kaplardır.
  2. Fırınınızı 160 (turbo 140) derecede ısıtın. Un ve karbonatı eleyerek bir kaba alın, elekte kalan kepeği una ilave edin. Baharatı ve tuzu ekleyip güzelce karıştırın.
  3. Havuç rendesi, ceviz ve yoğurdu ayrı bir kabın içinde bekletin.
  4. Yumurtaları iyice kabarıncaya kadar, yaklaşık 10 dakika çırpın. Zeytinyağı ve pekmezi ekleyip tekrar güzelce karıştırın. Yumurtalı karışımın içine önce unlu, sonra havuçlu karışımları ilave edin. Tüm malzemeleri çok kısa süre tahta kaşık ile harmanlayın. Unu kattıktan sonra uzun uzun karıştırmayın, keki lif lif yapar.
  5. Önceden hazırladığınız kalıba döküp üzerini düzeltin. Sıcak fırının alttan ikinci rafında yaklaşık 1 saat pişirin. Kekin ortasına batırdığınız kürdan temiz olacak. Not: evdeki turbo fırınımda kek en fazla 30 dakikada pişiyor. Ancak ilk 20 dakika fırını açmayın, kek içine çöker.
  6. Piştikten sonra 10 dakika kalıbın içinde dinlendirin. Bir bıçak yardımıyla keki kalıbın kenarlarından kurtarın ve tersyüz edin. Tekrar düz yüzüne çevirip tel ızgarada soğumaya bırakın.

Kreması için :
-yarım litre süt (tercihen çiğ süt, yoksa günlük pastörize cam şişe sütü)
-2 tepeleme yemek kaşığı tam buğday unu
-1 tatlı kaşığı keçiboynuzu pekmezi unu (aktarlardan alınabilir)
-yarım çay bardağı pekmez
-1 kutu labne peyniri (isteğe bağlı)
-1 yemek kaşığı tereyağı ya da kaymak

Süsleme için:
-Üzüm, badem, dut, çıtır beyaz leblebi, kuru yabanmersini vb. kuruyemişler

1. Krema için bir tencerede süt, un, keçiboynuzu pekmezi unu karıştırılır. Kaynamaya başlayınca koyulaşıncaya kadar karıştırmaya devam edilir. Ocaktan indirmeden önce pekmez, terayağı ve labne katılır. Labne katılınca biraz daha sulanıyor.

2. Kek telde dinlenip biraz soğuduktan sonra yatay olarak ikiye kesilir. Ardından istediğiniz şekilde kesebilirsiniz. Ben doğumgünü için kelebek, yıldönümü için kalp şeklinde kestim. Kremayı iki kat arasına ve kekin üstüne dökün. Son olarak da kekin üstünü kuruyemişlerle süsleyin.

Şekil olarak pastanelerdeki mükemmel keklere benzemeyebilir, ancak tadının tüm damaklarda uzun süre kalacağına emin olabilirsiniz. Şekersiz oluşu, pekmezle tatlandırılması keki çok daha hafifletiyor.

Benzer şekersiz ve beyaz unsuz tariflere ulaşmak isterseniz Arzu Aygen-Ülfet Aygen tarafından yazılmış “Beyaz Unsuz, Şekersiz, Hamur İşleri” kitabına bakabilirsiniz.

Hepinize çocuklarınızla sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.

24 Ağustos 2012 Cuma

Doğayı seven çocuklar yeşil bir dünya isterler


Çocuklarımızda doğa bilincini nasıl geliştireceğiz? Hele oldukça kalabalık ve kirliliğin fazla olduğu büyük şehirlerde. Şehirde büyümüş ve çocuklarını da şehirde yetiştiren bir anneyim. Zaman zaman doğa sevgim yüzünden benim de bazı cesur anne babalar gibi Ege sahillerine göç etme hayallerim oluyor. Ancak gerçekler ve yaşadığımız koşullar bizi şehre öyle bağlamış ki kalmaya devam ediyoruz. Peki kaçmak yerine şehirde nasıl bir doğal hayat sürdürebiliriz? Çocuklarımıza doğayı şehirde nasıl anlatabiliriz?

Kendimce evde doğa ve çevre bilincini ufak çocuklarımda oluşturmak için uyguladığım bir kaç yöntemi anlatmaya çalışayım.

Yeşil bir mahalle seçin. Şehirlerde büyük merkezlerde neredeyse yeşil alanlar sıfır. Hele bazı sokaklarda hiç ağaç bile yok. Şehrin daha yeşil bölgelerinde yaşamayı seçebiliriz. Ben ilk çocuğumu doğurmadan önce özellikle her gün gidebileceğim nerdeyse bir koru büyüklüğünde bir belediye parkı olan bölgeyi seçtim. İki çocuğum da her gün dışarı çıktılar.

Evde yeşil bitki, çiçek ve sebze yetiştirin.  Çocuğunuz ile birlikte beğendiğiniz çiçeklerin tohumlarını alın, birlikte saksılara gömün, her gün sulasın. Çiçek nasıl yetişir görsün. Sebze yetiştirmeyi de deneyebilirsiniz. Sebzelerin bol ürün vermesi şart değil, zaten balkon ortamında eğer permakültür ile ilgilenmiyorsanız yüksek verim almak zor. Yine de profesyonel balkon sebzesi yetiştiricileri de var. Biz tohumdan birkaç domates, biber fidesi ve maydanoz, nane, dereotu gibi denemeler yaptık. Verimi düşük olmasına rağmen çocuklar her biberi kendileri kopararak afiyetle yiyor.

Her mevsimde parkı ziyaret edin. Yağmur yağarsa salyangoz ve solucan gezileri, kışın kardan adam yapma ve kartopu oynamak için park harika oluyor. Parkta her mevsimde pek çok farklı bitki, ot gösterebilir, ağaçların her mevsim nasıl değiştiğini anlatabilirsiniz. Kızlarımın en sevdiği şey yaprak dökümü sırasında bir demet yaprak toplamak oluyor. Parkta ağaç budama dönemlerinde bulduğunuz ufak dalları eve gelip suya koyabilir, onları köklendirebilirsiniz. Kozalaklar toplayıp evde ufak süsler yapabilir. Tohum ve çekirdekleri biriktirip tekrar doğaya atabilirsiniz. Parka gidemediğiniz zamanlarda apartmanın eğer varsa bahçesinde bile ufak otlara çocuğun ilgisini çekebilirsiniz.

Evde atıkları ayrıştırın. Kendinize en basit olarak organik ve katı atık şeklinde iki tane ayrı çöp edinin. Birine mutfak yemekleri ve ıslak atıkları, birine de cam, plastik, metal ve kağıt atıklarını koyun. Ancak bunları temiz koymaya dikkat edin. Çöp toplayıcılar size teşekkür edecek. Tabii biraz daha uğraşıp katı atıklar için farklı farklı çöp ayrıştırma kutuları da hazırlayabilir, evinizin yakınındaki atık toplama kutularına atabilirsiniz. Çocuklarınızı da bu aktivitelere dahil ederek meyve çekirdeklerini biriktirip doğaya atmayı unutmayın.

Sokak hayvanlarını ve diğer canlıları anlatın.Pusetle dolaşırken ya da yürürken sık sık etrafınızda gördüğünüz canlılara, kedi, köpek, kuş ve böceklere dikkat çekin. Ne kadar canlı davranışlarını anlatır ve gözlem yaparsanız ileride olabilecek olası fobileri engellemiş olursunuz. Çoğu köpek ve kediden korkan kişi aslında bu hayvanların vücut dillerini nasıl kullandıklarını bilmiyorlar. Hayvanlar rahatsız olduklarında veya korktuklarında ilk olarak vücut dilleri ile bunu belli ederler.

Hafta sonlarında doğaya kaçamak geziler düzenleyin.  Eğer imkanınız varsa deniz ve göl kıyısına, büyük korulara, milli parklara doğa gezileri düzenleyebilir çocuklarınıza doğayı daha detaylı gösterebilirsiniz. Ayrıca çocuklar için ekolojik çiftliklerde doğa aktiviteleri dolu günler ve kamplar düzenleniyor.

Bunlar şehirli anne ve babalar olarak doğa konusunda yapabileceğimiz şeyler. Aklınıza gelecek başka maddeleri de siz listeye ekleyebilirsiniz.

Çocuklar yeşili severlerse ileride hayatlarında bunu yaşatmaya çalışacaklardır. Yeşil bir dünya için çocuklarımızı bilinçlendirelim.

http://blog.milliyet.com.tr/bashico
http://bashico.blogspot.com
http://www.facebook.com/groups/dogalanneyim